Giriş yap
🏺 Anunnaki

Ningal'ın evi: Ur'daki Gipar ve tanrıyla evlenen kadınlar

Ur'un planına ilk kez dikkatle baktığımda, gözüm büyük zigguratın hemen güneydoğusundaki bir yapıya takıldı. Kalın duvarlı, avlulu, içinde birden fazla bölümü olan bir yapı. Planın altında bir kelime yazıyordu: Gipar.

Ningal'ı daha önce Ur Ağıtı'ndaki ağlayan tanrıça olarak anlatmıştım. Bu kez onu bir evin hanımı olarak düşünmek istiyorum. Çünkü Gipar, hem Ningal'ın kutsal alanını hem de Ay tanrısı Nanna'nın yeryüzündeki eşi sayılan rahibenin, en-rahibesinin konutunu barındırıyordu. Bir tanrıçanın evinde, tanrıyla evli kabul edilen bir kadın yaşıyordu.

Woolley'nin buldukları

Gipar'ı 1920'lerde Leonard Woolley kazdı. Woolley'nin Ur kazısı genellikle Kraliyet Mezarlığı ile hatırlanır, ama Gipar da onun en önemli keşiflerinden biriydi. Yapının birkaç farklı evresini ortaya çıkardı: Ur III dönemi, Eski Babil dönemi ve çok sonra, Yeni Babil dönemi.

Woolley, yapının iki ana bölümünü ayırt etti. Bir bölüm, Ningal'a adanmış tapınaktı. Diğer bölüm ise en-rahibesinin yaşadığı ve çalıştığı alan. Bu ikisi aynı duvarların içinde, birbirine bağlı.

Kazının en ünlü buluntularından biri, Akkad kralı Sargon'un kızı Enheduanna'yı gösteren kireçtaşı disk. Bu disk, Gipar alanında, kırılmış hâlde bulundu. Disk üzerinde Enheduanna, bir sunu sahnesinde, diğer figürlerden daha büyük ve öne çıkarılmış olarak gösteriliyor. Yazıtı ise onu Nanna'nın eşi ve Sargon'un kızı olarak tanıtıyor.

En-rahibesi kimdi?

En-rahibesi, Ur'da Nanna'nın tapınağındaki en yüksek dini makamdı. Bu makam genellikle kraliyet ailesinden bir kadına veriliyordu. Sargon'un kızı Enheduanna, bu geleneğin en bilinen örneği. Ama ondan sonra da yüzyıllar boyunca krallar, kızlarını ya da kız kardeşlerini bu makama atadı.

En-rahibesi, Nanna'nın yeryüzündeki eşi olarak görülüyordu. Bu, bir tür kutsal evlilikti. Rahibe, tanrıyla evli sayılıyor ve bu yüzden bir insanla evlenmiyordu. Gipar'da yaşıyor, tapınağın ritüellerini yönetiyor, tanrının hizmetini düzenliyordu.

Bir kralın kızını bu makama atamasının siyasi bir anlamı da vardı. Ur, güneyin en önemli dini merkezlerinden biriydi. Kralın kızı orada en-rahibesi olunca, kral da Ur'un tanrısıyla bir akrabalık bağı kurmuş oluyordu. Akkad kralları, Ur III kralları, Larsa ve İsin kralları bu yöntemi kullandı.

Bir evde iki eş mi?

Burada kafamı uzun süre kurcalayan bir soru var. Ningal, Nanna'nın eşi. En-rahibesi de Nanna'nın eşi sayılıyor. Ve ikisi aynı yapıda, Gipar'da. Bu nasıl bir ilişki?

Akademisyenler bu soruya farklı cevaplar veriyor. Bir görüşe göre en-rahibesi, ritüellerde Ningal'ın yeryüzündeki temsilcisi gibi davranıyordu. Yani tanrıçanın rolünü üstleniyor, onun yerine tanrının karşısında duruyordu. Bu durumda ortada iki eş değil, bir eş ve onun insan bedenindeki yansıması var.

Başka bir görüş, en-rahibesinin Ningal'dan ayrı, kendine özgü bir konumu olduğunu savunuyor. Rahibe tanrının eşi, ama tanrıçanın yerine geçmiyor. Tanrıça ile rahibe arasında bir hiyerarşi, bir hizmet ilişkisi var.

Metinler bu soruyu kesin olarak çözmüyor. Ama Gipar'ın planı, iki bölümün yan yana ve birbirine bağlı olduğunu gösteriyor. Bir yapı, iki kadın, bir tanrı.

Kehanetle seçilmek

En-rahibesinin seçiminde kehanetin rolü vardı. Yazıtlar, yeni bir rahibe atanmadan önce bir kurban hayvanın iç organlarına bakıldığını, tanrının seçimi onaylayıp onaylamadığının sorulduğunu gösteriyor. Yani rahibe, sadece kralın değil, tanrının da seçimi olmalıydı.

Bu süreç bana tanrılar meclisinin işleyişini hatırlatıyor. Tanrılar da kararlarını bir onay mekanizmasıyla alıyordu. Kral bir aday öneriyor, tanrı ise kehanet aracılığıyla onaylıyor ya da reddediyor. Yeryüzündeki atama, gökteki bir onaya bağlı.

Enanedu'nun mezar duvarı

Gipar'ın en dokunaklı hikayelerinden biri, Eski Babil döneminde Larsa'dan gelen bir en-rahibesine ait. Enanedu, Kudur-Mabuk'un kızı ve Larsa kralı Rim-Sin'in kız kardeşiydi. Ur'da en-rahibesi olarak atandı ve Gipar'ı yeniden inşa ettirdi.

Enanedu'nun yazıtlarından biri, yapının içindeki eski en-rahibelerinin gömüldüğü alanla ilgili. Yazıta göre bu alan bakımsız kalmıştı, sınırları belirsizleşmişti. Enanedu, bu alanı yeniden düzenledi ve çevresine bir duvar ördürdü.

Bu yazıt bana çok şey anlatıyor. Enanedu, kendinden önce bu makamda bulunmuş kadınları, belki yüzyıllar önce ölmüş rahibeleri hatırlıyor ve onların mezarlarını koruma altına alıyor. Bir tür kadın soyunun, bir makamın hafızasının koruyucusu.

Kasit kralları ve tuğlalar

Gipar'ın hikayesi Eski Babil döneminden sonra da sürüyor. Kasit döneminde, özellikle Kurigalzu adlı kralın adını taşıyan tuğlalar, Ur'daki birçok yapıda bulundu. Bu tuğlalar, Kasit krallarının Ur'un kutsal alanlarını onardığını gösteriyor.

Mezopotamya'da bir kral, bir tapınağı onarırken eski yapı yazıtlarını, duvarın altına gömülmüş belgeleri arar, onları okur ve yerlerine geri koyardı. Yanlarına kendi yazıtını da eklerdi. Böylece tapınağın duvarları, katman katman bir kral listesi gibi birikirdi. Bugün bu katmanları okuyan arkeolog, aslında eski kralların bıraktığı notları sırayla açıyor.

Ningal'ın mutfağı

Woolley, Gipar'ın Ningal tapınağı bölümünde ilginç bir alan tanımladı: bir mutfak. Ocaklar, fırınlar, su kaynakları. Woolley, burada tanrılar için yemek hazırlandığını düşündü. Mezopotamya'da tanrılara her gün yemek sunulduğu biliniyor. Ekmek, et, bira, meyve.

Bu mutfak, Ningal'ı bir ev hanımı olarak düşünmemi kolaylaştırıyor. Tanrıça, evinin mutfağında tanrılar için yemek hazırlatıyor. Ve bu yemekler, rahibelerin ve hizmetkarların eliyle hazırlanıyor.

Tabii ki bu benim yorumum. Tanrılara sunulan yemekler, tapınağın ekonomik sisteminin bir parçasıydı. Sunulan yemeklerin bir kısmı sonradan rahipler ve tapınak çalışanları arasında paylaştırılıyordu. Ama mutfağın Ningal'ın bölümünde olması, bana bir tanrıçanın evinin sıcaklığını hissettiriyor.

Nabonidus ve eski taş

Gipar'ın son büyük dönemi Yeni Babil krallığının son kralı Nabonidus zamanında geldi. Nabonidus, en-rahibesi makamını yüzyıllar sonra yeniden canlandırmak istedi ve kızı Ennigaldi-Nanna'yı bu makama atadı.

Ama bir sorun vardı: makam o kadar uzun süredir boştu ki, rahibenin nasıl giyineceği, hangi ritüelleri yerine getireceği unutulmuştu. Nabonidus'un yazıtına göre, kral eski bir taş anıt buldu. Bu taş üzerinde eski bir en-rahibesinin tasviri ve onunla ilgili bilgiler vardı. Nabonidus, kızının kıyafetini ve görevlerini bu eski taşa göre belirledi.

Bu hikaye bana çok etkileyici geliyor. Bir kral, kızını yüzyıllar önce kaybolmuş bir geleneğe göre yetiştirmek için arkeolojiye başvuruyor. Eski bir taşı okuyarak, geçmişi yeniden kuruyor. Ennigaldi-Nanna da böylece, kendinden yüzyıllar önce yaşamış bir kadının kıyafetini giyerek Gipar'a girdi.

Kutsal evlilik tartışması

En-rahibesinin tanrıyla evliliği, akademide uzun süredir tartışılan kutsal evlilik konusuyla bağlantılı. Yirminci yüzyılın başında bazı araştırmacılar, kutsal evliliğin kral ile bir rahibe arasında gerçekten gerçekleşen bir birleşme olduğunu düşünüyordu.

Son yıllarda ise bu görüş çok daha temkinli ele alınıyor. Jerrold Cooper gibi araştırmacılar, kaynakların bu konuda sanılandan çok daha az şey söylediğini, birçok yorumun modern varsayımlara dayandığını vurguladı. En-rahibesinin evliliği, büyük olasılıkla sembolik ve ritüel bir bağdı.

Bu temkin bence önemli. Eski bir kurumu anlamaya çalışırken, kendi merakımızı ve beklentilerimizi metne yüklemek çok kolay. Gipar'ın kadınlarını anlamak için, önce onların kendi yazıtlarını dinlemek gerekiyor.

Sitchin ve en-rahibeleri

Sitchin'in anlatısında en-rahibeleri pek yer almıyor. Ningal, onun için Nanna'nın, yani Sin'in eşi, Anunnaki soyunun bir üyesi. Ur, Sin'in yönettiği bir şehir.

Sitchin'in okuması, Gipar'ın kadınlarını görmüyor. Akademik yaklaşım ise tam tersine, bu kadınları, onların yazıtlarını, mühürlerini ve mezarlarını merkeze alıyor. Joan Goodnick Westenholz ve Irene Winter gibi araştırmacılar, en-rahibelerinin dini ve siyasi rolünü ayrıntılı olarak inceledi.

Forumlarda en-rahibeleri

Türkçe forumlarda en-rahibeleri genellikle Enheduanna üzerinden konuşuluyor. Tarihin bilinen ilk yazarı olarak. Bir başlıkta biri, Enheduanna'nın bir kadın olarak bu kadar güçlü bir konumda olmasının Mezopotamya'da kadınların özgürlüğünü gösterdiğini yazmıştı. Bir başkası, bunun sadece kraliyet ailesinden kadınlar için geçerli olduğunu hatırlatmıştı.

İngilizce bir forumda ise Nabonidus'un taş anıtı bulma hikayesi tartışılıyordu. Bir kullanıcı, Nabonidus'u tarihin ilk arkeoloğu olarak tanımlamıştı. Bir başkası, bu ifadenin abartılı olduğunu ama Nabonidus'un geçmişe duyduğu ilginin gerçekten olağanüstü olduğunu belirtmişti.

SohbeX teorisi: Kadınların meclisi

Bu kısım spekülasyon. Gipar, belki de yeryüzünde tanrılar meclisinin kadınlar bölümüne benzer bir şeydi. En-rahibeleri, yüzyıllar boyunca birbirini takip eden, birbirinin mezarını koruyan, birbirinin kıyafetini taşıyan kadınlardı. Bir kurum olarak, tanrıçaların gökte oluşturduğu bir topluluğun yeryüzündeki yansıması. Bu yorumu doğrudan destekleyen bir metin yok.

Okura soru

Ningal'ı düşündüğümde, artık sadece ağlayan bir tanrıçayı değil, evinde yüzyıllar boyunca rahibelere ev sahipliği yapan, mutfağında tanrılar için yemek hazırlatan bir hanımı görüyorum.

Siz Enanedu'nun mezar duvarını mı, yoksa Nabonidus'un eski taşını mı daha etkileyici buluyorsunuz? Ve bir makamın hafızasını korumak, sizce kimin görevidir?

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap