Ningal: Bir ağıt ve dünyanın en eski şarkısı
1950'lerde, Suriye kıyısındaki Ugarit'te, bugünkü Ras Şamra'da, kazı yapan Fransız arkeologlar bir grup kil tablet buldu. Tabletlerden birinin üzerinde, Hurrice yazılmış bir ilahi vardı. Ama ilahinin altında tuhaf işaretler sıralanıyordu: sayılar ve bazı Akkadca terimler. Uzun yıllar boyunca araştırmacılar bunun ne olduğunu çözmeye çalıştı. Sonunda anlaşıldı: Bu, bir müzik notasyonuydu. Yaklaşık üç bin dört yüz yıllık, dünyanın tamamı bugüne ulaşan en eski şarkısı.
Ve bu şarkı, bir tanrıçaya yazılmıştı: Nikkal. Mezopotamya'da Ningal adıyla bilinen ay tanrıçası. Nanna yazısında Ur'un ay tanrısını anlatmıştım. Bugün onun eşini anlatmak istiyorum. Çünkü Ningal, hem dünyanın en eski şarkılarından birinin sahibi, hem de Mezopotamya edebiyatının en acı ağıtlarından birinin sesi.
Büyük hanım
Ningal adı Sümercede "büyük hanım" anlamına geliyor. Nanna'nın eşi, güneş tanrısı Utu ve İnanna'nın annesi. Bu aile, gökyüzünün üç büyük ışığını bir araya getiriyor: ay, güneş ve Venüs. Ningal bu ailenin annesi.
Ningal'ın kendi kökeni ise sazlıklarla ilgili. Bazı metinlerde Enki ile Ningikuga'nın kızı olarak anılıyor. Ningikuga, "saf kamışın hanımı" demek. Yani Ningal, Güney Mezopotamya'nın bataklıklarından gelen bir tanrıça. Ay tanrısının eşi olmadan önce belki de bir sazlık tanrıçasıydı.
Ur'da Nanna'nın tapınak alanının içinde Ningal'ın kendi tapınağı vardı: Gipar. Bu bina, aynı zamanda Nanna'nın en yüksek rahibesinin, entu'nun, oturduğu yerdi. Enheduanna da bu binada yaşadı. Leonard Woolley'nin 1920'lerdeki kazılarında, Gipar'ın kalıntıları ortaya çıkarıldı.
Ur'un yıkılışı
MÖ 2004 civarında, Ur'un Üçüncü Hanedanı çöktü. Elamlılar ve Şimaşkiler kente girdi, kral İbbi-Sin esir alınıp Elam'a götürüldü. Sümer'in son büyük imparatorluğu sona erdi.
Bu felaketten sonra Sümer şairleri, kentlerin yıkılışını anlatan ağıtlar yazdı. Akademide bunlara "kent ağıtları" deniyor. En ünlüleri, "Ur için Ağıt" ve "Sümer ile Ur için Ağıt". Bu metinler, Mezopotamya edebiyatının en duygusal ve en güçlü eserleri arasında.
"Ur için Ağıt"ın merkezinde Ningal var. Ningal, kentinin yıkıldığını görüyor ve An'a ve Enlil'e yalvarıyor. Kentini kurtarmaları için gözyaşı döküyor. Ama tanrılar kararlarından dönmüyor. Ur'un yıkılması kaderdir, diyorlar.
Ningal'ın ağıtı
Ağıtın bazı satırları, binlerce yıl sonra bile insanı etkiliyor. Ningal, kentinin sokaklarında cesetlerin yattığını anlatıyor. Bir zamanlar şenlik yapılan yerlerde, şimdi ölüler var. Kentin kapılarında, çanak çömlek kırıkları gibi cesetler yığılmış.
Ningal kendi evini, tapınağını da anlatıyor: Evim, kırık bir ahır gibi yıkıldı. Kapısının sürgüsü kırıldı. Tavanı çöktü. Ningal'ın yatağı, kendi yatağı, artık yok.
Ve en acı satırlardan biri: Ben, kentin hanımı, artık bir yabancıyım. Kendi evimde bir yabancı gibi oturuyorum. Ningal, kentinin dışına sürülmüş. Bir tanrıça, sürgüne gönderilmiş.
Bu satırları okurken hep düşünüyorum: Bir kentin tanrıçası, kentini kaybettiğinde ne olur? Mezopotamya'da tanrılar, kentlerinden ayrılabiliyordu. Bir kent yıkıldığında, tanrısı onu terk ediyor ya da ondan sürülüyor olarak düşünülüyordu. Ningal, bu sürgünün sesi.
Ağıtın amacı
Peki bu ağıtlar neden yazıldı? Akademide bu konuda çok tartışma var. Bir görüşe göre, bu metinler Ur'un yeniden inşasıyla ilgili. Yeni bir hanedan, İsin hanedanı, Ur'u yeniden kurdurmak istedi. Ama yıkılmış bir tapınağı yeniden inşa etmek, tanrıların öfkesini çekebilirdi. Ağıtlar, tanrıların yasını tutarak, onları teskin etmenin bir yoluydu.
Bir başka görüşe göre, bu metinler gala denilen ağıt rahiplerinin repertuarının bir parçasıydı. Bu rahipler, bir tapınak yıkılırken ya da onarılırken, tanrıların öfkesini yatıştırmak için ağıtlar söylüyordu. Ağıtın kendisi, bir ritüel araç.
Bence iki yorum da doğru olabilir. Ama bu metinlerin güzelliği, sadece işlevlerinden gelmiyor. Bir şair, bir kentin yıkılışını bir annenin ağıtı gibi yazmış. Siz hiç kaybettiğiniz bir yer için, bir mahalle, bir ev, bir kent için yas tuttunuz mu?
Ugarit'teki Nikkal
Şimdi Ugarit'e, baştaki şarkıya dönelim. Ningal'ın kültü, Mezopotamya'dan çok uzaklara yayıldı. Suriye'de, Harran'da, Ugarit'te Nikkal adıyla tapınılıyordu. Harran'da, Nanna yazısında anlattığım ay kültünün bir parçasıydı. Nuska yazısında anlattığım gibi, Harran'ın ay tapınağında Sin'in ailesi birlikte tapınılıyordu.
Ugarit'te Nikkal'ın bir başka hikayesi daha var. Ugaritçe yazılmış "Nikkal ve Yarih" adlı bir şiir, ay tanrısı Yarih ile Nikkal'ın evliliğini anlatıyor. Yarih, Nikkal'ın babasına başlık parası olarak gümüş, altın ve lapis lazuli teklif ediyor. Şiir, bir düğün şarkısı gibi; belki de gerçek düğünlerde söyleniyordu. Bu şiirde Mezopotamya'nın Ningal'ı, Kenan dünyasının diline ve geleneğine uyum sağlamış.
Hurri İlahisi 6
Ugarit'te bulunan müzik tabletleri, Hurrice yazılmış bir grup ilahi. Bunların içinde en iyi korunmuş olanı, akademide "Hurri İlahisi 6" ya da "h.6" olarak biliniyor. Bu ilahi, Nikkal'a yazılmış. Yaklaşık MÖ 1400 civarına tarihleniyor.
Tabletin üst kısmında Hurrice şarkı sözleri var. Bir çizginin altında ise, Akkadca müzik terimleri ve sayılar. Bu terimler, liri akort etmek için kullanılan aralıkların adları. Mezopotamya müzik teorisini anlatan başka tabletlerden bu terimleri biliyoruz. Ama tam olarak nasıl okunacakları tartışmalı.
Anne Draffkorn Kilmer, 1970'lerde bu notasyonun bir yorumunu yaptı ve şarkıyı yeniden canlandırdı. Ondan sonra başka araştırmacılar, Marcelle Duchesne-Guillemin, Martin West, Richard Dumbrill ve diğerleri, farklı yorumlar önerdi. Her yorum biraz farklı bir melodi ortaya çıkarıyor. Bugün internette bu şarkının birçok farklı versiyonunu dinleyebilirsiniz.
Şarkı sözleri de tam olarak çevrilemiyor, çünkü Hurrice hala tam anlaşılmış bir dil değil. Ama bazı kelimeler çözülebiliyor. Şarkının, kısır bir kadının Nikkal'dan çocuk istediği bir yakarış olabileceği düşünülüyor. Bir kadın, tanrıçaya bir kurban sunuyor ve onun rahmini açmasını istiyor. Mami yazısında anlattığım doğum büyüleri gibi, bu da bir annelik dileği.
Sin'in ineği
Mami yazısında "Sin'in İneği" adlı doğum büyüsünü anlatmış ve bunun Ningal ile de ilgili olduğunu söylemiştim. Bu büyüde Sin, bir ineğe aşık oluyor. Bazı araştırmacılar, bu ineğin aslında Ningal'ın bir yansıması olduğunu düşünüyor. Ay tanrısının boynuzları, hilal, bir ineğin boynuzlarına benzetiliyordu. Ve ay tanrısının eşi, bir inek olarak düşünülebiliyordu.
Bu bağlantı bence çok güzel. Ningal, hem dünyanın en eski şarkılarından birinde bir annelik dileğinin muhatabı, hem de bir doğum büyüsünün kahramanı. Ay tanrısının eşi, doğumun ve bereketin koruyucusu.
Sitchin'in Ningal'ı
Sitchin'in anlatısında Ningal, Nanna'nın eşi olarak kısaca anılıyor. Sitchin için Ur'un yıkılışı çok önemli bir olay, ama farklı bir şekilde yorumluyor. Ona göre Ur için Ağıt'ta anlatılan "kötü rüzgar", aslında bir nükleer patlamanın ardından gelen radyoaktif buluttu. Sitchin, MÖ 2024 civarında Anunnaki'nin Sina Yarımadası'ndaki uzay limanını nükleer silahlarla yok ettiğini ve bu patlamanın bulutunun Sümer'e sürüklenerek kentleri yok ettiğini öne sürüyor.
Akademik okuma çok farklı. Ur için Ağıt'taki "kötü rüzgar" ya da "fırtına", Enlil'in fırtınası olarak anlatılıyor ve Mezopotamya edebiyatında tanrısal öfkenin yaygın bir metaforu. Metin, Ur'un yıkılışını açıkça Elamlılara ve dağlılara bağlıyor. Ur'un Üçüncü Hanedanı'nın son yıllarına ait idari tabletler, kıtlığın, tahıl fiyatlarının artışının ve devletin dağılmasının adım adım izlenebildiği bir tablo çiziyor. İbbi-Sin'in mektupları, kıtlığın ve valilerin ihanetinin hikayesini anlatıyor. Bir nükleer olay için ne arkeolojik ne metinsel bir iz var.
Forumlarda Ningal
Forumlarda Ningal, en çok Hurri İlahisi ile birlikte konuşuluyor. Türkçe bir müzik forumunda biri, "dünyanın en eski şarkısı" diye paylaşılan bir kaydı sormuştu. Bir katılımcı, birçok farklı yorumun olduğunu, hiçbirinin kesin olmadığını ve bu kayıtların modern birer yorum olduğunu hatırlatmıştı. Bir başkası, buna rağmen bu şarkıyı dinlemenin kendisine çok dokunduğunu yazmıştı.
Bir Reddit başlığında, Ur için Ağıt'tan alıntılar paylaşılmıştı. Bir kullanıcı, bu ağıtın, Suriye ve Irak'taki savaşlarda yıkılan kentleri hatırlattığını yazmıştı. Bir başkası, Musul'un, Halep'in, Rakka'nın yıkılışının da benzer ağıtlarla anlatıldığını söylemişti. Binlerce yıl sonra aynı topraklarda aynı acı.
Bir başka başlıkta ise Sitchin'in nükleer yorumu tartışılıyordu. Bir katılımcı, Ur'daki kazılarda radyoaktivite izi bulunmadığını, aksine kentin yıkılışından sonra yeniden inşa edildiğini ve yüzyıllarca yaşamaya devam ettiğini hatırlatmıştı. Gerçekten de Ur, Babil döneminde ve sonrasında da önemli bir kentti.
SohbeX teorisi: Ağıt ve ninni
Spekülasyon olduğunu belirteyim. Belki Ningal'ın iki ünlü metni, Ur için Ağıt ve Nikkal İlahisi, aynı tanrıçanın iki yüzünü değil, aynı duygunun iki yüzünü gösteriyor. Biri kaybedilen çocuklar, kaybedilen kent için yas. Öbürü, henüz doğmamış bir çocuk için dilek. Biri ölümün, öbürü doğumun şarkısı. Belki de Ningal, Mezopotamya'nın ana yasının ve ana umudunun tanrıçasıydı. Bunu doğrudan söyleyen bir metin bilmiyorum; sadece iki metni yan yana düşündüğümde aklıma gelen bir okuma.
Size kalan
Ningal'ı düşünürken, Hurri İlahisi'nin bir kaydını açıp dinliyorum. Bir lirin sesi, bir kadının sesi, üç bin dört yüz yıl öncesinden. Kelimeleri tam anlamıyorum, ama bir şey anlatıyor.
Siz bu şarkıyı dinlediniz mi? Dinlerseniz, ne hissettiğinizi merak ediyorum. Bir annenin dileğini mi duyarsınız, bir tapınağın sesini mi, yoksa sadece eski bir melodiyi mi?
Giriş yap