İçeriğe geç
Giriş yap
0

Hans Tröbst: Milli Mücadele'ye katılan Alman yüzbaşının çalkantılı hayatı

Gece Kâtibi başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

Gece KâtibiKonu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Weimar'dan Anadolu'ya

Hans Tröbst, 27 Ekim 1891'de Almanya'nın Weimar şehrinde doğdu. Askerî lisede okuduktan sonra 1910'da Prusya ordusuna katıldı ve Magdeburg'daki bir öncü taburunda subay adayı olarak göreve başladı. Aynı yıl Westerwald eteklerindeki Engers savaş okulunda yaklaşık dokuz ay eğitim gördü. Birinci Dünya Savaşı başladığında bir piyade alayında emir subayıydı. Savaşın ilerleyen yıllarında Dünaburg'da, ardından Finlandiya ve Baltık bölgesinde görev yaptı.

Almanya'nın 1918'deki yenilgisi, Tröbst gibi binlerce subayın hayatını altüst etti. Versay Antlaşması, Alman ordusunu küçük bir kuvvete indirmişti. Subayların büyük bölümü emekliye ayrıldı. Bir zamanların itibarlı subayları, geçimlerini sağlamak için sıradan işlerde çalışmak zorunda kaldı. Tröbst bu duruma razı olmak istemiyordu. Kendine yeni bir yol ararken dikkatini Anadolu'da başlayan Milli Mücadele'ye çevirdi.
Hans Tröbst ve İsmet Paşa, 1923
Hans Tröbst ve İsmet Paşa, 1923Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Hans Tröbst. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: 27 Ekim 1891 Weimar'da doğum; 1920 Varna'da beklemek zorunda kalışı; Ocak 1921 İstanbul'a gizlice girişi ve İnebolu üzerinden Ankara'ya ulaşması; 1921 Eskişehir ve Konya Ereğlisi demiryolu hattında görev; Haziran 1923 terhis; Ekim 1926 Türkiye'den sınır dışı edilişi; 5 Temmuz 1939 Dalian'da ölüm.

Varna'da beklemek

Tröbst, Türklerin bağımsızlık mücadelesini haklı bulduğunu yazıyordu. Anadolu'ya geçip milli kuvvetlerin safında savaşmak istiyordu. Ancak yolculuk kolay değildi. Elinde Türkiye'ye giriş izni yoktu. 1920'de Bulgaristan'ın Karadeniz kıyısındaki Varna şehrine kadar gelebildi ve orada aylarca beklemek zorunda kaldı. O dönemde Varna, Anadolu'ya geçmek isteyenlerin ve İstanbul'dan kaçanların uğrak yerlerinden biriydi.

Ocak 1921'de Tröbst, o sırada İtilaf Devletleri'nin denetimindeki İstanbul'a gizlice girmeyi başardı. İstanbul'da milli harekete yardım eden Türk subaylarıyla temas kurdu. Ancak karşısındakiler ona ilk başta güvenmedi. Anadolu'ya geçmek isteyen bir yabancı subay, kolaylıkla bir casus da olabilirdi. Bu şüphelere rağmen Tröbst, sonunda İnebolu üzerinden Ankara'ya ulaştırıldı.
Kaynaklar
Belge: Milli Mücadele’ye Verilen Dış Destek ve Yabancı Askerler: Hans Tröbst Örneği — DergiPark (Avrasya Uluslararası Araştırmalar Dergisi), Makale — yazar: Murat Köylü.

Ankara'da yüzbaşı

Ankara'da Tröbst'e Türk ordusunda yüzbaşı rütbesiyle görev verildi. Ancak beklediği gibi cephede savaşan bir birliğe atanmadı. Önce Eskişehir'de, ardından 1921 sonlarına kadar Konya Ereğlisi demiryolu hattında görev yaptı. Demiryolları, Milli Mücadele'de cephenin ikmali için hayati öneme sahipti. Tröbst'ün bu alandaki görevi, savaşın görünmeyen ama vazgeçilmez yüzüne aitti.

Ankara'daki günlerinde Refet Paşa gibi milli hareketin önde gelen isimleriyle tanıştı. 1922'de İstanbul'da May von Lueder ile evlendi. Haziran 1923'te, savaşın sona ermesinin ardından ordudan terhis edildi ve Almanya'ya döndü.
Doğrusu
Tröbst'ün sıkça "Kurtuluş Savaşı'na katılan tek yabancı subay" olarak anıldığı görülür. Bu ifade dikkatle ele alınmalıdır. Milli Mücadele döneminde Anadolu'ya geçen, farklı görevlerde bulunan başka yabancılar da vardı. Tröbst, hatıralarını yayımladığı için en çok bilinen örnektir; ancak tek olduğu kesin değildir. Ayrıca cephede çarpışan bir birlikte değil, demiryolu hattında görev yapmıştır.

Almanya'ya dönüş ve karanlık bir sayfa

Almanya'ya dönen Tröbst, gazetecilik yapmaya başladı. Münih'te kardeşi Woldemar ile birlikte yaşadı. Bu dönemde Almanya'da milliyetçi çevrelerle yakın ilişki kurdu. Kasım 1923'te Münih'te gerçekleşen ve başarısızlıkla sonuçlanan Birahane Darbesi girişimine katılanlar arasında yer aldı. Darbenin bastırıldığı gün Berlin'deki bir toplantıdan dönmekte olduğu için tutuklanmaktan kurtuldu.

Bu dönemde yazdığı yazılarda Türk Kurtuluş Savaşı'nı, Almanya'daki milliyetçi çevrelere örnek olarak gösterdi. Bazı tarihçiler, Milli Mücadele'nin Almanya'daki milliyetçi çevrelerde nasıl algılandığını incelerken Tröbst'ün yazılarına özellikle dikkat çeker. Bu yazılar, Türk tarihinin bir yabancı gözlemci tarafından kendi siyasi amaçları doğrultusunda nasıl yorumlandığını gösteren örneklerdir.
Hans Tröbst'ün 1925 tarihli imzası
Hans Tröbst'ün 1925 tarihli imzasıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Hans Tröbst. Dosya sayfası

Türkiye'ye dönüş ve sınır dışı edilme

Darbe girişiminin başarısızlığından sonra gelirsiz kalan Tröbst, Türkiye'de iş kurmayı planladı. Alman şirketlerinin dış ticaret temsilciliğini yapmak, Eskişehir'de bir un değirmeni kurmak gibi fikirler üzerinde durdu. Ancak bu planlar gerçekleşmedi. 1925'ten itibaren Türkiye ve Balkanlar'dan çeşitli Alman gazetelerine serbest muhabir olarak yazılar gönderdi. Anadolu'yu dolaşarak gezi yazıları kaleme aldı. Kurtuluş Savaşı hatıralarını da 1925'te yayımlanan bir derlemede anlattı.

Anadolu yollarında bir gezgin

1925 ve 1926 yıllarında Tröbst, Jesco von Puttkamer ile birlikte Anadolu'yu dolaşarak on dokuz bölümlük bir gezi yazısı dizisi hazırladı. Bu yazılarda cumhuriyetin ilk yıllarındaki Anadolu kasabaları, yeni açılan yollar, demiryolu istasyonları ve köy hayatı anlatılıyordu. Savaştan yeni çıkmış bir ülkenin yeniden yapılanmasını yerinde gören bir yabancının gözlemleri, Alman okurlar için Türkiye hakkında önemli bir bilgi kaynağıydı. Bu yazılar bugün de cumhuriyetin ilk yıllarındaki Anadolu'ya dair dikkat çekici tanıklıklar arasında sayılır.

Tröbst'ün 1923'te İsmet Paşa ile birlikte çekilmiş bir fotoğrafı da bulunur. Bu fotoğraf, onun Milli Mücadele'nin önde gelen isimleriyle doğrudan temas kurabildiğini gösterir. Ancak bu yakınlık uzun sürmedi. Tröbst'ün Almanya'daki siyasi faaliyetleri ve Türkiye hakkında yazdığı bazı yazılar, Ankara'nın ona bakışını zamanla değiştirdi.

Ekim 1926'da Türkiye, Tröbst'ü ülkeye saygısızlık olarak değerlendirilen bir makalesi nedeniyle sınır dışı etti. Bir zamanlar Ankara'nın safında yer alan bu Alman subayın, birkaç yıl sonra aynı ülkeden çıkarılması, hayatının ne kadar çalkantılı olduğunu gösteren olaylardan biriydi.

Sınır dışı edilen bir muhabir

Türkiye'den sonra Atina'ya, oradan da Belgrad'a giden Tröbst, bir Alman yayınevinin muhabiri oldu. Ancak bu kez de 1928'de Yugoslavya'dan sınır dışı edildi. 1930'da bir politikacıya hakaret ettiği gerekçesiyle Yunanistan'dan çıkarıldı. Bükreş'e yerleşti, burada Almanca bir gazetenin editörlüğünü yaptı. Temmuz 1934'te Romanya'dan da kral ve ordu hakkında söylediği sözler nedeniyle sınır dışı edildi. Kısa sürede dört ülkeden çıkarılmak, Tröbst'ün kalemini kontrol edemeyen bir gazeteci olduğunu düşündürüyordu.

1933'te Almanya'da iktidar değiştikten sonra Alman Haber Bürosu'nun çalışanı oldu. Kardeşinin aksine iktidar partisine üye olmadı. 1934 sonunda Japon işgali altındaki Mançurya'ya gitti, Harbin'den ve daha sonra Dairen'den Alman gazetelerine yazılar gönderdi. 5 Temmuz 1939'da Dairen'de, bugünkü Dalian'da, felç geçirerek hayatını kaybetti.
Hans Tröbst'ün 1931 tarihli muhabir antetli kâğıdı
Hans Tröbst'ün 1931 tarihli muhabir antetli kâğıdıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Ek bilgi
Tröbst'ün Kurtuluş Savaşı dönemine ait yazıları ve mektupları, ailesinin arşivinde korunmuş ve sonraki yıllarda yayımlanmıştır. Bu belgeler, Milli Mücadele'yi bir yabancı subayın gözünden anlatan kaynaklar arasında yer alır. Ancak yazarın sonraki siyasi tercihleri, metinlerin yorumlanmasında dikkate alınması gereken bir bağlam oluşturur.

Bir yabancı tanığın ikircikli mirası

Hans Tröbst'ün hikâyesi, Milli Mücadele'nin uluslararası yankılarını gösteren ilginç bir örnektir. Birinci Dünya Savaşı'nın yenik devletlerinden birinin subayı, galip devletlere karşı direnen bir halkın mücadelesine katılmak için uzun ve tehlikeli bir yolculuğa çıkmıştı. Ankara'da yaptığı görev, cephede değil demiryolu hattındaydı; ancak bu, Milli Mücadele'nin lojistiğinde gerçek bir katkıydı.

Öte yandan Tröbst'ü sade bir Türk dostu olarak sunmak, hikâyenin önemli bir kısmını görmezden gelmek olur. Almanya'ya döndükten sonra katıldığı darbe girişimi, Türk Kurtuluş Savaşı'nı kendi ülkesindeki aşırı milliyetçi hareket için bir örnek olarak kullanma çabası ve 1926'da Türkiye'den sınır dışı edilmesi, onun hayatının ayrılmaz parçalarıdır. Tröbst, Milli Mücadele'yi kendi siyasi hayalleri için bir ilham kaynağı olarak gören bir yabancıydı. Bu yönüyle onun hikâyesi, Türk tarihine dışarıdan bakan gözlerin ne kadar farklı amaçlar taşıyabileceğini hatırlatır. Tröbst'ü anlamak, onu ne kahramanlaştırmayı ne de tamamen dışlamayı gerektirir; bütün çelişkileriyle birlikte görmeyi gerektirir.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap