İçeriğe geç
Giriş yap
0

İpek Film (1928): Cumhuriyet'in ilk sesli filmini çeken İpekçi kardeşlerin stüdyosu

Mavi Mürekkep başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

Neden önemli

Bugün İpek Film, Türk sinemasının öncü kurumlarından biri olarak anılır. Ankara Postası, İstanbul Sokaklarında, Bir Millet Uyanıyor ve Aysel Bataklı Damın Kızı gibi yapımlar, Türk sinema tarihinin köşe taşları arasında sayılır.

Konunun “Mirası” bölümünden
Mavi MürekkepKonu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Beş yıllık sessizlikten sonra

1928 yılında İstanbul'da kurulan İpek Film, Türk sineması tarihinde Kemal Film'den sonra ikinci özel film stüdyosu ve yapım şirketidir. Şirketi kuranlar, film dağıtımcısı ve ithalatçısı olarak tanınan Fahir İpekçi ve İhsan İpekçi kardeşlerdi. İpek Film kurulduğunda, ülkede beş yıldır tek bir film çekilmemişti. Kemal Film'in 1922–1923 arasındaki kısa yapım döneminden sonra Türkiye'de yerli film üretimi durmuş, salonlar tamamen yabancı filmlerle dolmuştu.

Cumhuriyet'in ilk yıllarında sinema, kent hayatının yeni ve hızla yayılan eğlencesiydi. İstanbul'da Beyoğlu, sinema salonlarının yoğunlaştığı semtti. Ancak perdede görülen hikâyeler neredeyse tamamen Avrupa ve Amerika'dan geliyordu. İpekçi kardeşler, dağıtımcılık işinden edindikleri deneyim ve sermayeyi yerli yapıma yönlendirmeye karar verdiler. Bu karar, Türk sinemasının 1930'lardaki ilk büyük atılımının başlangıcı oldu.
Beyoğlu'nda tarihî bir sinema salonu
Beyoğlu'nda tarihî bir sinema salonuGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Kurmanbek. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: 1928 İpek Film'in kuruluşu; 2 Ekim 1929 Ankara Postası'nın vizyona girişi; 1931 İstanbul Sokaklarında, ilk Türk sesli filmi; 1932 Nişantaşı'ndaki stüdyonun kurulması ve Kaçakçılar'ın tamamlanması; 7 Aralık 1932 Bir Millet Uyanıyor'un vizyona girişi; 22 Ocak 1933 Karım Beni Aldatırsa'nın gösterimi; 1934 yapıma dönüş ve Aysel Bataklı Damın Kızı; 1942 Varlık Vergisi'nin şirkete etkisi.

İlk film: Ankara Postası

İpek Film, ilk yapımı olarak Kurtuluş Savaşı'nı konu alan bir hikâyeyi seçti. Birkaç yıl önce Darülbedayi'de sahnelendiğinde büyük beğeni toplayan Ankara Postası adlı oyun sinemaya uyarlandı. Filmi, Türk tiyatrosu ve sinemasının kurucu isimlerinden Muhsin Ertuğrul yönetti. Ankara Postası, 2 Ekim 1929'da vizyona girdi ve büyük bir gişe başarısı kazandı.

Konunun seçimi tesadüf değildi. Milli Mücadele, henüz birkaç yıl önce sona ermişti ve halkın belleğinde canlı biçimde yaşıyordu. Ankara Postası, seyirciye bu yakın geçmişi beyaz perdede yeniden yaşatma imkânı sundu. Filmin başarısı, yerli yapımların seyirci bulabileceğini kanıtladı ve İpek Film'i yeni projelere cesaretlendirdi.

Kaçakçılar ve bir trajedi

İpek Film, aynı yıl Kaçakçılar adlı polisiye filmin çekimlerine başladı. O yıl düzenlenen güzellik yarışmasının birincisi Feriha Tevfik, filmde başrole getirildi. Kaçakçılar'ın Türkiye'nin ilk sesli filmi olarak vizyona girmesi planlanıyordu. Ne var ki çekimler sırasında yaşanan bir kazada oyuncu Arşak Karakaş hayatını kaybetti. Bu acı olay üzerine çekimlere ara verildi ve film ancak 1932'de tamamlanabildi.

Kaçakçılar'ın gecikmesi, ilk sesli film unvanının başka bir yapıma geçmesine yol açtı. Çekimlere ara verildiği sırada hazırlanan İstanbul Sokaklarında, Türk sinema tarihine ilk sesli film olarak geçti.
Ek bilgi
İstanbul Sokaklarında, uluslararası bir seyirci kitlesini hedefleyen bir yapımdı. Filmin dış çekimleri Mısır, Türkiye ve Yunanistan'da yapıldı; sesli iç çekimler ise Paris'teki Epinay Stüdyoları'nda gerçekleştirildi. Film, Balkan ülkelerinde, Varşova'da, Mısır'da ve Yunanistan'da da ilgi gördü.
Ankara'da Muhsin Ertuğrul büstü
Ankara'da Muhsin Ertuğrul büstüGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Dosseman. Dosya sayfası

Nişantaşı'ndaki ekmek fabrikası

Paris'teki çekimler, İstanbul Sokaklarında filmini son derece maliyetli hale getirmişti. Her sesli film için yurt dışına gitmenin sürdürülemez olduğunu gören İpekçiler, kendi sesli stüdyolarını kurmaya karar verdiler. Bunun için Nişantaşı'nda atıl durumdaki büyük bir ekmek fabrikası binasını kiraladılar. Bu bina, Türkiye'nin ilk sesli film stüdyolarından birine dönüştürüldü.

1932 yazında yeni stüdyoda iki film çekildi: Karım Beni Aldatırsa ve Bir Millet Uyanıyor. Bir Millet Uyanıyor, 7 Aralık 1932'de; Karım Beni Aldatırsa ise 22 Ocak 1933'te İstanbul'daki Elhamra ve Melek sinemalarında vizyona girdi. Stüdyoda bunların ardından operet filmleri çekilmeye devam etti. Ayrıca İpekçilerin yurt dışından getirdiği filmlerin Türkçe dublajları da burada yapıldı. Böylece Nişantaşı stüdyosu, Türk dublaj geleneğinin de ilk adımlarının atıldığı yer oldu.

Nazım Hikmet'in stüdyodaki yılları

İpek Film'in 1930'lardaki yapımlarında şair Nazım Hikmet önemli bir rol üstlendi. Bir Millet Uyanıyor filminde hem reji asistanı hem de seslendirme yönetmeni olarak çalıştı. Stüdyoda çekilen operet filmlerinin senaryolarını da o yazdı. Nazım Hikmet'in İpek Film'deki çalışmaları, onun edebiyatın yanı sıra sinemaya da ilgi duyduğunu ve bu alanda yetenekli bir zanaatkâr olduğunu gösterir.

1934'te İpek Film, bir aradan sonra yeniden film çekmeye başladı. Bu dönemin en önemli yapımlarından biri, İsveçli yazar Selma Lagerlöf'ün romanından Nazım Hikmet'in uyarladığı Aysel Bataklı Damın Kızı'dır. Filmin başrolünde Cahide Sonku yer aldı. Aysel Bataklı Damın Kızı, Türk sinemasında köy hayatını konu alan ilk önemli filmlerden biri olarak anılır.
Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi
Harbiye Muhsin Ertuğrul SahnesiGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: CeeGee. Dosya sayfası

FİTAŞ ve SİNTAŞ: dağıtım ve salon işletmeciliği

İpekçiler, film yapımına ara verdikleri dönemde iki yeni şirket kurdular. Film İşleri Türk Anonim Şirketi, kısaca FİTAŞ, film kiralama işlerini yürüttü. Sinema İşleri Türk Anonim Şirketi, kısaca SİNTAŞ ise salonlarla ilgili işlerden sorumluydu. Bu yapı, İpek ailesinin sinemanın üç alanında, yani yapım, dağıtım ve salon işletmeciliğinde aynı anda var olmasını sağladı. 1930'larda Türkiye'de sinema denince akla gelen ilk ailelerden biri İpekçilerdi.

Bu dikey örgütlenme, dönemin dünya sinemasında da yaygın bir modeldi. Büyük Amerikan stüdyoları da yapım, dağıtım ve salon zincirlerini bir arada tutuyordu. İpekçiler, bu modeli Türkiye'nin küçük ama hızla büyüyen pazarına uyarlamış oldular.
Doğrusu
İpek Film'in 1930'lardaki yapımlarında Muhsin Ertuğrul, neredeyse tek yönetmen konumundaydı. Türk sinema tarihçileri, 1920'lerin başından 1939'a kadar süren bu döneme "Tiyatrocular Dönemi" adını verir. Bu dönemde filmler, büyük ölçüde tiyatro oyuncuları ve tiyatro anlayışıyla çekildi.

Varlık Vergisi ve dağılma

İpek Film'in parlak dönemi, İkinci Dünya Savaşı yıllarında sona erdi. 1942'de çıkarılan Varlık Vergisi Kanunu, İpek Film'i en çok etkilenen sinema şirketlerinden biri haline getirdi. Şirket, bu darbeden sonra bir daha 1930'ların parlak günlerine dönemedi. İhsan, Cemil ve Osman İpekçi gibi ilk kuşak sinemacıların ölümünün ardından şirketler kalabalık varisler arasında bölündü ve dağıldı.

Cumhuriyet'in kültür hamlesinde özel sermaye

İpek Film'in öyküsü, Cumhuriyet'in ilk on yıllarındaki kültürel dönüşümde özel girişimin oynadığı rolün çarpıcı bir örneğidir. Devlet, bu yıllarda eğitim, dil, tarih ve güzel sanatlar alanında büyük kurumlar oluştururken, sinemaya doğrudan yatırım yapmadı. Bu boşluğu, İpekçiler gibi dağıtımcılıktan gelen girişimciler doldurdu. Onların kurduğu sesli stüdyo, ilk sesli film, ilk dublajlar ve köy hayatını konu alan ilk önemli filmler, Türk sinemasının teknik ve sanatsal altyapısının bu özel şirket eliyle atıldığını gösterir.

Dikkat çekici olan, İpek Film'in ilk yapımı için Kurtuluş Savaşı'nı seçmesi ve 1932'de yine Milli Mücadele'yi konu alan Bir Millet Uyanıyor'u çekmesidir. Bu tercihler, özel bir şirketin ticari başarıyı Cumhuriyet'in kuruluş hikâyesiyle buluşturduğunu gösterir. Seyirci, beyaz perdede kendi yakın tarihini görmek istiyordu; İpek Film de bu talebe yanıt verdi.

Şirketin 1942 sonrasındaki çöküşü ise, savaş yıllarının ağır ekonomik koşullarının kültür kurumlarını ne denli kırılgan hale getirdiğini hatırlatır. Yine de İpek Film'in açtığı yol kapanmadı. 1940'ların sonunda ve 1950'lerde Yeşilçam'ın yükselişini sağlayan yapımcıların birçoğu, İpekçilerin kurduğu dağıtım ve salon ağının mirası üzerinde yükseldi.

Mirası

Bugün İpek Film, Türk sinemasının öncü kurumlarından biri olarak anılır. Ankara Postası, İstanbul Sokaklarında, Bir Millet Uyanıyor ve Aysel Bataklı Damın Kızı gibi yapımlar, Türk sinema tarihinin köşe taşları arasında sayılır. Muhsin Ertuğrul'un yönetmenliği, Nazım Hikmet'in senaryoları ve Cahide Sonku gibi oyuncuların performansları, bu filmleri dönemin kültür hayatının değerli belgeleri haline getirir. Bu filmlerin bir kısmı bugün kayıp ya da eksik kopyalar halinde korunmaktadır; sinema arşivcileri, kalan makaraları onararak bu erken dönem yapımlarını yeni kuşaklara ulaştırmaya çalışmaktadır. Nişantaşı'ndaki eski ekmek fabrikasından yükselen ilk Türkçe sesler, böylece hâlâ duyulabilmektedir.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap