Giriş yap
🏺 Anunnaki

Tapınaksız kraliçe: Ereşkigal'e kim sunu yapardı?

Mezopotamya'da her tanrının bir evi vardı. Enlil'in Ekur'u, Enki'nin Abzu'su, İnanna'nın Eanna'sı, Nanna'nın Ekişnugal'ı. Ereşkigal'in evi ise yeraltının kendisiydi. Peki yeryüzünde, insanların gidip sunu bırakabileceği bir kapısı var mıydı? Bu soruyu sorduğumda, cevabın ne kadar az olduğunu görüp şaşırdım.

Ereşkigal'i Nergal'le aşkı ve yeraltının meclisi üzerinden daha önce yazmıştım. Bu kez onun yokluğuna bakmak istiyorum. Kralların inşaat yazıtlarında, sunu listelerinde, tapınak envanterlerinde neredeyse hiç görünmeyen bir kraliçe. Bu boşluk neden var ve o boşluğu ne dolduruyordu?

Listelerdeki sessizlik

Ur III döneminin on binlerce idari tableti, tanrılara yapılan sunuları gün gün kaydediyor. Puzriş-Dagan'ın hayvan kayıtlarında, Nippur'un, Ur'un, Uruk'un tanrılarına giden koyunları, keçileri, sığırları görüyoruz. Bu listelerde Enlil, Ninlil, Nanna, İnanna, Ninurta, Nuska sık sık geçiyor.

Ereşkigal ise bu listelerde ya hiç görünmüyor ya da çok nadiren. Bazı araştırmacılar, onun adının yalnızca belirli ölü ritüelleri ve özel durumlarla bağlantılı olarak geçtiğini belirtiyor. Günlük, düzenli bir tapınak ekonomisinin parçası değil. Ona her sabah ve akşam yemek götüren bir rahip topluluğu yok.

Bu, bana çok anlamlı geliyor. Mezopotamya'da tanrılar beslenmeye ihtiyaç duyuyordu. Atrahasis'te tufan sonrası tanrılar, kurbanların kokusuna sinekler gibi toplanıyor. Çünkü tufan süresince aç kalmışlardı. Ereşkigal ise bu sofranın dışında. O, başka bir yerden besleniyor.

Ölülerin sunuları

Ereşkigal'in beslendiği yer, ölülerin dünyasıydı. Mezopotamya'da ölüler, aileleri tarafından kispu denen sunularla besleniyordu. Su dökülüyor, ekmek bırakılıyor, ölünün adı anılıyordu. Bu sunular doğrudan Ereşkigal'e değil, ölülere yapılıyordu. Ama ölüler onun ülkesinde yaşıyordu.

Yani Ereşkigal'in kültü, belki de bir tapınakta değil, her evin altında, her ailenin mezarında sürüyordu. Mezopotamya'da ölüler çoğu zaman evlerin tabanının altına gömülüyordu. Ur'daki Eski Babil evlerinde, Woolley bu tür ev içi mezarları belgeledi. Aile, ölüleriyle aynı çatının altında yaşıyordu. Ereşkigal'in ülkesi, mutfak zemininin birkaç adım altındaydı.

Ur-Nammu'nun hediyeleri

Ereşkigal'e açıkça sunu yapılan nadir metinlerden biri, Ur-Nammu'nun Ölümü adlı Sümerce şiir. Ur III hanedanının kurucusu Ur-Nammu, savaşta ölüyor ve yeraltına iniyor. Orada, yeraltının tanrılarına hediyeler sunuyor. Her tanrıya, onun makamına uygun bir armağan.

Metinde Ereşkigal'e, Nergal'e, Gılgamış'a, Namtar'a, Ningişzida'ya, Dumuzi'ye ve başkalarına hediyeler veriliyor. Silahlar, giysiler, kaplar, takılar. Ur-Nammu, yeraltının sarayına bir kral olarak giriyor ve orada kendine bir yer kazanmak için bu hediyeleri kullanıyor.

Bu metin bana şunu gösteriyor: Ereşkigal'e sunu yapmanın zamanı, ölüm anıydı. Yaşarken onun tapınağına gitmiyordunuz. Öldüğünüzde ise onun sarayına hediyelerle varıyordunuz. Kraliçenin vergisi, bir kez ve en son alınıyordu.

Bilgames'in ölümü

Benzer bir sahne, Bilgames'in Ölümü adlı Sümerce metinde de var. Gılgamış'ın Sümerce adıyla Bilgames, ölüm döşeğinde bir rüya görüyor. Tanrılar meclisi onun kaderini tartışıyor. Ölümsüz olamayacağına, ama yeraltında bir yargıç olacağına karar veriliyor.

Bilgames öldükten sonra, ailesi ve hizmetkarları onunla birlikte mezara giriyor. Metin, yeraltının tanrılarına sunulan hediyeleri tek tek sayıyor. Ereşkigal, Namtar, Dimpikug, Neti ve başkaları. Bu metnin Me-Turan'dan, bugünkü Tell Haddad'dan çıkan nüshası, 1990'larda Antoine Cavigneaux ve Farouk al-Rawi tarafından yayımlandı.

Bu iki metin, Ereşkigal'in kültünün en açık belgelerinden. Ve ikisi de bir kralın ölümünü anlatıyor. Belki de Ereşkigal'in asıl tapınağı, kralların mezarlarıydı.

Kutha'nın gölgesinde

Ereşkigal'in Kutha'da Nergal'le birlikte tapınıldığı biliniyor. Ama Kutha'nın büyük tapınağı E-meslam, Nergal'in eviydi. Ereşkigal orada daha çok eş olarak, ikinci planda yer alıyordu. Zamanla, özellikle birinci binyılda, Nergal'in eşi olarak Ereşkigal'in yerini başka tanrıçaların, örneğin Laz'ın, aldığı da görülüyor.

Bu durum, Ereşkigal'in yeraltının kraliçesi olarak gücüyle tezat oluşturuyor. Mitlerde o, İnanna'yı bile öldürebilen bir güç. Nergal'i göğe kadar kovalayan, tanrılar meclisini tehdit eden bir kraliçe. Ama kültte, kendi evi olmayan, kocasının tapınağında yaşayan bir tanrıça.

Belki de bu tezat, mitin kendisinde de seziliyor. Ereşkigal, Nergal ve Ereşkigal metninde, kendi yalnızlığından şikayet ediyor. Göğün sofrasından payını isteyemiyor, çünkü yukarı çıkamıyor. Tanrıların yemeğinden payını bir vezir aracılığıyla alıyor. Kraliçe, kendi ülkesinin dışına çıkamayan bir mahkum gibi.

Gecenin Kraliçesi

British Museum'da, Burney Kabartması ya da Gecenin Kraliçesi olarak bilinen pişmiş toprak bir pano var. Kanatlı, çıplak bir kadın, iki aslanın üzerinde duruyor. Ayakları kuş pençesi şeklinde. İki yanında baykuşlar. Ellerinde birer halka ve çubuk tutuyor.

Bu kabartmanın kimi temsil ettiği tartışmalı. Bazı araştırmacılar onu İştar olarak görüyor, bazıları Lilitu gibi bir iblis olarak, bazıları da Ereşkigal olarak. Dominique Collon, bu kabartma üzerine yazdığı monografide, olasılıkları ayrıntılı olarak tartıştı. Kabartmanın Eski Babil dönemine ait olduğu genellikle kabul ediliyor, ama kökeni kesin değil, çünkü antika piyasasından geldi.

Eğer bu kabartma gerçekten Ereşkigal'i temsil ediyorsa, onun bilinen nadir tasvirlerinden biri olur. Ama bu belirsizlik bile, Ereşkigal'in görsel dünyadaki yokluğunu vurguluyor. Onun yüzü, bir tartışmanın konusu.

Büyü metinlerinde Ereşkigal

Ereşkigal'in adı, kral yazıtlarında az geçse de, büyü metinlerinde daha sık karşımıza çıkıyor. Hayaletleri kovmak, ölüleri yatıştırmak için yapılan ritüellerde onun adı anılıyor. Bir hayalet, insanları rahatsız ediyorsa, onu Ereşkigal'in ülkesine geri göndermek gerekiyordu.

Bu tür ritüellerde, hayalet için küçük bir figür yapılıyor, ona yiyecek ve su veriliyor, sonra yeraltına uğurlanıyordu. Ereşkigal, bu uğurlamanın son durağı. İrving Finkel, Mezopotamya hayaletleri üzerine yazdığı kitapta bu metinlerin bazılarını popüler bir dille anlattı.

Daha da ilginci, Ereşkigal'in adı, Mezopotamya kültürü sona erdikten çok sonra bile yaşadı. Mısır'da bulunan Yunanca büyü papirüslerinde, MS ilk yüzyıllarda, "Ereschigal" adı bir yeraltı tanrıçası olarak geçiyor. Hecate ve Persephone ile birlikte anılıyor. Mezopotamya'nın tapınaksız kraliçesi, bir başka kültürün büyü metinlerinde kendine yer bulmuştu.

Ninazu ve öteki yeraltı tanrıları

Yeraltının tanrıları arasında kendi tapınağı olanlar da vardı. Ninazu, Enegi kentinde tapınılan bir tanrıydı ve bazı geleneklerde Ereşkigal'in oğlu sayılıyordu. Eşnunna'da da önemli bir kültü vardı; sonra yerini Tişpak'a bıraktı. Ningişzida'nın Gişbanda'da bir evi vardı. Nergal'in E-meslam'ı ise büyük bir tapınaktı.

Bu tablo ilginç bir şey söylüyor. Yeraltıyla ilişkili tanrıların hepsi tapınaksız değildi. Tapınaksız olan, yeraltının kraliçesinin kendisiydi. Sanki onun gücü o kadar mutlak ki, bir eve, bir kapıya, bir rahibe ihtiyacı yok. Ölüm, kimseden davet beklemez.

Yedi kapının ötesi

İnanna'nın İnişi'nde yeraltının yedi kapısı var. Her kapıda İnanna bir giysisini, bir takısını bırakıyor. Kapı bekçisi Neti, her seferinde ona yeraltının kurallarını hatırlatıyor. Ereşkigal'in sarayı, bu kapıların ardında. Yeryüzünde bir tapınağı yoksa da, yeraltında bir sarayı ve onu koruyan bir kapı düzeni var. Tapınağın yokluğu, belki de sadece yeryüzüne bakan yüzün yokluğu.

Yazılmayan ilahiler

Sümer edebiyatında büyük tanrılara yazılmış onlarca ilahi var. Ereşkigal için ise bağımsız bir ilahi neredeyse hiç bilinmiyor. Onun sözleri, başkalarının hikayelerinde duyuluyor: İnanna'nın inişinde, Nergal'in aşkında, kralların ölümünde. Kendi adına bir şarkısı olmayan bir kraliçe, başkalarının şarkılarında yaşıyor.

Sitchin ve Ereşkigal

Sitchin'in anlatısında Ereşkigal, Güney Afrika'daki bir bilim istasyonunun ya da maden bölgesinin yöneticisi olarak yorumlanıyor. Yeraltı, onun için Dünya'nın güney yarımküresi. Ereşkigal'in yalnızlığı ve dışarı çıkamaması da bu uzak istasyonun bir sonucu.

Akademik okuma ise yeraltını bir ölüler diyarı olarak görüyor. Ereşkigal'in yalnızlığı, ölümün kendisinin yalnızlığı. Bu iki okuma arasında köprü kurmak zor. Ama ikisi de Ereşkigal'in diğer tanrılardan ayrı, uzak bir yerde yaşadığı konusunda hemfikir.

Forumlarda Ereşkigal

Türkçe forumlarda Ereşkigal genellikle İnanna'nın yeraltına inişi hikayesindeki kötü kız kardeş olarak anılıyor. Bir başlıkta biri, onun neden kötü bir karakter olarak görüldüğünü sormuştu. Cevap verenlerden biri, Ereşkigal'in kötü değil, sadece kendi ülkesinin kurallarını uygulayan bir kraliçe olduğunu yazmıştı.

İngilizce bir forumda ise Burney Kabartması tartışılıyordu. Bir kullanıcı, kabartmanın Ereşkigal olduğunu kesin olarak söylemişti. Bir başkası, bu konuda akademik bir uzlaşma olmadığını hatırlatmıştı.

SohbeX teorisi: Görünmeyen ibadet

Bu kısım spekülasyon. Ereşkigal'in tapınağı yoktu, çünkü belki de her ev onun tapınağıydı. Ölülere yapılan her sunu, dolaylı olarak ona yapılıyordu. Görünmeyen bir ibadet, en yaygın ibadet olabilir. Bu yorumu doğrudan destekleyen bir metin yok.

Okura soru

Ereşkigal'i düşündüğümde, artık sadece yeraltının öfkeli kraliçesini değil, kendi evi olmayan, ama her evin altında yaşayan bir tanrıçayı görüyorum.

Siz bir ibadetin bir binaya ihtiyacı olduğuna inanıyor musunuz? Ve sizce ölülerinize bıraktığınız bir su, kime ulaşır?

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap