İçeriğe geç
Giriş yap
0

Moskova'daki RGADA: Osmanlı-Rus ilişkilerinin Rus arşivindeki ilk kayıtları

Eski Harita başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

Eski HaritaKonu sahibiYeni üye0Sv. 82
#1
Osmanlı tarihine dair belgeler yalnızca İstanbul'daki arşivlerde değil, dünyanın birçok başkentindeki arşivlerde de bulunur. Bunların en önemlilerinden biri, Moskova'daki Rusya Devlet Eski Belgeler Arşivi'dir. Rusça adının kısaltmasıyla RGADA olarak bilinen bu arşiv, on beşinci yüzyılın sonlarından on sekizinci yüzyılın başlarına kadar Rusya ile Osmanlı Devleti ve Kırım Hanlığı arasındaki ilişkilere ait binlerce belgeyi korur. Bu belgeler arasında Rus elçilerinin raporları, Osmanlı padişahlarının ve sadrazamlarının çarlara gönderdiği mektuplar, antlaşma suretleri ve Kırım hanlarının yarlıkları bulunur. Bu yazıda RGADA'nın Osmanlı tarihi için önemini, ilgili fonlarını ve bu belgelerin araştırmacılara sunduğu imkânları anlatıyoruz.
RGADA'da korunan, Çar I. Aleksey dönemine ait bir mektup
RGADA'da korunan, Çar I. Aleksey dönemine ait bir mektupGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Shakko. Dosya sayfası

Arşivin kökeni

RGADA, Rusya'nın en eski devlet belgelerini koruyan arşivdir. Arşivin koleksiyonları, Moskova Rusyası'nın merkezî kurumlarının, yani prikazların belgelerinden oluşur. Prikazlar, on altıncı ve on yedinci yüzyıllarda Rus devletinin farklı işlerini yürüten dairelerdi.

Bu dairelerden biri olan Posolskiy Prikaz, yani Elçilik Dairesi, yabancı devletlerle ilişkileri yürütüyordu. Bu daire, 1549'da kurulmuştu ve Rusya'nın dış ilişkilerine ait belgeleri düzenli olarak saklıyordu. Elçilerin raporları, yabancı hükümdarlardan gelen mektuplar ve antlaşmalar, bu dairenin arşivinde toplanıyordu. Bu belgeler, sonraki yüzyıllarda Rusya Dışişleri Kolejyumu'nun Moskova arşivine, oradan da bugünkü RGADA'ya geçti.
Ek bilgi
DOĞRUSU
RGADA'nın kuruluş tarihi kaynaklarda farklı biçimlerde verilir; çünkü arşiv, uzun bir süreç içinde farklı kurumların birleşmesiyle oluşmuştur. Moskova'daki eski arşivler, Sovyet döneminde, 1930'lu ve 1940'lı yıllarda birleştirilerek tek bir merkezî arşiv hâline getirildi. Bu arşiv, Sovyet döneminde TsGADA adıyla anıldı ve 1992'den itibaren bugünkü adını aldı.

Fond 89: Rusya'nın Türkiye ile ilişkileri

RGADA'da Osmanlı tarihi açısından en önemli belge grubu, 89 numaralı fonddur. Bu fondun adı, Rusya'nın Türkiye ile ilişkileri anlamına gelir. Fond, 1496 ile 1718 arasını kapsar ve altı yüzü aşkın dosyadan oluşur.

Fondun başlangıç tarihi, Rusya ile Osmanlı Devleti arasındaki ilk resmî temasa denk gelir. 1496'da Moskova Büyük Knezi III. İvan, elçisi Mihail Pleşçeyev'i Sultan II. Bayezid'e gönderdi. Bu elçilik, iki devlet arasındaki diplomatik ilişkilerin başlangıcı olarak kabul edilir. Pleşçeyev'in görevine ait belgeler, fondun en eski kayıtları arasındadır.

Fond 89'da, elçilerin seyahat ve görüşme raporları olan statteyniye spiski, yani madde madde yazılmış elçilik raporları bulunur. Bu raporlar, Rus elçilerinin İstanbul'da kimlerle görüştüğünü, hangi törenlere katıldığını ve hangi konuları müzakere ettiğini ayrıntılı biçimde anlatır.
RGADA'da korunan 1682 tarihli bir belge
RGADA'da korunan 1682 tarihli bir belgeGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Shakko. Dosya sayfası

Padişah ve sadrazam mektupları

Fond 89'un önemli bölümlerinden biri, Osmanlı padişahlarının ve sadrazamlarının Rus çarlarına gönderdiği mektuplardır. Bu bölüm, 1615 ile 1718 arasına ait seksenden fazla belgeden oluşur. Bu mektuplar, Osmanlı diplomasisinin dilini, unvan kullanımını ve iki devlet arasındaki ilişkinin seyrini gösterir.

Fondda ayrıca Rusya ile Osmanlı Devleti arasındaki antlaşmaların suretleri ve sınır belirleme kayıtları da bulunur. Bu belgeler arasında 12 Temmuz 1711'de Prut Nehri kıyısında imzalanan barış antlaşmasının bir sureti de yer alır. Prut Antlaşması, Osmanlı ordusunun Çar I. Petro'yu kuşattığı savaşın ardından imzalanmış ve Rusya'nın Azak'ı geri vermesini öngörmüştü.

Tolstoy'un raporları

On sekizinci yüzyılın başında İstanbul'da görev yapan Rus elçisi Pyotr Tolstoy, Osmanlı başkentinde gördüklerini ve öğrendiklerini ayrıntılı raporlarla Moskova'ya bildirdi. Tolstoy, 1702'den itibaren İstanbul'da görev yaptı. 1710'da Osmanlı Devleti Rusya'ya savaş ilan ettiğinde, Tolstoy Yedikule zindanına kapatıldı.

Tolstoy'un raporları, Osmanlı Devleti'nin iç işleyişine, saray çevresine, ordunun durumuna ve İstanbul'daki yabancı elçilerin faaliyetlerine dair zengin bilgiler içerir. Bu raporlar, dışarıdan bir gözün Osmanlı'yı nasıl gördüğünü anlamak için önemli bir kaynaktır.
Ek bilgi
1718'den sonraki Rusya-Osmanlı ilişkilerine ait belgeler, büyük ölçüde Moskova'daki Rusya İmparatorluğu Dış Politika Arşivi'nde, yani AVPRI'de korunur. Bu arşivdeki fondlar, RGADA'daki fondların devamı niteliğindedir ve aynı numaraları taşır. Örneğin AVPRI'deki 89 numaralı fond, 1720 ile 1819 arasını kapsar ve üç bini aşkın dosyadan oluşur.

Fond 123: Kırım ile ilişkiler

RGADA'daki bir diğer önemli belge grubu, 123 numaralı fonddur. Bu fond, Rusya'nın Kırım Hanlığı ile ilişkilerine aittir ve 1473 ile 1717 arasını kapsar. İki binden fazla dosyadan oluşan bu fond, Kırım hanlarının Rus hükümdarlarına gönderdiği mektupları, şert, yani yemin ve antlaşma belgelerini ve Rus elçilerinin Kırım'daki görüşmelerine ait raporları içerir.

Kırım Hanlığı, on beşinci yüzyılın sonlarından itibaren Osmanlı Devleti'ne bağlıydı. Bu nedenle Kırım ile ilgili belgeler, Osmanlı'nın kuzey politikasını anlamak için de önemlidir. Kırım hanlarının yazışmaları, hem Osmanlı hem de Rusya ile ilişkilerinin karmaşık dengesini gösterir.

Belgelerin dili

RGADA'daki Osmanlı belgelerinin bir kısmı Osmanlı Türkçesiyle, bir kısmı ise Rumca, Latince ya da Arapça yazılmıştır. Elçilik Dairesi'nde çalışan tercümanlar, gelen mektupları Rusçaya çeviriyor ve çevirileri asıl belgelerle birlikte saklıyordu. Bu çeviriler, Osmanlı diplomasisinde kullanılan kavramların Rus tarafında nasıl anlaşıldığını gösteren ilginç kaynaklardır. Bazı durumlarda asıl metin kaybolmuş, yalnızca çevirisi günümüze ulaşmıştır.

Araştırmalardaki yeri

RGADA'daki belgeler, Osmanlı-Rus ilişkileri üzerine çalışan tarihçiler için vazgeçilmez bir kaynaktır. Rus tarihçiler, on dokuzuncu yüzyıldan itibaren bu belgelerin bir kısmını yayımladı. Yirminci ve yirmi birinci yüzyıllarda Türk ve Rus araştırmacılar, bu belgeler üzerine ortak çalışmalar yürüttü. Arşivin bazı fondlarının dizinleri ve katalogları bugün çevrim içi olarak da erişilebilir durumdadır.

Bu belgeler, Osmanlı Arşivi'ndeki kayıtlarla birlikte okunduğunda, iki devlet arasındaki ilişkiler hakkında çok daha zengin bir tablo ortaya çıkar. Osmanlı kaynakları bir olayı İstanbul'un gözünden anlatırken, RGADA'daki belgeler aynı olayın Moskova'dan nasıl göründüğünü gösterir.
RGADA'da korunan 1495 tarihli bir belge
RGADA'da korunan 1495 tarihli bir belgeGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Shakko. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji
1473–1474: Kırım ile ilişkilere ait en eski belgeler
1496: Pleşçeyev'in İstanbul elçiliği
1549: Posolskiy Prikaz'ın kurulması
1615: Fond 89'daki padişah mektuplarının en eskisi
1702: Tolstoy'un İstanbul'daki görevinin başlaması
12 Temmuz 1711: Prut Antlaşması
1718: Fond 89'un son kayıtları
1992: Arşivin RGADA adını alması

Moskova'dan bakmak: bir ilişkinin öbür yüzü

RGADA'daki belgeler, Osmanlı tarihine dışarıdan bakmanın ne kadar değerli olduğunu gösterir. Rus elçilerinin raporları, İstanbul'da yaşananları bir yabancının gözüyle anlatır. Bu bakış açısı, Osmanlı kaynaklarının görmediği ya da önemsemediği ayrıntıları ortaya çıkarabilir. Bir törenin nasıl yapıldığı, bir sadrazamın nasıl davrandığı ya da bir müzakerenin nasıl ilerlediği, bu raporlarda canlı biçimde kayda geçmiştir.

Bu belgeler, iki devlet arasındaki ilişkinin zaman içinde nasıl değiştiğini de gösterir. On beşinci yüzyılın sonunda başlayan ilişki, başlangıçta ticaret ve diplomasi üzerine kuruluydu. On yedinci ve on sekizinci yüzyıllarda ise iki devlet, Karadeniz'in kuzeyinde ve Kırım üzerinde giderek artan bir rekabete girdi. Bu rekabet, sonraki yüzyıllarda büyük savaşlara dönüşecekti.

Bugün RGADA'daki belgeler, Osmanlı Arşivi'ndeki belgelerle birlikte okunduğunda, Osmanlı-Rus ilişkilerinin iki yüzünü de görmemizi sağlar. Bir padişahın mektubu ve ona verilen cevap, farklı şehirlerin arşivlerinde ayrı ayrı saklanır. Bu belgeleri bir araya getirmek, tarihçinin görevidir ve ancak bu yolla geçmişin tam bir resmi çizilebilir. Moskova'daki raflar, bu yüzden İstanbul'daki raflar kadar Osmanlı tarihinin bir parçasıdır.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap