Nergal ve meclis: Yere bir delik açma izni
Bir hastanenin yoğun bakım kapısında bekleyen birini düşünün. İçeri girmek istiyor, ama kapı kapalı. Önce hemşireye soruyor, sonra başhekime, sonra bir tanıdığa. Herkes "elimden bir şey gelmez" diyor. Sonunda biri, doğru kişiye bir telefon açıyor ve kapı birkaç dakikalığına aralanıyor. O birkaç dakika, bütün bir ömre bedel olabiliyor.
Nergal'in tanrılar meclisindeki en dokunaklı anı, böyle bir aralanma. Nergal'i Kutha'nın tanrısı ve Erra Destanı'nın veba getiren savaşçısı olarak, Ereşkigal'la aşkını da ayrı bir yazıda anlatmıştım. Bu kez onu, yeraltı ile yeryüzü arasında bir delik açmakla görevlendirilen tanrı olarak ele almak istiyorum. Ve bu görevin, meclisin hangi kapılarından geçerek ona ulaştığını izleyeceğim.
Kaybolan top ve tokmak
Gılgamış, Enkidu ve Yeraltı Dünyası adlı Sümer metni, bir ağaçla başlıyor. İnanna, Fırat kıyısında bir huluppu ağacı buluyor ve onu Uruk'taki bahçesine dikiyor. Ağaç büyüyünce dibine bir yılan, tepesine Anzu kuşu, gövdesine de bir kadın cin yerleşiyor. Gılgamış ağacı kesiyor ve kerestesinden İnanna'ya bir taht ve bir yatak yapıyor. Kendisi için de bir top ve bir tokmak, ya da bazı çevirilere göre bir çember ve bir çubuk yapıyor.
Bu oyuncaklarla oynarken, top ve tokmak yeraltına düşüyor. Gılgamış ağlıyor. Sadık dostu Enkidu, onları getirmek için yeraltına inmeyi teklif ediyor. Gılgamış ona kuralları sayıyor: Temiz giysi giyme, güzel yağ sürünme, sandalet giyme, ses çıkarma, sevdiğin karını öpme, nefret ettiğin çocuğuna vurma. Çünkü ölüler bunu fark eder ve seni bırakmaz.
Enkidu bu kuralların hepsini çiğniyor. Ve yeraltında kalıyor. Bunu okurken her seferinde aynı şeyi düşünüyorum: Enkidu kuralları bilerek mi çiğnedi, yoksa yaşayan bir insan için bu kurallara uymak imkansız mı? Siz ne dersiniz?
Kapıdan kapıya
Bundan sonraki bölüm, bir meclis dolaşması. Gılgamış önce Nippur'a, Enlil'in Ekur tapınağına gidiyor ve ağlıyor. Enkidu'yu ölüm yakalamadı, diyor, savaş alanında düşmedi, yeraltı onu tuttu. Enlil ona yardım etmiyor.
Sonra Ur'a, Nanna'ya gidiyor. Aynı sözleri tekrar ediyor. Nanna da yardım etmiyor.
Sonra Eridu'ya, Enki'ye gidiyor. Ve Enki harekete geçiyor. Sümer versiyonunda Enki, genç yiğit Utu'ya emir veriyor: Yeraltında bir delik aç ve Enkidu'nun gölgesini yukarı çıkar. Utu, sabah yeraltından çıkarken bu deliği açıyor ve Enkidu'nun ruhu bir rüzgar gibi yukarı çıkıyor.
Bu sahne, Enki yazısında, İnanna yazısında ve Nanna yazısında anlattığım bir örüntünün tam olarak tekrarı. Enlil ve Nanna, meclisin kurallarını koruyan tanrılar. Yeraltının kuralları dokunulmaz. Enki ise kuralların etrafından bir yol bulan tanrı. İnanna'nın inişinde de aynı üç tanrıya aynı sırayla başvurulmuştu ve aynı sonuç alınmıştı.
Akkadça versiyonda Nergal
Bu Sümer metninin ikinci yarısı, sonradan Akkadçaya çevrildi ve Gılgamış Destanı'nın standart versiyonuna 12. tablet olarak eklendi. Ve Akkadça versiyonda çok ilginç bir değişiklik var: Deliği açan tanrı Utu değil, Nergal. Ea, genç yiğit Nergal'e emir veriyor ve Nergal yeraltında bir delik açıyor.
Bu değişikliğin nedeni tartışılıyor. Bir açıklama, Akkadça düşünce dünyasında yeraltıyla ilgili işlerin artık Nergal'in alanına girmiş olması. Sümer döneminde güneş tanrısının gece yeraltından geçtiği düşünülüyordu, bu yüzden Utu doğal bir aracıydı. Ama sonraki dönemlerde Nergal, yeraltının kralı ve Ereşkigal'ın eşi olarak bu yetkinin asıl sahibi oldu.
Bu, meclis içindeki yetki alanlarının zamanla nasıl kaydığını gösteren güzel bir örnek. Aynı görev, aynı hikayede, farklı dönemlerde farklı tanrılara veriliyor. Yeraltının kapısını açma yetkisi, güneşten yeraltının efendisine geçiyor.
Nergal'in yetkisi: Kapıyı açabilen
Nergal'in bu sahnedeki rolü, onun meclisteki yerini çok iyi tanımlıyor. O, karar veren değil. Kararı Ea veriyor. Ama kararı uygulayabilecek tek tanrı o. Çünkü yeraltının kapıları ona açılıyor.
Ereşkigal yazısında, Nergal'in yeraltına nasıl gittiğini ve Ereşkigal'la nasıl evlendiğini anlatmıştım. O evlilik, Nergal'e yeraltı üzerinde bir yetki kazandırdı. Gılgamış Destanı'nın 12. tabletinde bu yetkinin pratik bir kullanımını görüyoruz. Yukarıdaki meclisin bir üyesi, Ea, aşağıdaki dünyada bir iş yaptırmak istediğinde, o iş için Nergal'e başvuruyor.
Bu, bir tür diplomatik kanal. Nergal, iki dünya arasındaki köprü. Hem yukarıdaki meclisin bir üyesi, hem aşağıdaki krallığın kralı. Bir anlamda, iki meclise birden üye.
Enkidu'nun anlattıkları
Delik açıldıktan sonra Enkidu'nun gölgesi yukarı çıkıyor ve Gılgamış'la kucaklaşıyor. Gılgamış ona yeraltında neler gördüğünü soruyor. Ve metnin en etkileyici bölümü başlıyor: Bir soru cevap dizisi.
Bir oğlu olanı gördün mü? Gördüm. Nasıl? Duvara çakılmış bir çivi gibi ağlıyor. İki oğlu olanı gördün mü? Gördüm. İki tuğlanın üzerinde oturup ekmek yiyor. Üç oğlu olanı? Bir su tulumundan su içiyor. Ve bu böyle, yedi oğlu olana kadar gidiyor. Yedi oğlu olan, tanrıların yanında, bir hizmetkar gibi tahtta oturuyor.
Sonra başka sorular geliyor. Savaşta ölen nasıl? Anne babası başında, karısı üzerine eğilmiş ağlıyor. Ölüsü kırda kalan nasıl? Gölgesi yeraltında huzur bulamıyor. Ölüsüne kimse sunu yapmayan nasıl? Tencere dibindeki kırıntıları, sokağa atılan ekmek kabuklarını yiyor.
Bu bölüm, Mezopotamya'nın ölümden sonraki hayat anlayışını en ayrıntılı anlatan metinlerden biri. Ve bu bilgiye, Nergal'in açtığı bir delikle ulaşılıyor. Yani Nergal'in yetkisi, yaşayanlara ölülerin dünyası hakkında bilgi getiren bir kanal açıyor.
Ben bu soru cevapları her okuduğumda bir şeyin altını çiziyorum: Ölümden sonraki hayatın kalitesi, geride kalanların sizi hatırlamasına bağlı. Çocuklarınız, aileniz, size sunulan sular ve ekmekler. Bu, Mezopotamya'da ölü sunusu geleneğinin neden bu kadar önemli olduğunu açıklıyor. Siz kendi kültürünüzde bu düşüncenin bir yankısını buluyor musunuz?
Kutha'dan Samiriye'ye
Nergal'in kültü Mezopotamya'nın çok dışına da ulaştı. Tevrat'ta, Krallar kitabında, Asurlular tarafından Samiriye'ye yerleştirilen halklardan bahsedilirken, Kutha'dan gelenlerin Nergal'i yaptığı söyleniyor. Yani Asur'un sürgün politikasıyla Nergal'in kültü Levant'a taşınmış.
Daha geç dönemlerde, Hatra ve Palmira gibi kentlerde de Nergal'e tapınıldığına dair izler var. Hatra'da Nergal, kapıların ve geçitlerin koruyucusu olarak anılıyordu. Bu, Gılgamış Destanı'ndaki delik açan Nergal ile ilginç bir bağlantı: Geçitlerin efendisi, binlerce yıl sonra hala geçitlerin efendisi.
Babil'in son krallarından biri, Neriglissar, adını Nergal'den alıyordu. Akkadça adı Nergal-şarra-usur, yani "Nergal, kralı koru". Bu ad, Nergal'in Babil döneminde hala güçlü bir koruyucu tanrı olarak görüldüğünü gösteriyor.
Sitchin'in Nergal'i ve delik
Sitchin'in anlatısında Nergal, Enki'nin oğlu ve Güney Afrika'daki Anunnaki tesislerinin yöneticisi. Ereşkigal'la evlenmesiyle Enki ve Enlil aileleri arasında bir bağ kuruluyor. Sitchin, Nergal'i aynı zamanda nükleer silahlarla ilişkilendiriyor ve Sodom ile Gomorra'nın yıkımında rol oynadığını öne sürüyor.
Yeraltında delik açma sahnesi, Sitchin takipçileri tarafından bazen bir tünel ya da bir maden kuyusu açılması olarak yorumlanıyor. Bu yorum, Sitchin'in yeraltı dünyasını Afrika'daki madenlerle eşleştirmesinin bir uzantısı. Ama Gılgamış Destanı'nın 12. tabletinde açılan delikten çıkan şey, bir maden işçisi değil, bir gölge, bir ruh. Ve Enkidu'nun anlattıkları, bir maden ocağının değil, ölülerin dünyasının tasviri.
Akademik yorum, 12. tableti destanın geri kalanından ayrı bir ek olarak görüyor. Bu tablet, destanın 11 tabletlik anlatısına sonradan eklenmiş, Sümer metninin neredeyse kelimesi kelimesine bir çevirisi. Bazı araştırmacılar, bu tabletin destanın sonuna bir tür ölüler kılavuzu olarak eklendiğini düşünüyor.
Forumlarda Nergal'in deliği
Türkçe forumlarda Gılgamış Destanı'nın 12. tableti az biliniyor. Bir edebiyat forumunda biri, destanın aslında 11. tabletle bittiğini, 12. tabletin ayrı bir hikaye olduğunu yazmıştı. Bir başka katılımcı, 12. tabletin Enkidu'nun yaşadığı bir sahneyle açıldığını, oysa 7. tablette Enkidu'nun öldüğünü hatırlatarak, bu tutarsızlığın tabletin sonradan eklendiğinin kanıtı olduğunu belirtmişti.
İngilizce bir forumda ise çocuk sayısına göre ölülerin durumu tartışılıyordu. Bir kullanıcı, bu bölümün antik bir sosyal güvenlik sisteminin mitolojik açıklaması olduğunu, çok çocuk sahibi olanların yaşlılıklarında ve ölümlerinde bakılacağını öğrettiğini öne sürmüştü. Bu yorum bana çok mantıklı geldi.
SohbeX teorisi: Kapı tanrısının iki yüzü
Bu kısım spekülasyon. Belki Nergal'in meclisteki karakteri, kapıyı hem açan hem kapatan bir figür olarak şekillendi. Erra Destanı'nda veba getiren, yani yaşayanları ölüler dünyasına gönderen tanrı. Gılgamış Destanı'nın 12. tabletinde ise ölüler dünyasından bir ruhu yukarı çıkaran tanrı. İki yön, aynı kapı. Bu, metinlerin bilinçli olarak kurduğu bir denge değil; farklı dönemlerin metinlerini yan yana koyunca ortaya çıkan bir simetri.
Kapanırken
Nergal'i düşündüğümde, yoğun bakım kapısının birkaç dakikalığına aralanmasını hatırlıyorum. Gılgamış'ın Enkidu'yu kucakladığı o kısa an.
Sizce o deliğin açılması bir lütuf muydu, yoksa bir ceza mı? Çünkü Gılgamış, Enkidu'dan duyduğu şeylerden sonra muhtemelen hiç eskisi gibi uyuyamadı.
Giriş yap