Serbest Fırka'nın gölgesinde bir eylül
1930 yazı, cumhuriyetin siyasi hayatında hareketli bir dönemdi. 12 Ağustos 1930'da Mustafa Kemal'in teşvikiyle Ali Fethi Okyar, Serbest Cumhuriyet Fırkası'nı kurmuştu. Amaç, Meclis'te Cumhuriyet Halk Fırkası'nın karşısında denetleyici bir muhalefet oluşturmaktı. Ancak yeni parti, kısa sürede beklenmedik bir ilgi gördü. Eylül başında Fethi Bey'in İzmir gezisinde toplanan büyük kalabalıklar ve yaşanan olaylar, hükûmeti tedirgin etti. Ekonomik bunalımın etkileri de halkın hükûmete karşı hoşnutsuzluğunu artırıyordu.Bu ortamda İsmet Paşa hükûmeti istifa etti ve 27 Eylül 1930'da yeni hükûmetini kurdu. Aynı günlerde bazı gazetelerde, Mustafa Kemal'in cumhurbaşkanlığından ayrılarak başbakanlığı üstleneceğine ya da iki görevi birlikte yürüteceğine dair yazılar çıktı. Bu yazıların kaynağı, Mustafa Kemal'in Akşam gazetesinin başyazarıyla yaptığı bir görüşmeydi. 27 Eylül 1930'da Çankaya'da kalabalık bir milletvekili grubunu kabul eden Mustafa Kemal, çıkan söylentilerle ilgili bir açıklama yaptı.

Tarih notu
Kronoloji: 12 Ağustos 1930 Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın kuruluşu; 4-7 Eylül 1930 Fethi Bey'in İzmir gezisi; Eylül 1930 sonu İsmet Paşa hükûmetinin istifası; 27 Eylül 1930 dördüncü İnönü hükûmetinin kuruluşu ve Çankaya açıklaması; Ekim 1930 belediye seçimleri; 17 Kasım 1930 Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın kendini feshetmesi.
Açıklamanın dört cümlesi
Açıklama kısadır ve dört ana fikirden oluşur. İlk cümlede Mustafa Kemal, arkadaşları arasında başbakanlık yapabilecek çok kişi bulunduğunu söyler. Ancak milletin genel eğilimi, belirli zorunluluklar karşısında onun başbakan olmasını gerektirirse, bu görevi tam bir alçakgönüllülük ve minnetle yerine getirmeye hazır olduğunu ekler. Hemen ardından önemli bir şart koyar: bu durumda aynı zamanda cumhurbaşkanlığını üstünde tutmasının kanuni bir imkânı yoktur.İkinci fikir, söylentilere yöneliktir. Mustafa Kemal, üstleneceği olası yeni bir görevin çeşitli biçimlerde kötü yorumlanmasının ve milletin düşüncelerini karıştıracak tarzda açıklanmasının akla ve mantığa uygun olmadığını söyler. Üçüncü fikir ise açıklamanın en bilinen cümlesidir: "Amerikan sistemini ülkemizde uygulamayı hiç düşünmedim." Mustafa Kemal, cumhurbaşkanlığı ile başbakanlığı sistemsiz ve kanun dışı biçimde birleştirmeyi asla düşünmediğini ve böyle bir şeyi düşünecek biri olmadığının bütün milletçe bilindiğini söyler.
"Amerikan sistemi" ne demekti?
Açıklamadaki "Amerikan sistemi" ifadesi, devlet başkanlığı ile yürütmenin başlığının aynı kişide toplandığı başkanlık sistemine işaret eder. Amerika Birleşik Devletleri'nde başkan hem devletin başı hem de hükûmetin başıdır. 1924 Teşkilât-ı Esasiye Kanunu ise Türkiye'de cumhurbaşkanı ile başvekilin ayrı kişiler olmasını öngörüyordu. Cumhurbaşkanı Meclis tarafından seçiliyor, başvekili de o atıyordu, ancak hükûmet Meclis'in güvenine dayanıyordu.Mustafa Kemal'in bu açıklaması, 1930'daki söylentilerin anayasal düzeni değiştirme niyetine işaret ettiği kaygısını gidermeyi amaçlar. Bir yandan başbakanlığı gerekirse üstlenebileceğini söylerken, öte yandan bunun ancak cumhurbaşkanlığından ayrılarak yapılabileceğini açıkça vurgular. Böylece anayasanın öngördüğü ayrımın korunacağını taahhüt eder.
Ek bilgi
1924 anayasasında cumhurbaşkanı, Meclis üyeleri arasından ve Meclis'in bir dönemi için seçilirdi. Cumhurbaşkanının aynı zamanda başvekil olmasını engelleyen açık bir hüküm, iki makamın birbirinden ayrı tanımlanmasından doğuyordu. Mustafa Kemal'in "yasal olanağı yoktur" sözü bu düzenlemeye dayanır.
Akşam gazetesine söylenen sözler
Açıklamanın son cümlesi, söylentilerin kaynağı olan görüşmeye döner. Mustafa Kemal, Akşam gazetesi başyazarına söylediği sözlerin kendi ağzından çıktığını ve gerektiğinde her zaman tekrar edileceğini belirtir. Ancak bu sözleri "bin türlü boş şeyle" istismar etmeye kalkanları "çok bedbaht adamlar" olarak niteler. Bu cümle, sözlerini geri almadığını, fakat yapılan yorumları reddettiğini gösterir.Akşam gazetesinin o yıllardaki başyazarı Necmettin Sadak'tı. Gazete, 1930 eylülünde Mustafa Kemal ile yapılan görüşmede başbakanlık konusunun açıldığını duyurmuştu. Bu haber, Serbest Fırka'nın yükselişi ve hükûmet değişikliğiyle birleşince, Ankara'da büyük bir değişikliğin yaklaştığı izlenimini yaratmıştı. Mustafa Kemal'in milletvekillerini Çankaya'da kabul ederek yaptığı açıklama, bu izlenimi kontrol altına almaya yönelikti.

1930 sonbaharının dengeleri
Açıklama, Mustafa Kemal'in Serbest Fırka deneyi sırasında takındığı tarafsız görünümle de bağlantılıdır. Cumhurbaşkanı, iki partiye eşit mesafede durduğunu göstermeye çalışıyordu. Kız kardeşi Makbule Hanım'ın Serbest Fırka'ya üye olduğu biliniyordu. Ancak İzmir olayları ve belediye seçimlerinde yaşanan gerginlik, iki parti arasındaki çekişmenin rejimin istikrarını tehdit ettiği kaygısını güçlendirdi.Başbakanlık söylentisi, bu gerginlik içinde farklı yorumlara açıktı. Kimileri Mustafa Kemal'in hükûmetin başına geçerek iki partinin üzerinde bir hakem rolü üstleneceğini düşünüyordu. Kimileri ise bunun İsmet Paşa ile arasındaki ilişkinin bozulduğuna işaret ettiğini ileri sürüyordu. Mustafa Kemal'in açıklaması, her iki yorumun da önünü kesmeyi amaçlar: İsmet Paşa hükûmeti göreve devam edecekti ve anayasal düzen değişmeyecekti.
Doğrusu
Serbest Fırka'nın sonu
Açıklamadan yaklaşık iki ay sonra, 17 Kasım 1930'da Fethi Bey, Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın kapatıldığını açıkladı. Ekim'deki belediye seçimlerinde yaşanan şikâyetler ve Meclis'teki sert tartışmalar, Fethi Bey'in Mustafa Kemal'in karşısına bir siyasi rakip olarak çıkmak istemediğini söyleyerek partiyi feshetmesine yol açtı. Bir ay sonra, 23 Aralık 1930'da Menemen olayı yaşandı. Bu olaylar, tek parti döneminin 1945'e kadar sürecek biçimde pekişmesine neden oldu.27 Eylül açıklaması, bu sürecin ortasında Mustafa Kemal'in kendi konumunu tanımlama çabasıdır. Cumhurbaşkanı olarak partilerin üzerinde durmak, gerekirse hükûmetin başına geçmek, ama bunu ancak anayasanın izin verdiği biçimde yapmak. Bu üç unsur, açıklamanın kısa metnine sığdırılmıştır.
Söylentinin dili ve basının yeri
Açıklamanın bir başka dikkat çekici yanı, Mustafa Kemal'in basınla ilişkisini yansıtmasıdır. Söylenen sözlerin kendisine ait olduğunu kabul edip yorumları reddetmesi, gazetecinin aktarımına güvendiğini ama gazetelerin yaptığı genişletmeleri onaylamadığını gösterir. 1930'da İstanbul basını, Serbest Fırka'yı destekleyenler ve hükûmete yakın olanlar arasında bölünmüştü. Yarım bir cümle bile bu bölünmüş ortamda birbirine zıt manşetlere dönüşebiliyordu. Milletvekillerini doğrudan Çankaya'ya çağırarak konuşması, söylentiyi gazeteler yerine Meclis'in kendi üyeleri aracılığıyla düzeltme yolunu seçtiğini gösterir.Bir söylentiye verilen anayasal cevap
27 Eylül 1930 açıklaması, Mustafa Kemal'in sözleri arasında az bilinen ama anayasal düzene bakışını gösteren ilginç bir metindir. Kısa olmasına rağmen üç önemli noktayı açıkça ortaya koyar. Birincisi, makamlar arasındaki ayrımın kanuni bir zorunluluk olduğudur. İkincisi, kendi siyasi rolünün bile bu ayrımın sınırları içinde kalması gerektiğidir. Üçüncüsü, basında çıkan söylentilere karşı doğrudan ve açık bir dille cevap verme alışkanlığıdır.Metin, 1930'un siyasi gerginliği içinde okunmalıdır. Serbest Fırka deneyi, ekonomik bunalım ve hükûmet değişikliği, rejimin istikrarına dair kaygıları artırmıştı. Mustafa Kemal'in açıklaması, bu kaygıları gidermeye ve anayasal düzenin değişmeyeceğini göstermeye yöneliktir. Açıklamanın sonraki on yıllarda başkanlık sistemi tartışmalarında sık sık hatırlanması, metne kendi döneminin ötesinde bir ilgi kazandırmıştır. Ancak metnin asıl değeri, 1930 sonbaharının belirsizliği içinde makamlar arasındaki sınırı açıkça çizmesindedir.