On dokuzuncu yüzyılın sonunda İstanbul'da çocuk ölümleri çok yüksekti. Kızamık, kuşpalazı, yani difteri, çiçek ve kolera gibi hastalıklar her yıl binlerce çocuğun hayatını kaybetmesine yol açıyordu. Bu dönemde II. Abdülhamid'in emriyle Şişli'de kurulan Hamidiye Etfal Hastane-i Âlisi, Osmanlı'nın ilk modern çocuk hastanesi oldu. Hastane, 1899'da hizmete açıldı ve çocukları parasız olarak tedavi etti. Bugün Şişli Hamidiye Etfal adıyla hizmet veren hastane, bu mirası yüzyılı aşkın bir süredir sürdürüyor. Bu yazıda hastanenin kuruluş öyküsünü, o dönemin çocuk sağlığı sorunlarını, hastanenin yapısını, çalışma düzenini ve tıp tarihindeki yerini anlatıyoruz.
Hastanenin kuruluşu, kaynaklarda II. Abdülhamid'in kişisel bir acısıyla ilişkilendirilir. Padişahın küçük kızı Hatice Sultan, 1898'de kuşpalazından hayatını kaybetti. Kuşpalazı, çocukların boğazında zar oluşturarak nefes almalarını engelleyen bulaşıcı bir hastalıktı ve o dönemde çocuk ölümlerinin en önemli nedenlerinden biriydi.
Anlatılana göre padişah, kızının ölümünden sonra İstanbul'daki çocukların bu tür hastalıklardan korunması için bir çocuk hastanesi kurulmasını emretti. Hastanenin yapımına kısa sürede başlandı ve bir yıl içinde tamamlandı. Hastane, padişahın adına atfen Hamidiye, çocuklar anlamına gelen Etfal kelimesiyle birlikte Hamidiye Etfal adını aldı.
Ek bilgi
DOĞRUSU
Hastanenin kuruluşunun II. Abdülhamid'in kızının ölümüyle ilişkilendirilmesi, dönemin kaynaklarında ve sonraki anlatılarda yaygın olarak yer alır. Ancak hastanenin kurulmasında, dönemin hekimlerinin çocuk sağlığı konusundaki uyarıları ve İstanbul'un artan nüfusunun sağlık ihtiyaçları da önemli bir rol oynamıştır. Kuruluş, kişisel bir acı kadar bir sağlık politikasının da ürünüdür.
Kuşpalazı serumu ve Bakteriyolojihane
Hastanenin kurulduğu dönem, tıpta büyük değişikliklerin yaşandığı bir dönemdi. 1890'larda Alman hekim Emil von Behring ve Fransız hekim Émile Roux, kuşpalazına karşı serum tedavisini geliştirmişti. Bu serum, hastalığın tedavisinde büyük bir başarı sağladı ve çocuk ölümlerini önemli ölçüde azalttı.
Osmanlı'da da bu gelişmeler yakından izleniyordu. İstanbul'da 1893'te kurulan Bakteriyolojihane-i Şahane, kuşpalazı serumunu üretmeye başladı. Bakteriyolojihanenin başında, Fransız hekim Maurice Nicolle bulunuyordu. Bu kurumun ürettiği serum, Hamidiye Etfal Hastanesi'nde de kullanıldı.
Telkihhane ve aşının yaygınlaşması
Hamidiye Etfal'den birkaç yıl önce, 1892'de İstanbul'da Telkihhane-i Şahane kuruldu. Bu kurum, çiçek aşısı üretiyor ve aşının ülke geneline dağıtılmasını sağlıyordu. Çiçek hastalığı, o dönemde çocukların en çok korktuğu hastalıklardan biriydi ve hayatta kalanların yüzünde kalıcı izler bırakıyordu.
Telkihhane'nin ürettiği aşılar, okullarda, askerî birliklerde ve taşradaki sağlık görevlileri aracılığıyla uygulanıyordu. Okula kaydolacak çocukların aşılanmış olması giderek bir kural hâline geldi. Telkihhane, Bakteriyolojihane ve Hamidiye Etfal, birbirini tamamlayan üç kurum olarak, İstanbul'da çocuk sağlığını korumaya yönelik bir sağlık ağı oluşturdu. Bu ağ, aşı ve serum üretimini hastanedeki tedaviyle birleştiriyordu.
Pavyon düzeni
Hamidiye Etfal Hastanesi, dönemin modern hastane anlayışına göre pavyon düzeninde yapıldı. Bu düzende hastane, tek bir büyük bina yerine birbirinden ayrı küçük binalardan oluşuyordu. Her pavyon, farklı hastalıklara ya da farklı bölümlere ayrılmıştı. Bu düzen, bulaşıcı hastalıkların yayılmasını önlemek için geliştirilmişti.
Hastanenin pavyonları, geniş bir bahçe içine yerleştirilmişti. Bahçe, çocukların temiz hava almasını sağlıyordu. Hastanenin ilk binaları ahşaptı ve kısa sürede yapılmıştı. Sonraki yıllarda bazı pavyonlar yenilendi ve hastaneye yeni binalar eklendi. 1899'da Servet-i Fünun dergisinde Hamidiye Etfal HastanesiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Servet-i Fünun Dergisi. Dosya sayfası
Hastanenin bölümleri
Hastane, açıldığında farklı bölümlere sahipti. Bulaşıcı hastalıklar için ayrı pavyonlar, cerrahi işlemler için bir ameliyathane, bir eczane ve bir laboratuvar bulunuyordu. Hastanede aynı zamanda annelerin çocuklarıyla birlikte kalabileceği bölümler de vardı.
Hastanede tedavi parasızdı. Hasta çocukların ilaçları, yemekleri ve bakımı padişahın hazinesinden karşılanıyordu. Hastaneye her dinden ve her milletten çocuk kabul ediliyordu. Bu uygulama, hastanenin İstanbul'un farklı topluluklarından çocuklara hizmet vermesini sağladı.
Hastanenin hekimleri
Hamidiye Etfal Hastanesi, dönemin önde gelen Osmanlı hekimlerinin çalıştığı bir kurum oldu. Hastanenin kuruluşunda ve yönetiminde saray hekimlerinin önemli bir rolü vardı. Hastanede çalışan hekimler, Mekteb-i Tıbbiye'de yetişmiş ve bazıları Avrupa'da eğitim görmüştü.
Hastane, aynı zamanda tıp öğrencileri için bir eğitim yeri olarak da kullanıldı. Genç hekimler, burada çocuk hastalıkları konusunda deneyim kazanıyordu. Bu durum, Osmanlı'da çocuk hastalıkları alanında uzmanlaşmış hekimlerin yetişmesine katkıda bulundu.
Ek bilgi
YAYGIN İDDİA
Hamidiye Etfal'in Osmanlı'da çocukların tedavi edildiği ilk yer olduğu sanılabilir. Oysa çocuklar, daha önce de genel hastanelerde ve darüşşifalarda tedavi ediliyordu. Hamidiye Etfal'in özelliği, yalnızca çocuklara ayrılmış ve modern ilkelere göre kurulmuş ilk büyük hastane olmasıdır.
Hamidiye adının geçirdiği yolculuk
Hastane, adını padişahtan almıştı. 1909'da II. Abdülhamid tahttan indirildikten sonra bazı kurumların adları değiştirildi. Hamidiye Etfal Hastanesi'nin adı da bir dönem farklı biçimlerde kullanıldı. Ancak halk arasında hastane, Etfal ya da Hamidiye Etfal adıyla anılmaya devam etti.
Cumhuriyet döneminde hastane, Şişli Çocuk Hastanesi gibi adlarla hizmet verdi. Daha sonraki yıllarda hastane, yetişkin hastalara da hizmet vermeye başladı ve genel bir hastaneye dönüştü. Bugün hastane, Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi adıyla hizmet vermektedir.
Çocuk sağlığının bir toplum meselesi olması
Hamidiye Etfal'in kurulması, Osmanlı'da çocuk sağlığına bakışın değiştiğini de gösteriyordu. Çocuk ölümleri artık kaçınılmaz bir kader olarak değil, önlenebilir bir sorun olarak görülmeye başlanmıştı. Bu bakış açısı, aşılama kampanyalarının, okul hekimliğinin ve halk sağlığı çalışmalarının da önünü açtı.
On dokuzuncu yüzyılın sonunda Osmanlı'da çiçek aşısı yaygınlaşmış, karantina uygulamaları düzenli hâle gelmişti. Hamidiye Etfal, bu sağlık politikalarının çocuklara yönelik en somut kurumlarından biriydi. Hastane, aynı zamanda annelere çocuk bakımı konusunda bilgi verilmesini de amaçlıyordu. Etfal Hastanesi'nin saat kulesiGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Rapsar. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji 1893: Bakteriyolojihane-i Şahane'nin kurulması 1894: Kuşpalazı serumunun Avrupa'da kullanılmaya başlanması 1898: Hatice Sultan'ın kuşpalazından ölümü 1899: Hamidiye Etfal Hastane-i Âlisi'nin açılması 1909: II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesi
Cumhuriyet dönemi: Şişli Çocuk Hastanesi adıyla hizmet
Bugün: Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Bir babanın acısından bir şehrin hastanesine
Hamidiye Etfal Hastanesi'nin kuruluş hikâyesi, kişisel bir acının nasıl bir kamusal hizmete dönüşebileceğini gösterir. II. Abdülhamid'in kızını kuşpalazından kaybetmesi, İstanbul'un binlerce çocuğu için bir hastanenin kurulmasına yol açtı. Bu hikâyenin dokunaklı yanı, hastanenin kuruluşunun yalnızca bir padişahın hayırseverliğiyle değil, dönemin tıbbi gelişmeleri ve sağlık politikalarıyla da bağlantılı olmasıdır.
Hastanenin pavyon düzeni, bulaşıcı hastalıklara karşı aldığı önlemler ve parasız hizmet anlayışı, onu dönemin en modern sağlık kurumlarından biri yaptı. Kuşpalazı serumunun Bakteriyolojihane'de üretilip hastanede kullanılması, Osmanlı'nın tıptaki gelişmeleri yakından izlediğini ve kendi kurumlarında uyguladığını gösteriyordu. Bu durum, II. Abdülhamid döneminin sağlık alanındaki yeniliklerinin somut bir örneğiydi.
Hamidiye Etfal'in bugüne kadar hizmet vermeye devam etmesi, bu kurumun ne kadar sağlam bir zemine oturduğunu da gösterir. Adı değişse, yapısı genişlese de hastane, Şişli'deki yerinde yüzyılı aşkın bir süredir hastaları tedavi ediyor. Bir kuşpalazı salgınının ardından kurulan bu hastane, bugün İstanbul'un en köklü sağlık kurumlarından biri olarak, çocuk sağlığının bir toplum meselesi olduğu fikrinin ilk somut örneklerinden biri olarak yaşamaya devam ediyor.