Yedinci yılın sonunda bir bilanço
Gazi Mustafa Kemal, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin II. Dönem 4. yasama yılını 1 Kasım 1926'da bir açış konuşmasıyla başlattı. Metin, Millet Meclisi Tutanak Dergisi'nin II. Dönem 27. cildinin 1. sayfasında yer alır ve TBMM'nin internet sitesindeki Atatürk'ün açış konuşmaları dizisinde yayımlanmıştır. Konuşma, Meclis'in "8'inci çalışma yılına" girişini selamlayarak açılır; ardından iç güvenlik, kanunların uygulanması, ekonomi, tarım, sağlık, demiryolu, eğitim, dış politika, ordu ve maliye başlıkları sırayla ele alınır. 1926, Medeni Kanun'un, Ceza Kanunu'nun ve Kabotaj Kanunu'nun yürürlüğe girdiği, Irak sınırını belirleyen Ankara Antlaşması'nın imzalandığı ve İzmir suikast girişiminin ortaya çıkarıldığı yıldı; konuşma bu olayların hepsine değinir.Tarih notu
4 Mart 1925: Takrir-i Sükûn Kanunu kabul edildi.
20 Nisan 1926: Kabotaj Kanunu kabul edildi.
5 Haziran 1926: Türkiye ile İngiltere arasında Irak sınırını belirleyen Ankara Antlaşması imzalandı.
Haziran 1926: İzmir suikast girişimi ortaya çıkarıldı.
1 Temmuz 1926: Kabotaj Kanunu yürürlüğe girdi.
1 Kasım 1926: II. Dönem 4. yasama yılı açış konuşması.
2 Mart 1927: Takrir-i Sükûn Kanunu 4 Mart 1929'a kadar uzatıldı.
7 Mart 1927: İkinci dönem Ankara İstiklâl Mahkemesi görevini bitirdi.
20 Nisan 1926: Kabotaj Kanunu kabul edildi.
5 Haziran 1926: Türkiye ile İngiltere arasında Irak sınırını belirleyen Ankara Antlaşması imzalandı.
Haziran 1926: İzmir suikast girişimi ortaya çıkarıldı.
1 Temmuz 1926: Kabotaj Kanunu yürürlüğe girdi.
1 Kasım 1926: II. Dönem 4. yasama yılı açış konuşması.
2 Mart 1927: Takrir-i Sükûn Kanunu 4 Mart 1929'a kadar uzatıldı.
7 Mart 1927: İkinci dönem Ankara İstiklâl Mahkemesi görevini bitirdi.

İç güvenlik ve suikast girişimi
Konuşmanın ilk bölümü, Doğu'daki ayaklanmanın ardından alınan önlemlerin "başarı ile uygulandığını" söyler. Burada kastedilen 1925 Şubatında başlayan Şeyh Said İsyanı'dır. Türkçe Vikipedi'ye göre isyan başlayınca İsmet Paşa 3 Mart 1925'te yeni hükûmeti kurmuş, hükûmet ilk iş olarak Takrir-i Sükûn Kanunu'nu Meclis'ten geçirmiş ve biri isyan bölgesinde, biri Ankara'da iki İstiklâl Mahkemesi kurulmuştu. Kanun hükûmete, Cumhurbaşkanı'nın onayıyla gericilik ve isyana yönelik bütün örgütlenme, kışkırtma ve yayınları kendiliğinden yasaklama yetkisi veriyordu.Gazi, 1926 yazındaki İzmir suikast girişimine de değinir ve olayın kendi şahsıyla ilgisinden değil, "ulusu temsil eden onurlu, yüksek bir görevi" saldırı hedefi yapmayı düşünen bir zihniyeti göstermesinden üzüntü duyduğunu söyler. Ardından Takrir-i Sükûn Kanunu'nun düşünce özgürlüğünü ve basını kısıtlamadığını savunur ve kanunun gerekli görülürse "uygun bir süre daha yürürlükte kalması"nın Meclis'çe görüşülmesini ister. Bu istek karşılık buldu: Vikipedi'ye göre kanun, 2 Mart 1927'de çıkarılan 979 sayılı kanunla 4 Mart 1927'den 4 Mart 1929'a kadar uzatıldı.
Kanunlar, kabotaj ve sanayi
Konuşmada Yol Kanunu, Köy Kanunu, Borçlanma Kanunu, İskân ve Mülkî Teşkilat kanunlarının iyi sonuçlar verdiği söylenir; o yıl nahiye ve belediye kanunlarının ve eğitim vergisini düzenleyen bir tasarının sunulacağı bildirilir. Medeni, ceza ve ticaret kanunlarının uygulanmasında yargıçların gösterdiği çaba kutlanır.Ekonomi bölümünde en dikkat çeken cümle kabotajla ilgilidir: Gazi, kabotajın "bu yıl içinde yalnız ve bütünüyle Türk sancağına" döndüğünü övünerek anar ve bunu ancak millî yönetimin sağlayabildiği bir başarı olarak niteler. Vikipedi'ye göre Kabotaj Kanunu 20 Nisan 1926'da kabul edilmiş ve 1 Temmuz 1926'da yürürlüğe girmişti; böylece Türk limanları arasında yük ve yolcu taşıma hakkı Türk gemilerine bırakılmıştı. Konuşma ayrıca Ereğli kömür havzasının doğusunda yeni kömür damarları bulunduğunu, demir sanayii için uzman incelemelerinin olumlu sonuç verdiğini, yeni bir maden kanunu tasarısının hazırlandığını ve bir sanayi teşvik kanunu ile iş kanununun Meclis'e sunulacağını duyurur. Bir de "Büyük Ekonomik Meclis" kurulması için tasarı hazırlandığı belirtilir.

Tarım, sağlık ve demiryolu
Tarım bölümünde Gazi, tohum ıslahı ve zararlılarla mücadelede alınan önlemleri över, ama ülkenin asıl gelir kaynağının toprak olduğunu hatırlatarak tarımda yetkin uzman sayısının az olduğunu açıkça söyler ve tarım okullarının bilimsel esaslara göre yeniden düzenlenmesini ister. Sağlık bölümünde sıtma ve diğer hastalıklarla savaş kurumlarının genişletildiğini bildirir; o yıl yerleri değiştirilen vatandaşlara ve afetzedelere yardım eden Kızılay'ı över ve üye sayısının artmasını diler. Demiryolu bölümünde yeni hatlar için bütçe ödeneğinin artırılmasını ve özel kurumlarla anlaşma imkânlarının araştırılmasını önerir; Samsun-Çarşamba hattının o yıl işletmeye açıldığını sevinerek bildirir.Eğitim
Eğitim bölümünde öğretmen yetiştirmek için sayıca az ama donanımı güçlü kurumlar açılması kararının uygulandığı, ortaokullarda disiplin ve ciddiyet açısından memnuniyet verici bir değişim görüldüğü söylenir. Konuşmanın bu bölümündeki somut haber, öğretim programlarını ve kitaplarını "bilimsel ve bağımsız bir merkezden" yönlendirmek için Talim ve Terbiye Dairesi'nin kurulmuş olmasıdır. Ayrıca o yıl kurulan eğitim müdürlüklerinden ve Meclis'e sunulacak Genel Eğitim Kanunu tasarısından söz edilir.Ek bilgi
TBMM sitesindeki metin, tutanaktaki konuşmanın günümüz Türkçesine aktarılmış biçimidir: "ulus", "yazgı", "önlem" gibi kelimeler 1926'da kullanılmıyordu. Bu yazıdaki tırnak içindeki ifadeler de bu aktarılmış metinden alınmıştır; tutanağın özgün dili farklıdır. Metinde dinleyicilerin tepkileri "(Alkışlar)", "(Bravo sesleri)", "(Şiddetli alkışlar)" gibi notlarla işaretlenmiştir. Konuşmanın sonunda Gazi, "İnşallah" sesleri arasında, bu yasama yılının sonunda milletvekilliği görevlerinin sona ereceğini hatırlatır; II. Dönem 1927'de sona erdi.
Dış politika
Dış politika bölümü, Türkiye'nin komşularıyla 1926'da yaptığı antlaşmaların bir dökümüdür. Rusya ile ilişkilerin Meclis'e sunulan güvenlik ve tarafsızlık antlaşmasıyla belirlenen esaslar üzerinde yürüdüğü, sınır belirlemenin tamamlandığı, yerleşme ve ticaret görüşmelerinin ilerlediği söylenir. İran'la yapılan antlaşmanın Meclis'e sunulduğu, Afganistan ile ilişkilerin samimi olduğu belirtilir. Suriye ve Irak sınırlarının çizimine başlanmak üzere olduğu bildirilir; Irak sınırı, Vikipedi'ye göre 5 Haziran 1926'da İngiltere ile Ankara'da imzalanan antlaşmayla belirlenmişti. Gazi, bu antlaşmanın Fransa ve İngiltere ile ilişkileri de olumlu etkileyeceğini söyler.Balkanlar için Yunanistan ile askıdaki sorunların çözümü için görüşmelerin ilerlediği, Bulgaristan ile barış antlaşması ve yerleşme sözleşmesinin yürürlüğe girdiği, Sırp-Hırvat-Sloven Krallığı, Romanya ve Arnavutluk ile ilişkilerin dostça olduğu anlatılır. Gazi burada "Balkanlardaki huzur ve barış ile çok yakından ilgiliyiz" der. İtalya ve Fransa ile suçluların iadesi ve adlî yardımlaşma antlaşmaları imzalandığı, Almanya ile ticaret antlaşmasının bittiği, Amerika Birleşik Devletleri ile geçici bir ticaret anlaşması yapıldığı, Arjantin ile bir dostluk antlaşması imzalandığı da sayılır.

Ordu, Tayyare Cemiyeti ve bütçe
Kara, deniz ve hava kuvvetlerinin güçlendirilmesine yönelik çalışmaların verimli sonuç verdiği söylendikten sonra Tayyare Cemiyeti'nin bir yıllık çalışmaları övülür. Maliye bölümünde geçmiş yılların açık veren bütçelerinin yarattığı zorluklara 1926 bütçesinde denge sağlanarak ve tasarrufla göğüs gerildiği, gelecek bütçelerin de aynı yolda hazırlanacağı söylenir. Genel tüketim vergisinin ticareti ve halkı rahatsız etmeyecek biçime sokulması ve gelir vergisinin ticaretin ihtiyaçlarına göre düzeltilmesi için bir tasarının o dönem Meclis'e sunulmasının kararlaştırıldığı bildirilir.Dikkat: yanlış bilinen
1. Konuşmada adı geçen "Türkiye Kızılay Cemiyeti" ifadesi, TBMM sitesindeki günümüz Türkçesine aktarılmış metne aittir; kurum 1926'da Hilal-i Ahmer adını taşıyordu. Aktarılmış metindeki kurum ve kanun adlarının 1926'daki resmî adlarla birebir aynı olduğu varsayılmamalıdır.
2. Konuşmada Takrir-i Sükûn Kanunu'nun "düşünce özgürlüğünü ve basını asla kısıtlamadığı" söylenir. Vikipedi ise bu kanuna dayanılarak 1925'te Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın hükûmet kararıyla kapatıldığını yazar; konuşmadaki değerlendirme hükûmetin kendi görüşüdür.
3. Metinde "Meclisin 8'inci çalışma yılı" denir; 23 Nisan 1920'den sayıldığında 1926-1927 yasama yılı, Meclis'in yedi yılı tamamlayıp sekizinci yılına girdiği döneme denk gelir. II. Dönem içinde ise bu, dördüncü yasama yılıdır.
2. Konuşmada Takrir-i Sükûn Kanunu'nun "düşünce özgürlüğünü ve basını asla kısıtlamadığı" söylenir. Vikipedi ise bu kanuna dayanılarak 1925'te Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın hükûmet kararıyla kapatıldığını yazar; konuşmadaki değerlendirme hükûmetin kendi görüşüdür.
3. Metinde "Meclisin 8'inci çalışma yılı" denir; 23 Nisan 1920'den sayıldığında 1926-1927 yasama yılı, Meclis'in yedi yılı tamamlayıp sekizinci yılına girdiği döneme denk gelir. II. Dönem içinde ise bu, dördüncü yasama yılıdır.
Kapanış
Gazi, son bölümde kendisinin de üyesi olmakla övündüğü Meclis'in son üç yıllık çalışmalarının milletçe iyi karşılandığını söyler ve milletin, kendi uğrunda iyi çalışanlara karşı "sonsuz vefası ve değerbilirliği" bulunduğunu vurgular. Konuşma, Meclis'in refah ve mutluluğu sağlamak için yaptığı çalışmalarda büyük başarılara ulaşacağına duyduğu güvenle ve "şiddetli ve sürekli alkışlar"la sona erer. Bir yıl sonra, 1 Kasım 1927'de, III. Dönem Meclis'i Gazi'yi ikinci kez cumhurbaşkanlığına seçecekti.Kaynaklar
- TBMM, Atatürk'ün II. Dönem 4. Yasama Yılını Açış Konuşması (1 Kasım 1926) (cdn.tbmm.gov.tr)
- Vikipedi, Takrir-i Sükûn Kanunu maddesi (tr.wikipedia.org)
- Vikipedi, Kabotaj Kanunu maddesi (tr.wikipedia.org)
- Vikipedi, Ankara Antlaşması (1926) maddesi (tr.wikipedia.org)