Belediyelerin Cumhuriyet'teki durumu
Cumhuriyet'in ilk yıllarında Türkiye'nin şehir ve kasabaları, savaş yıllarının bıraktığı yıkımla karşı karşıyaydı. Pek çok kasabada içme suyu şebekesi, kanalizasyon, elektrik ve düzenli yollar yoktu. Batı Anadolu'daki şehirlerin bir kısmı yangınlarla harap olmuş, Doğu'daki şehirler ise savaş ve göçler nedeniyle nüfusunu kaybetmişti. Belediyeler, bu sorunlarla mücadele edecek mali kaynaklardan yoksundu. Gelirlerinin büyük kısmı küçük vergilerden ve harçlardan oluşuyordu ve büyük altyapı yatırımlarını finanse etmeye yetmiyordu.1930'da kabul edilen Belediye Kanunu, belediyelerin görevlerini ve yetkilerini yeniden düzenledi. Kanun, belediyelere su, elektrik, havagazı, ulaşım, imar ve sağlık gibi alanlarda geniş sorumluluklar yüklüyordu. Ancak bu sorumlulukları yerine getirmek için gereken kaynakların nasıl sağlanacağı belirsizdi. Belediyelerin kredi bulabileceği, uzman desteği alabileceği bir kuruma ihtiyaç vardı. Bu ihtiyaca cevap olarak 1933'te Belediyeler Bankası kuruldu.
Kaynaklar
Belge: Belediyeler bankası hakkında kanun — kabul edilen metin — TBMM Kanunlar Dergisi, Kanun No. 2301 · Kanunlar Dergisi Cilt 12. Tarih: 11 Haziran 1933.

Tarih notu
Kronoloji: 1930 Belediye Kanunu'nun kabulü; 1931 Hıfzıssıhha Kanunu ve belediyelerin sağlık görevlerinin genişlemesi; 1933 Belediyeler Bankası Kanunu'nun kabulü ve bankanın kuruluşu; 1933 Belediye Yapı ve Yollar Kanunu; 1930'lar boyunca kasabalara su ve elektrik kredileri; 1945 bankanın İller Bankası adıyla yeniden düzenlenmesi.
Bankanın kuruluş amacı
Belediyeler Bankası, belediyelerin altyapı yatırımlarını finanse etmek amacıyla kurulan bir kamu bankasıydı. Bankanın sermayesi, belediyelerin gelirlerinden ayrılan paylarla oluşturulacaktı. Her belediye, gelirlerinin belirli bir bölümünü bankaya yatırarak ortak bir fona katkıda bulunuyordu. Bu fon, belediyelere uzun vadeli ve düşük faizli krediler olarak geri dönüyordu. Böylece küçük bir kasabanın tek başına karşılayamayacağı bir su şebekesi ya da elektrik santrali projesi, ortak fonun desteğiyle hayata geçirilebiliyordu.Bankanın bir diğer işlevi, belediyelere teknik destek sağlamaktı. Pek çok küçük belediyenin mühendisi, mimarı ya da planlamacısı yoktu. Banka, bu belediyelerin projelerini hazırlamak, ihale süreçlerini yürütmek ve inşaatları denetlemek için uzman kadrolar oluşturdu. Bu kadrolar, Cumhuriyet'in ilk kuşak şehir plancılarını ve altyapı mühendislerini yetiştirdi.
Su, elektrik ve imar
Belediyeler Bankası'nın kredileri, 1930'lar boyunca Anadolu'nun pek çok kasabasına içme suyu ve elektrik getirdi. Kasabalarda ilk kez çeşmeler yerine evlere kadar uzanan su şebekeleri kuruldu. Küçük elektrik santralleri, kasabaların sokaklarını aydınlattı ve un değirmenleri, küçük atölyeler gibi işletmelere enerji sağladı. Bu yatırımlar, kasaba hayatını köklü biçimde değiştirdi. Elektrikli sokak lambaları, Cumhuriyet'in modernleşme hedefinin en görünür sembollerinden biri haline geldi.İmar alanında da banka önemli bir rol oynadı. 1933'te kabul edilen Belediye Yapı ve Yollar Kanunu, belediyelerin imar planı hazırlamasını zorunlu kıldı. Banka, bu planların hazırlanması için kredi ve teknik destek sağladı. Yangın ve savaş nedeniyle harap olan şehirlerin yeniden planlanması, bu süreçte hız kazandı. Geniş caddeler, meydanlar, parklar ve kamu binaları, Cumhuriyet'in yeni şehir anlayışını yansıtıyordu.

Ek bilgi
Belediyeler Bankası, 1945'te yapılan düzenlemeyle İller Bankası adını aldı ve görev alanı il özel idarelerini de kapsayacak şekilde genişletildi. Banka, 2011'de İller Bankası Anonim Şirketi'ne dönüştürüldü ve bugün de yerel yönetimlerin altyapı yatırımlarını finanse etmeye devam etmektedir.
Bankanın çalışma düzeni
Belediyeler Bankası'nın yönetimi, Dahiliye Vekâleti'nin gözetimi altında çalışan bir idare meclisine bırakılmıştı. Kredi talebinde bulunan bir belediye, önce yapmak istediği yatırımın projesini hazırlatıyor ya da bankanın teknik bürosundan proje desteği istiyordu. Proje incelendikten sonra kredinin miktarı, vadesi ve geri ödeme koşulları belirleniyordu. Geri ödemeler, belediyenin genel bütçeden aldığı paylardan ve kendi gelirlerinden kesilerek yapılıyordu. Bu düzen, kredinin geri dönmesini güvence altına alıyor ve fonun sürekli yenilenmesini sağlıyordu.Bankanın kredilendirdiği projelerde öncelik, halk sağlığını doğrudan etkileyen yatırımlara verildi. Sıtma ve su yoluyla bulaşan hastalıklar, 1930'ların Anadolu'sunda hâlâ ciddi bir sorundu. Temiz içme suyunun evlere ulaştırılması, bu hastalıklarla mücadelenin en etkili yollarından biriydi. Hıfzıssıhha Kanunu'nun belediyelere yüklediği sağlık görevleri, Belediyeler Bankası'nın kredileriyle somut projelere dönüştü. Mezbahalar, hamamlar, pazar yerleri ve çöp toplama düzeni de bu dönemde kredilendirilen yatırımlar arasındaydı.
Cumhuriyet'in şehircilik anlayışı
Atatürk, Cumhuriyet'in yalnızca siyasi ve hukuki kurumlarla değil, şehirlerin görünümüyle de modern bir ülke olduğunu göstermesi gerektiğine inanıyordu. Ankara'nın yeni bir başkent olarak planlanması, bu anlayışın en büyük projesiydi. Hermann Jansen'in hazırladığı Ankara imar planı, modern şehircilik ilkelerine dayanıyordu. Ancak Cumhuriyet'in hedefi yalnızca Ankara değildi; Anadolu'nun her kasabası, kendi ölçeğinde modern bir yerleşime dönüşmeliydi.Belediyeler Bankası, bu hedefin Anadolu kasabalarına taşınmasını sağlayan bir araçtı. Bankanın kredileriyle yapılan hükûmet konakları, belediye binaları, okullar, parklar ve Cumhuriyet meydanları, kasabaların merkezlerini yeniden şekillendirdi. Pek çok kasabada Atatürk anıtının bulunduğu bir Cumhuriyet meydanı, belediye binası ve halkevi, bu dönemin tipik kentsel düzenini oluşturdu.
Kaynaklarda fark
Belediyeler Bankası, ticari bir banka değildi; mevduat toplamak ya da bireylere kredi vermek gibi işlevleri yoktu. Bankanın kaynakları belediyelerin katkılarından oluşuyor ve yalnızca belediyelerin altyapı ve imar yatırımları için kullanılıyordu. Bu yönüyle banka, bir kalkınma ve yerel yönetim finansman kurumu olarak tasarlanmıştı.
Devletçilik döneminin kurumları arasında
Belediyeler Bankası, 1930'larda kurulan devlet bankalarından biriydi. Bu dönemde Sümerbank sanayi yatırımları, Etibank maden ve enerji yatırımları, Merkez Bankası para politikası için kurulmuştu. Ziraat Bankası tarıma, Emlak ve Eytam Bankası konut ve gayrimenkule kredi sağlıyordu. Belediyeler Bankası da yerel yönetimlerin finansmanı için kurulmuş bir uzman kurum olarak bu sisteme eklendi. Her biri belirli bir alanda uzmanlaşan bu bankalar, devletçi kalkınma modelinin finansman ayağını oluşturuyordu.Bu kurumların ortak özelliği, Türkiye'nin kıt sermayesini planlı bir biçimde kalkınma hedeflerine yönlendirmekti. Özel sermayenin yetersiz kaldığı alanlarda devlet, bu bankalar aracılığıyla doğrudan yatırım yaptı ya da kredi sağladı. Belediyeler Bankası, bu modelin yerel yönetimlere uzanan kolu oldu.
Kasabalardaki somut izler
Bugün Anadolu'nun pek çok kasabasında 1930'larda yapılan su depoları, çeşme ağları, elektrik santrali binaları ve belediye yapıları hâlâ ayaktadır. Bu yapıların önemli bir kısmı, Belediyeler Bankası'nın kredileriyle inşa edilmiştir. Bazı kasabalarda bu yapılar tarihî eser olarak korunmakta, müzeye ya da kültür merkezine dönüştürülmektedir. Bu yapılar, Cumhuriyet'in ilk on beş yılında Anadolu'da gerçekleştirilen altyapı hamlesinin somut tanıklarıdır.Bankanın uzman kadrolarının hazırladığı imar planları da pek çok kasabanın bugünkü sokak düzenini belirlemiştir. Kasaba merkezlerindeki geniş caddeler, meydanlar ve parklar, bu planların ürünüdür.