İçeriğe geç
Giriş yap
0

Öşür: ürünün onda biri sanılan vergi ve 1925'te aşarın kaldırılması

Eski Harita başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

Eski HaritaKonu sahibiYeni üye0Sv. 82
#1
Osmanlı köylüsünün hayatını en çok etkileyen vergi, ürettiği ürünün bir payını devlete vermesini gerektiren öşür vergisiydi. Öşür kelimesi Arapçada onda bir anlamına gelir. Bu nedenle öşrün her zaman ürünün onda biri olduğu düşünülür. Oysa uygulamada öşrün oranı bölgeden bölgeye, üründen ürüne değişiyordu. Öşür, yüzyıllar boyunca Osmanlı maliyesinin en büyük gelir kaynaklarından biri oldu. Cumhuriyet'in ilk yıllarında, 1925'te kaldırılması ise köylü için tarihî bir dönüm noktası olarak kabul edildi. Bu yazıda öşrün ne olduğunu, nasıl toplandığını, oranlarının neden farklılaştığını, köylünün hayatına etkisini ve kaldırılma sürecini anlatıyoruz.
Kaynaklar
Belge: ÖŞÜR — TDV İslâm Ansiklopedisi maddesi, Müellif: Ahmet Tabakoğlu. Tarih: 2007.
Buğday hasadı
Buğday hasadıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Ckoroglu. Dosya sayfası

Öşrün kökeni

Öşür, İslam hukukunda tarım ürünlerinden alınan bir vergi olarak tanımlanmıştır. İslam hukukçuları, Müslümanların sahip olduğu topraklardan elde edilen ürünlerden öşür alınacağını belirtmişti. Bu vergi, sulama yöntemine göre farklı oranlarda alınıyordu. Yağmurla sulanan topraklardan onda bir, emekle sulanan topraklardan ise yirmide bir alınması öngörülüyordu.

Osmanlı Devleti, bu geleneği devraldı; ancak kendi ihtiyaçlarına göre uyarladı. Osmanlı'da öşür, devletin mülkiyetindeki miri topraklarda çalışan köylülerden alınan başlıca tarım vergisi hâline geldi. Bu nedenle Osmanlı öşrü, hem İslam hukukuna hem de örfî düzenlemelere dayanıyordu.

Öşrün oranları

Öşür adı onda bir anlamına gelse de Osmanlı'da öşrün oranı genellikle bundan yüksekti. Kanunnamelere göre öşrün oranı, bölgeden bölgeye değişiyordu ve bazı yerlerde ürünün sekizde biri, bazı yerlerde yedide biri, hatta beşte biri olarak alınıyordu. Bu farklılıklar, bölgenin fethedilmeden önceki vergi düzeninden ve toprağın verimliliğinden kaynaklanıyordu.

Ayrıca bazı bölgelerde öşrün yanında salariye adı verilen ek bir vergi de alınıyordu. Salariye, öşrün toplanmasıyla ilgili masrafları karşılamak için alınan küçük bir paydı. Öşür ve salariye birlikte düşünüldüğünde, köylünün ürününün önemli bir kısmı vergi olarak veriliyordu.
Ek bilgi
DOĞRUSU
Öşür kelimesi onda bir anlamına gelse de Osmanlı'da öşrün oranı her zaman onda bir değildi. Kanunnameler, öşrün oranını bölgeye ve ürüne göre farklı olarak belirlemişti. Bazı bölgelerde oran onda birin altında, bazılarında ise üstündeydi. Bu nedenle öşür, kelime anlamından çok bir vergi türünün adı olarak anlaşılmalıdır.

Öşrün toplanması

Klasik dönemde öşür, genellikle ayni olarak, yani ürünün kendisi olarak toplanıyordu. Hasat zamanında vergi toplayıcıları köylere geliyor ve harmanlarda ürünün payını ayırıyordu. Köylüler, ürünlerini vergi toplayıcısı gelmeden harmandan kaldıramıyordu. Bu durum, özellikle yağmurlu dönemlerde ürünün bozulmasına yol açabiliyordu.

Tımar sistemi döneminde öşür, tımar sahibi sipahiler tarafından toplanıyordu. Sipahi, kendisine verilen köylerin öşrünü topluyor ve geçimini bu gelirle sağlıyordu. Tımar sisteminin zayıflamasından sonra öşür, iltizam yoluyla toplanmaya başlandı. Mültezimler, öşrün toplanma hakkını açık artırmayla satın alıyor ve öşrü kendileri topluyordu.
1878 tarihli bir tasvirde Türk köylüsü
1878 tarihli bir tasvirde Türk köylüsüGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Cesare Biseo (1844–1909). Dosya sayfası

Köylünün yükü

Öşür, köylünün hayatında en çok hissedilen vergiydi. Köylü, bir yıl boyunca çalışarak elde ettiği ürünün önemli bir kısmını devlete veriyordu. Kuraklık ya da kıtlık yıllarında bu yük daha da ağırlaşıyordu. Çünkü öşür, ürünün miktarına göre alınsa da mültezimler bazen önceden belirlenmiş miktarları toplamakta ısrar ediyordu.

İltizam döneminde mültezimlerin köylülere baskı yapması, sık sık şikâyetlere yol açtı. Mültezimler, ürünü tartarken hile yapabiliyor, köylülerden fazla vergi alabiliyor ve köylülerin ürünlerini düşük fiyattan satın almaya zorlayabiliyordu. Bu şikâyetler, arşiv belgelerinde sıkça görülür.

Tanzimat ve öşür

1839'da ilan edilen Tanzimat Fermanı, vergi toplama düzeninde köklü değişiklikler öngörüyordu. Fermanda, iltizamın kaldırılacağı ve vergilerin devlet memurları tarafından doğrudan toplanacağı ilan edildi. Ancak bu düzenleme kısa süre sonra başarısız oldu ve iltizama geri dönüldü.

On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında öşrün oranı, ürünün onda biri olarak standartlaştırılmaya çalışıldı. Ancak bu oranın üzerine eklenen çeşitli paylar, örneğin maarif ve askerî harcamalar için alınan ek paylar, öşrün fiilî oranını yeniden yükseltti. Öşrün toplanmasında aşar kelimesi de kullanılmaya başlandı. Aşar, öşür kelimesinin çoğuludur ve öşür vergilerinin bütününü ifade eder.
Ek bilgi
YAYGIN İDDİA
Öşrün yalnızca köylüleri ilgilendiren bir vergi olduğu sanılabilir. Oysa öşür, Osmanlı maliyesinin en büyük gelir kaynaklarından biriydi ve devletin bütçesinde önemli bir paya sahipti. Bazı bölgelerde ipek gibi belirli ürünlerin öşrü, 1881'de kurulan Düyun-ı Umumiye idaresine bırakılan gelirler arasında da yer aldı.

Cumhuriyet ve aşarın kaldırılması

Cumhuriyet'in ilanından sonra, köylünün yükünü hafifletmek için çeşitli düzenlemeler tartışılmaya başlandı. Bu düzenlemelerin en önemlisi, aşarın kaldırılmasıydı. 17 Şubat 1925'te Türkiye Büyük Millet Meclisi, aşarın kaldırılmasına dair kanunu kabul etti. Bu kanunla birlikte, yüzyıllardır köylünün omzunda olan öşür vergisi tarihe karıştı.

Aşarın kaldırılması, devletin gelirlerinde önemli bir azalmaya yol açtı. Çünkü aşar, o dönemde devletin en büyük gelir kaynaklarından biriydi. Bu açığı kapatmak için şeker, tuz, tütün gibi ürünlerde tekel uygulamaları genişletildi ve dolaylı vergiler artırıldı. Ayrıca arazi vergisi ve hayvan vergisi gibi diğer vergiler de yeniden düzenlendi.

Aşarın kaldırılmasının etkileri

Aşarın kaldırılması, köylüler arasında büyük bir sevinçle karşılandı. Köylüler, artık ürünlerinin bir kısmını vergi olarak vermek zorunda değildi. Ayrıca mültezimlerin baskısından da kurtulmuşlardı. Bu düzenleme, Cumhuriyet'in köylüye yönelik politikalarının sembolü hâline geldi.

Ancak aşarın kaldırılmasının etkileri, araştırmacılar arasında tartışmalıdır. Bazı araştırmacılar, aşarın kaldırılmasının köylünün refahını artırdığını vurgular. Diğerleri ise dolaylı vergilerin artırılmasının köylünün yükünü başka bir biçimde sürdürdüğünü ileri sürer. Çünkü köylüler, şeker, tuz ve gazyağı gibi gündelik ürünleri tekel fiyatlarından satın almak zorundaydı.
Melchior Lorck'un 1581 tarihli çiziminde bir çiftçi
Melchior Lorck'un 1581 tarihli çiziminde bir çiftçiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Melchior Lorck. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji
15.–16. yüzyıl: Öşrün kanunnamelerle düzenlenmesi
17. yüzyıl: Öşrün iltizam yoluyla toplanmaya başlaması
1839: Tanzimat Fermanı ve vergi düzeninin yeniden düzenlenmesi
19. yüzyıl sonu: Öşrün oranının standartlaştırılması çabaları
17 Şubat 1925: Aşarın kaldırılması

Harmandan meclise uzanan bir vergi hikâyesi

Öşür, Osmanlı köylüsünün hayatında en çok hissedilen ve en uzun süre devam eden vergilerden biriydi. Kökeni İslam hukukuna dayanan bu vergi, Osmanlı'da örfî düzenlemelerle birleşerek kendine özgü bir yapıya kavuştu. Öşrün oranının bölgeden bölgeye değişmesi, Osmanlı'nın fethettiği topraklardaki yerel düzenleri koruma eğilimini de yansıtır.

Öşrün toplanma biçimi, Osmanlı maliyesinin geçirdiği değişimleri de gösterir. Tımar sisteminde sipahiler tarafından toplanan öşür, zamanla mültezimlerin eline geçti. Bu değişim, köylünün yükünü artırdı ve şikâyetlere yol açtı. Tanzimat'la birlikte vergilerin doğrudan toplanması denendi; ancak bu deneme başarısız oldu.

Aşarın 1925'te kaldırılması, Cumhuriyet'in köylüye yönelik politikalarının en önemli adımlarından biri olarak hatırlanır. Bu düzenleme, yüzyıllardır harmanlarda ürünün payını bekleyen vergi toplayıcısının köy hayatından çekilmesi anlamına geliyordu. Ancak devletin gelir ihtiyacı ortadan kalkmadı; yük, dolaylı vergiler ve tekeller aracılığıyla başka bir biçime büründü. Öşrün hikâyesi, bir verginin kaldırılmasının ardından devletin gelir düzeninin nasıl yeniden kurulduğunu anlamak için de öğretici bir örnektir. Bugün arşivlerdeki öşür defterleri ise köylerin hangi ürünü ne kadar ürettiğini gösteren eşsiz bir tarım haritası olarak tarihçilerin önünde duruyor.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap