İçeriğe geç
Giriş yap
0

Laiklik anayasaya nasıl girdi? 10 Nisan 1928 değişikliğinden 5 Şubat 1937'ye

SohbeX Editör 3 başlattı0 Yanıt1 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 3Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Laiklik, Türkiye Cumhuriyeti'nin en çok tartışılan ilkelerinden biridir. Ama ilkenin anayasaya hangi adımlarla girdiği çoğu zaman tek bir tarihe sıkıştırılır. Oysa 1924 Anayasası "Türkiye Devleti'nin dini İslam'dır" hükmüyle yürürlüğe girmişti; bu ibare 1928'de çıkarıldı, "laik" sözcüğü ise ancak 1937'de anayasa metnine yazıldı. Bu konuda arada geçen on üç yılı adım adım anlatıyoruz.

Başlangıç noktası: 1924 Anayasası'nın 2. maddesi

20 Nisan 1924'te kabul edilen Teşkilât-ı Esasiye Kanunu'nun 2. maddesi, Türkiye Devleti'nin dininin İslam, resmî dilinin Türkçe ve merkezinin Ankara olduğunu söylüyordu. Yani Cumhuriyet'in ilk anayasası, hilafetin kaldırılmasından yalnızca bir buçuk ay sonra kabul edilmesine rağmen, devlete resmî bir din tanımlıyordu. Ayrıca Meclis'in görevleri arasında "ahkâm-ı şer'iyenin tenfizi", yani şer'î hükümlerin yerine getirilmesi sayılıyordu; milletvekillerinin yemini de "vallahi" sözcüğünü içeriyordu.

Anayasadan önceki adımlar

Laikleşme anayasa metninden önce yasalarla başladı. Türkçe Vikipedi'nin "Türkiye'de laiklik" maddesi, bu sürecin 3 Mart 1924'te hilafetin kaldırılması ve Şer'iye ve Evkaf Vekâleti'nin kapatılmasıyla başladığını belirtir. Aynı gün Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile bütün öğretim kurumları Maarif Vekâleti'ne bağlandı ve din işleri için Diyanet İşleri Reisliği kuruldu. 8 Nisan 1924'te 469 sayılı kanunla şer'iye mahkemeleri kapatıldı. 1925'te tekke, zaviye ve türbeler kapatıldı; 1926'da yürürlüğe giren Medeni Kanun ile hukuk alanında laik düzen kuruldu.
Tarih notu
Laikliğin anayasaya giriş takvimi:
- 3 Mart 1924: Hilafet kaldırılır, Şer'iye ve Evkaf Vekâleti kapatılır, Tevhid-i Tedrisat.
- 8 Nisan 1924: 469 sayılı kanunla şer'iye mahkemeleri kapatılır.
- 20 Nisan 1924: Anayasa kabul edilir; 2. maddede "devletin dini İslam'dır".
- 1925: Tekke, zaviye ve türbeler kapatılır.
- 1926: Medeni Kanun yürürlüğe girer.
- 10 Nisan 1928: "Devletin dini" ibaresi, "ahkâm-ı şer'iye" görevi ve yemindeki "vallahi" sözcüğü çıkarılır.
- Mayıs 1931: Laiklik, CHF programında altı ilkeden biri olur.
- 5 Şubat 1937: Altı ilke, laiklik dahil, anayasanın 2. maddesine girer.
Atatürk TBMM binasına girerken, 1936
Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

10 Nisan 1928: Üç değişiklik birden

10 Nisan 1928'de yapılan anayasa değişikliğiyle 2. maddedeki "Türkiye Devleti'nin dini İslam'dır" hükmü çıkarıldı. Türkçe Vikipedi'ye göre aynı değişiklikle milletvekillerinin yeminindeki "vallahi" sözcüğü "namusum üzerine söz veririm" ifadesiyle değiştirildi ve Meclis'in görevleri arasındaki "ahkâm-ı şer'iyenin tenfizi" hükmü kaldırıldı. Bu değişiklikle devletin resmî bir dini kalmadı; ama "laik" sözcüğü henüz anayasada yoktu.

1931: Parti programında altı ilke

Laiklik, 1931'de Cumhuriyet Halk Fırkası'nın programında altı okla simgelenen ilkelerden biri olarak yer aldı. Türkçe Vikipedi, 14 Mayıs 1931 tarihli kongrede programa eklenen maddede din telakkisinin vicdan işi sayıldığını ve partinin din fikirlerini devlet ve dünya işlerinden ve siyasetten ayrı tutmayı başarı olarak gördüğünü aktarır. Bu madde, laikliğin anayasaya girmeden önceki en açık resmî tanımlarından biridir.
Dikkat: yanlış bilinen
Laiklik için tek bir "kabul tarihi" vermek yanıltıcıdır. Bazı kaynaklar 1928'i, bazıları 1937'yi "laikliğin anayasaya girdiği yıl" olarak verir. Doğrusu şudur: 1928'de devletin resmî dinine ilişkin hüküm çıkarıldı, laik sözcüğü ise 5 Şubat 1937'de anayasaya yazıldı. Ayrıca CHF kongresinin tarihi kaynaklarda 10-18 Mayıs 1931 olarak verilirken programa eklenen maddeye 14 Mayıs 1931 tarihi düşülür; ikisi çelişmez, ikincisi kongre günlerinden biridir.
Atatürk, İsmet İnönü ve Fevzi Çakmak milletvekilleriyle
Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

5 Şubat 1937: Altı ilke anayasada

5 Şubat 1937'de yapılan değişiklikle, aslında Cumhuriyet Halk Partisi'nin ilkeleri olan cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik ve inkılapçılık anayasanın 2. maddesine eklendi. Böylece Türkiye Devleti'nin "cumhuriyetçi, milliyetçi, halkçı, devletçi, laik ve inkılapçı" olduğu anayasayla belirtildi. Bir partinin programındaki ilkelerin devletin anayasasına taşınması, tek parti döneminin özelliklerinden biri olarak da yorumlanır.

Eğitimdeki yansıması

Türkçe Vikipedi'ye göre din dersleri 1933'te okul programlarından çıkarıldı. 1949'da ilköğretim, 1956'da ortaöğretim programlarına seçmeli ders olarak yeniden kondu; 1982 Anayasası'nın 24. maddesiyle zorunlu dersler arasına girdi. Bu ayrıntı, laiklik uygulamasının Atatürk döneminden sonra da değiştiğini gösterir.
Ek bilgi
Görsellerden ilki Atatürk'ün 1936'da Meclis binasına girişini, ikincisi ise İsmet İnönü ve Fevzi Çakmak'la birlikte milletvekilleri arasındaki bir anını gösterir. 1928 ve 1937 değişikliklerinin ikisi de bu Meclis'te, anayasanın değiştirilmesi için gereken üçte iki çoğunlukla kabul edildi.
Değerlendirme

Laikliğin Türkiye'deki yolculuğu tek bir kararla değil, bir dizi yasa ve anayasa değişikliğiyle tamamlandı. 1924'te devletin dini tanımlıydı, 1928'de bu tanım kalktı, 1937'de laiklik anayasal bir nitelik hâline geldi. Bu sırayı bilmek, "laiklik ne zaman geldi?" sorusuna daha doğru bir yanıt vermeyi sağlar.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap