İçeriğe geç
Giriş yap
0

Bir Millet Uyanıyor (1932): Atatürk görüntüleri içeren, Türkiye'de seslendirilen ilk film

Arda Yamaçlı başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

Arda YamaçlıKonu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Bir romandan beyaz perdeye

Bir Millet Uyanıyor, Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu'nun aynı adlı eserinden senaryolaştırılan ve Muhsin Ertuğrul'un yönettiği 1932 yapımı bir Türk filmidir. İpek Film tarafından, İstanbul Nişantaşı'ndaki eski bir ekmek fabrikasından dönüştürülen stüdyoda çekildi. Film, Türk sinema tarihinde Türkiye'de seslendirilen ilk Türkçe sesli yapım olarak özel bir yere sahiptir. Daha önce çekilen sesli film İstanbul Sokaklarında'nın ses kayıtları Paris'te yapılmıştı; Bir Millet Uyanıyor ise sesini tamamen Türkiye'de aldı.

Nizamettin Nazif, Milli Mücadele yıllarını konu alan romanları ve tarihî anlatılarıyla tanınan bir yazardı. Eserin 1932'de basılan kitap baskısı ile film neredeyse eş zamanlı olarak okur ve seyirci karşısına çıktı. Böylece aynı hikâye hem sayfada hem de perdede, aynı yıl içinde Türk kamuoyuna ulaştı.
Nizamettin Nazif'in Bir Millet Uyanıyor kitabının 1932 baskısı
Nizamettin Nazif'in Bir Millet Uyanıyor kitabının 1932 baskısıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: 1928 İpek Film'in kuruluşu; 1931 ilk sesli film İstanbul Sokaklarında; 1932 yazı Nişantaşı stüdyosunda çekimler; 1932 Nizamettin Nazif'in kitabının basılması; 7 Aralık 1932 filmin İstanbul'da Elhamra ve Melek sinemalarında ilk gösterimi; 22 Ocak 1933 aynı stüdyoda çekilen Karım Beni Aldatırsa'nın gösterime girişi.

Konu: İstanbul'da gizli bir görev

Film, Kurtuluş Savaşı sırasında İstanbul'a gizli bir görevle gelen Kuvayi Milliyeci bir subay olan Yüzbaşı Davut ile ona âşık olan öğretmen Nesrin'in öyküsü üzerine kuruludur. İşgal altındaki İstanbul'dan Anadolu'ya silah ve cephane kaçırma çabaları, gizli örgütlerin faaliyetleri ve işgal kuvvetlerinin baskısı hikâyenin arka planını oluşturur. Aşk ve vatan görevi arasındaki gerilim, dönemin milli mücadele anlatılarında sıkça kullanılan bir temaydı.

Hikâyenin İstanbul'da geçmesi bilinçli bir tercihti. Milli Mücadele'nin cephe savaşları kadar, işgal altındaki İstanbul'da yürütülen gizli faaliyetler de dönemin seyircisinin belleğinde canlıydı. Pek çok İstanbullu, bu yıllarda Anadolu'ya kaçırılan cephaneyi, gizlice yola çıkan subayları ve işgal kuvvetlerinin aramalarını bizzat yaşamıştı. Film, bu ortak hafızaya seslendi.

Oyuncular

Filmin başrollerinde Ercüment Behzat Lav Yüzbaşı Davut, Emel Rıza öğretmen Nesrin rolünde yer aldı. Diğer önemli roller şöyle dağıtıldı: Emin Beliğ Belli Hamdi Bey, Naşit Özcan Tilki, Ferdi Tayfur Feridun, Mahmut Moralı gizli ajan, Atıf Terzioğlu Yahya Kaptan, Sait Köknar Çeteci Recep, Hadi Hün yabancı bir subay ve Muammer Gözalan zaptiye rolünde.

Kadronun dikkat çekici yönü, o güne kadar neredeyse yalnızca Darülbedayi oyuncularıyla çalışan Türk sinemasında, tiyatro çevresinin dışından gelen oyunculara ilk kez önemli roller verilmesiydi. Naşit Özcan gibi tuluat ve komedi geleneğinden gelen isimlerin yanında, sinemaya yeni adım atan oyuncular da kadroda yer aldı. Bu tercih, Türk sinemasının tiyatronun gölgesinden çıkma yolundaki ilk adımlarından biri olarak değerlendirilir.
Muhsin Ertuğrul anıtı
Muhsin Ertuğrul anıtıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Modern primat. Dosya sayfası
Ek bilgi
Filmde Atatürk'ün Ordu Foto Film Merkezi'nden alınan gerçek görüntülerine yer verildi. Bir Millet Uyanıyor, Atatürk'ün sağlığında çekilmiş ve onun belgesel görüntülerini kurgusal bir hikâyeyle birleştiren ilk Türk filmlerinden biridir.

Atatürk'ün görüntüleri

Bir Millet Uyanıyor'u dönemin diğer filmlerinden ayıran en önemli özelliklerden biri, Atatürk'ün gerçek görüntülerini içermesidir. Ordu Foto Film Merkezi'nin arşivinden alınan bu görüntüler, kurgusal hikâyenin içine yerleştirildi. Böylece seyirci, perdede Yüzbaşı Davut'un maceralarını izlerken Milli Mücadele'nin önderini de gerçek kayıtlardan görebildi.

Bu tercih, belgesel ile kurgu arasındaki sınırın henüz kesin çizgilerle ayrılmadığı erken dönem sinemasının bir özelliğiydi. Aynı zamanda Atatürk'ün sağlığında çekilen bir filmde onun gerçek görüntülerinin kullanılması, filmin resmî çevrelerle de uyum içinde hazırlandığını gösterir. Ordu Foto Film Merkezi, Türk ordusunun kendi sinema ve fotoğraf birimiydi ve Milli Mücadele yıllarından itibaren önemli olayları kayda almıştı.

Çekim yerleri

Filmin çekimleri İstanbul, Maltepe, Kâğıthane ve Çanakkale'de yapıldı. Stüdyo sahneleri Nişantaşı'ndaki yeni sesli stüdyoda çekilirken, dış çekimler için İstanbul'un farklı semtlerine ve Çanakkale'ye gidildi. Çanakkale sahneleri, filmin milli mücadele temasını Gelibolu'nun simgesel anlamıyla da buluşturdu. Kâğıthane ve Maltepe ise İstanbul'un o dönemde henüz kırsal görünümünü koruyan semtleriydi; açık alan sahneleri için uygun mekânlar sunuyordu.
Beyoğlu'nda tarihî bir sinema salonu
Beyoğlu'nda tarihî bir sinema salonuGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Kurmanbek. Dosya sayfası

Nâzım Hikmet stüdyoda

Filmin bir başka özelliği, şair Nâzım Hikmet'in yapımda asistan olarak görev almasıdır. Nâzım Hikmet, Bir Millet Uyanıyor'da hem reji asistanı hem de seslendirme yönetmeni olarak çalıştı. Türkiye'de seslendirilen ilk Türkçe sesli filmde seslendirme yönetmenliğini bir şairin yapması, Türk sinemasında ses ve dil kullanımının ilk biçimlenişinde edebiyat dünyasının da etkili olduğunu gösterir. Nâzım Hikmet, aynı stüdyoda sonraki yıllarda çekilen operet filmlerinin senaryolarını da yazdı.
Kaynaklarda fark
Kaynaklarda "ilk Türk sesli filmi" unvanı genellikle 1931 yapımı İstanbul Sokaklarında'ya verilir. Bir Millet Uyanıyor'un ayırt edici özelliği ise sesinin tamamen Türkiye'de kaydedilmiş olmasıdır. İki unvanı birbirine karıştırmamak gerekir.

