Bir İngiliz balıkçı teknesinden gümrük gemisine
Rüsumat No 4, 1891'de İngiltere'de bir trol gemisi, yani dip ağıyla balık avlayan bir balıkçı teknesi olarak inşa edildi. Gemi, yirmi yılı aşkın bir süre Kuzey Denizi'nin sert sularında çalıştıktan sonra 1913'te Osmanlı Devleti tarafından satın alındı. Osmanlı'da gemiye verilen ad, görevini de anlatıyordu: Rüsumat, gümrük vergileri anlamına geliyordu ve gemi, Rüsumat Emaneti, yani gümrük idaresi emrinde kaçakçılığa karşı kıyı devriyesi yapacaktı. Numarası da aynı idarenin elindeki küçük devriye gemileri arasındaki sırasını gösteriyordu.Birinci Dünya Savaşı başlayınca Rüsumat No 4, Osmanlı donanmasına katıldı. Nisan 1915'e kadar mayın tarayıcı olarak çalıştı. Çanakkale Boğazı ve İstanbul Boğazı'nın girişlerinde mayın taramak, küçük ve dayanıklı gemilerin işiydi. Daha sonra refakat gemisi olarak görevlendirildi ve savaşın geri kalanını Karadeniz'de nakliye gemilerine eşlik ederek geçirdi. Savaş sona erdiğinde gemi, Karadeniz Ereğlisi'nde demirli bekliyordu.
Kaynaklar
Belge: Türk İstiklal Harbinde Karadeniz — DergiPark, Makale.

Tarih notu
Kronoloji: 1891 İngiltere'de trol gemisi olarak inşa; 1913 Osmanlı gümrük idaresince satın alınma; 1914-1915 mayın tarayıcı; 1915-1918 refakat gemisi; Haziran 1919 milliyetçilerin gemiyi ele geçirmesi; 12 Kasım 1920 silah ve mühimmat taşımacılığına başlama; 17 Temmuz 1921 dokuzuncu sefer ve Ordu'da yakılış; 25 Eylül 1921 onuncu sefer; Eylül 1921 sonu Eynesil açıklarında batırılış.
Ereğli'den kaçırılan gemi
Mondros Ateşkesi'nden sonra Osmanlı donanmasının gemileri, ateşkes hükümleri gereğince silahsızlandırılıyor ve İtilaf denetimine bırakılıyordu. Anadolu'da milli hareketin başlamasıyla birlikte, Karadeniz kıyısındaki küçük gemiler, Anadolu'nun dış dünyayla bağlantısı için büyük önem kazandı. Haziran 1919'da Rüsumat No 4, Ereğli'deki demir yerinden milliyetçiler tarafından alınarak Anadolu'nun hizmetine sokuldu.Gemi, bir süre çeşitli işlerde kullanıldıktan sonra 12 Kasım 1920'den itibaren düzenli olarak silah ve mühimmat taşımakla görevlendirildi. Görevi, Doğu Karadeniz limanlarından ve Batum'dan aldığı silahları Batı Karadeniz limanlarına, özellikle İnebolu'ya ve Samsun'a taşımaktı. Bu limanlardan karaya çıkarılan silahlar, kağnılarla ve yük hayvanlarıyla Anadolu'nun içlerine, Ankara'ya ve cephelere ulaştırılıyordu.
Batum yolu
1920 sonu ve 1921 boyunca Ankara hükûmeti, Sovyet Rusya'dan silah, cephane ve altın yardımı alıyordu. Bu yardımın önemli bir bölümü Karadeniz üzerinden, Novorossiysk, Tuapse ve Batum gibi limanlardan Anadolu kıyılarına taşındı. Batum, Mart 1921'deki Moskova Antlaşması'yla Gürcistan'a bırakılmış olsa da Türk gemileri için önemli bir uğrak yeri olmaya devam etti. Rüsumat No 4 gibi küçük gemiler, bu taşımacılığın yükünü taşıyordu.Karadeniz, bu dönemde Yunan donanmasının devriye bölgelerinden biriydi. Yunan savaş gemileri, Anadolu'ya silah taşıyan gemileri durdurmak için kıyı boyunca dolaşıyor ve zaman zaman kıyı kasabalarını topa tutuyordu. Bu nedenle silah taşıyan gemiler, çoğunlukla gece yol alıyor, kıyıya yakın seyrediyor ve tehlike anında en yakın limana sığınmaya hazır bekliyordu.
Ek bilgi
Kurtuluş Savaşı yıllarında Karadeniz'de silah taşıyan gemilerin büyük bölümü, motor ve yelken gücüyle çalışan küçük teknelerdi. Rüsumat No 4 gibi buharlı gemiler, hem daha hızlı hem de daha fazla yük taşıyabildikleri için özellikle değerliydi. Ancak dumanları uzaktan görülebildiği için düşman devriyelerine karşı daha da dikkatli olmaları gerekiyordu.
17 Temmuz 1921: Ordu'da yanan gemi
17 Temmuz 1921'de Rüsumat No 4, dokuzuncu seferini yapıyordu. Yükü, iki adet 88 milimetrelik top ve 88 sandık mühimmattı. Bu yük, Sakarya Meydan Muharebesi'nin hemen öncesinde ordunun en çok ihtiyaç duyduğu türdendi. Ancak Karadeniz'de devriye gezen iki Yunan savaş gemisi Rüsumat'ı gördü ve kovalamaya başladı.Rüsumat'ın kaptanı Mahmut, gemiyi en yakın sığınak olan Ordu limanına sürdü. Ordu'ya ulaşıldığında kent halkı limana koştu. Geminin yükü, halkın yardımıyla kısa sürede karaya çıkarıldı. Yük boşaltıldıktan sonra kaptan, geminin düşman eline geçmemesi için gemide yangın çıkarttı.
Rüsumat'ın peşinden Ordu'ya kadar gelen Dafni adlı Yunan torpidobotu, limanda yanan gemiyi görünce işinin bittiğine karar verdi ve geri döndü. Böylece hem yük kurtarılmış hem de gemi düşman eline geçmemişti.

Fındık yağıyla Batum'a
Yunan torpidobotunun uzaklaşmasından sonra Kaptan Mahmut, yangını söndürdü. Gemi ağır hasar görmüştü, ancak gövdesi sağlamdı. Mürettebat, gemiyi temizledi ve bazı acil onarımlardan sonra yeniden yüzebilir hale getirdi. Ancak bir sorun vardı: yangın sırasında geminin yakıtı yok olmuştu. Kaptan Mahmut, bu sorunu Ordu'nun kendi ürünüyle çözdü. Ordu'dan fındık yağı alarak kazanlarda yakıt olarak kullandı ve gemiyi esaslı onarım için Batum'a götürdü.Fındık yağıyla çalışan bir buharlı gemi, Kurtuluş Savaşı'nın imkânsızlıklar içinde bulunan çözümlerinin en ilginç örneklerinden biridir. Bu hikâye, Karadeniz kıyı halkının ve gemicilerin cepheye silah ulaştırmak için gösterdiği çabanın simgelerinden biri olarak anlatılır. Kaptan Mahmut, soyadı kanunundan sonra Gökbora soyadını aldı.
Onuncu ve son sefer
Batum'daki onarımın ardından Rüsumat No 4, 25 Eylül 1921'de onuncu seferine çıktı. Batum'da yüklediği malzemeyi başarıyla Samsun'a ulaştırdı. Sakarya Meydan Muharebesi birkaç gün önce, 13 Eylül'de, Türk ordusunun zaferiyle sonuçlanmıştı. Ordunun kayıplarını gidermek ve yeni taarruza hazırlanmak için malzemeye her zamankinden fazla ihtiyaç vardı.Ancak bu sefer, Rüsumat No 4'ün son seferi oldu. Samsun'dan geri dönerken, Giresun'un Eynesil kıyısı açıklarında Yunan savaş gemileriyle karşılaştı. Bu kez sığınacak bir liman yetişemedi ve gemi Yunan gemileri tarafından batırıldı. Rüsumat No 4'ün otuz yılı aşan hizmet hayatı, Karadeniz'in dibinde sona erdi.
Kaynaklarda fark
Rüsumat No 4'ün yakılması ve batırılması zaman zaman tek bir olay gibi anlatılır. Gemi, Temmuz 1921'de Ordu'da kendi mürettebatınca yakılmış, ancak kurtarılıp onarılmıştır. Batırılışı ise Eylül 1921 sonunda, onuncu seferin dönüşünde, Eynesil açıklarında olmuştur. İki olay arasında yaklaşık iki buçuk ay vardır.
Karadeniz'in isimsiz gemileri
Rüsumat No 4, Kurtuluş Savaşı'nda Karadeniz'de silah taşıyan onlarca gemiden yalnızca biriydi. Bu gemilerin çoğunun adı bugün unutulmuş, hikâyeleri kayda geçmemiştir. Motorlar, kayıklar, takalar ve küçük buharlı gemiler, Batum'dan İnebolu'ya, Trabzon'dan Samsun'a sürekli yol alıyordu. Bu gemilerin mürettebatı çoğunlukla Karadeniz kıyısının denizcileriydi ve büyük bölümü hiçbir resmi rütbe ya da ödül beklemeden bu işi yapıyordu.Rüsumat No 4'ün hikâyesinin hatırlanmasında, geminin tam ölçekli bir modelinin yapılması ve sergilenmesi önemli bir rol oynadı. Model, geminin dış görünüşünü ve boyutlarını bugünün ziyaretçilerine gösteriyor. Böylece Karadeniz'in silah yolunun küçük ama inatçı bir gemisi, yeniden görünür hale geldi.

Rüsumat'ın yükleri
Rüsumat No 4'ün taşıdığı yükler, Kurtuluş Savaşı'nın lojistik sorunlarını açıkça gösterir. Toplar, cephane sandıkları, tüfekler ve makineli tüfekler, Anadolu'da üretilemeyen ya da çok sınırlı miktarda üretilebilen malzemelerdi. Ankara ve çevresindeki atölyelerde tüfek tamiri yapılabiliyor, bazı cephane türleri doldurulabiliyordu. Ancak top gibi ağır silahların yurt dışından getirilmesi gerekiyordu. Dokuzuncu seferdeki iki adet 88 milimetrelik top, bu yüzden geminin kendisinden daha değerli sayılıyordu. Ordu halkının yükü kurtarmak için limana koşması, bu değerin herkes tarafından bilindiğini gösterir.Bir gümrük gemisinin savaşı
Rüsumat No 4'ün hikâyesi, Kurtuluş Savaşı'nın denizdeki yüzünü anlatır. Kara cephelerinin büyük muharebeleri kadar bilinmese de Karadeniz'deki silah taşımacılığı, ordunun ayakta kalması için hayati önem taşıyordu. Sakarya'dan önce ve sonra cepheye ulaşan topların ve cephanenin bir bölümü, Rüsumat gibi küçük gemilerin ambarlarında Anadolu'ya gelmişti.Ordu'da halkın yükü kurtarması, kaptanın gemiyi yakması ve ardından fındık yağıyla Batum'a götürmesi, bu hikâyeyi Kurtuluş Savaşı'nın en canlı denizcilik anlatılarından biri yapar. Geminin sonunda Eynesil açıklarında batırılması ise bu yolun ne kadar tehlikeli olduğunu hatırlatır. Rüsumat No 4, bir İngiliz balıkçı teknesi olarak başlayan ve Anadolu'nun silah yolunda biten uzun bir hayatın sahibidir.