Bir iddianın ısrarı
Atatürk'ün vefatının üzerinden seksen yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen, cenazesiyle ilgili bazı iddialar dolaşımda kalmaya devam ediyor. Bunlardan en yaygını, Atatürk'ün cenaze namazının kılınmadığı iddiasıdır. Bu iddia, zaman zaman sosyal medyada, zaman zaman da çeşitli yayınlarda, bir sır ya da gizlenmiş bir gerçek gibi sunulur.Oysa Atatürk'ün cenaze namazı, 19 Kasım 1938 sabahı, cenazenin Dolmabahçe Sarayı'ndan çıkarılmasından hemen önce kılınmıştır. Namazı, dönemin tanınmış din âlimlerinden, sonradan Diyanet İşleri Reisi olacak Şerafettin Yaltkaya kıldırmıştır. Bu bilgi, dönemin gazetelerinde ve cenaze törenine katılanların hatıratlarında yer alır.

İddianın izi: kim, nerede, nasıl söyledi?
İddianın ortaya çıkmasında, cenaze namazının kılındığı yer ve biçim belirleyici oldu. Namaz, bir camide ya da kalabalığa açık bir meydanda değil, Dolmabahçe Sarayı'nın içinde, sınırlı sayıda kişinin katılımıyla kılındı. Halkın büyük çoğunluğu namazı görmedi; günlerce sarayın önünde bekleyen kalabalıklar, cenazenin saraydan çıkarılışını ve ardından düzenlenen büyük cenaze alayını izledi. Bu durum, namazın hiç kılınmadığı yönünde söylentilerin doğmasına zemin hazırladı.Sonraki yıllarda Atatürk'ün din konusundaki tutumuna dair tartışmalar da bu iddiayı besledi. Farklı siyasi görüşlerden kimi yazarlar, iddiayı kendi tezlerini desteklemek için kullandı. Böylece belgelere dayanmayan bir söylenti, kuşaktan kuşağa aktarılan bir kanıya dönüştü.
Yaygın iddia
Ek bilgi
DOĞRUSU: Atatürk'ün cenaze namazı, 19 Kasım 1938 sabahı Dolmabahçe Sarayı'nda, dönemin tanınmış din âlimi Şerafettin Yaltkaya tarafından kıldırılmıştır. Namaz saat sekizi biraz geçe kılınmış, ardından cenaze saraydan çıkarılarak alayla Sarayburnu'na götürülmüştür.
Dolmabahçe'deki son günler
Atatürk, 10 Kasım 1938 sabahı saat dokuzu beş geçe Dolmabahçe Sarayı'nda hayatını kaybetti. Vefatının ardından naaşı tahnit edildi. 16 Kasım'dan itibaren sarayın büyük salonunda kurulan katafalkta halkın ziyaretine açıldı. Üç gün boyunca on binlerce kişi, Atatürk'ün naaşının önünden geçerek son görevini yerine getirdi. Ziyaret sırasında yaşanan izdihamda can kayıpları da yaşandı.19 Kasım sabahı, naaşın Ankara'ya gönderilmesi için hazırlıklar tamamlandı. Cenazenin saraydan çıkarılmasından önce, sarayın içinde cenaze namazı kılındı. Namaza, Atatürk'ün yakınları, devlet erkânının bir kısmı ve saray görevlileri katıldı. Namazın kılındığı sırada sarayın dışında, Dolmabahçe Caddesi boyunca ve Beşiktaş meydanında binlerce kişi cenazenin çıkarılmasını bekliyordu. Kalabalığın büyüklüğü, güvenlik görevlilerinin günlerdir süren yoğun çalışmasını gerektirmişti.

Şerafettin Yaltkaya
Namazı kıldıran Şerafettin Yaltkaya, dönemin önde gelen din âlimlerinden biriydi. Darülfünun'da ve sonra İstanbul Üniversitesi'nde ders vermiş, Arapça ve Farsçaya hâkimiyetiyle tanınmış bir ilim adamıydı. 1938'de Diyanet İşleri Reisliği görevinde Rifat Börekçi bulunuyordu; Börekçi'nin 1941'deki vefatının ardından bu göreve Yaltkaya getirildi. Atatürk'ün cenaze namazını kıldırmak üzere İstanbul'da bulunan bu saygın âlimin seçilmesi, törenin ağırlığına uygun bir tercihti.Yaltkaya'nın cenaze namazını kıldırması, dönemin basınında da yer aldı. Gazeteler, cenaze törenini ayrıntılarıyla aktarırken namazın kılındığını da bildirdi. Bu nedenle namazın kılınmadığı iddiası, dönemin kaynaklarıyla açıkça çelişir.
Tarih notu
Kronoloji: 10 Kasım 1938 saat 09.05 Atatürk'ün Dolmabahçe'de vefatı; 16-18 Kasım 1938 naaşın katafalkta halkın ziyaretine açılması; 19 Kasım 1938 sabahı Dolmabahçe'de cenaze namazı ve ardından cenaze alayı; 19 Kasım 1938 naaşın Sarayburnu'ndan Zafer torpidosuna, oradan Yavuz zırhlısına alınması; 20 Kasım 1938 İzmit'ten trenle Ankara'ya ulaşılması; 21 Kasım 1938 Ankara'daki cenaze töreni ve Etnografya Müzesi'ndeki geçici kabir.
Cenaze alayı ve Ankara'ya yolculuk
Cenaze namazının ardından Atatürk'ün naaşı, top arabasına konularak saraydan çıkarıldı. Büyük bir kalabalığın eşliğinde İstanbul sokaklarından geçen cenaze alayı, Sarayburnu'na ulaştı. Burada naaş, Zafer torpidosuyla açıkta bekleyen Yavuz zırhlısına taşındı. Yavuz, yabancı ülkelerin savaş gemilerinin eşliğinde İzmit'e doğru yola çıktı.İzmit'te naaş, özel bir trene alındı ve 20 Kasım'da Ankara'ya ulaştı. 21 Kasım'da Ankara'da düzenlenen büyük cenaze töreninin ardından Atatürk'ün naaşı, Etnografya Müzesi'nde hazırlanan geçici kabre konuldu. Naaş, Anıtkabir'in tamamlanmasına kadar on beş yıl boyunca burada kaldı ve 10 Kasım 1953'te Anıtkabir'e nakledildi.
Neden saray içinde?
Cenaze namazının saray içinde kılınması, dönemin şartlarıyla açıklanabilir. Atatürk'ün vefatının ardından İstanbul'da olağanüstü bir kalabalık oluşmuştu. Naaşın ziyarete açıldığı günlerde yaşanan izdiham, can kayıplarına yol açmıştı. Bu ortamda namazın bir camide ya da açık bir meydanda kılınması, yeni güvenlik sorunlarına neden olabilirdi. Namazın saray içinde, sınırlı bir katılımla kılınması bu açıdan anlaşılır bir tercihti.Ayrıca namazın kılınmasının ardından cenaze alayının hemen yola çıkması, törenin programına uygun bir düzen sağladı. Cenaze alayı, İstanbul halkının Atatürk'e son vedasını sunduğu büyük bir törene dönüştü.
Ek bilgi
Söylentiler ve belgeler
Cenaze namazının kılınmadığı iddiası, Atatürk hakkında dolaşan pek çok söylenti gibi, belgelerle karşılaştırıldığında dayanaksız kalır. Dönemin gazeteleri, hatıratlar ve resmî tören programları, namazın kılındığını açıkça ortaya koyar. Bu tür iddialarla karşılaşıldığında, dönemin birincil kaynaklarına başvurmak, en sağlıklı yoldur.İddianın bir başka kaynağı da Ankara'daki törenle ilgili karışıklıktır. 21 Kasım 1938'de Ankara'da düzenlenen büyük cenaze töreni, askerî ve resmî bir törendi; bu törende ayrıca bir cenaze namazı kılınmadı, çünkü namaz İstanbul'da, naaş Dolmabahçe'den çıkarılmadan önce kılınmıştı. Ankara'daki törene katılanların ya da sonradan bu töreni anlatanların namazdan söz etmemesi, zaman zaman namazın hiç kılınmadığı biçiminde yorumlandı. Oysa İslam geleneğinde cenaze namazı bir kez kılınır; İstanbul'daki namaz, bu yükümlülüğü yerine getirmişti.
Basının aktardığı tören
Atatürk'ün vefatından sonraki günlerde Türk basını, cenaze hazırlıklarını ve törenleri ayrıntılı biçimde izledi. Gazeteler, naaşın katafalka konuluşunu, halkın ziyaretini, Dolmabahçe'den çıkarılışını, Sarayburnu'ndaki uğurlamayı ve Yavuz'un İzmit'e yolculuğunu gün gün aktardı. Bu haberlerde cenaze namazının kılındığı bilgisi de yer aldı. Dönemin fotoğrafları ise İstanbul sokaklarını dolduran kalabalığı ve top arabası üzerindeki tabutu belgeler.Yabancı basın da Atatürk'ün cenazesini geniş biçimde haberleştirdi. İngiltere, Fransa, Almanya, Sovyetler Birliği, Yunanistan ve diğer ülkelerden gelen heyetler, Ankara'daki törene katıldı. İstanbul'daki tören ise daha çok Türk halkının vedası olarak hafızalara kazındı.