Ölçüler Kanunu ve hafta tatili düzenlemesi, Atatürk dönemi devrimlerinin en az konuşulanları arasındadır. Ama bir ülkenin dünyayla aynı dili konuşması yalnız harfle ya da kıyafetle olmaz; aynı ölçüyle tartmak, aynı saatte işe başlamak ve aynı günlerde tatil yapmak da gerekir.
1925'te saat ve takvim değişti; ama arşın, okka ve kile gibi ölçüler birkaç yıl daha kullanılmaya devam etti. Ölçülerde birlik 1931'de çıkan 1782 sayılı Ölçüler Kanunu ile sağlandı. Dört yıl sonra, 1935'te, hafta tatili de cumadan pazara alındı. Bu iki düzenleme, Türkiye'nin gündelik hayatını ve ticaretini dünyayla aynı ölçüye getiren adımlar arasında sayılır.
Kanundan önce: Arşın, okka, kile
Kanundan önce uzunluk için endaze, arşın ve kulaç gibi birimler kullanılıyordu. Ağırlık için dirhem ve okka, hacim için kile, şinik, tas ve ölçek, yüzey için dönüm ve çiftlik gibi terimler geçerliydi. Bu birimlerin önemli bir kısmının değeri yerden yere, maldan mala değişiyordu. Bir kumaş arşını ile bir inşaat arşınının aynı uzunlukta olmaması gibi farklar, alışverişte ve devlet işlerinde sürekli sorun çıkarıyordu. Görsellerdeki ağırlık ve ölçü aletleri, Pera Müzesi'nin bu konudaki koleksiyonundandır.
1782 sayılı kanun
Onlu sisteme uygun uzunluk ve ağırlık ölçüleri, 26 Mart 1931'de çıkarılan 1782 sayılı kanunla kullanıma girdi. Uzunlukta endaze, arşın ve kulacın yerini metrik sistem aldı. Ağırlıkta dirhem ve okkanın yerini miligramdan tona kadar uzanan sistem, hacimde kile, şinik, tas ve ölçeğin yerini litre sistemi aldı. Yüzey ölçümünde dönüm ve çiftlik yerine metrekareden kilometrekareye uzanan sistem kabul edildi.
Kaynaklar
Belge: Ölçüler Kanunu — kabul edilen metin — TBMM Kanunlar Dergisi, Kanun No. 1782 · Kanunlar Dergisi Cilt 9. Tarih: 26 Mart 1931.
Bu değişikliğin iki önemli sonucu oldu: ülke içinde ölçülerde birlik sağlandı ve dış ticaret kolaylaştı. Bu kanunla birlikte devlet dairelerinde, okullarda, tapu kayıtlarında ve çarşıda aynı ölçünün kullanılması hedeflendi; özellikle tapu ve vergi işlemlerinde dönüm gibi yerel değeri değişen birimlerin yerini metrekare ve dekar gibi herkes için aynı olan birimler aldı. Bugün 1782 sayılı kanunun yerini 3516 sayılı Ölçüler ve Ayar Kanunu almıştır.
Tarih notu
Ölçüler ve tatil günleri:
- 26 Aralık 1925: Saat ve takvim kanunları.
- 20 Mayıs 1928: Uluslararası rakamlar.
- 1875: Osmanlı Devleti Metre Sözleşmesi'ni imzalar.
- 26 Mart 1931: 1782 sayılı Ölçüler Kanunu.
- 1 Ocak 1933: Geleneksel ölçü birimlerinin kullanımı yasaklanır.
- 27 Mayıs 1935: Hafta tatili cumartesi öğleden sonra ve pazar olur.
- 29 Haziran 1974: Bakanlar Kurulu kararıyla cumartesi de tam gün tatil olur.
Pera Müzesi'ndeki Anadolu ağırlık ve ölçüleri koleksiyonundanGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Dosseman. Dosya sayfası
Osmanlı'dan gelen bir hazırlık: Metre Sözleşmesi
Metrik sisteme geçiş fikri 1931'de doğmadı. Osmanlı Devleti, 1875'te imzalanan Metre Sözleşmesi'nin 17 imzacısından biriydi. Yani metre ve kilogramın uluslararası tanımına Osmanlı da taraf olmuştu. Ancak eski birimler çarşıda ve köyde kullanılmaya devam etti; ölçülerde birlik ancak 1931 kanunuyla gerçekleşti.
1782 sayılı kanunla uluslararası birimler zorunlu oldu ve geleneksel birimlerin kullanımı 1 Ocak 1933'ten itibaren yasaklandı. Yani kanunla uygulama arasında esnaf ve halkın alışması için yaklaşık iki yıllık bir geçiş süresi bırakıldı. Bu süre içinde yeni terazilerin, metrelerin ve litre ölçeklerinin dağıtılması ve ayarlarının yapılması gerekiyordu.
Dönemin sırası da dikkat çekicidir: 1928'de rakamlar ve harfler değişti, Millet Mektepleri açıldı; ölçüler bundan üç yıl sonra değişti. Yeni ölçü birimlerinin yazılı belgelerde ve etiketlerde yeni rakamlarla kullanılabilmesi için bu sıra kolaylık sağladı.
Kaynaklarda fark
Eski ölçülerin metrik karşılıkları (örneğin bir okkanın kaç gram, bir arşının kaç santimetre olduğu) farklı biçimlerde verilir. Bunun nedeni eski birimlerin bölgeye ve kullanıldığı mala göre değişmesidir; çarşı arşını, mimar arşını ve endaze gibi türler ayrı uzunluklardaydı. Bu yüzden burada tek bir karşılık vermiyoruz. Bir belgede geçen eski ölçüyü çevirirken belgenin hangi bölge ve hangi iş için yazıldığına bakmak gerekir.
Pera Müzesi'nde eski ağırlık ve ölçü aletleriGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Dosseman. Dosya sayfası
1935: Hafta tatili pazara alınıyor
27 Mayıs 1935'te çıkarılan kanunla hafta tatili cumadan cumartesi öğleden sonra ve pazar gününe alındı. Gerekçe pratikti: pazar günü tatil yapan ülkelerle yaşanan sorunlar giderilecekti. Cuma tatil, pazar çalışma günü olduğunda Türkiye ile Avrupa'nın ortak iş günü sayısı azalıyordu.
Bu düzen 1974'e kadar sürdü. Bakanlar Kurulu'nun 29 Haziran 1974'te aldığı kararla cumartesi de tam gün tatil oldu.
Ek bilgi
1935'teki aynı kanun ulusal bayram ve genel tatil günlerini de düzenledi. Atatürk'ün sağlığında çıkan bu kanun, ulusal bayramların ve tatil günlerinin tek bir metinde toplanmasını sağladı. Bayram günlerinin sonraki yıllarda yapılan değişikliklerle bugünkü biçimini aldığını da hatırlatalım; günümüzdeki listeyi 1935 listesiyle bire bir aynı sanmamak gerekir.
Kısaca
Ölçüler Kanunu ve hafta tatili düzenlemesi, Atatürk dönemi devrimlerinin en az konuşulanları arasındadır. Ama bir ülkenin dünyayla aynı dili konuşması yalnız harfle ya da kıyafetle olmaz; aynı ölçüyle tartmak, aynı saatte işe başlamak ve aynı günlerde tatil yapmak da gerekir. 1925'te başlayan saat ve takvim değişikliği, 1931 ve 1935'teki bu iki kanunla tamamlanmış oldu.
Okkadan kilograma, cumadan pazara
Ölçüler Kanunu'nda bize en ilginç gelen, eski birimlerin sorunu yalnızca farklı adlar değil, aynı adın farklı değerler taşımasıydı. Bir kumaş arşını ile bir inşaat arşınının aynı uzunlukta olmaması, alışverişte güveni ve devlet kayıtlarında tutarlılığı doğrudan zedeliyordu. Metrik sistem burada bir yabancı modeli benimsemekten çok, ülke içinde ortak bir dil kurmanın aracıydı.
Osmanlı'nın 1875'te Metre Sözleşmesi'ni imzalamış olmasına rağmen eski birimlerin elli yıl daha çarşıda yaşaması dikkat çekici. Uluslararası bir taahhüt ile gündelik hayattaki alışkanlık arasındaki mesafe, kâğıt üzerinde atılan imzaların kendiliğinden toplumsal değişim yaratmadığını gösteriyor. 1931 kanununun iki yıllık geçiş süresi bırakması da bu dersin farkında olunduğunu düşündürüyor; yeni teraziler ve ölçekler dağıtılmadan yasağı uygulamak mümkün değildi.
Sıralama da anlamlı. Rakamlar ve harfler 1928'de değişmiş, ölçüler 1931'de onları izlemişti. Yeni birimlerin yeni rakamlarla etiketlere yazılabilmesi, bu düzenlemelerin birbirini tamamlayan bir dizi olarak düşünüldüğünü gösteriyor.
Hafta tatilinin pazara alınması ise en pratik gerekçeye sahip değişiklik gibi görünüyor: Avrupa ile ortak iş günü sayısını artırmak. Ama gündelik hayatın ritmini değiştiren bu karar, sembolik açıdan da derin bir dönüşümdü. Eski ölçülerin metrik karşılıklarının bölgeye göre değişmesi ise bugün eski belgeleri okurken ihtiyatlı olmayı gerektiriyor.