Giriş yap
🏺 Anunnaki

"Nabu'ya güven, başka tanrıya güvenme": Kamış kalemin efendisi

British Museum'da, Nimrud'dan getirilmiş iki büyük taş heykel var. Uzun sakallı, ellerini önünde kavuşturmuş, ayakta duran iki figür. Üzerlerinde bir yazıt var ve bu yazıtın son satırı, Mezopotamya'dan bize ulaşan en tuhaf cümlelerden biri: "Ey gelecekteki insan, Nabu'ya güven, başka bir tanrıya güvenme." Çok tanrılı bir dünyada, birinin tek bir tanrıya güvenmeyi önermesi. Bu satır beni yıllardır düşündürüyor ve bu yazıyı onun etrafında kurmak istiyorum.

Borsippa'nın tanrısı

Nabu, Babil'in yakınındaki Borsippa kentinin tanrısıydı. Borsippa bugün Birs Nimrud adıyla bilinen bir höyük ve orada hâlâ ayakta duran, yüksek, erimiş tuğlalardan oluşan bir zigurat kalıntısı var. Bu kalıntı, yüzyıllar boyunca Babil Kulesi'nin kalıntısı sanıldı. Gezginler oraya gidip kulenin yıkıntılarını gördüklerini anlattılar. Ama aslında bu, Nabu'nun tapınağı Ezida'nın yanındaki zigurattı.

Ezida, "Gerçek Ev" ya da "Sağlam Ev" demek. Nabu'nun heykeli bu tapınakta dururdu. Babil'deki Marduk tapınağı Esagila ile Borsippa'daki Ezida arasında güçlü bir bağ vardı. Bu iki kent birbirine çok yakındı ve iki tanrı da baba-oğul olarak görülüyordu.

Marduk'un oğlu

Nabu, Marduk'un oğluydu. Ama bu her zaman böyle değildi. Başlangıçta Nabu, Batı Sami kökenli, bağımsız bir tanrıydı ve adının "duyuran", "haberci" ya da "çağrılan" anlamına geldiği düşünülüyor. İbranicedeki "nabi", yani peygamber kelimesiyle aynı kökten geliyor olabilir. Bu bağlantı, dilbilimciler arasında oldukça kabul gören bir görüş.

Babil'in yükselişiyle birlikte Nabu, Marduk'un oğlu olarak panteona yerleştirildi. Eşi Taşmetu, "dinleme" ya da "işitme" anlamına gelen bir ad taşıyor. Bir tanrının adı "duyuran", eşinin adı "işiten". Bu çift, bir konuşmanın iki tarafı gibi.

Kamış kalem

Nabu'nun sembolü, bir kamış kalem ya da çivi yazısı kalemi. Kudurru taşlarında bu sembol, bir kaidenin üzerinde dik duran tek bir kalem olarak gösteriliyor. Bazen de bir ejderhanın, muşhuşşu'nun üzerinde duruyor; Marduk'tan miras kalan bu ejderha, baba ve oğulun ortak hayvanı.

Nisaba yazısında, yazının tanrıçalığının Babil döneminde Nabu'ya geçtiğini anlatmıştım. Nabu, katiplerin, bilginlerin ve okulların tanrısı oldu. Bu rolün en önemli parçası, Kader Tabletleri'ydi. Babil inancına göre Nabu, tanrıların kararlarını bu tabletlere yazan kişiydi. Yani evrenin kaderinin katibi. Akitu bayramı sırasında, tanrılar meclisi yılın kaderini belirlediğinde, bu kararları kaydeden Nabu'ydu.

Akitu'da Nabu'nun gelişi

Marduk yazısında Akitu bayramından söz etmiştim. Bu bayramın en önemli anlarından biri, Nabu'nun Borsippa'dan Babil'e gelişiydi. Nabu'nun heykeli bir kayıkla Borsippa'dan getiriliyor, Babil'de babası Marduk'la buluşuyordu. Sonra birlikte tören alayına katılıyorlardı. Nabu'nun gelmesi, bayramın başlaması için şarttı.

Babil kroniklerinde, Nabonidus'un Teyma'da olduğu yıllarda tekrarlanan bir ifade var: "Nabu Babil'e gelmedi, Bel dışarı çıkmadı, Akitu kutlanmadı." Bu ifade, bir babanın ve oğlun buluşamamasının, bütün bir ülkenin yılını nasıl bozduğunu gösteriyor.

Asur'da Nabu

Nabu'nun asıl yükselişi, ilginç bir şekilde Babil'de değil, Asur'da oldu. MÖ 9. ve 8. yüzyıllarda Asur kralları Nabu'ya büyük bir bağlılık gösterdi. Nimrud'da, yani eski Kalhu'da, Nabu için büyük bir tapınak yaptırıldı: Ezida, Borsippa'dakiyle aynı adla. Bu tapınakta bir kütüphane de vardı.

Baştaki heykellerin yazıtı, Asur kralı III. Adad-nirari döneminde yazıldı. Yazıtta, Kalhu valisi Bel-tarsi-iluma, bu heykelleri kralın ve kraliçe Sammuramat'ın sağlığı için Nabu'ya adadığını söylüyor. Sammuramat, Yunan efsanelerindeki Semiramis'in tarihsel kaynağı olarak görülen Asur kraliçesi. Ve yazıtın sonunda o meşhur satır: "Nabu'ya güven, başka bir tanrıya güvenme."

Tapınakta saklanan yeminler

Nabu tapınaklarının bir başka ilginç işlevi daha vardı: Önemli belgelerin saklandığı yerdi. 1955'te Nimrud'daki Nabu tapınağında, Asarhaddon'un "Veraset Antlaşmaları" denilen büyük tabletlerin parçaları bulundu. MÖ 672'de Asarhaddon, oğlu Asurbanipal'i veliaht ilan ettiğinde, imparatorluğun vasal yöneticilerine bir yemin ettirdi. Bu yeminler büyük tabletlere yazıldı ve tanrının tapınağına konuldu.

Daha da ilginci, bu antlaşmanın bir kopyası 2009'da Türkiye'de, Hatay'daki Tell Tayinat'ta bulundu. Kanadalı arkeologlar, oradaki bir tapınağın iç odasında, bu antlaşmanın büyük bir tabletini yerinde buldular. Tablet, tapınakta sergilenmek üzere dikilmişti. Yani Amik Ovası'ndaki bir yönetici, her gün tapınağa girdiğinde, Asur kralına verdiği sadakat yeminini görüyordu.

Tabletin metni 2012'de Jacob Lauinger tarafından ayrıntılı olarak yayımlandı ve antlaşmanın daha önce eksik kalan birçok satırı böylece tamamlanabildi. Bir Asur kralının sözleri, bugünkü Türkiye topraklarında, bir tapınağın içinde, yaklaşık iki bin yedi yüz yıl bekledi. Bu antlaşmaların dili, bazı araştırmacılara göre Tevrat'taki Tesniye kitabının antlaşma diliyle çok benzerlik gösteriyor. "Bütün yüreğinle seveceksin" gibi ifadeler, Asur sadakat yeminlerinde de var. Nabu'nun, yani yazının ve kayıtların tanrısının tapınağında saklanan bu yeminler, belki de dünya edebiyatının en etkili metinlerinden birine şekil verdi.

Tek tanrıya doğru mu?

Bu satır, bazı araştırmacılar tarafından Asur dininde bir tür "tektanrıcılığa doğru eğilim" olarak yorumlandı. Bu yoruma göre, bir tanrının diğerlerinin üzerine çıkarılması ve tek güvenilir tanrı olarak sunulması, sonraki tektanrılı dinlerin bir öncüsü olabilir.

Ama bu yorum dikkatli kullanılmalı. Yazıtın kendisi, diğer tanrıların varlığını reddetmiyor; sadece Nabu'yu en güvenilir tanrı olarak öne çıkarıyor. Bu tür ifadeler, Mezopotamya ilahilerinde sık sık karşımıza çıkıyor; her tanrıya yazılan ilahi, o tanrıyı en yüce olarak övüyordu. Akademik literatürde buna "henoteizm" deniyor: Birçok tanrının varlığını kabul ederken, birine özel bir bağlılık göstermek.

Yine de bu satırın bu kadar açık bir şekilde yazılmış olması bence çok önemli. "Başka bir tanrıya güvenme." Bu ifade, sonraki yüzyıllarda İsrail'de, Pers'te ve başka yerlerde gelişecek dini düşüncelerle bir akrabalık taşıyor.

Kralların adlarında Nabu

Babil'in son hanedanının krallarının adlarına bakın: Nabopolassar, Nebukadnezar, Nabonidus. Hepsi Nabu'nun adını taşıyor. Nabu-apla-usur, "Nabu, mirasçıyı koru"; Nabu-kudurri-usur, "Nabu, ilk oğlumu koru"; Nabu-na'id, "Nabu övülür". Bu adlar, Yeni Babil hanedanının Nabu'ya ne kadar bağlı olduğunu gösteriyor.

Tevrat'ta ise Nabu, Nebo adıyla geçiyor. İşaya kitabında "Bel eğildi, Nebo büküldü" deniyor; Marduk yazısında bu ifadeden söz etmiştim. Ürdün'deki Nebo Dağı, Musa'nın Vaat Edilmiş Topraklar'ı uzaktan gördüğü ve öldüğü yer olarak biliniyor. Bu dağın adının Nabu'dan gelip gelmediği tartışmalı, ama bazı araştırmacılar bir bağlantı olabileceğini düşünüyor.

Merkür ve Apollon

Babil astronomisinde Nabu'nun gezegeni Merkür'dü. Merkür, güneşe en yakın gezegen olduğu için hızla hareket ediyor ve sabah ya da akşam kısa süre görünüyor. Bir haberci tanrının hızlı bir gezegenle ilişkilendirilmesi çok uygun. Roma'da da Merkür, tanrıların habercisi.

Helenistik dönemde Nabu, Yunan tanrısı Apollon ile de özdeşleştirildi. Suriye'deki Palmira'da, MS birinci yüzyılda Nabu için büyük bir tapınak yapıldı. Bu tapınak, Nabu kültünün Mezopotamya'nın çöküşünden sonra da yüzyıllarca devam ettiğini gösteriyor. Edessa'da, yani bugünkü Şanlıurfa'da da Nabu'ya tapınıldığı Süryanice kaynaklardan biliniyor.

Sitchin'in Nabu'su

Sitchin'in anlatısında Nabu, Marduk'un oğlu ve babası için insanlar arasında propaganda yapan bir tanrı. Sitchin'e göre Nabu, Kenan ülkesinde dolaşarak insanları Marduk'a bağlamaya çalışıyordu ve bu yüzden Nebo Dağı'nın adı ondan geliyordu. Sitchin, Nabu'yu bir tür "peygamber" olarak, adının anlamıyla da ilişkilendirerek yorumluyor.

Bu yorumun ilginç yanı, Nabu ile "nabi" arasındaki dilbilimsel bağlantıyı kullanması. Bu bağlantı akademik olarak da önerilmiş bir şey. Ama Sitchin'in eklediği hikâye, yani Nabu'nun Kenan'da dolaşan bir propagandacı olması, hiçbir metinde geçmiyor. Bu, onun yönteminin tipik bir örneği: Gerçek bir dilbilimsel ipucundan yola çıkıp metinlerde olmayan bir anlatı kurmak.

Forumlarda Nabu

Türkçe forumlarda Nabu, en çok Nebukadnezar'ın adı üzerinden tanınıyor. Bir Ekşi Sözlük başlığında biri, Matrix filmindeki geminin adının Nebukadnezar olduğunu ve bunun Nabu ile ilişkisini yazmıştı. Matrix'te Morpheus'un gemisinin adı gerçekten de Nebuchadnezzar ve bu, filmin İncil'den ve antik dünyadan aldığı birçok gönderiden biri.

İngilizce forumlarda ise "Nabu'ya güven" yazıtı, tektanrıcılığın kökenleri tartışmalarında sık sık anılıyor. Bir din tarihi forumunda, bu yazıtın Musa'nın "benden başka tanrın olmayacak" emriyle karşılaştırılması uzun bir tartışma başlatmıştı. Tartışmanın sonunda çoğu katılımcı, iki ifade arasında önemli farklar olduğu, ama aynı dönemin ve aynı bölgenin düşünce iklimini paylaştıkları sonucuna varmıştı.

Bitirirken

Nabu bana, Mezopotamya'nın yazıya duyduğu saygının bir tanrıya dönüşmüş hali gibi geliyor. Kaderin yazıldığı, bilginin kaydedildiği, adların hatırlandığı bir dünya. Ve o dünyanın tanrısı, elinde bir kamış kalem tutan bir katip.

Siz bir şeyi yazdığınızda, onun daha gerçek olduğunu hisseder misiniz? Ben hissediyorum. Belki de bu his, Borsippa'nın katiplerinden bize kadar ulaşan en eski miraslardan biri.

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap