Giriş yap
🏺 Anunnaki

Ninhursag'ın süt frizi: Tell al-Ubeyd'den Adab'a

Bir tanrıçanın tapınağının duvarında inek sağan rahipler görürseniz ne düşünürsünüz? Ben ilk gördüğümde gülümsedim. Sonra bu sahnenin, Mezopotamya'nın en eski dini görüntülerinden biri olduğunu öğrenince durdum. Ninhursag'ın tapınağı, bir mandıranın duvarıyla süslenmişti.

Ninhursag'ı daha önce Dilmun cennetinde Enki'yle çekişmesi ve insanın yaratılışındaki rolüyle anlatmıştım. Bu kez onun tapınaklarının toprağına, kazı raporlarına ve bir süt frizinin hikayesine bakmak istiyorum.

Tell al-Ubeyd

Ur'un birkaç kilometre kuzeybatısında, Tell al-Ubeyd adında küçük bir höyük var. Bu höyük, bütün bir tarih öncesi döneme adını verdi: Ubeyd dönemi. Ama höyüğün asıl ünü, üzerinde bulunan küçük bir tapınaktan geliyor.

1919'da Harry Reginald Hall, British Museum adına burada kısa bir kazı yaptı. Hall, tapınağın kalıntılarını ve çevresine dağılmış süslemeleri buldu. 1920'lerde Leonard Woolley, Ur kazılarıyla eşzamanlı olarak Tell al-Ubeyd'de de çalıştı ve tapınağın yapısını daha ayrıntılı olarak belgeledi.

Tapınak, yükseltilmiş bir platform üzerinde duruyordu. Platformun kenarına, bir merdiven çıkıyordu. Tapınağın cephesi, bakırdan, kabuktan, renkli taşlardan yapılmış süslemelerle kaplıydı. Bu süslemelerin bir kısmı, tapınak yıkıldığında platformun dibine düşmüş ve orada korunmuştu.

A-anepada'nın tableti

Tapınağın kime ait olduğunu bir yazıt söylüyor. Kalıntılar arasında küçük bir kireçtaşı kuruluş tableti bulundu. Üzerinde, Ur'un I. hanedanından A-anepada'nın adı geçiyor. Tablet, A-anepada'nın bu tapınağı Ninhursag için yaptırdığını kaydediyor.

A-anepada, Ur kral listesinde Mesanepada'nın oğlu olarak anılıyor. Bu yazıt, Ur'un erken hanedan döneminde Ninhursag'a önemli bir yer verildiğini gösteriyor. Tapınak, MÖ üçüncü binyılın ortalarına tarihleniyor.

Bu yazıt bana şunu hatırlatıyor: Ninhursag, sadece mitlerde değil, kralların inşaat projelerinde de vardı. Bir kral onun için tapınak yaptırıyor, adını bir taşa kazdırıyor ve o taşı tapınağın içine yerleştiriyordu.

Süt frizi

Tapınağın en ünlü süslemesi, bir friz. Siyah bir arka plan üzerine beyaz kabuk ve kireçtaşından kesilmiş figürler yerleştirilmiş. Sahnede bir ahır, inekler, buzağılar ve insanlar görülüyor. Bazı figürler inekleri sağıyor. Bazıları sütü büyük kaplara döküyor, bazıları da bir tereyağı yapma işlemi yapıyor gibi görünüyor.

Bu friz bugün Irak Ulusal Müzesi'nde ve British Museum'da parçalar hâlinde bulunuyor. Dünyanın en eski süt üretimi tasvirlerinden biri olarak anılıyor.

Neden bir tanrıçanın tapınağında süt? Ninhursag'ın unvanlarından biri, tanrıların ve kralların sütannesi. Sümer kralları, Ninhursag'ın "saf sütüyle beslendiklerini" yazıtlarında söylüyordu. Süt, bir besin olmanın ötesinde, bir meşruiyet sembolüydü. Tanrıçanın sütünü emen kral, onun çocuğuydu.

Bakır boğalar ve sütunlar

Frizin yanında başka süslemeler de bulundu. Bakırdan yapılmış, ayakta duran boğa heykelleri. Kabuk ve renkli taş mozaiklerle kaplanmış sütunlar. Bir aslan başlı kartal ile iki geyiğin yer aldığı büyük bir bakır kabartma.

Bu bakır kabartma, Anzud kuşunu gösteriyor. Anzud, Mezopotamya mitolojisinde fırtına kuşu. Ninurta'nın düşmanı olarak tanınıyor, ama burada iki geyiği pençelerinde tutan bir koruyucu figür olarak görülüyor. Bu kabartma bugün British Museum'da ve Mezopotamya metal işçiliğinin en etkileyici örneklerinden biri olarak kabul ediliyor.

Bütün bu süslemeler, tapınağın cephesinde bir arada duruyordu. Uzaktan bakıldığında parıldayan bakır, beyaz kabuk, siyah zemin. Küçük bir tapınak, ama zengin bir yüz.

Akbabalar Steli'ndeki süt

Ninhursag'ın sütü, başka bir ünlü eserde de geçiyor. Lagaş kralı Eannatum'un Akbabalar Steli, Lagaş ile Umma arasındaki sınır savaşını anlatıyor. Stelin yazıtında Eannatum'un tanrılar tarafından nasıl seçildiği de anlatılıyor.

Yazıta göre Ningirsu, Eannatum'un tohumunu yerleştiriyor ve Ninhursag onu kendi sütüyle besliyor. Eannatum, tanrıçanın dizinde oturtuluyor. Bu ifade, kralın tanrısal kökenini ve meşruiyetini vurguluyor.

Bu sahne bana çok ilginç geliyor. Bir savaş anıtında, bir annelik görüntüsü. Kralın gücü, savaştaki zaferinden önce, bir tanrıçanın sütünden geliyor. Ninhursag, savaşı başlatmıyor, ama savaşı yapacak kralı büyütüyor.

Adab ve Bismaya

Ninhursag'ın en önemli kült merkezlerinden biri Adab'dı. Bugün Bismaya adıyla bilinen bu höyük, Nippur'un güneydoğusunda bulunuyor. 1903 ile 1905 arasında Edgar James Banks, Chicago Üniversitesi adına burada kazı yaptı.

Banks'in kazısı, birçok önemli buluntu ortaya çıkardı. Bunların en ünlüsü, Adab kralı Lugal-dalu'nun yazıtlı bir heykeli. Bu heykel bugün İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde bulunuyor. Banks, kazının hikayesini Bismya: or the Lost City of Adab adlı kitabında anlattı.

Banks'in yöntemleri, bugünün standartlarına göre oldukça kaba sayılır. Katmanlar düzgün kaydedilmedi, buluntuların bağlamı çoğu zaman belirsiz kaldı. Ama yine de Adab'ın erken hanedan döneminin önemli bir şehri olduğunu gösterdi. Son yıllarda Adab'da yeni kazılar yapılıyor ve şehrin tarihi daha ayrıntılı olarak ortaya çıkıyor.

Keş'in ilahisi

Ninhursag'ın bir başka kült merkezi Keş'ti. Keş'in yeri bugün bile kesin olarak bilinmiyor. Ama Keş tapınağına yazılmış bir ilahi, Sümer edebiyatının en eski metinlerinden biri.

Keş tapınağı ilahisinin en eski nüshaları, Abu Salabikh'te bulundu. Bu tabletler MÖ yirmi altıncı yüzyıla tarihleniyor. Yani ilahinin bilinen en eski kopyaları, Akad imparatorluğundan bile önceye ait. Daha sonra Eski Babil döneminde aynı ilahi tekrar tekrar kopyalandı.

İlahi, Keş tapınağını göğe uzanan, dağ gibi yükselen bir yapı olarak tanımlıyor. Ninhursag ise orada, tapınağın hanımı olarak oturuyor. İlahinin dili tekrarlarla dolu, neredeyse bir şarkı gibi. Bir tapınak, bir dağ, bir tanrıça. Hepsi aynı kelimelerle anılıyor.

Adab'ın tabletleri

Adab'ın hikayesi Banks'le bitmiyor. Yirminci yüzyılın sonlarında ve yirmi birinci yüzyılın başlarında, Irak'taki kaçak kazılarla birlikte Adab'dan geldiği düşünülen yüzlerce tablet antika piyasasına çıktı. Bu tabletlerin bir kısmı, Sargon öncesi ve Akad dönemlerine ait idari belgeler.

Bu tabletlerin bir bölümü daha sonra yayımlandı. Ama kaçak kazıdan gelen buluntular, bağlamlarını kaybetmiş oluyor. Hangi evden, hangi odadan, hangi katmandan çıktıklarını bilmiyoruz. Bu yüzden bu tabletleri okumak, sayfaları karışmış bir kitabı okumaya benziyor.

1990'lardan sonra ve özellikle 2003 sonrasında, güney Irak'taki birçok höyükte yasadışı kazılar yaygınlaştı. Savaş ve kaos, Ninhursag'ın şehrini bir kez daha yağmalanmış bir yer hâline getirdi. 2016'dan itibaren ise Adab'da yeniden resmi kazılar başladı. Bir Irak ve İtalyan ortak ekibi, alanı sistematik olarak çalışmaya devam ediyor.

Doğum odası

Ninhursag'ın birçok adı var: Ninmah, Nintur, Damgalnuna, Aruru. Bunlardan Nintur, doğumla ilişkilendiriliyor. Thorkild Jacobsen, Nintur adının "doğum kulübesinin hanımı" anlamına geldiğini öne sürmüştü. Bu yorum tartışmalı, ama tanrıçanın doğumla bağı birçok metinde açık.

Doğum, bu yüzden Ninhursag'ın en kişisel alanı. Kadınlar doğum yaparken onu çağırıyordu. Bir sembol olarak omega biçiminde bir işaret, bazı araştırmacılarca doğum tanrıçasıyla ilişkilendiriliyor. Süt frizi ile doğum odası, aynı tanrıçanın iki yüzü. Biri doğuruyor, diğeri besliyor.

Tanrıçanın adının kayması

Bir şey daha dikkatimi çekiyor. Erken dönem yazıtlarında Ninhursag çok önemli bir yere sahip; kral yazıtlarında An, Enlil ve Enki ile birlikte en büyük tanrılar arasında sayılıyor. Sonraki yüzyıllarda ise bu yer yavaş yavaş küçülüyor. Bazı araştırmacılar, ana tanrıçanın konumunun zamanla gerilediğini düşünüyor. Bu gerilemenin nedenleri tartışmalı, ama süt frizi bize onun en parlak döneminden kalan bir görüntü sunuyor.

Sitchin ve Ninhursag

Sitchin, Ninhursag'ı Anunnaki'nin baş tıbbi görevlisi, genetik mühendislik projesinin yöneticisi olarak yorumluyor. Ona göre insan, Ninhursag ve Enki'nin laboratuvarda yaptığı deneylerin ürünü. Süt frizi ve kralların "saf süt" ile beslenmesi, Sitchin okurlarının bazıları tarafından genetik bir müdahalenin sembolü olarak okunuyor.

Akademik yaklaşım ise Ninhursag'ı bereket, doğum ve hayvancılıkla ilişkilendirilen bir ana tanrıça olarak görüyor. Süt frizi, tapınağın ekonomik işlevini, hayvancılığı ve tanrıçanın besleyici rolünü yansıtıyor. Kralların sütle beslenmesi ise bir meşruiyet metaforu.

Forumlarda süt

Türkçe forumlarda Tell al-Ubeyd'in süt frizi pek bilinmiyor. Bir başlıkta biri, Sümerlerin süt içip içmediğini sormuştu. Cevaplarda, Sümer tabletlerinde süt ürünlerinin, özellikle tereyağının ve peynirin sık geçtiği belirtilmişti.

İngilizce bir forumda ise Anzud kabartması tartışılıyordu. Bir kullanıcı, kabartmadaki aslan başlı kartalın Lagaş'ın sembolü olduğunu ve neden Ur yakınlarındaki bir tapınakta bulunduğunu sormuştu. Cevaplar, bu sembolün Sümer'in farklı şehirlerinde kullanıldığını hatırlatmıştı.

SohbeX teorisi: Sütün siyaseti

Bu kısım spekülasyon. Ninhursag'ın sütü, belki de Sümer krallarının en eski propaganda aracıydı. Bir kralın tanrıçanın sütünü emdiğini iddia etmesi, kendi soyunu ve hakkını sorgulanamaz kılıyordu. Tapınaktaki süt frizi de bu iddiayı her gün yeniden görünür hâle getiriyordu. Bu yorumu doğrudan destekleyen bir metin yok.

Okura soru

Ninhursag'ı düşündüğümde, artık sadece mitlerdeki ana tanrıçayı değil, bir mandıranın duvarında, bir kralın yazıtında ve bir ilahinin tekrarlarında yaşayan bir tanrıçayı görüyorum.

Siz süt gibi gündelik bir şeyin kutsal bir sembole dönüşebileceğine inanıyor musunuz? Ve sizce sizin kültürünüzde hangi gündelik nesne, böyle bir anlam taşıyor?

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap