Mahkeme kapısındaki gazeteci
1930'da İstanbul'da bir dergi yazarı, yazdığı bir makale nedeniyle mahkemeye sevk edildi. Bu olayı sıradan bir basın davasından ayıran şey, yazarın kimliğiydi: Sabiha Sertel, yayımladığı bir yazı yüzünden yargılanan ilk Türk kadını oldu. Yazı, eşiyle birlikte çıkardığı Resimli Ay dergisinde "Savulun Geliyorum" başlığıyla yayımlanmıştı.Sabiha Sertel, Türkiye'nin ilk kadın gazetecilerinden biridir. Kadın hakları, işçi hakları ve basın özgürlüğü üzerine yazdı; Büyük Mecmua'dan Resimli Ay'a, Tan gazetesinden Görüşler dergisine uzanan bir yayın hayatı sürdü. Görüşleri her dönemde tartışıldı; ama Türk basın tarihinde bir kadının yazı masasına oturmasının ilk örneklerinden biri olarak yeri tartışmasızdır. Bu yazıda onun hayatını anlatıyoruz.

Tarih notu
Kronoloji: 1895 Selanik'te doğum; 1912 İstanbul'a göç; 1915 Mehmet Zekeriya ile evlilik; Büyük Mecmua'da yazılar; 1919-1923 Columbia Üniversitesi'nde sosyal hizmet eğitimi; 1924-1931 Resimli Ay; 1927-1928 Çocuk Ansiklopedisi; 1930 yayın yüzünden mahkemeye sevk; 1935 Resimli Her Şey; 1936 Tan gazetesi; 4 Aralık 1945 Tan matbaasının tahrip edilmesi; 1951 yurt dışına çıkış; 2 Eylül 1968 Bakü'de ölüm.
Selanik'ten İstanbul'a
Sabiha 1895'te Selanik'te doğdu. Ortaöğrenimini Selanik İnas Lisesi'nde ve bir Fransız okulunda tamamladı. Henüz gençken yazıları, Paris'te hukuk okuyan ve Selanik'te gazetecilik yapan Mehmet Zekeriya'nın çıkardığı Yeni Felsefe dergisinde yayımlanmaya başladı. "Osmanlı Cemiyetinde Kadın" başlıklı yazısı, derginin yılın en iyi yazısı ödülünü kazandı.Balkan Savaşı sırasında Selanik'in Yunan ordusunun eline geçmesi üzerine 1912'de ailesiyle birlikte İstanbul'a göç etti. 1915'te Mehmet Zekeriya ile evlendi. Şehzadebaşı'ndaki nikâhta tanıklık edenler arasında dönemin önde gelen siyasetçileri vardı; Zekeriya'nın vekili, ileride Cumhuriyet'in uzun yıllar dışişleri bakanlığını yapacak olan Tevfik Rüştü (Aras) Bey'di.
Büyük Mecmua ve Columbia
Gazeteciliğe eşiyle birlikte çıkardıkları haftalık Büyük Mecmua ile başladı. Mütareke yıllarında yayımlanan bu derginin başyazarı Halide Edib'di; Falih Rıfkı, Köprülüzade Fuat, Reşat Nuri, Faruk Nafiz ve Ömer Seyfettin gibi yazarlar da dergide yazıyordu. Sabiha, burada kadınların toplumdaki yeri üzerine yazılar yazdı.1919'da Halide Edib'in önerisiyle bir burstan yararlanarak eşiyle birlikte Amerika'ya gitti ve Columbia Üniversitesi'nde sosyal hizmet eğitimi aldı. Amerika'da yaşayan Türkleri örgütleyerek Himaye-i Etfal Cemiyeti'ne önemli miktarda bağış toplanmasını sağladı. Millî Mücadele'nin sürdüğü bu yıllarda yurt dışındaki Türklerin desteğini harekete geçirmesi, onun sosyal hizmet anlayışının erken bir örneğiydi. 1923'te, Cumhuriyet'in ilan edildiği yıl, eğitimlerini tamamlayarak Türkiye'ye döndüler.

Ek bilgi
Serteller, 1927-1928 yıllarında Faik Sabri Duran ile birlikte bir Çocuk Ansiklopedisi hazırladı. Sabiha Sertel 1932'de Cumhuriyet gazetesinin çıkardığı Hayat Ansiklopedisi'nde de çalıştı. Harf Devrimi'nin ardından yeni harflerle yayımlanan ansiklopediler, okuma yazma seferberliğinin önemli araçları arasındaydı.
Resimli Ay yılları
1924'te Serteller, Resimli Ay dergisini kurdu. Dergi 1931'e kadar yayımlandı ve dönemin en çok okunan dergilerinden biri oldu. Sabiha Sertel makalelerinde işçilerin haklarını savundu, kadınların çalışma hayatındaki sorunlarını ele aldı. Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir'in dergide yayımlanan bir yazısı nedeniyle eşi kalebentliğe mahkûm edilince, dergiyi üç yıl tek başına yönetti.Moskova'dan dönen Nâzım Hikmet de derginin yazar kadrosuna katıldı ve Resimli Ay, genç şairin edebiyat dünyasına çıkışında önemli bir rol oynadı. 1930'da Sabiha Sertel'in "Savulun Geliyorum" başlıklı yazısı nedeniyle mahkemeye sevk edilmesi, onu yayın nedeniyle yargılanan ilk Türk kadını yaptı.
Kadın hakları üzerine yazılar
Sabiha Sertel, yazılarında kadınların eğitim, çalışma ve kamusal hayata katılma haklarını savundu. Kadınların yalnızca ev içinde değil, toplumun her alanında yer alması gerektiğini anlattı. Bu görüşler, Cumhuriyet'in kadın haklarına ilişkin düzenlemeleriyle aynı yöndeydi: 1926'da Medeni Kanun ile tek eşlilik ve miras hakkında eşitlik getirildi; 1930'da belediye seçimlerinde, 1934'te milletvekili seçimlerinde kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanındı.Sertel'in yaklaşımı, kadın meselesini işçi meselesiyle birlikte düşünen bir çizgideydi. Kadınların çalışma hayatındaki ağır koşullarını, fabrikalarda ve tarlalarda çalışan kadınların sorunlarını öne çıkardı. Bu yönüyle Türkiye'de kadın hakları tartışmasına toplumsal sınıf boyutunu getiren ilk yazarlardan biri oldu.

Dikkat: yanlış bilinen
Sabiha Sertel'in siyasi görüşleri, yaşadığı her dönemde tartışma konusu oldu ve bugün de farklı biçimlerde değerlendiriliyor. Bu yazı, onun basın tarihindeki yerini ve kadın gazeteciliğindeki öncülüğünü ele alıyor; siyasi görüşleri hakkında bir hüküm vermek amacı taşımıyor.
Tan gazetesi ve 4 Aralık 1945
Resimli Ay 1931'de kapandıktan sonra Sertel bir süre çeviri işleriyle uğraştı. 1935'te Resimli Her Şey adlı haftalık bir dergi, 1936'da Projektör adlı aylık bir fikir dergisi çıkardı; ikisi de kısa ömürlü oldu. 1936'da eşiyle birlikte Tan gazetesini kurdu. Gazete, İkinci Dünya Savaşı yıllarında faşizm karşıtı yayın çizgisiyle dikkat çekti.Savaşın ardından, çok partili hayata geçiş tartışmalarının yoğunlaştığı günlerde Serteller, Görüşler adlı bir dergi çıkardı; ilk sayısı 1 Aralık 1945'te yayımlandı. Üç gün sonra, 4 Aralık 1945'te bir kalabalık Tan gazetesinin matbaasını tahrip etti. Tan gazetesi, Görüşler dergisi ve aynı matbaada basılan başka yayınlar sona erdi. Serteller olaydan sorumlu tutularak üç ay tutuklu kaldı ve ardından beraat etti.
Sürgün ve son yıllar
Tan olayının ve ardından açılan davaların yıpratıcı etkisiyle Serteller 1951'de Türkiye'den ayrıldı. Sabiha Sertel sürgün yıllarını Paris, Viyana, Budapeşte, Moskova ve Bakü'de geçirdi. Budapeşte'deki radyonun Türkçe yayınlarında çalıştı. Son yıllarında Türkiye'ye dönmek için başvurdu; ama başvurusu kabul edilmedi. 2 Eylül 1968'de Bakü'de öldü.1966'da yazdığı anıları, "Roman Gibi" adıyla yayımlandı. Kitap, onun 1919'dan 1951'e kadar uzanan hayatını, Millî Mücadele'den çok partili döneme uzanan Türkiye'nin siyasi ve kültürel tarihine dair bir tanıklık olarak anlatıyor.
Kalemi olan bir kadın
Sabiha Sertel'in hikâyesi, Cumhuriyet'in ilk yıllarında bir kadının kamusal alanda söz almasının ne anlama geldiğini gösteriyor. 1920'lerde ve 1930'larda bir kadının dergi yönetmesi, başyazı yazması ve yazıları nedeniyle mahkemeye çıkması, toplumun alışık olmadığı bir durumdu. Sertel bu alışılmamış durumu kendi hayatının sıradan bir parçası haline getirdi.Onun görüşlerine katılmak ya da katılmamak bir yana, basın tarihindeki öncülüğü inkâr edilemez. Kadınların gazete ve dergi yönetebileceğini, siyasi ve toplumsal tartışmalara kendi kalemleriyle katılabileceğini gösteren ilk örneklerden biriydi. Resimli Ay'ın sayfalarında yetişen yazarlar, Türk edebiyatının sonraki on yıllarına damgasını vurdu.
4 Aralık 1945'te yaşanan matbaa tahribatı ise Türk basın tarihinin karanlık sayfalarından biri olarak hatırlanıyor. Bir gazetenin görüşleri nedeniyle kalabalıkların hedefi olması, düşünce ve basın özgürlüğünün değerini hatırlatan bir olaydır. Sabiha Sertel'in hayatı, bu değerin ne kadar kırılgan olduğunu ve onu korumanın ne kadar önemli olduğunu gösteren bir hikâye olarak okunmayı hak ediyor.