Ses kaydı: 1932'nin teknik sınırları

Sesli sinemanın dünyaya yayılması, 1927'den sonra hızla gerçekleşmişti. Ancak sesli film çekmek, sessiz döneme kıyasla çok daha karmaşık bir donanım ve uzmanlık gerektiriyordu. Mikrofonlar kameranın sesini duymasın diye kameralar ses yalıtımlı kabinlere konuyor, oyuncular mikrofonun menzilinden çıkmamak için kısıtlı hareket ediyor, stüdyolar dış gürültüden yalıtılmak zorunda kalıyordu. Nişantaşı'ndaki eski ekmek fabrikasının stüdyoya dönüştürülmesi, bu ihtiyaçları karşılamak için yapılan büyük bir yatırımdı.

Ses kayıt cihazları yurt dışından getirildi ve ilk teknisyenler, bu cihazları kullanmayı uygulamada öğrendi. Diyalogların, şarkıların ve efektlerin net biçimde kaydedilmesi, Türkçenin perdede nasıl duyulacağı sorusunu da gündeme getirdi. Tiyatro sahnesinde yüksek sesle ve vurgulu konuşmaya alışmış oyuncular, mikrofon karşısında daha doğal bir konuşma tarzı geliştirmek zorundaydı. Seslendirme yönetmenliği bu yüzden filmin en kritik görevlerinden biriydi.

Dönemin seyircisi ve sinema salonları

1930'ların başında Türkiye'deki sinema salonlarının çoğu İstanbul'da, özellikle Beyoğlu'nda toplanmıştı. Ankara, İzmir ve birkaç büyük şehirde de salonlar vardı; ancak Anadolu'nun büyük kısmında sinema henüz yaygın değildi. Yerli filmler, yabancı yapımlar karşısında sayıca çok azdı. Bu nedenle her yeni Türk filmi, basında ve kamuoyunda geniş ilgi görüyordu. Bir Millet Uyanıyor'un vizyona girişi de gazetelerde duyurular ve değerlendirmelerle izlendi.

İlk gösterim

Bir Millet Uyanıyor, 7 Aralık 1932'de İstanbul'daki Elhamra ve Melek sinemalarında ilk kez gösterildi. Beyoğlu'ndaki bu iki salon, dönemin en prestijli sinemaları arasındaydı. Filmin aynı anda iki büyük salonda vizyona girmesi, yapımcıların ona duyduğu güveni gösteriyordu. Birkaç hafta sonra, 22 Ocak 1933'te, aynı stüdyoda çekilen Karım Beni Aldatırsa da yine bu salonlarda gösterime girdi.

Kendi sesini bulan sinema: Bir Millet Uyanıyor'un yeri

Bir Millet Uyanıyor, Türk sinemasının teknik bağımsızlığını kazandığı anı simgeler. Bir yıl önce İstanbul Sokaklarında için Paris'e gitmek zorunda kalan Türk sinemacılar, 1932'de kendi stüdyolarında, kendi oyuncularıyla, kendi seslerini kaydedebiliyordu. Konunun Milli Mücadele olması, bu teknik bağımsızlığı tematik bir bağımsızlık anlatısıyla buluşturdu. 1932 seyircisi için perdede kendi dilini duymak ve kendi yakın tarihini izlemek aynı heyecanın iki yüzüydü.

Film, Türk sinemasının 1930'lardaki karakterini de yansıtır. Muhsin Ertuğrul'un tiyatro kökenli yönetmenliği, Darülbedayi geleneğinin ağır bastığı oyunculuk anlayışı ve melodram ile milli tema arasındaki denge, bu dönemin filmlerinin ortak özellikleridir. Bununla birlikte kadroya tiyatro dışından oyuncuların alınması ve belgesel görüntülerin kurguya eklenmesi, filmin kendi dönemi için yenilikçi yönlerini oluşturur.

Bugün Bir Millet Uyanıyor, sinema tarihçileri için hem bir teknik dönüm noktası hem de Cumhuriyet'in ilk on yılında Milli Mücadele'nin nasıl anlatıldığını gösteren bir belgedir. Filmde kullanılan Atatürk görüntüleri ise, onun sağlığında beyaz perdede nasıl temsil edildiğine dair değerli bir örnek sunar. Yüzbaşı Davut ile öğretmen Nesrin'in öyküsü kurgu olabilir; ama filmin kendisi, Türk sinemasının sesini bulduğu yılın gerçek bir tanığıdır.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap