İçeriğe geç
Giriş yap
0

Türkiye ve Milletler Cemiyeti: 18 Temmuz 1932 üyeliği, Musul'dan Hatay'a Cenevre diplomasisi

SohbeX Editör 4 başlattı0 Yanıt2 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 4Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Türkiye Milletler Cemiyeti'ne 18 Temmuz 1932'de girdi. Cemiyet'in kuruluşundan on iki yıl, Lozan'dan dokuz yıl sonra. Bu gecikmenin arkasında Musul vardı: Cemiyet'in 1925'te Musul'u Irak'a bırakan kararı Ankara'da kuşkuyla karşılanmıştı. 1930'ların başında ise Türkiye barışçı ve statükoyu koruyan bir dış politika izledi ve Cenevre'yi bu politikanın sahnelerinden biri olarak kullandı. Bu yazı, üyeliğe giden yolu ve Cemiyet'teki Türk diplomasisini anlatıyor.

Cemiyet'in kuruluşu

Türkçe Vikipedi'ye göre Milletler Cemiyeti, Versay Barış Antlaşması'nın 10 Ocak 1920'de yürürlüğe girmesiyle kuruldu ve altı gün sonra, 16 Ocak 1920'de Paris'te ilk Konsey toplantısını yaptı. Merkezi Cenevre'ydi. Kuruluş görüşmeleri sürerken Osmanlı Devleti yenilmiş ve işgal altındaydı; madde, Türkiye'nin o dönem uluslararası ilişkilerde varlık gösterebilecek bir siyasi durumda olmadığını belirtir.

Cemiyet'in Türkiye ile ilk ilişkisi siyasi olmaktan çok insaniydi. İngilizce Vikipedi'ye göre Cemiyet, 1922'de Türkiye'deki mülteci krizine yardım için kamplar kurdu; kolera, çiçek ve dizanteri salgınlarının yayılmasını önlemeye çalıştı ve kamplardaki mültecileri besledi. Aynı kaynak mültecilere yardımı, "özellikle 1926'ya kadar Türkiye'de", Cemiyet'in başarıları arasında sayar.
Tarih notu
Türkiye ve Milletler Cemiyeti:
- 10 Ocak 1920: Cemiyet kurulur.
- 1922: Türkiye'deki mülteciler için yardım kampları.
- 14 Kasım 1922: İsmet Paşa Lozan'da barıştan sonra üye olmaktan memnun olacaklarını söyler.
- 24 Temmuz 1923: Lozan; Musul için Cemiyet hakemliği kabul edilir.
- 16 Aralık 1925: Cemiyet Musul'u Irak'a bırakır.
- 1932: Cenevre'de Dünya Silahsızlanma Konferansı.
- 18 Temmuz 1932: Türkiye üye olur.
- 3 Ekim 1932: Irak üye olur.
- 18 Eylül 1934: Sovyetler Birliği üye olur.
- 26-27 Mayıs 1937: Tevfik Rüştü Aras, Mısır'ın üyeliği için toplanan olağanüstü Genel Kurul'a başkanlık eder.
- 1946: Cemiyet dağılır.
Lozan'daki söz ve Musul'un gölgesi

İsmet Paşa 14 Kasım 1922'de Lozan Konferansı'nda yaptığı açıklamada, barış antlaşmasından sonra Türkiye'nin Cemiyet'e üye olmaktan memnun olacağını söyledi. Ancak Türkçe Vikipedi'nin aktardığına göre Musul sorunu sürdüğü için Türkiye üye olmadı; Cemiyet'in bu konudaki kararı da Cemiyet'e karşı olumsuz düşünceleri artırdı. Musul'un Irak'a bırakıldığı 16 Aralık 1925 kararından sonra Ankara'nın Cenevre'ye mesafesi bir süre daha arttı.

Buna rağmen Türkiye büsbütün uzak durmadı. Aynı kaynağa göre Cemiyet'in konferanslarına ve silahsızlanma komisyonuna katıldı, teknik ve insani etkinliklerine ilgi gösterdi. Bu dönem, Türkiye'nin Cemiyet'le ilişkisini "üye olmadan iş birliği" diye özetlemek mümkündür.

Cenevre'de Milletler Cemiyeti binası
Görsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0 de, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Dikkat: yanlış bilinen
Türkiye'nin üyelik tarihi bazı yerlerde yalnızca "1932" olarak geçer; Türkçe Vikipedi tam tarihi 18 Temmuz 1932 olarak verir. Bir başka yaygın yanlış, Türkiye'nin Cemiyet'in kurucu üyesi olduğu iddiasıdır; Türkiye kurucular arasında değildir. Musul kararıyla ilgili de dikkat: İngilizce Vikipedi, Türkiye'nin Lozan'da Cemiyet hakemliğini kabul ettiğini ama 1925 kararını reddettiğini ve Konsey'in yetkisini sorguladığını yazar. Mesele ancak 5 Haziran 1926'da Türkiye, İngiltere ve Irak'ın ayrı bir antlaşma imzalamasıyla kapandı.
1932: üyelik

Musul'un Ankara Antlaşması'yla kapanması, 1920'lerin sonunda Türkiye'nin komşularıyla ve Batı ile ilişkilerini düzeltmesine imkân verdi. Türkiye 18 Temmuz 1932'de Cemiyet'e üye oldu. Aynı yıl, 3 Ekim'de, İngiliz mandasından çıkan Irak da Cemiyet'e girdi. İngilizce Vikipedi, 1930'ların ilk yarısında altı devletin daha katıldığını, Sovyetler Birliği'nin 18 Eylül 1934'te üye olduğunu, Japonya ile Nazi Almanyası'nın ise 1933'te Cemiyet'ten çekildiğini yazar. Türkiye, Cemiyet'in zayıflamaya başladığı bir dönemde içeri girmişti.

1932'de Cenevre'de, Cemiyet'in çağrısıyla 60 devletin temsil edildiği Dünya Silahsızlanma Konferansı toplandı. Türkiye'nin Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras, bu yıllarda Türk dış politikasının Cenevre'deki yüzüydü.

Tevfik Rüştü Aras ve Cenevre

İngilizce Vikipedi, Tevfik Rüştü Aras'ı Atatürk döneminin (1923-1938) milletvekili ve dışişleri bakanı olarak tanıtır; 4 Mart 1925'te Takrir-i Sükûn Kanunu çıktığında İsmet Paşa'nın üçüncü hükûmetinde Dışişleri Bakanı'ydı. İngilizce Vikipedi'ye göre 26-27 Mayıs 1937'de Cenevre'de, Mısır Krallığı'nın üyelik başvurusunu görüşmek için toplanan olağanüstü Genel Kurul oturumunun başkanlığına seçildi. Türkçe Vikipedi bunu "1937'de Milletler Cemiyeti başkanlığı yaptı" diye özetler; doğrusu, belirli bir Genel Kurul oturumuna başkanlık etmesidir.

Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras, 1930
Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Politika Gazetesi. Dosya sayfası

Hatay meselesi Cenevre'de

Türkiye'nin Cemiyet üyeliğinden en somut yararlandığı konu Hatay oldu. İngilizce Vikipedi'ye göre Atatürk hükûmeti İskenderun Sancağı için "Hatay" adını kullanmaya başladı ve "Hatay Meselesi"ni Milletler Cemiyeti'ne taşıdı. Cemiyet adına Fransa, İngiltere, Hollanda, Belçika ve Türkiye temsilcileri sancak için bir anayasa hazırladı. Aynı kaynak, Fransız hükûmetinin 1932 raporuna göre sancağın toplam nüfusunun 186.000 olduğunu, 1937'de kaynakların çoğunun bunun 85.000'ini Türk, 25.000'ini Ermeni saydığını yazar. Süreç 1939'da Hatay'ın Türkiye'ye katılmasıyla sonuçlandı; İngilizce Vikipedi bunu "1939 ortasında Fransa'nın onayıyla" diye anlatır.
Ek bilgi
Cemiyet'in Türkiye için önemi, Boğazlar konusunda da görülür. 1936'daki Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Lozan'da kurulan uluslararası Boğazlar Komisyonu düzenini sona erdirdi ve Boğazlar üzerinde Türk egemenliğini yeniden tanıdı. Bu konu ayrı bir başlıkta işleniyor. Cemiyet II. Dünya Savaşı'nı önleyemedi ve savaştan sonra, 1946'da dağıldı; görevlerini Birleşmiş Milletler devraldı.
Değerlendirme

Türkiye'nin Milletler Cemiyeti ile ilişkisi kuşkuyla başladı, iş birliğiyle sürdü ve üyelikle sonuçlandı. Musul kararı Cemiyet'e güveni sarstı, ama Ankara 1930'larda uluslararası hukuku kendi lehine kullanmanın yollarını aradı: Hatay meselesinin Cenevre'ye taşınması bunun en açık örneğidir. Bu, Atatürk döneminin barışı ve antlaşmalara bağlılığı öne çıkaran dış politikasının Cenevre'deki yüzüydü.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap