Kırık kaburgayla yönetilen muharebe
Sakarya Meydan Muharebesi, Kurtuluş Savaşı'nın dönüm noktalarından biridir. 23 Ağustos 1921'de başlayan ve 13 Eylül 1921'de Yunan ordusunun Sakarya Nehri'nin doğusundan çekilmesiyle sona eren yirmi iki günlük muharebe, Türk ordusunun savunmadan taarruza geçişinin kapısını araladı. Muharebeyi Başkomutan sıfatıyla yöneten Mustafa Kemal'in bu günlerde kaburga kemiği kırık olduğu, iyi bilinen bir gerçektir.Ancak bu kırığın nasıl oluştuğu konusunda yaygın bir yanlış bilgi dolaşımdadır. Pek çok anlatımda Mustafa Kemal'in kaburgasının muharebe sırasında bir düşman kurşunu ya da şarapnel parçasıyla kırıldığı, hatta Gazi unvanını bu yara nedeniyle aldığı ileri sürülür. Belgeler ise farklı bir tablo çizer.

İddianın izi: kim, nerede, nasıl söyledi?
Yanlış kanının oluşmasında iki etken öne çıkar. Birincisi, Gazi unvanının anlamıdır. Gazi sözcüğü, günlük dilde zaman zaman savaşta yaralanmış kişiler için de kullanılır. Mustafa Kemal'e Sakarya Meydan Muharebesi'nin ardından Gazi unvanı verilmesi ve aynı günlerde kaburgasının kırık olduğunun bilinmesi, bu ikisinin birbirine bağlanmasına yol açtı. Unvanın bir savaş yarası nedeniyle verildiği düşüncesi, böylece yaygınlaştı.İkincisi, Mustafa Kemal'in Çanakkale'de göğsüne isabet eden şarapnel parçasının cebindeki saate çarpması olayıdır. Bu olay, Mustafa Kemal'in cephede yaşadığı tehlikelerin en bilinen örneklerinden biridir. Popüler anlatımlarda Çanakkale'deki bu olay ile Sakarya'daki kaburga kırığı zaman zaman birbirine karıştırıldı; iki ayrı savaşa ait olaylar tek bir hikâyede birleşti.
Yaygın iddia
YAYGIN İDDİA: Mustafa Kemal'in kaburgası Sakarya Meydan Muharebesi sırasında bir düşman kurşunu ya da şarapnel parçasıyla kırılmış, Gazi unvanını da bu yara nedeniyle almıştır.
Ek bilgi
DOĞRUSU: Mustafa Kemal'in kaburga kemiği, Sakarya Meydan Muharebesi başlamadan önce, Ağustos 1921'in ikinci haftasında cepheyi incelerken bindiği atın ürküp onu yere düşürmesiyle kırıldı. Kaynaklarda kazanın tarihi 10 ya da 12 Ağustos 1921 olarak farklı biçimlerde verilir. Gazi unvanı ise 19 Eylül 1921'de Büyük Millet Meclisi tarafından, Sakarya zaferi nedeniyle mareşallik rütbesiyle birlikte verildi; bir yara nedeniyle değil.
Kazanın hikâyesi
Ağustos 1921'in ilk günlerinde Mustafa Kemal, 5 Ağustos'ta Büyük Millet Meclisi'nin çıkardığı kanunla Başkomutan olarak ordunun başına geçmişti. Kütahya-Eskişehir muharebelerinin ardından Sakarya Nehri'nin doğusuna çekilen Türk ordusu, yeni bir savunma hattı kuruyordu. Mustafa Kemal, bu günlerde cepheyi bizzat dolaşarak birliklerin mevzilerini inceledi.Bu inceleme gezilerinden biri sırasında, Polatlı ile Alagöz arasındaki bölgede, bindiği at ürktü ve Mustafa Kemal yere düştü. Düşüşün etkisiyle kaburga kemiklerinden biri kırıldı. Doktorlar, kendisine istirahat etmesini tavsiye etti. Ancak muharebenin yaklaştığı bu kritik günlerde Mustafa Kemal, cepheden ayrılmayı kabul etmedi.

Tarih notu
Kronoloji: 5 Ağustos 1921 Başkomutanlık Kanunu'nun kabulü; Ağustos 1921'in ikinci haftası attan düşme ve kaburga kırığı; 23 Ağustos 1921 Sakarya Meydan Muharebesi'nin başlaması; 13 Eylül 1921 Yunan ordusunun Sakarya'nın doğusundan çekilmesi; 19 Eylül 1921 Büyük Millet Meclisi'nin Mustafa Kemal'e mareşal rütbesi ve Gazi unvanı vermesi.
Alagöz'deki karargâh
Sakarya Meydan Muharebesi boyunca Başkomutanlık karargâhı, Alagöz köyündeki Türkoğlu Ali Ağa'nın çiftlik evinde bulunuyordu. Mustafa Kemal, kırık kaburgasının verdiği acıya rağmen muharebeyi buradan ve cephedeki gözetleme noktalarından yönetti. Ağrıları nedeniyle zaman zaman sedyeyle ya da otomobille hareket etmek zorunda kaldığı anlatılır.Bugün Alagöz'deki çiftlik evi, Başkomutanlık Karargâh Müzesi olarak ziyarete açıktır. Müzede, Mustafa Kemal'in muharebe süresince kullandığı oda ve eşyalar sergilenir. Karargâh, kırık kaburgayla yönetilen bir muharebenin en somut tanığıdır.
Sakarya'nın yirmi iki günü
Yunan ordusu, 23 Ağustos 1921'de Sakarya Nehri'nin doğusundaki Türk mevzilerine taarruza başladı. Muharebe, yaklaşık yüz kilometrelik bir cephe boyunca, Mangaltepe, Çal Dağı, Duatepe ve Haymana yöresindeki tepelerde çetin çarpışmalarla sürdü. Yunan ordusu bazı noktalarda Ankara'ya oldukça yaklaştı; Türk birlikleri zaman zaman geri çekilerek yeni hatlarda direnişi sürdürdü.Mustafa Kemal'in bu muharebe sırasında benimsediği savunma anlayışı, belirli bir hattı her ne pahasına olursa olsun tutmak yerine bütün araziyi savunmaya dayanıyordu. Bu anlayış, Türk ordusunun geri çekilirken dağılmadan yeni mevziler kurmasını sağladı. Eylül ayının ilk haftasında Yunan taarruzu gücünü yitirdi. Türk ordusunun karşı taarruzları üzerine Yunan kuvvetleri 13 Eylül 1921'de Sakarya Nehri'nin batısına çekildi.
Gazi unvanının anlamı
19 Eylül 1921'de Büyük Millet Meclisi, Sakarya zaferinin ardından Mustafa Kemal'e mareşal rütbesi ve Gazi unvanı verdi. Gazi unvanı, Osmanlı ve İslam geleneğinde, inanç ve vatan uğruna yapılan savaşta zafer kazanan komutanlara verilen bir şeref unvanıydı. Unvanın verilmesi, Sakarya'daki zaferin önemini ve Mustafa Kemal'in bu zaferdeki rolünü tanıyan bir karardı.Mustafa Kemal, bu unvanı uzun yıllar adının bir parçası olarak kullandı; Gazi Mustafa Kemal Paşa ya da kısaca Gazi olarak anıldı. 1934'te Soyadı Kanunu'yla Atatürk soyadını alıncaya kadar resmî belgelerde ve halk arasında Gazi unvanı en yaygın hitap biçimiydi.
Ek bilgi
Gazi sözcüğünün savaşta yaralananlar için kullanılması, sonraki dönemlerde yaygınlaşan bir kullanımdır. Mustafa Kemal'e verilen unvan ise bir yara nedeniyle değil, Sakarya'daki zafer nedeniyle verilmiş bir şeref unvanıdır.
Çanakkale'deki saat ile karışıklık
Mustafa Kemal'in cephede yaşadığı en bilinen tehlike, Çanakkale Savaşı sırasında Anafartalar'da göğsüne isabet eden şarapnel parçasının cebindeki saate çarpmasıdır. Saat, parçanın etkisini azaltmış ve Mustafa Kemal'in hayatını kurtarmıştı. Bu olay, sonraki yıllarda Mustafa Kemal'in cephedeki cesaretinin simgelerinden biri olarak anlatıldı.Sakarya'daki kaburga kırığı ile Çanakkale'deki saat olayı, popüler anlatımlarda zaman zaman birbirine karıştırılır. Bazı anlatımlarda Sakarya'da göğsüne isabet eden bir parçanın kaburgasını kırdığı ileri sürülür. Oysa iki olay, farklı savaşlarda, farklı koşullarda yaşanmıştır: biri düşman ateşinin yol açtığı bir tehlike, diğeri ise bir at kazasıdır.
Acıya rağmen komuta
Kırık kaburganın bir savaş yarası değil, bir kaza sonucu oluşması, Mustafa Kemal'in Sakarya'daki tutumunun önemini azaltmaz. Aksine, ağır bir acıya rağmen yirmi iki gün süren bir muharebeyi yönetmesi, onun kararlılığının açık bir göstergesidir. Muharebe sırasında cephedeki birlikleri ziyaret etmeye, gözetleme noktalarından harekâtı izlemeye devam etti.Sakarya Meydan Muharebesi'nin kazanılmasında Mustafa Kemal'in yanı sıra Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa, Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa ve cephedeki komutanların da büyük payı vardı. Ancak muharebenin genel yönetimi, kırık kaburgasıyla Alagöz'deki karargâhta bulunan Başkomutanın elindeydi.
