Giriş yap
🏺 Anunnaki

Sürgüne giden tanrı: Nergal'in Kutha'dan Samiriye'ye ve Hatra'ya yolculuğu

İncil'in Krallar kitabında kısa, neredeyse geçiştirilen bir cümle var. Asur kralı İsrail'in kuzey krallığını ele geçirdikten sonra Samiriye'ye başka ülkelerden halklar yerleştirir. Metin, bu yeni gelenlerin her birinin kendi tanrısını yaptığını sayar ve şöyle der: "Kut halkı Nergal'i yaptı." Bu cümle beni yıllardır düşündürür. Mezopotamya'nın yeraltı tanrısı, bir sürgün kafilesiyle birlikte Filistin'in tepelerine gitmişti.

Nergal'i daha önce Erra adıyla, veba ve kapı üstündeki muskalarla anlatmıştım; meclisten yere bir delik açma izni alan tanrı olarak da. Bu kez Kutha'daki evinden başlayıp onu gittiği uzak yerlere kadar izlemek istiyorum. Bir tanrının kült merkezi, bazen evinden çok, onu taşıyan insanların yolculuğunda belli olur.

Emeslam ve Tell İbrahim

Kutha, Babil'in kuzeydoğusunda, bugün Tell İbrahim adıyla bilinen höyükle özdeşleştiriliyor. Kentin büyük tapınağı E-meslam, Nergal'in eviydi. Adı genellikle "meslam ağacının evi" diye açıklanıyor; meslam, Nergal ile ilişkilendirilen bir ağaç ya da kutsal koru. Nergal'in sıfatlarından biri de "Meslamta-ea", yani "Meslam'dan çıkan" anlamına gelir.

Tell İbrahim'de büyük bir sistematik kazı yapılmadı. 19. yüzyılın sonunda Hormuzd Rassam bölgede kısa süreli bir çalışma yaptı, ama bu çalışma kentin bütün katmanlarını ortaya çıkarmaktan çok uzaktı. Bu yüzden Kutha hakkında bildiklerimizin çoğu, başka kentlerde bulunmuş metinlerden geliyor. Babil kralları Emeslam'ı onardıklarını yazıtlarında belirtiyor; Nergal'in tapınağı uzun bir süre boyunca bakım görmüş.

Ölüler kenti

Mezopotamya'da Kutha adı, yeraltı dünyasıyla neredeyse eşanlamlı kullanılıyordu. Bazı metinlerde yeraltı, "Kutha" diye anılıyor. Nergal'in kenti, ölülerin gittiği yerin dünyadaki yansıması gibi düşünülüyordu. Bu yüzden Kutha, sadece bir kent değil, bir eşik, bir kapıydı.

Akad döneminden kalma bir edebi metin, bugün "Kutha Efsanesi" olarak biliniyor; Naram-Sin'in kendi hatalarını anlattığı bir öğüt metni. Bu metnin neden Kutha'yla ilişkilendirildiği tartışmalı, ama metnin kopyalarından birinin Kutha'daki Emeslam'da saklanan bir yazıta dayandığı iddia ediliyor. Bu metne başka bir yazıda ayrıca döneceğim.

Sürgün kafilesi

Asur'un sürgün politikası, fethedilen halkları yerlerinden koparıp imparatorluğun başka bölgelerine yerleştirmeye dayanıyordu. Bu politika, isyanları önlemek ve yeni toprakları işlemek için kullanılıyordu. Babil bölgesinden de halklar sürüldü ve bunların bir kısmı, Samiriye'nin çevresine yerleştirildi.

Krallar kitabındaki liste, bu yeni gelenlerin tanrılarını sayıyor: Babil halkının Sukkot-benot'u, Kut halkının Nergal'i, Hamat halkının Aşima'sı ve diğerleri. Bu listenin tarihsel ayrıntıları tartışmalı, ama Nergal'in burada adıyla anılması dikkat çekici. Bir İbrani yazar, sürgün edilen Babillilerin hangi tanrıya taptığını biliyordu ve onu adıyla yazdı.

Bu, Nergal'in Kutha halkının kimliğiyle ne kadar iç içe olduğunu gösteriyor. Kutha'dan biri, nereye giderse gitsin, Nergal'in insanıydı.

Hatra'daki Nergal

Daha da ilginç bir yolculuk, Nergal'in Parthlar dönemine kadar yaşaması. Kuzey Irak'taki Hatra kentinde, milattan sonraki ilk yüzyıllara tarihlenen yazıtlarda ve kabartmalarda Nergal adı geçiyor. Hatra'da Nergal, bazen kapıların ve eşiklerin koruyucusu olarak, bazen de köpeklerle birlikte tasvir edilen bir figür olarak karşımıza çıkıyor.

Bu, Mezopotamya'nın eski tanrılarının, Akad ve Babil dillerinin günlük kullanımdan çekildiği bir dönemde bile yaşamaya devam ettiğini gösteriyor. Hatra'nın Aramice konuşan halkı, Nergal'i kendi tanrıları arasına almıştı. Kutha'nın tanrısı, binlerce yıl sonra, bir çöl kentinin kapısını bekliyordu.

Bir kentin iki adı

Kutha'nın Sümerce adı Gudua olarak yazılıyordu; Akkadca okunuşu Kutû. Kentin adı, "Kut halkı" ifadesiyle İbrani metne de geçmiş. Böylece aynı yer, Sümerce, Akkadca ve İbranice üç farklı dilde, üç farklı yazı sisteminde anılmış oluyor. Bir kentin adının bu kadar farklı geleneklerde yaşaması, onun tanrısının ünüyle doğrudan ilişkili.

Bir başka ilginç ayrıntı da Kutha'nın Babil'e yakınlığı. İki kent arasındaki mesafe büyük değildi. Bu yüzden Babil kralları Nergal'i hep yakın bir komşu olarak gördü. Nabukadnezar II ve başka krallar, Emeslam'ın onarımını kendi yazıtlarında saydıkları işler arasına koydu. Marduk'un başkentinin hemen yanında, ölülerin efendisinin evi duruyordu.

Bu yakınlık bana bir şehir planı gibi geliyor. Babil yaşayanların, düzenin ve kralın kentiydi. Kutha ise onun hemen yanındaki ölülerin kenti. Bir başkentin yanı başında bir mezarlık kenti. Antik Mısır'da da benzer bir düzen vardı; yaşayanların kenti nehrin bir yakasında, ölülerin kenti öbür yakasında. Mezopotamya'da bu ayrım bu kadar keskin değildi, ama Kutha'nın ünü benzer bir zihinsel haritanın izini taşıyor olabilir. Bu karşılaştırma benim; Mezopotamya metinleri böyle bir plan çizmiyor.

Tanrılar arasındaki ilişki

Nergal'in en ünlü ilişkisi, yeraltı kraliçesi Ereşkigal ile. "Nergal ve Ereşkigal" metninde Nergal, tanrıların ziyafetinde Ereşkigal'in elçisine saygı göstermediği için yeraltına çağrılıyor. Orada kraliçeyle ilişkiye giriyor, kaçıyor, sonra geri dönüyor ve onun eşi olarak yeraltının ortak hükümdarı oluyor.

Bu metnin iki versiyonu var. Daha kısa olanı Amarna'da, Mısır'da bulunan bir tablette. Daha uzun olanı ise Sultantepe'de, Harran yakınlarında bulunan Yeni Asur dönemi tabletlerinde. Yani bu hikâye, Mısır'dan Anadolu'ya kadar geniş bir alanda okunuyordu.

Nergal'in diğer ilişkileri ise savaş ve vebayla ilgili. Erra adıyla özdeşleşmesi, onu yıkıcı bir figür yapıyor. Ama aynı zamanda, ölülerin dünyasının düzenini koruyan bir yönetici. Hem öldüren hem de ölüleri yöneten bir tanrı.

Akademik okuma

Akademisyenler Nergal'i, Mezopotamya düşüncesinde ölümün iki yüzünü temsil eden bir figür olarak görüyor. Bir yanda veba, savaş, sıcak ve kuraklık gibi ölüm getiren güçler; öbür yanda yeraltı dünyasının düzenli yönetimi. Nergal, bu iki yüzü birleştiriyor.

Kutha'nın bir ölüler kenti olarak algılanması, belki de kentin coğrafi konumuyla ilgili. Bazı araştırmacılar, kentin kuzeye, yani Mezopotamya'nın dağlık bölgelerine açılan bir kapı konumunda olduğunu öne sürüyor. Ama bu tür coğrafi açıklamalar spekülatif kalıyor.

Nergal'in sürgünlerle birlikte Samiriye'ye gitmesi, eski Yakın Doğu'da tanrıların halklarla birlikte taşındığı fikrinin güzel bir örneği. Bir tanrı, bir toprağa değil, bir halka bağlıydı.

Sitchin'in Nergal'i

Sitchin, Nergal'i Enki'nin oğullarından biri olarak tanıtır ve onu Ereşkigal ile evlenerek Afrika'nın güneyindeki "Aşağı Dünya"nın efendisi olan bir Anunnaki prensi gibi anlatır. Sitchin'e göre Nergal, Marduk ile çatışmaya girmiş ve sonunda nükleer silahların kullanıldığı bir savaşta başrollerden birini üstlenmiştir. Sitchin, Sodom ve Gomora'nın yok oluşunu ve Sümer'in sonunu bu savaşla ilişkilendirir ve Erra Destanı'nı bu olayların bir kaydı olarak okur.

Bu okumanın akademik metinle bağlantısı zayıf. Erra Destanı'nda Erra'nın yıkımı, veba ve savaş olarak tasvir ediliyor; nükleer silah yorumu, metnin modern bir okumasından çıkıyor. Ayrıca Sitchin'in kitaplarında Kutha ya da Samiriye'ye sürgün gibi tarihsel ayrıntılara pek değinilmiyor.

Forumlarda Nergal

Forumlarda Nergal'in en çok konuşulan yönü, Sitchin'in nükleer savaş tezi. "Anunnaki nükleer savaşı" başlıkları altında Nergal, Ninurta ile birlikte silahları kullanan tanrılardan biri olarak anılıyor. Bazı kullanıcılar Sina Yarımadası'ndaki koyu renkli taşları ya da Ölü Deniz çevresindeki jeolojik oluşumları bu tezin kanıtı olarak gösteriyor. Jeologlar ise bu oluşumların volkanik ya da doğal süreçlerle açıklanabildiğini belirtiyor.

Daha sakin bir tartışmada, bir kullanıcı İncil'deki "Kut halkı Nergal'i yaptı" cümlesini paylaştı ve bunun Mezopotamya tanrılarının sürgünle birlikte yayılmasının nadir bir kaydı olduğunu belirtti. Bir başkası, Samiriyelilerin daha sonraki dini geleneğinde bu tanrıların izinin kalıp kalmadığını sordu; cevaplar, bunun belirsiz olduğunu, sonraki Samiriye geleneğinin büyük ölçüde İbrani tek tanrıcılığına yöneldiğini söylüyordu.

Türkçe forumlarda Nergal, daha çok Mars gezegeniyle olan bağlantısı üzerinden anılıyor. Babil astrolojisinde Mars'ın Nergal'in yıldızı olarak görülmesi, popüler astroloji sitelerinde sık sık tekrarlanıyor.

SohbeX teorisi: Kapı tanrısının göçü

Bu bölüm bir spekülasyondur.

Nergal'in Kutha'dan Samiriye'ye, oradan da yüzyıllar sonra Hatra'ya kadar izinin sürülmesi, bana bir şey düşündürüyor. Belki de Nergal, eşikleri ve kapıları koruyan bir tanrı olduğu için, göç eden insanların yanında taşınması en kolay tanrılardan biriydi. Yeni bir yere yerleşen bir topluluk, önce kapısını korumak ister. Ve bir kapının ötesinde her zaman bilinmeyen, yani ölüm vardır.

Nergal, belki de sürgünlerin kendi ölümlerine dair korkularını taşıyan bir figürdü. Evlerini kaybetmiş insanlar, ölüler dünyasının efendisini yanlarında taşıyarak, belki de kendilerini ölümün dışında tutmaya çalışıyordu. Bu açıdan Nergal'in göçü, bir yeraltı tanrısının değil, bir koruyucunun göçüydü.

Okura soru

Bir tanrı, kendi kentinden uzaklaştığında değişir mi? Samiriye'deki Nergal, Kutha'daki Nergal ile aynı tanrı mıydı? Göç eden insanlar dillerini, yemeklerini ve tanrılarını yanlarında taşır; ama yeni bir toprakta hepsi biraz değişir. Sizin ailenizden, bir yerden başka bir yere taşınırken biçim değiştiren bir gelenek var mı?

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap