Bugün saatin gece yarısı sıfırlanması ve takvimin 1 Ocak'ta yenilenmesi o kadar olağan ki, bunun bir kanunla başladığını unutmak kolay. Oysa Türkiye'de günün 24 saate bölünmesi ve miladi takvimin resmî takvim olması, TBMM'nin aynı gün, 26 Aralık 1925'te kabul ettiği iki kanunla oldu. Üç yıl sonra rakamlar da değişti. Bu konuda bu üç düzenlemeyi ve öncesindeki karmaşayı anlatıyoruz.
Önce: Bir şehirde birkaç ayrı saat
Kanundan önce ülkede güneşin battığı anı 12.00 kabul eden "alaturka saat" sistemi geçerliydi. Ama bunun da birden çok biçimi vardı: güneşin batmaya başladığı anı esas alan gurubi saat ile tamamen battığı anı esas alan ezani saat arasında fark vardı. Bir de güneşin en tepede olduğu anı 12.00 kabul eden zevali saat kullanılıyordu. Bu sistemlerin hiçbiri ülke çapında bir birlik sağlamıyordu; batma anı her gün ve her şehirde değiştiği için saatlerin sürekli ayarlanması gerekiyordu. Bu ayarı muvakkithaneler (vakit belirleme yerleri) yapardı. Görsellerdeki yapılar bu tür muvakkithanelerdendir.
Modern saat sistemine geçiş 1909'da Osmanlı Meclis-i Mebusanı'nda tartışılmış, ancak kabul görmemişti.

Görsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Robert Prazeres. Dosya sayfası
697 sayılı kanun: Gün gece yarısında başlar
"Günün 24 Saate Taksimine Dair Kanun" 26 Aralık 1925'te kabul edildi ve 2 Ocak 1926'da Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Kanunun birinci maddesi açıktı: "Türkiye Cumhuriyeti dâhilinde gün, gece yarısından başlar ve saatler sıfırdan yirmi dörde kadar sayılır." İkinci madde ise ülke saatini İzmit'ten geçen 30. meridyene bağladı. Böylece ülkenin her yerinde aynı saat geçerli oldu.
Uyum kolay olmadı. Halkın alafranga saate alışması zaman aldı. Valiliklerin muvakkithanelerdeki ezani saatleri kaldırması ve resmî dairelerde yeni sistemin esas alınmasıyla sıkıntılar zamanla azaldı.
698 sayılı kanun: Miladi takvim
Aynı gün kabul edilen 698 sayılı "Takvimde Tarih Mebdeinin Tebdili Hakkında Kanun" ile miladi takvim resmî devlet takvimi oldu ve 1 Ocak 1926'dan itibaren kullanılmaya başlandı.
Osmanlı Devleti'nde Tanzimat'a kadar hicri takvim uygulanmış, Tanzimat'tan sonra hicri ve Rumi takvim birlikte kullanılmış, ardından yalnız Rumi takvim kullanılır olmuştu. Rumi takvimde yıl sayısı miladi takvimden farklıydı; bu yüzden eski belgelerde 1335 gibi yıllar görülür. Atatürk'ün hayatıyla ilgili pek çok belgede de tarihler Rumi olarak yazılmıştır ve bugünkü tarihe çevrilirken hatalar yapılabilir.

Görsel: Wikimedia Commons, CC BY 3.0, yazar: Tanya Dedyukhina. Dosya sayfası
1928: Uluslararası rakamlar
20 Mayıs 1928'de kabul edilen 1288 sayılı "Beynelmilel Erkamın Kabulü Hakkında Kanun" ile 1 Haziran 1928'den itibaren uluslararası rakamların kullanılması zorunlu oldu. Böylece Doğu Arap rakamları bırakıldı ve bugün kullandığımız rakamlar benimsendi. Türkçe Vikipedi'nin belirttiği gibi rakamların değişmesi, harflerin değiştirilmesi konusunu da gündeme getirdi; birkaç ay sonra, 1 Kasım 1928'de Harf Kanunu kabul edildi.
1945: Ay adları
Miladi takvime geçildikten sonra son değişiklik 1945'te geldi. 4696 sayılı kanunla teşrinievvel, teşrinisani, kânunuevvel ve kânunusani adları yerine ekim, kasım, aralık ve ocak adları kabul edildi. Bu yüzden 1945 öncesi belgelerde ve gazetelerde "Teşrinievvel 1933" gibi ifadeler görürsünüz; bu, bugünkü Ekim 1933'tür.
Saat, takvim ve rakam düzenlemeleri tek başına büyük siyasi olaylar gibi görünmez. Ama gündelik hayatı, ticareti, ulaşımı ve dış dünyayla yazışmayı doğrudan etkiledi. Tren tarifelerinden mahkeme kararlarına kadar her şeyin aynı saat ve aynı takvimle yazılması, devletin işleyişini dünyanın geri kalanıyla aynı dile getirdi.
Önce: Bir şehirde birkaç ayrı saat
Kanundan önce ülkede güneşin battığı anı 12.00 kabul eden "alaturka saat" sistemi geçerliydi. Ama bunun da birden çok biçimi vardı: güneşin batmaya başladığı anı esas alan gurubi saat ile tamamen battığı anı esas alan ezani saat arasında fark vardı. Bir de güneşin en tepede olduğu anı 12.00 kabul eden zevali saat kullanılıyordu. Bu sistemlerin hiçbiri ülke çapında bir birlik sağlamıyordu; batma anı her gün ve her şehirde değiştiği için saatlerin sürekli ayarlanması gerekiyordu. Bu ayarı muvakkithaneler (vakit belirleme yerleri) yapardı. Görsellerdeki yapılar bu tür muvakkithanelerdendir.
Modern saat sistemine geçiş 1909'da Osmanlı Meclis-i Mebusanı'nda tartışılmış, ancak kabul görmemişti.
Tarih notu
Takvim, saat ve rakam düzenlemeleri:
- 1909: Meclis-i Mebusan'da saat sistemi tartışılır, kabul edilmez.
- 26 Aralık 1925: 697 sayılı kanun (günün 24 saate bölünmesi) kabul edilir.
- 26 Aralık 1925: 698 sayılı kanun (miladi takvim) kabul edilir.
- 1 Ocak 1926: Miladi takvim kullanılmaya başlanır.
- 2 Ocak 1926: 697 sayılı kanun Resmî Gazete'de yayımlanır.
- 20 Mayıs 1928: 1288 sayılı kanunla uluslararası rakamlar kabul edilir.
- 1 Haziran 1928: Yeni rakamlar zorunlu olur.
- 1945: 4696 sayılı kanunla teşrinievvel, teşrinisani, kânunuevvel ve kânunusani adları ekim, kasım, aralık ve ocak olur.
- 1909: Meclis-i Mebusan'da saat sistemi tartışılır, kabul edilmez.
- 26 Aralık 1925: 697 sayılı kanun (günün 24 saate bölünmesi) kabul edilir.
- 26 Aralık 1925: 698 sayılı kanun (miladi takvim) kabul edilir.
- 1 Ocak 1926: Miladi takvim kullanılmaya başlanır.
- 2 Ocak 1926: 697 sayılı kanun Resmî Gazete'de yayımlanır.
- 20 Mayıs 1928: 1288 sayılı kanunla uluslararası rakamlar kabul edilir.
- 1 Haziran 1928: Yeni rakamlar zorunlu olur.
- 1945: 4696 sayılı kanunla teşrinievvel, teşrinisani, kânunuevvel ve kânunusani adları ekim, kasım, aralık ve ocak olur.

Görsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Robert Prazeres. Dosya sayfası
697 sayılı kanun: Gün gece yarısında başlar
"Günün 24 Saate Taksimine Dair Kanun" 26 Aralık 1925'te kabul edildi ve 2 Ocak 1926'da Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Kanunun birinci maddesi açıktı: "Türkiye Cumhuriyeti dâhilinde gün, gece yarısından başlar ve saatler sıfırdan yirmi dörde kadar sayılır." İkinci madde ise ülke saatini İzmit'ten geçen 30. meridyene bağladı. Böylece ülkenin her yerinde aynı saat geçerli oldu.
Uyum kolay olmadı. Halkın alafranga saate alışması zaman aldı. Valiliklerin muvakkithanelerdeki ezani saatleri kaldırması ve resmî dairelerde yeni sistemin esas alınmasıyla sıkıntılar zamanla azaldı.
698 sayılı kanun: Miladi takvim
Aynı gün kabul edilen 698 sayılı "Takvimde Tarih Mebdeinin Tebdili Hakkında Kanun" ile miladi takvim resmî devlet takvimi oldu ve 1 Ocak 1926'dan itibaren kullanılmaya başlandı.
Osmanlı Devleti'nde Tanzimat'a kadar hicri takvim uygulanmış, Tanzimat'tan sonra hicri ve Rumi takvim birlikte kullanılmış, ardından yalnız Rumi takvim kullanılır olmuştu. Rumi takvimde yıl sayısı miladi takvimden farklıydı; bu yüzden eski belgelerde 1335 gibi yıllar görülür. Atatürk'ün hayatıyla ilgili pek çok belgede de tarihler Rumi olarak yazılmıştır ve bugünkü tarihe çevrilirken hatalar yapılabilir.
Dikkat: yanlış bilinen
Eski belgelerdeki tarihleri bugünkü takvime çevirirken dikkatli olmak gerekir. Rumi takvimde ay ve gün, miladi takvimden 13 gün geri kalır ve yıl farkı da aya göre değişir; ayrıca 1917'den önce Rumi yıl Mart'ta başlıyordu. Bu yüzden internette, Rumi tarihin olduğu gibi miladi sanılmasından kaynaklanan bir günlük ya da bir yıllık hatalar sık görülür. Forumdaki "Doğum günü neden 19 Mayıs olarak anılıyor?" konusu bu sorunun bir örneğidir.

Görsel: Wikimedia Commons, CC BY 3.0, yazar: Tanya Dedyukhina. Dosya sayfası
1928: Uluslararası rakamlar
20 Mayıs 1928'de kabul edilen 1288 sayılı "Beynelmilel Erkamın Kabulü Hakkında Kanun" ile 1 Haziran 1928'den itibaren uluslararası rakamların kullanılması zorunlu oldu. Böylece Doğu Arap rakamları bırakıldı ve bugün kullandığımız rakamlar benimsendi. Türkçe Vikipedi'nin belirttiği gibi rakamların değişmesi, harflerin değiştirilmesi konusunu da gündeme getirdi; birkaç ay sonra, 1 Kasım 1928'de Harf Kanunu kabul edildi.
1945: Ay adları
Miladi takvime geçildikten sonra son değişiklik 1945'te geldi. 4696 sayılı kanunla teşrinievvel, teşrinisani, kânunuevvel ve kânunusani adları yerine ekim, kasım, aralık ve ocak adları kabul edildi. Bu yüzden 1945 öncesi belgelerde ve gazetelerde "Teşrinievvel 1933" gibi ifadeler görürsünüz; bu, bugünkü Ekim 1933'tür.
Ek bilgi
DeğerlendirmeBu kanunların Atatürk'ün yaşamıyla ilgili okumalara pratik bir etkisi var: 1926 öncesi belgelerde Rumi tarih, 1926-1945 arası belgelerde miladi yıl ama eski ay adları, 1945 sonrası belgelerde bugünkü ay adları görülür. Forumdaki konularda tarihler bugünkü takvime çevrilmiş olarak verilir; çeviride şüphe olan yerlerde "dikkat" kutusuyla belirtilir.
Saat, takvim ve rakam düzenlemeleri tek başına büyük siyasi olaylar gibi görünmez. Ama gündelik hayatı, ticareti, ulaşımı ve dış dünyayla yazışmayı doğrudan etkiledi. Tren tarifelerinden mahkeme kararlarına kadar her şeyin aynı saat ve aynı takvimle yazılması, devletin işleyişini dünyanın geri kalanıyla aynı dile getirdi.
Kaynaklar
- Vikipedi, Takvim, saat ve ölçülerde değişiklik maddesi (tr.wikipedia.org)
- Vikipedi, Rumi takvim maddesi (tr.wikipedia.org)
- Vikipedi, Alaturka saat maddesi (tr.wikipedia.org)