Giriş yap
🏺 Anunnaki

Lahmu ve dört kez anlatılan ordu: Enuma Eliş'te tekrarın meclis içindeki işlevi

Enuma Eliş'i ilk kez baştan sona okuduğumda, bir yerde sıkıldığımı itiraf etmeliyim. Tiamat'ın ordusu anlatılıyor, on bir canavar sayılıyor. Sonra birkaç satır sonra aynı ordu, aynı kelimelerle yeniden anlatılıyor. Sonra bir daha. Sonra bir daha. Dördüncüde sayfayı çevirip geçtim.

Yıllar sonra o sayfaya geri döndüm ve bu kez başka bir şey gördüm. Bu tekrar, bir yazım hatası ya da tembellik değildi. Bir haberin meclis içinde nasıl dolaştığını, her kulağa nasıl ulaştığını gösteren bir teknikti. Ve bu haberin ulaştığı son kulaklar, Lahmu ile Lahamu'nunkiydi.

Lahmu'yu daha önce altı bukleli bekçi olarak anlatmıştım. Bu kez onu bir dinleyici olarak ele almak istiyorum: dört kez anlatılan bir korku hikayesinin son dinleyicisi.

Ordunun ilk anlatımı

Enuma Eliş'in birinci tabletinde, Apsu öldürüldükten sonra Tiamat'ın yanındaki tanrılar onu intikama kışkırtıyor. Tiamat, bir ordu kuruyor. Ve şair, bu orduyu ayrıntılı olarak anlatıyor.

Tiamat, on bir tür canavar yaratıyor. Akkadça adlarıyla: mušmaḫḫu, ušumgallu, bašmu, mušḫuššu, laḫmu, ugallu, uridimmu, girtablullû, ūmū dabrūtu, kulullû ve kusarikku. Yani dev yılanlar, ejderhalar, boynuzlu yılan, kızıl yılan, kıllı kahraman, büyük aslan şeytanı, kuduz köpek, akrep adam, şiddetli fırtınalar, balık adam ve boğa adam.

Dikkat ettiyseniz, canavarlardan birinin adı laḫmu. Yani Lahmu'nun adı, hem Tiamat'ın yarattığı kıllı canavarlardan birine hem de Anşar'ın yanında duran yaşlı tanrıya ait. Akademisyenler, bu iki laḫmu'nun ilişkisini tartışıyor. Belki aynı figürün iki farklı yorumu, belki sadece ortak bir kökten gelen iki ayrı varlık.

Tiamat, bu ordunun başına Kingu'yu geçiriyor ve ona kader tabletini veriyor. Ordunun ilk anlatımı burada bitiyor.

İkinci ve üçüncü anlatım

İkinci tabletin başında Ea, Tiamat'ın hazırlıklarını öğreniyor ve Anşar'a gidiyor. Ve Anşar'a, Tiamat'ın ordusunu anlatıyor. Bu anlatım, birinci tabletteki anlatımın neredeyse kelimesi kelimesine tekrarı.

Anşar bu haberi duyunca çok sarsılıyor. Metne göre uyluğuna vuruyor, dudağını ısırıyor. Ve bir çözüm arıyor. Önce Ea'yı, sonra Anu'yu Tiamat'ın karşısına gönderiyor, ama ikisi de geri dönüyor. Sonunda Marduk ortaya çıkıyor ve şartlarını söylüyor.

Üçüncü tabletin başında Anşar, vezirini Kakka'yı çağırıyor. Ona, Lahmu ile Lahamu'ya gidip bütün tanrıları bir toplantıya çağırmasını söylüyor. Ve Kakka'ya, iletmesi gereken mesajı kelimesi kelimesine söylüyor. Bu mesajın içinde, Tiamat'ın ordusunun üçüncü anlatımı var.

Dördüncü anlatım: Lahmu'nun kapısında

Kakka yola çıkıyor, Lahmu ile Lahamu'nun huzuruna varıyor. Yere kapanıyor, ayaklarını öpüyor. Sonra ayağa kalkıp mesajı iletiyor. Ve Anşar'ın ona söylediği her kelimeyi tekrar ediyor. Ordunun dördüncü anlatımı.

Lahmu ile Lahamu bu haberi duyunca, metne göre yüksek sesle ağlıyorlar. Igigi tanrılarının hepsi acıyla yakınıyor. Ne değişti de Tiamat bunu yaptı, diye soruyorlar. Onun ne yaptığını anlayamıyoruz.

Bu tepki bana çok insani geliyor. Lahmu ile Lahamu, Tiamat'ın çocukları. Enuma Eliş'in başında, Apsu ile Tiamat'tan doğan ilk tanrılar onlar. Şimdi anneleri, bir ordu kurmuş ve tanrıların üzerine yürüyor. Ve onlar, bunun nedenini anlayamıyor.

Tekrar neden var?

Akademisyenler, Mezopotamya şiirindeki bu tür uzun tekrarları açıklamak için farklı görüşler öne sürüyor. İlki, sözlü gelenek. Enuma Eliş, sesli okunmak için yazılmıştı. Babil'deki Akitu bayramında, bayramın dördüncü gününde bu destanın okunduğu biliniyor. Sesli bir okumada tekrar, dinleyicinin metni takip etmesine yardım eder.

İkincisi, haberci konuşmasının kuralları. Mezopotamya'da bir haberci, mesajı kelimesi kelimesine iletmek zorundaydı. Bir değişiklik, bir eksiltme, mesajın sahibine bir saygısızlık olarak görülebilirdi. Destandaki tekrarlar, bu kuralı yansıtıyor. Kakka, Anşar'ın sözlerini değiştirmeden iletiyor.

Üçüncüsü, dramatik bir etki. Her tekrar, haberin daha fazla kişiye ulaştığını gösteriyor. Önce sadece Tiamat'ın yanındakiler biliyor. Sonra Ea. Sonra Anşar. Sonra Lahmu ile Lahamu ve bütün Igigi. Haber, meclisin bir ucundan diğerine yayılıyor ve korku da onunla birlikte büyüyor.

Bu tekrar, Ugarit şiirinde de var. Baal ve Anat metinlerinde haberciler, mesajları kelimesi kelimesine tekrarlıyor. Homeros'ta da benzer bir teknik görülüyor. Agamemnon'un Akhilleus'a gönderdiği hediyelerin listesi, İlyada'nın dokuzuncu kitabında iki kez veriliyor: önce Agamemnon söylüyor, sonra Odysseus Akhilleus'a aktarıyor.

Kopyalardaki küçük farklar

Tekrarlanan bölümler, kopyalarda her zaman birebir aynı değil. Bazı tabletlerde bir satır eksik, bazılarında bir kelimenin yazımı değişmiş. Metin uzmanları bu küçük farkları karşılaştırarak, farklı kopyaların hangi yollarla aktarıldığını izlemeye çalışıyor.

Enuma Eliş'in kopyaları, Asur'dan, Ninova'dan, Sultantepe'den, Kiş'ten, Babil'den ve Sippar'dan geliyor. Bir kısmı Birinci binyılın başına, bir kısmı Seleukos dönemine tarihleniyor. Aynı metnin yüzyıllar boyunca bu kadar farklı yerde kopyalanmış olması, onun ne kadar önemsendiğini gösteriyor.

Asur kopyalarında ilginç bir değişiklik var. Bazı yerlerde Marduk'un adı yerine Aşur'un adı yazılmış. Lahmu ile Lahamu'ya gönderilen mesaj aynı kalıyor, ama kahramanın adı değişiyor. Tekrarın kalıbı korunurken içerik yeni bir başkente uyarlanmış.

Lahmu'nun gözünden

Lahmu'yu bu hikayede bir dinleyici olarak düşünmek, bana metni farklı okuma imkanı veriyor. Lahmu, haberin son halkası. Ondan sonra artık herkes biliyor.

Lahmu, bu korku hikayesini dinlerken neler hissetmiş olabilir? Metin, sadece ağladığını söylüyor. Ama bir sonraki sahnede, tanrılar toplanıyor, yiyip içiyor, sarhoş oluyor ve Marduk'a kaderini biçiyorlar. O ziyafet sahnesini Marduk yazısında anlatmıştım. Burada sadece şunu eklemek istiyorum: korku ile ziyafet arasındaki o geçiş, belki de bir rahatlama.

Lahmu ve Lahamu, ağladıktan sonra Anşar'ın çağrısına uyuyor ve toplantıya geliyor. Korkunun karşısında, bir arada olmak. Bu, meclisin varlık nedenlerinden biri olabilir.

Haberci yere kapanır

Kakka'nın Lahmu ile Lahamu'nun huzuruna varınca yere kapanması ve ayaklarını öpmesi de bir kalıp. Mezopotamya mektuplarında bu jestin yazılı bir karşılığı var. Eski Babil mektupları çoğu zaman "efendime söyle, kulun şöyle diyor" kalıbıyla açılıyor. Mektup, okunmak üzere bir aracıya hitap ediyor; o aracı da efendiye sesli olarak aktarıyor.

Yani gerçek dünyada da mesajlar bir ağızdan diğerine geçiyordu. Mari arşivinde, krala ulaşan haberlerin bazen birkaç elden geçtiği görülüyor. Destandaki Kakka, bu mesleği tanrılar dünyasında üstleniyor.

Bu ayrıntı bana Lahmu'nun konumunu da hatırlatıyor. Ona doğrudan Anşar değil, bir vezir konuşuyor. Arada bir mesafe var. Lahmu yaşlı ve saygın, ama karar merkezinde değil. Haber ona geliyor; ondan çıkmıyor. Yine de çağrıya uyan, tanrıları toplayan ve toplantıyı mümkün kılan onlar oluyor. Belki de yaşlıların meclisteki işi, karar vermekten çok insanları bir araya getirmekti.

Sitchin'in yaklaşımı

Sitchin, Enuma Eliş'i bir gezegen oluşum hikayesi olarak okuyor. Ona göre Lahmu ve Lahamu, Mars ve Venüs. Tiamat'ın ordusu ise Tiamat gezegeninin uyduları. Kingu, onların en büyüğü, sonradan Ay olacak olan.

Bu yorumda, ordunun dört kez anlatılması bir anlam taşımıyor. Gezegenlerin arasında haber dolaşmıyor. Sitchin'in okuması, metnin edebi yapısını, tekrarların işlevini, haberci konuşmalarının kurallarını görmezden geliyor.

Akademik yaklaşım ise tam da bu yapıya odaklanıyor. Benjamin Foster ve Wilfred Lambert gibi isimlerin çevirilerinde ve yorumlarında, tekrarlar metnin önemli bir parçası olarak ele alınıyor. Lambert'in 2013'te yayımlanan Babylonian Creation Myths kitabı, bu tekrarların farklı kopyalarda nasıl korunduğunu karşılaştırıyor.

Forumlarda tekrar

Türkçe forumlarda Enuma Eliş genellikle ya Sitchin ya da Tevrat'la karşılaştırma üzerinden konuşuluyor. Tekrarlar pek konuşulmuyor. Bir başlıkta biri, Enuma Eliş'i okumaya başladığını ama tekrarlardan sıkıldığını yazmıştı. Ona verilen bir cevap çok güzeldi: Bunu yüksek sesle oku, bir ezgiyle. O zaman tekrar, bir nakarat gibi gelir.

İngilizce bir forumda ise bir kullanıcı, tekrarın bir tür kopyalama kontrolü olduğunu öne sürmüştü. Uzun bir metni kopyalayan katip, tekrarlanan bölümleri karşılaştırarak hata yapıp yapmadığını kontrol edebilirdi. Bu görüş bana ilginç geldi, ama doğrudan bir kanıtı var mı bilmiyorum. Katiplerin böyle bir yöntem kullandığını gösteren bir not ben hiç görmedim.

SohbeX teorisi: Korkunun yayılması

Bu kısım spekülasyon. Ordunun dört kez anlatılması, belki de bir söylentinin yayılmasını taklit ediyor. Her anlatımda aynı kelimeler, ama her yeni dinleyicide korku biraz daha büyüyor. Lahmu ile Lahamu'nun ağlaması, haberin artık bir kriz hâline geldiğini gösteriyor. Bu okuma metindeki bir ifadeye dayanmıyor; tekrarın yarattığı etki üzerine kendi düşüncem.

Okura soru

Lahmu'yu düşündüğümde, kendi annesinin savaş hazırlığını bir habercinin ağzından dinleyen ve ağlayan yaşlı bir tanrıyı görüyorum.

Siz Enuma Eliş'i okurken tekrarları atladınız mı? Ve kötü bir haberi en son öğrenen olmak mı daha zor, yoksa ilk öğrenen olmak mı?

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap