Bir iddianın kısa hali
Kurtuluş Savaşı üzerine yazılan bazı popüler metinlerde ve sosyal medya paylaşımlarında, 7 Haziran 1922'deki Samsun Bombardımanı'nın Yunan donanmasıyla birlikte Amerikan savaş gemileri tarafından yapıldığı ileri sürülür. Bu anlatımda USS Sands, USS McFarland ve USS Sturtevant adlı muhriplerin Yunan zırhlılarıyla birlikte Samsun'u topa tuttuğu, hatta bu olayın Kurtuluş Savaşı'nda Türklere karşı yapılan "ilk ve tek Amerikan operasyonu" olduğu söylenir. İddia, çoğunlukla Amerika Birleşik Devletleri'nin Kurtuluş Savaşı'nda gizlice Türklere karşı savaştığı yönündeki daha geniş bir anlatının parçası olarak sunulur.İddianın çekiciliği anlaşılabilir. Amerikan gemilerinin 1919-1923 arasında Türk sularında bulunduğu, İzmir'in işgali sırasında limanda oldukları ve İstanbul'da sürekli bir varlık gösterdikleri doğrudur. Bu varlık, Amerikan gemilerinin savaşa da katıldığı izlenimini kolayca doğurabilir. Ancak Samsun Bombardımanı söz konusu olduğunda, eldeki bilgiler bu iddiayı desteklemez.

İddianın izi: kim, nerede, nasıl söyledi?
İddianın yaygınlaşmasında 2000'li yıllarda yayımlanan ve Amerika'nın Milli Mücadele dönemindeki rolünü "gizli işgal" olarak tanımlayan popüler kitapların payı büyüktür. Bu kitaplarda, Türk sularında bulunan Amerikan gemilerinin listesi verilmiş ve her geminin bulunduğu limanlar sıralanmıştır. Liste, sonraki yıllarda internet sitelerinde ve ansiklopedik derlemelerde neredeyse aynen kopyalandı. Samsun Bombardımanı'nı anlatan bazı Türkçe metinlerde de "Amerikan muhripleri de bu bombalama hareketinde yardımcı olmuştu" türünden kısa ve dayanaksız bir cümle eklendi. Aynı metinlerin kendi içinde, Amerikan gemilerinin Samsun limanında "gözlemci sıfatıyla" demirli olduğu ve Yunan notasının şehre bu gemiler aracılığıyla iletildiği de anlatılır. Bu çelişki, iddianın nasıl ortaya çıktığına dair önemli bir ipucudur: limanda bulunan tarafsız gemiler, sonradan bombardımanın tarafı gibi yazılmıştır. Sosyal medyada ise iddia, Amerikan muhriplerinin fotoğraflarıyla birlikte, "ABD Samsun'u bombaladı" başlığıyla dolaşmaktadır.Tarih notu
Kronoloji: Mayıs 1919 Amerikan gemilerinin İzmir'in işgali sırasında limanda bulunması; 1919-1927 Amiral Mark L. Bristol'ün İstanbul'da ABD yüksek komiseri olarak görev yapması; 7 Haziran 1922 Samsun Bombardımanı; Eylül 1922 İzmir yangını sonrasında Amerikan muhriplerinden oluşan yeni bir grubun Türk sularına gönderilmesi; 24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşması.
Amerikan gemileri Samsun'da ne yapıyordu?
1919-1923 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye ile savaş halinde değildi. Birinci Dünya Savaşı'nda iki ülke birbirine savaş ilan etmemişti, yalnızca diplomatik ilişkiler 1917'de kesilmişti. Amerikan donanmasının Türk sularındaki gemileri, İstanbul'daki ABD yüksek komiseri Amiral Mark L. Bristol'ün emrindeydi. Bu gemilerin başlıca görevleri, Amerikan vatandaşlarını ve ticari çıkarlarını korumak, yardım kuruluşlarının malzemelerini taşımak, haberleşmeyi sağlamak ve bölgedeki gelişmeleri izlemekti.Samsun, Amerikan tütün şirketlerinin önemli alım merkezlerinden biriydi. Şehirde Amerikan tüccarlarına ait tütün depoları vardı. Ayrıca Near East Relief adlı Amerikan yardım kuruluşu, Karadeniz kıyısında yetimhaneler ve yardım merkezleri işletiyordu. Amerikan muhriplerinin Samsun limanında bulunması, bu çıkarlarla açıklanır.
Nota taşıyan gemi, ateş eden gemi değildir
Bombardımanın ayrıntılı Türk anlatımlarında, Yunan filosunun teslim isteyen notasının Samsun Mutasarrıfı Faik Bey'e limanda demirli Amerikan gemileri aracılığıyla iletildiği belirtilir. Bu, diplomatik açıdan anlamlı bir ayrıntıdır. Savaş halindeki iki taraf arasında doğrudan iletişim kurulamadığında, tarafsız bir ülkenin gemisi aracı olarak kullanılır. Amerikan gemilerinin bu rolü üstlenmesi, onların çatışmanın tarafı değil, tarafsız gözlemcisi olduğunu gösterir.Bombardımanın hasar listesinde de dikkat çekici bir ayrıntı vardır: Yunan gemilerinin hedef aldığı yerler arasında Amerikalı tüccarlara ait tütün depoları da bulunuyordu. Amerikan muhriplerinin, kendi ülkelerinin tüccarlarına ait depoları topa tutan bir saldırıya katılması mantıkla bağdaşmaz.
Ek bilgi
Amiral Bristol, Milli Mücadele yıllarında İstanbul'da görev yapan yabancı temsilciler arasında Ankara'ya en az düşmanca bakanlardan biri olarak bilinir. Yunan politikalarını eleştiren raporları, Washington'a gönderdiği yazışmalarda yer alır. Bu tutum, onun emrindeki gemilerin Yunan donanmasıyla ortak bir saldırıya katılmasını daha da olanaksız kılar.

Gemi adlarındaki zaman sorunu
İddianın en zayıf noktalarından biri, adı geçen gemilerin tarihleridir. İddiayı yayan listelerin kendisinde, USS Sturtevant ve USS McFarland'ın, Eylül 1922'de ABD Başkanı tarafından Türk sularına gönderilen on iki muhriplik grubun parçası olduğu yazılır. Bu grup, İzmir yangını ve mülteci sorunu üzerine bölgeye gönderilmişti. Yani bu iki gemi, Haziran 1922'deki Samsun Bombardımanı sırasında henüz bölgede değildi.USS Sands ise 1920-1922 yılları arasında İstanbul, Samsun, Trabzon ve Batum limanlarında görev yapmıştı. Bombardıman günü Samsun'da bulunan Amerikan gemilerinden biri olması mümkündür. Ancak limanda bulunmak, bombardımana katılmak anlamına gelmez. Sands'in o gün ateş açtığını gösteren ne Türk kayıtlarında ne de Amerikan donanma kayıtlarında bir bilgi vardır.
Türk kayıtları ne söylüyor?
Bombardımandan sonra Ankara'nın yaptığı açıklamalar ve Meclis'teki tartışmalar, saldırıyı Yunan donanmasına mal eder. Ankara, olayı uluslararası kamuoyuna duyururken Yunanistan'ı açık bir şehri bombalamakla suçlamıştır. Eğer Amerikan gemileri de bombardımana katılmış olsaydı, bu durum Ankara için çok büyük bir diplomatik kozdu ve mutlaka dile getirilirdi. Ankara'nın 1922 yazında Amerika'yı suçlayan bir açıklama yapmaması, iddianın dönemin kaynaklarında bir karşılığı olmadığını gösterir.Bombardımandan sonraki aylarda Ankara ile Amerika arasındaki ilişkiler de bu tabloyla uyumludur. Amiral Bristol, Lozan Konferansı'nda Amerikan gözlemcileriyle birlikte bulunmuş ve 1923'te iki ülke arasında bir dostluk ve ticaret antlaşması imzalanmıştır. Samsun'da Türk şehrini topa tutmuş bir donanmanın temsilcileriyle bu kadar kısa sürede bu tür görüşmeler yapılması zor olurdu.
Doğrusu
Amerika Birleşik Devletleri'nin Milli Mücadele dönemindeki tutumu tamamen tarafsız değildi. Amerikan kamuoyunda Ermeni ve Rum halklarına yönelik sempati güçlüydü ve bazı Amerikan çevreleri Anadolu'da bir manda yönetimini savunmuştu. İzmir'in işgali sırasında Amerikan gemilerinin limanda bulunması da tartışma konusudur. Ancak bu genel tablo, Samsun Bombardımanı'na Amerikan gemilerinin katıldığı iddiasını doğrulamaz.

İddia neden yaşamaya devam ediyor?
İddianın yaşamaya devam etmesinin birkaç nedeni vardır. Birincisi, Amerikan gemilerinin Türk sularında gerçekten bulunması, iddiaya inandırıcı bir zemin sağlar. İkincisi, gemi listeleri ve tarihleri, ayrıntılı ve belgesel bir görünüm verir. Okuyucu, bu kadar ayrıntılı bir listenin doğru bilgiye dayandığını düşünür. Üçüncüsü, Amerika'nın sonraki on yıllardaki dış politikası, bazı okuyucularda bu iddiaya yatkın bir bakış açısı oluşturur.Ancak tarih yazımında bir olayın inandırıcı görünmesi, onun gerçekleştiğini göstermez. Samsun Bombardımanı, Yunan donanmasının bir misilleme saldırısıdır. Amerikan gemileri o gün limandaydı, ama saldırganların değil, tarafsız gözlemcilerin arasındaydı.
Limanda bulunmak ile savaşa katılmak arasındaki fark
Bu iddia, tarihsel bir olayın ayrıntılarının nasıl kolayca kayabileceğini gösteren öğretici bir örnektir. Amerikan gemilerinin Samsun limanında bulunduğu ve Yunan notasını ilettiği doğrudur. Ancak bu iki gerçek, birkaç el değiştirdikten sonra "Amerikan gemileri Samsun'u bombaladı" biçimine dönüşmüştür. Adı geçen muhriplerin ikisinin o tarihte bölgede bile olmadığı, iddiayı yayan listelerin kendisinden anlaşılabilir.Kurtuluş Savaşı'nın gerçek tarihi, bu tür abartılara ihtiyaç duymaz. Samsun'un bir Yunan donanmasının ağır toplarıyla iki saat boyunca bombalanması ve şehrin bu saldırıya rağmen ayakta kalması, kendi başına yeterince çarpıcı bir hikâyedir. Olayı doğru anlatmak, hem Samsun halkının yaşadıklarına hem de dönemin uluslararası ilişkilerinin karmaşıklığına saygı göstermenin yoludur.