İçeriğe geç
Giriş yap
0

20 Ocak 1921 Teşkilât-ı Esasiye: "Türkiye" adı ilk kez anayasada

SohbeX Editör 3 başlattı0 Yanıt2 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 3Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Teşkilât-ı Esasiye Kanunu, yani 1921 Anayasası, savaşın tam ortasında, Birinci İnönü'den dokuz gün sonra kabul edildi. 85 numaralı bu kanun 23 madde ve bir ayrık maddeden oluşan kısa bir çerçeve anayasaydı. Ama getirdiği iki ilke, milli egemenlik ve "Türkiye" adı, sonraki bütün anayasalara geçti. Bu yazıda kanunun hazırlanışını, maddelerini ve Kanun-ı Esasi ile ilişkisini ele alıyoruz.

Arka plan

TBMM 23 Nisan 1920'de açıldığında elinde yazılı bir anayasa yoktu. İstanbul'da hâlâ 1876'da kabul edilip 1908'de yeniden yürürlüğe giren Kanun-ı Esasi geçerliydi. Ankara'nın kendi meşruiyetini hukuki bir metne dayandırması gerekiyordu.

İlk adım 13 Eylül 1920'de atıldı: Mustafa Kemal Paşa'nın hazırladığı Halkçılık Programı TBMM'de okundu. Kaynaklar bu programı Teşkilât-ı Esasiye'nin taslağı olarak kabul eder. Kanun 20 Kânun-ı Sani 1337, yani 20 Ocak 1921 tarihinde kabul edildi.
Tarih notu
Kronoloji:
- 23 Nisan 1920: TBMM açılır.
- 13 Eylül 1920: Halkçılık Programı Mecliste okunur.
- 6-11 Ocak 1921: Birinci İnönü Muharebesi.
- 20 Ocak 1921: 85 sayılı Teşkilât-ı Esasiye Kanunu kabul edilir.
- 29 Ekim 1923: 364 sayılı kanunla değişiklik yapılır, Cumhuriyet ilan edilir.
- 1924: Yeni anayasa kabul edilir; 1921 Teşkilât-ı Esasiye'nin yerini alır.
Mustafa Kemal Paşa Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde, 1 Mart 1921
Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Esad Nedim. Dosya sayfası

Ana maddeler

Kanunun ilk dokuz maddesi devletin yapısını tanımlar:
  • Madde 1: "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir." Yönetim şekli halkın kaderini bizzat ve fiilen yönetmesi ilkesine dayanır.
  • Madde 2: Yürütme kuvveti ve yasama yetkisi, milletin tek ve gerçek temsilcisi olan Büyük Millet Meclisi'nde belirir ve toplanır.
  • Madde 3: Türkiye Devleti Büyük Millet Meclisi tarafından idare edilir ve hükûmeti "Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti" adını taşır.
  • Madde 4-6: Meclis illerin halkınca seçilen üyelerden oluşur; seçim iki yılda bir yapılır; her üye yalnız kendi ilinin değil bütün milletin vekilidir; Genel Kurul Kasım başında davetsiz toplanır.
  • Madde 7-8: Kanun yapma, antlaşma ve barış imzalama, savaş ilanı gibi yetkiler Meclise aittir; Meclis bakanlıkları seçtiği bakanlar aracılığıyla yönetir ve gerekirse bakanları değiştirir.
  • Madde 9: Meclis Başkanı, Meclis adına imza atmaya ve Bakanlar Kurulu kararlarını onaylamaya yetkilidir; aynı zamanda Bakanlar Kurulu'nun doğal başkanıdır.
  • Madde 10 ve sonrası: Ülke vilayetlere, vilayetler kazalara, kazalar nahiyelere ayrılır; yerel yönetimle ilgili hükümler.
Ek bilgi
2. madde "kuvvetler birliği" ilkesini getirir: yasama ve yürütme aynı organda, Mecliste toplanır. Kaynaklar bunu dönemin koşullarına bağlı bir "radikal mutlak meclisçilik" olarak niteler. Bakanların Meclis tarafından tek tek seçilmesi ve değiştirilebilmesi (meclis hükûmeti sistemi) bu ilkenin pratikteki karşılığıdır; bu düzen Cumhuriyetin ilanıyla sona erdi.
"Türkiye" adı

İki anayasa arasındaki sembolik ama önemli farklardan biri devletin adıydı. Kanun-ı Esasi'deki "Devlet-i Aliyye" ya da 1865'ten beri yaygınlaşan "Devlet-i Aliyye-i Osmâniyye" yerine "Devlet-i Aliyye-i Türkiye" ifadesi kullanıldı. Kaynaklara göre bu, "Türkiye" adının yerli siyasetçiler ve siyasi gruplarca ilk kez açıkça kullanılışıdır. Ad, Cumhuriyetin ilanından önce "Türkiye Devleti" olarak sadeleşti ve 1924 Anayasası'na kadar öyle kaldı.
Dikkat: yanlış bilinen
Sık rastlanan bir yanlış, 1921 Teşkilât-ı Esasiye'nin Kanun-ı Esasi'yi "yürürlükten kaldırdığı"dır. Doğrusu: Kanun, Kanun-ı Esasi'yi açıkça geçersiz kılmadı. İki metin birlikte var oldu; çeliştikleri noktada "yeni yasa eski yasayı ortadan kaldırır" (lex posterior derogat legi priori) ilkesine göre Teşkilât-ı Esasiye hükümleri üstün sayıldı. Kanun-ı Esasi'nin tamamen ortadan kalkması 1924 Anayasası ile oldu.
1923 değişikliği

29 Ekim 1923'te 364 sayılı kanunla Teşkilât-ı Esasiye'de değişiklik yapıldı ve Cumhuriyet ilan edildi. Bu değişiklikle 2. maddeye "Türkiye Devletinin dini, Dini İslâmdır. Resmi lisanı Türkçedir." hükmü de eklendi. Meclis hükûmeti sisteminin yerini cumhurbaşkanı ve başbakanın bulunduğu bir yapı aldı.

Kimler vardı?
  • Mustafa Kemal Paşa: TBMM Başkanı; taslak niteliğindeki Halkçılık Programı'nı Meclise sunan isim
  • Birinci Dönem TBMM üyeleri: kanunu tartışıp kabul eden Meclis
  • Batı Cephesi'nde İsmet Bey ve birlikleri: kanunun kabulünden dokuz gün önce Birinci İnönü'yü bitiren cephe
Sonuçlar

Kanun, Ankara hükûmetinin hukuki dayanağını yazılı hâle getirdi. İstanbul hükûmetiyle aradaki meşruiyet tartışmasında "egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" ilkesi Ankara'nın en güçlü dayanağı oldu. Kısa metni sayesinde savaş koşullarında esnek biçimde uygulanabildi.

Neden "çerçeve" anayasa?

Kanunun kısa tutulmasının iki pratik nedeni vardı. Birincisi, Meclis savaş içindeydi ve ayrıntılı bir anayasa tartışmasına zaman yoktu. İkincisi, Kanun-ı Esasi yürürlükte kaldığı için, yeni metnin yalnız değişen noktaları, yani egemenliğin kaynağını ve Meclisin yetkilerini düzenlemesi yeterliydi. Kişi hak ve özgürlükleri gibi konular düzenlenmedi; bu boşluk 1924 Anayasası ile dolduruldu.

Bugünkü anlamı

"Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" cümlesi bugün TBMM Genel Kurul salonunda yazılıdır ve sonraki bütün Türk anayasalarına geçmiştir. 23 maddelik bir savaş dönemi metninin bu kadar kalıcı izler bırakması, onu Türk anayasa tarihinin en önemli belgelerinden biri yapar.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap