İçeriğe geç
Giriş yap
0

Encümen-i Daniş (1851): Osmanlı'nın ilk bilim akademisi denemesi

Arda Yamaçlı başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

Arda YamaçlıKonu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
18 Temmuz 1851'de İstanbul'da, Osmanlı tarihinde ilk kez bir bilim ve edebiyat akademisi resmî bir törenle açıldı. Encümen-i Daniş adı verilen bu kurul, Türkçe bilimsel eserlerin yazılmasını, Avrupa dillerinden önemli kitapların çevrilmesini ve halkın eğitimine katkıda bulunacak yayınlar hazırlanmasını amaçlıyordu. Açılış töreninde Sadrazam Mustafa Reşid Paşa bir konuşma yaptı ve kurulun görevlerini anlattı.
Kaynaklar
Belge: ENCÜMEN-i DÂNİŞ — TDV İslâm Ansiklopedisi maddesi, Müellif: Abdullah Uçman. Tarih: 1995.
Encümen-i Daniş, kuruluşundan on yıl kadar sonra fiilen dağıldı. Ancak bu kısa süre içinde Osmanlı düşünce hayatında kalıcı izler bıraktı. Ahmed Cevdet Paşa'nın ünlü tarihi, Türkçenin ilk modern gramerlerinden biri ve Avrupa'nın önde gelen müsteşriklerinin Osmanlı akademisine üye olması, bu kurulun eseridir. Bu yazıda Encümen-i Daniş'in kuruluşunu, çalışmalarını ve sonunu anlatıyoruz.
Ahmed Cevdet Paşa'nın portresi
Ahmed Cevdet Paşa'nın portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Abdullah frères. Dosya sayfası

Kuruluşun arka planı

1840'ların sonunda Osmanlı yönetimi, eğitim alanında kapsamlı bir düzenleme hazırlığındaydı. 1846'da Meclis-i Maarif-i Umumiye kurulmuş, rüştiye mekteplerinin açılmasına başlanmış ve bir darülfünun, yani üniversite kurulması kararlaştırılmıştı. Bu üniversitede okutulacak derslerin Türkçe kitaplarla verilmesi gerekiyordu; ancak bu alanda yeterli eser yoktu.

Encümen-i Daniş, bu ihtiyaca cevap vermek için düşünüldü. Kurulun modeli olarak Fransız Akademisi gösteriliyordu. Ancak Encümen, Fransız Akademisi gibi yalnızca dil ve edebiyatla değil, bilim, tarih ve coğrafya gibi alanlarla da ilgilenecekti. Kurulun nizamnamesi, onun Türkçe bilimsel eserlerin yazılmasını ve çevrilmesini teşvik etmesini öngörüyordu.
Ek bilgi
Encümen-i Daniş'in nizamnamesine göre kurul, kırk iç üyeden oluşacaktı. Bunların yanında Osmanlı tebaası olmayan yabancı bilginler de "dış üye" olarak kurula kabul edilebiliyordu. Üyeler arasında ulemadan, devlet adamlarından ve bilim insanlarından kişiler yer alıyordu.

Açılış töreni

18 Temmuz 1851'de yapılan açılış töreni, dönemin önemli bir olayı olarak kaydedildi. Tören, Darülfünun için yapılmakta olan binada düzenlendi. Mustafa Reşid Paşa'nın konuşmasında, bilimlerin devletin gücü için önemi vurgulanıyor ve kurulun bu yolda öncülük etmesi bekleniyordu.

Törende Ahmed Cevdet Efendi ve Keçecizade Fuad Efendi'nin birlikte hazırladıkları Kavâid-i Osmâniyye adlı gramer kitabı da sunuldu. Bu eser, Osmanlı Türkçesinin dil bilgisini sistemli biçimde anlatan ilk modern gramer kitaplarından biri olarak kabul edilir. Kitap, sonraki on yıllarda okullarda okutulan gramer kitaplarının dayanağı oldu.
Ek bilgi
DOĞRUSU
Encümen-i Daniş'in açılış tarihi bazı kaynaklarda farklı günlerle verilir; hicri ve miladi takvim dönüşümleri bu farkların kaynağıdır. Kavâid-i Osmâniyye'nin yazarlığı konusunda da Cevdet ve Fuad Paşaların katkılarının oranı tartışmalıdır; eserin büyük kısmının Cevdet tarafından yazıldığı genellikle kabul edilir.

Cevdet'in tarihi ve diğer eserler

Encümen-i Daniş'in en önemli girişimlerinden biri, Osmanlı tarihinin yeni bir anlayışla yazılması için yaptığı görevlendirmeydi. Kurul, 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması'ndan başlayarak yakın dönem Osmanlı tarihinin yazılmasını Ahmed Cevdet'e verdi. Cevdet, bu görev üzerine yıllarca çalışarak on iki ciltlik Tarih-i Cevdet'i yazdı. Eserin ilk ciltleri 1854'ten itibaren yayımlandı.

Tarih-i Cevdet, belgelere dayanması, olayları neden-sonuç ilişkisi içinde anlatması ve sade bir dil kullanmasıyla Osmanlı tarih yazımında yeni bir aşamayı temsil eder. Bu eser, Encümen-i Daniş'in kısa ömrüne rağmen bıraktığı en kalıcı mirastır. Kurul ayrıca Hayrullah Efendi'yi de Osmanlı tarihinin başından itibaren yazılması için görevlendirdi; Hayrullah Efendi'nin Devlet-i Aliyye-i Osmâniyye Tarihi de bu girişimin ürünüdür.
Encümen-i Daniş'in yabancı üyelerinden Joseph von Hammer-Purgstall
Encümen-i Daniş'in yabancı üyelerinden Joseph von Hammer-PurgstallGörsel: Wikimedia Commons, CC0, yazar: Rijksmuseum. Dosya sayfası

Yabancı üyeler: Hammer-Purgstall ve diğerleri

Encümen-i Daniş, Avrupalı müsteşrikleri de dış üye olarak kabul etti. Bunların en ünlüsü, on ciltlik Osmanlı tarihiyle tanınan Avusturyalı tarihçi Joseph von Hammer-Purgstall'dı. Hammer, Osmanlı kaynaklarını kullanarak yazdığı tarihiyle Avrupa'da Osmanlı tarihinin en büyük otoritesi sayılıyordu. Onun Osmanlı akademisine üye olması, iki dünya arasındaki bilimsel ilişkinin simgesi olarak görüldü.

Hammer'in yanı sıra başka Avrupalı bilginler de dış üye olarak seçildi. Bu üyelik, Osmanlı yönetiminin Avrupa bilim dünyasıyla ilişki kurma isteğini gösteriyordu. Aynı zamanda Avrupa'da Osmanlı'nın "uygar" bir devlet olarak tanınması için yürütülen diplomatik çabaların da bir parçasıydı.

Kurulun dağılması

Encümen-i Daniş, kuruluşundan sonraki yıllarda beklenen etkinliği gösteremedi. Kırım Savaşı'nın (1853–1856) mali ve siyasi yükü, kurulun çalışmalarını aksattı. Üyelerin büyük kısmı başka görevlerle meşguldü ve toplantılar düzensiz hâle geldi. Darülfünun projesi de beklenenden çok daha yavaş ilerledi.

Kurul, resmî bir kararla kapatılmadı; ancak 1862 civarında fiilen dağılmıştı. Onun yerine, aynı amaçları sivil bir girişimle sürdürmek isteyen Cemiyet-i İlmiye-i Osmaniye gibi dernekler ortaya çıktı. Encümen'in Türkçe bilimsel eser yazma ve çevirme ideali, sonraki yıllarda bu dernekler ve Darülfünun tarafından devam ettirildi.

Darülfünun binası ve geç gelen üniversite

Encümen'in açılış töreninin yapıldığı Darülfünun binası, Ayasofya'nın yanında İtalyan mimar Gaspare Fossati tarafından inşa ediliyordu. Ancak binanın tamamlanması uzun yıllar sürdü. Darülfünun ancak 1863'te halka açık derslerle faaliyete geçebildi ve bu ilk deneme de kısa sürdü. Bina, sonraki yıllarda Maliye ve Adliye gibi başka kurumlara verildi ve Adliye Sarayı olarak kullanıldığı sırada 1933'teki yangında yandı. Encümen-i Daniş ile Darülfünun'un kaderi, Tanzimat'ın bilim kurumlarının birbirine bağlı ama kırılgan yapısını gösterir.
Hammer-Purgstall'ı gösteren taş baskı portre
Hammer-Purgstall'ı gösteren taş baskı portreGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Adolph Kunike. Dosya sayfası
Ek bilgi
Encümen-i Daniş'in kurulmasında rol oynayan isimlerden biri, Maarif Meclisi'nin üyesi olan Kemal Efendi'dir. Avrupa'daki eğitim kurumlarını incelemek üzere görevlendirilen Kemal Efendi, döndükten sonra Osmanlı eğitim reformlarına katkıda bulundu. Kurulun üyeleri arasında dönemin şeyhülislamı ve önemli ulema da yer alıyordu.
Tarih notu
Kronoloji
1846: Meclis-i Maarif-i Umumiye'nin kurulması ve darülfünun kararı
1851: Encümen-i Daniş nizamnamesinin hazırlanması
18 Temmuz 1851: Encümen-i Daniş'in açılış töreni
1851: Kavâid-i Osmâniyye'nin sunulması
1853–1856: Kırım Savaşı
1854: Tarih-i Cevdet'in ilk ciltlerinin yayımlanması
1861: Cemiyet-i İlmiye-i Osmaniye'nin kurulması
1862 civarı: Encümen-i Daniş'in fiilen dağılması
1863: Darülfünun'da halka açık derslerin başlaması

Akademi kurmak ile bilim üretmek arasındaki mesafe

Encümen-i Daniş, Tanzimat yöneticilerinin bilime ve eğitime verdiği önemin sembolik bir ifadesiydi. Bir akademi kurmak, Avrupa devletlerinin kurumsal modellerini benimsemenin ve bunu dünyaya göstermenin bir yoluydu. Açılış töreni, Mustafa Reşid Paşa'nın konuşması ve Hammer-Purgstall gibi yabancı üyelerin seçilmesi, bu sembolik boyutu açıkça gösterir.

Ancak bir akademinin varlığı, bilimsel üretimin kendiliğinden ortaya çıkmasını sağlamadı. Üyelerin büyük kısmı devlet görevleriyle meşguldü, kurulun bütçesi sınırlıydı ve Kırım Savaşı bütün öncelikleri değiştirdi. Encümen, on yıl içinde sessizce dağıldı.

Yine de kurulun mirası küçümsenemez. Kavâid-i Osmâniyye ve Tarih-i Cevdet, Osmanlı düşünce hayatının en önemli eserleri arasında yer aldı. Özellikle Cevdet'in tarihi, belgeye dayalı tarih yazımının Osmanlı'daki ilk büyük örneklerinden biri oldu. Encümen-i Daniş'in deneyimi, bilim kurumlarının ancak sürekli destek ve bağımsız çalışma imkânıyla yaşayabileceğini gösteren erken bir ders olarak okunabilir. Bu ders, sonraki yıllarda kurulan sivil derneklerin ve Darülfünun'un tarihinde de tekrar tekrar karşımıza çıkacaktı. Encümen'in kısa hikâyesi, kurum kurmanın bir başlangıç, yaşatmanın ise ayrı bir emek olduğunu açıkça hatırlatır.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap