Törene katılamayan Cumhurbaşkanı
29 Ekim 1938, Cumhuriyet'in on beşinci yıldönümüydü. Ankara'da büyük bir tören hazırlanmış, kutlamaların merkezi olarak hipodrom seçilmişti. Ancak Atatürk, hastalığı nedeniyle İstanbul'da, Dolmabahçe Sarayı'nda yatıyordu. Ekim ayının ortasında ağır bir komaya girmiş, hekimlerin yoğun müdahalesiyle kendine gelmişti. Ankara'ya gidip törene katılması mümkün değildi. Bu nedenle orduya hitaben bir mesaj hazırlandı; mesajın törende Başvekil Celâl Bayar tarafından okunması kararlaştırıldı.Kaynaklar
Mesaj, Atatürk'ün Türk ordusuna son hitabı olarak tarihe geçti. Hipodromda toplanan birliklerin, devlet erkânının, yabancı misyon temsilcilerinin ve on binlerce Ankaralının önünde okunan metin, ertesi gün gazetelerde yayımlandı. Cumhurbaşkanının sesi bu kez Başvekil'in sesinden duyuluyordu; bu durum, törene katılanlara Atatürk'ün sağlığının ne kadar ağır olduğunu da hissettirdi.Belge: Cumhuriyet’in On Beşinci Yıl Kutlamaları — Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı (Atatürk Ansiklopedisi), Atatürk Ansiklopedisi maddesi — yazar: Cağfer Güler. Tarih: 19 Kasım 2020.

Tarih notu
Kronoloji: Ocak 1938 siroz teşhisi; Mayıs 1938 Mersin-Adana gezisi; Temmuz-Ağustos 1938 Savarona'da kalış; 16-17 Ekim 1938 ilk ağır komanın atlatılması; 29 Ekim 1938 Ankara Hipodromu'ndaki törende mesajın Celâl Bayar tarafından okunması; 30 Ekim 1938 mesajın Ulus gazetesinde yayımlanması; 1 Kasım 1938 Meclis'in açılış nutkunun yine Celâl Bayar tarafından okunması; 10 Kasım 1938 Atatürk'ün vefatı.
Mesajın içeriği
Mesaj, "Kahraman Türk ordusu" hitabıyla başlıyordu. Atatürk, ordunun zaferlerinin ve geçmişinin insanlık tarihiyle başladığını, her zaman zaferle birlikte medeniyet ışıklarını da taşıdığını belirtiyordu. Ordunun vatanı en buhranlı ve zor anlarda zulümden, felaketlerden ve düşman istilasından nasıl koruyup kurtardıysa, Cumhuriyet'in verimli devrinde de modern silah ve vasıtalarla donatılmış olarak görevini aynı bağlılıkla yapacağından hiç şüphesi olmadığını ifade ediyordu.Mesajın ikinci bölümünde Atatürk, Cumhuriyet'in on beşinci yılını kudret ve refah içinde idrak eden büyük Türk milletinin karşısında orduya kalpten teşekkürlerini sunduğunu ve milletin iftihar duygularını dile getirdiğini belirtti. Ardından ordunun Türk vatanının ve Türklük camiasının şan ve şerefini her türlü iç ve dış tehlikelere karşı koruma vazifesini her an yerine getirmeye hazır olduğuna olan tam inancını ve güvenini ifade etti.
Kara, deniz ve hava kuvvetlerine selam
Mesajın son bölümünde Atatürk, büyük milletin orduya verdiği en son sistem fabrikalar ve silahlarla bir kat daha güçlenen ordunun, büyük bir fedakârlıkla her türlü vazifeyi yerine getirmeye hazır olduğundan emin olduğunu belirtiyordu. Bu inançla kara, deniz ve hava ordularının kahraman ve tecrübeli kumandanlarını, subay ve erlerini selamlıyor, övgülerini bütün millet karşısında bildiriyordu. Mesaj, Cumhuriyet Bayramı'nın on beşinci yıldönümünün orduya kutlu olması dileğiyle sona eriyordu.Mesajda kara, deniz ve hava kuvvetlerinin ayrı ayrı anılması, 1930'lu yıllarda ordunun modernleşmesine verilen önemin bir yansımasıydı. Hava kuvvetleri, Türk Hava Kurumu'nun kampanyalarıyla güçlendirilmiş, deniz kuvvetlerine yeni denizaltılar ve muhripler katılmıştı. Mesajda geçen "en son sistem fabrikalar" ifadesi ise Kırıkkale'deki askerî fabrikalar ve Kayseri'deki uçak fabrikası gibi tesislere işaret ediyordu.

Ek bilgi
Mesajın metni, günümüzde çoğunlukla sadeleştirilmiş biçimiyle yayımlanır. Özgün metin, dönemin resmî Türkçesiyle yazılmıştı; "Türklük camiası", "vazife", "iftihar" gibi kelimeler, sonraki baskılarda "Türklük toplumu", "görev", "övünme" gibi karşılıklarla aktarıldı. Bu nedenle mesajın farklı yayınlarda farklı kelimelerle verildiği görülür.
Hipodromdaki tören
29 Ekim 1938 töreni, Ankara Hipodromu'nda büyük bir geçit resmiyle yapıldı. Törene hükûmet üyeleri, milletvekilleri, ordunun komuta kademesi ve yabancı misyon temsilcileri katıldı. Celâl Bayar, geçit resminden önce Atatürk'ün mesajını okudu. Ardından kara, deniz ve hava kuvvetlerine bağlı birlikler, askerî okulların öğrencileri ve sivil kuruluşlar tribünlerin önünden geçti.Tören, Cumhuriyet'in on beşinci yılının coşkusuyla Atatürk'ün hastalığının yarattığı kaygının iç içe geçtiği bir atmosferde yapıldı. Tribünlerdeki pek çok kişi, mesajın Atatürk'ün sesinden değil, Başvekil'in sesinden duyulmasının anlamını kavrıyordu. Gazeteler, ertesi gün mesajı birinci sayfalarında yayımladı ve Atatürk'ün sağlığına dair resmî açıklamalara da yer verdi.
İstanbul'daki kutlamalar ve Dolmabahçe
Aynı gün İstanbul'da da Cumhuriyet Bayramı coşkuyla kutlandı. Atatürk ise Dolmabahçe'de, hekimlerinin gözetiminde, kutlamalardan uzak bir gün geçirdi. Bu gün, Atatürk'ün hayatındaki son Cumhuriyet Bayramı oldu. Saray çevresindeki kutlamalar sırasında halkın Atatürk'ün sağlığına dair kaygısı da belirgindi; gazetelerde yayımlanan sağlık raporları dikkatle okunuyordu.Atatürk'ün hastalığı, ekim ayının ortasından itibaren resmî tebliğlerle kamuoyuna duyurulmaya başlanmıştı. Bu tebliğler, hekimlerin imzasıyla yayımlanıyor ve Atatürk'ün genel durumuna dair kısa bilgiler veriyordu. Halk, Cumhuriyet Bayramı'nı bu tebliğlerin gölgesinde kutladı; pek çok şehirde törenlerde Atatürk'ün sağlığı için iyi dilekler dile getirildi.
Doğrusu
29 Ekim 1938 orduya mesajı, zaman zaman 1 Kasım 1938'de Meclis'te okunan açış nutkuyla karıştırılır. İki metin de Celâl Bayar tarafından okunmuştur; ancak orduya mesaj 29 Ekim'de Ankara Hipodromu'ndaki törende, Meclis açış nutku ise 1 Kasım'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde okunmuştur. İki metnin içeriği ve muhatabı birbirinden farklıdır.
1930'larda ordunun modernleşmesi
Mesajın arka planında, 1930'lu yıllarda hız kazanan ordu modernizasyonu yer alıyordu. Avrupa'da gerilimin arttığı, İtalya'nın Habeşistan'ı işgal ettiği ve Almanya'nın yeniden silahlandığı bu dönemde Türkiye de savunma kapasitesini güçlendirmeye yöneldi. 1936'da imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Boğazların yeniden Türk askerî denetimine geçmesini sağlamıştı. Trakya'da ve Boğazlar bölgesinde tahkimat çalışmaları yapıldı; ordu için yeni silahlar ve teçhizat sağlandı.Bu çabalar, Atatürk'ün mesajında "askerlik tekniğinin bütün modern silah ve vasıtaları" ifadesiyle karşılık buldu. Mesaj, bir yandan ordunun geçmişine duyulan saygıyı dile getiriyor, öte yandan geleceğin tehditlerine karşı hazırlıklı olunması gerektiğini vurguluyordu. Bu iki yönlü vurgu, Atatürk'ün son yıllarında dış politikada izlediği barışçı ama tedbirli çizginin askerî alandaki karşılığıydı.
Son hitapların sırası
Atatürk'ün son aylarında kamuoyuna ulaşan metinler sınırlı sayıdadır. 29 Ekim 1938 orduya mesajı, bu metinlerin en bilinenlerinden biridir. Ardından gelen 1 Kasım 1938 Meclis açış nutku, Atatürk'ün devlet politikalarına dair son resmî metni oldu. Her iki metnin de Celâl Bayar tarafından okunması, Atatürk'ün bu dönemde kamuoyu önüne çıkamayacak kadar hasta olduğunu açıkça gösteriyordu.Mesajın orduya hitaben yazılmış olması da anlamlıdır. Atatürk, hayatının büyük bölümünü asker olarak geçirmiş, Çanakkale'den Sakarya'ya, Büyük Taarruz'dan İzmir'e kadar pek çok cephede orduyu yönetmişti. Cumhuriyet'in kuruluşundan sonra ordunun siyasetten uzak tutulmasını sağlamış, ancak ordunun milletin bağımsızlığının bekçisi olduğunu her fırsatta vurgulamıştı. Son mesajı, bu uzun ilişkinin bir veda niteliği taşıyordu.
Mesajın sonraki yıllardaki yeri
Atatürk'ün vefatından sonra 29 Ekim 1938 mesajı, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin tören ve yayınlarında sıkça anıldı. Askerî okullarda okutulan metinler arasında yer aldı; Cumhuriyet Bayramı törenlerinde zaman zaman yeniden okundu. "Kahraman Türk ordusu" hitabı, Atatürk'ün orduya bakışını özetleyen bir ifade olarak hafızalarda kaldı.