Kişar ve unutulan yer anaları
Hiç düşündünüz mü, Mezopotamya mitolojisinde neden bu kadar az yer tanrıçası var? Gök tanrısı An'ın adı her yerde. Gökten inen fırtınanın tanrısı Adad, gökteki güneşin tanrısı Şamaş, gökteki ayın tanrısı Sin. Ama yerin kendisi, ayağımızın bastığı toprak, çok az konuşuluyor. Ve konuşulduğunda bile, adı genellikle bir erkek tanrının yanında, bir çiftin ikinci yarısı olarak geçiyor.
Kişar bunun iyi bir örneği. Anşar yazısında onun eşini anlatmıştım: Asur'un adını ödünç alıp Aşur'a dönüştürdüğü tanrı. Kişar ise bu hikayede neredeyse hiç görünmüyor. Bugün onu, ve onunla birlikte Mezopotamya'nın unutulan yer analarını, anlatmak istiyorum.
Yerin bütünü
Kişar adı Sümercede "yerin bütünü" ya da "bütün yer" anlamına geliyor. Ki, yer; şar, bütün ya da evren. Eşi Anşar ise "göğün bütünü". Yani bu çift, gök ile yerin bütünlüğünü, belki de ikisinin birleştiği ufku temsil ediyor.
Enuma Eliş'te Kişar'ın adı sadece birkaç kez geçiyor. Lahmu ve Lahamu'dan Anşar ile birlikte doğuyor. Sonra ikisinden Anu doğuyor. Ve sonra Kişar sessizleşiyor. Savaş konseyinde Anşar konuşuyor, Anşar karar veriyor, Anşar Marduk'u öpüyor. Kişar hiç ortada yok.
Bu sessizlik bana çok tanıdık geliyor. Bir ailenin büyükannesi, hikayelerde hep büyükbabanın yanında anılan ama kendisi hakkında hiçbir şey anlatılmayan biri. Kişar, Mezopotamya kozmogonisinin sessiz büyükannesi.
Ki: Gök ile yerin ayrılığı
Kişar'ın arkasında daha eski bir figür var: Ki. Sümercede "yer" anlamına gelen bu kelime, bazı metinlerde bir tanrıça olarak görünüyor. Sümer düşüncesinde başlangıçta An ve Ki, yani gök ve yer, birlikteydi. Bir dağ gibi, ya da bir bütün gibi.
"Gılgamış, Enkidu ve Yeraltı" adlı Sümer metninin girişinde bu ayrılık anlatılıyor: Gök yerden ayrıldıktan sonra, yer gökten ayrıldıktan sonra, An göğü aldı, Enlil yeri aldı. Bir başka Sümer metninde, "Kazmanın Yaratılışı" adlı bir şiirde, Enlil'in göğü yerden ayırdığı ve sonra kazmasıyla toprağı yardığı, insanların topraktan bitkiler gibi çıktığı anlatılıyor.
Ki'nin bir tanrıça olarak kendi kültü var mıydı? Bu tartışmalı. Bazı araştırmacılar, Ki'nin bağımsız bir tanrıça olarak tapınılmadığını, sadece kozmolojik bir kavram olduğunu düşünüyor. Bazı tanrı listelerinde ise An'ın eşi olarak anılıyor. Kesin olan şu: Ki, An'ın yanında kaldığı sürece görünür, tek başına neredeyse hiç.
Uraş: Toprağın ikinci adı
Bir başka yer tanrıçası Uraş. Bazı Sümer metinlerinde An'ın eşi olarak geçiyor. Adı, işlenmiş toprakla, tarlayla ilişkilendiriliyor. Ki daha çok kozmik yer ise, Uraş ekilen toprak.
İşin ilginç yanı, Uraş adının bir de erkek tanrı için kullanılması. Dilbat kentinin tanrısı Uraş, bir erkek tanrıydı. Akademide bu iki Uraş'ın ilişkisi tartışılıyor. Belki farklı tanrılar, belki aynı tanrının farklı yorumları. Mezopotamya'da bu tür belirsizlikler çok yaygın.
Bu belirsizlik bana şunu düşündürüyor: Yer tanrıçaları, Mezopotamya panteonunda o kadar az tanımlanmış ki, adları bile sabit değil. Aynı ad bir yerde tanrıça, öbür yerde tanrı. Bu, belki de yerin bir kişilik olarak değil, bir mekan olarak düşünülmesinden kaynaklanıyor.
Enlil'in ataları
Kişar'ı anlamak için çok ilginç bir metin türüne bakmak gerekiyor: Enlil'in atalarının listeleri. Bazı Sümer ve Babil metinlerinde, Enlil'in soyunun geriye doğru izlendiği uzun listeler var. Bu listeler, çiftler halinde ilerliyor: En ve Nin. Efendi ve hanım.
Örneğin bir listede şöyle çiftler var: Enki ve Ninki, Enmul ve Ninmul, Enul ve Ninul, Enmeşarra ve Ninmeşarra. Bu Enki, Ea olan Enki değil; burada "yerin efendisi" anlamında bir ata tanrı. Her çift, bir öncekinden doğuyor ve sonunda Enlil'e ulaşılıyor. Bu atalar genellikle yeraltında, "ölü tanrılar" arasında yaşıyor olarak düşünülüyordu. Kingu yazısında ölü tanrılardan bahsetmiştim.
Bu listelerde çok önemli bir şey var: Her erkek atanın bir dişi eşi var. Nin ön ekiyle başlayan bu hanımlar, Kişar gibi, bir çiftin yarısı. Adları var, ama hikayeleri yok. Bir kozmik soy ağacında yerleri belli, ama sesleri duyulmuyor.
An = Anum listesindeki Kişar
Mezopotamya'nın en büyük tanrı listesi, Kassit döneminde derlenmiş "An = Anum" adlı liste. Yaklaşık iki bin tanrı adı içeren bu liste, yedi tablete yayılıyor ve tanrıları aileler halinde sıralıyor. Liste, adını ilk satırından alıyor: Sümerce An, Akkadca Anum.
Listenin başında, Anu'nun ataları olarak çiftler sayılıyor ve Anşar ile Kişar da bu çiftler arasında. Ama burada da Kişar'a ait tek bir açıklama yok. Bir isim, bir eş, bir sıra numarası. Listeyi hazırlayan katipler için Kişar, bir bilgi kartı gibi; doldurulmuş ama boş.
Bu listeyi incelerken bir şey dikkatimi çekiyor: Ata çiftlerinde dişi adlar, Lahmu ve Lahamu ya da Enmul ve Ninmul örneklerinde olduğu gibi, eril adın küçük bir değişikliğiyle oluşturulmuş. Bir dilbilgisi kuralı, bir teolojiyi yansıtıyor gibi.
Dunnu teogonisi: Yerin karanlık hikayesi
Yer tanrıçalarının en çarpıcı hikayesi, çok az bilinen bir metinde. Akademide "Dunnu Teogonisi" ya da "Harab Teogonisi" olarak biliniyor. Bu metin, Yeni Babil döneminden kalma tek bir tablette korunmuş ve British Museum'da bulunuyor. Wilfred Lambert ve Peter Walcot tarafından 1965'te yayımlandı.
Metin, başlangıçta Saban, yani Harab, ile Yer'in evlendiğini anlatıyor. Saban ile toprağın birleşmesi. Bu birleşmeden deniz ve Sumuqan adlı bir hayvan tanrısı doğuyor. Ve sonra çok karanlık bir döngü başlıyor: Her kuşakta bir oğul babasını öldürüyor ve annesiyle ya da kız kardeşiyle evleniyor. Yer, kendi oğlu Sumuqan'la evleniyor. Bu döngü birkaç kuşak sürüyor. Metin hasarlı ve sonu tam olarak okunamıyor.
Bu metin, akademide çok tartışıldı. Bazı araştırmacılar, Hurri Kumarbi Döngüsü ve Hesiodos'un Theogonia'sıyla benzerliklerine dikkat çekti. Adad yazısında anlattığım gibi, Kumarbi Döngüsü'nde de tanrılar kuşaklar boyu birbirini deviriyor. Dunnu Teogonisi, bu temanın Mezopotamya'daki bir versiyonu olabilir.
Bu metinde yer, sessiz bir büyükanne değil. Saban'la evlenen, oğluyla evlenen, kuşakların merkezinde duran bir figür. Belki de Kişar'ın sessizliği, Babil'in resmi teolojisinin bir tercihi. Daha eski ya da daha yerel geleneklerde, yerin sesi daha güçlü olabilirdi.
Sitchin'in Kişar'ı
Sitchin'in gezegen eşleştirmelerinde, Anşar yazısında anlattığım gibi, Kişar Jüpiter. Sitchin, Kişar'ın "yerin bütünü" anlamına gelmesine rağmen onu güneş sisteminin en büyük gezegeniyle eşleştiriyor; büyüklüğü, "bütünlük" fikrine uyuyor gibi görünüyor ona.
Bu eşleştirmenin de akademik bir dayanağı yok. Babil astronomisinde Jüpiter, Marduk'un gezegeniydi. Babilliler Jüpiter'e bazen Marduk'un adıyla, bazen Nēberu ya da Şulpae adlarıyla atıfta bulunuyordu. Enuma Eliş'in beşinci tabletinde, Marduk'un yıldızı olarak Nēberu anılıyor ve birçok araştırmacı bunun Jüpiter olduğunu düşünüyor. Yani Jüpiter, Kişar'ın değil, Marduk'un gezegeni.
Bu da ilginç bir ironi yaratıyor. Sitchin'in Nibiru teorisi, Nēberu kelimesine dayanıyor. Ama aynı kelime, Babil metinlerinde büyük ihtimalle Jüpiter'i ya da gökyüzündeki bir geçiş noktasını anlatıyor. Sitchin, Jüpiter'i Kişar'a verip, Nēberu'yu başka bir gezegene dönüştürüyor.
Forumlarda yer tanrıçaları
Türkçe forumlarda Kişar neredeyse hiç konuşulmuyor. Ama yer tanrıçaları konusu, özellikle Anadolu bağlamında, çok konuşuluyor. Bir arkeoloji forumunda biri, Çatalhöyük'teki oturan kadın figürünün bir yer tanrıçası olup olmadığını sormuştu. Bir katılımcı, bu yorumun yaygın olduğunu ama Çatalhöyük kazı ekibinin son yıllarda daha temkinli bir dil kullandığını hatırlatmıştı.
Bir Reddit başlığında ise "Mezopotamya'da neden güçlü bir toprak ana tanrıçası yok?" diye sorulmuştu. Bir cevap, Ninhursağ'ın bu rolü kısmen üstlendiğini, Ninhursağ yazısında anlattığım gibi, dağların ve doğumun tanrıçası olduğunu hatırlatmıştı. Bir başka cevap, Mezopotamya'da toprağın kendisinin değil, suyun önemli olduğunu, çünkü toprak her yerde vardı ama su kıttı, öne sürmüştü. Bu ikinci cevap bence çok ilginç.
Bir başka başlıkta, Dunnu Teogonisi paylaşılmış ve birçok kişi metnin varlığından ilk kez haberdar olduğunu yazmıştı. Bir kullanıcı, bu metnin neden bu kadar az bilindiğini sormuştu. Cevaplardan biri, metnin tek bir tablette korunduğunu ve çok hasarlı olduğunu, bu yüzden popüler kitaplarda yer almadığını açıklamıştı.
SohbeX teorisi: Suyun ülkesinde toprak
Bu kısım spekülasyon. Belki Kişar'ın ve diğer yer tanrıçalarının sessizliği, Güney Mezopotamya'nın coğrafyasıyla ilgili. Bu ülkede toprak, nehirlerin getirdiği çamurdu. Yer, suyun bir ürünüydü. Lahmu yazısında anlattığım gibi, ilk tanrılar belki de bu çamurdu. Böyle bir ülkede yer, bağımsız bir ana değil, suyun bir çocuğu olarak düşünülmüş olabilir. Bunu destekleyen açık bir metin yok; sadece Mezopotamya'nın coğrafyasıyla panteonu arasında bir bağ kurma denemesi.
Okura soru
Kişar'ı düşünürken, kendi ailemin sessiz büyükannelerini düşünüyorum. Adları biliniyor, ama hikayeleri anlatılmıyor. Fotoğraflarda bir köşede duruyorlar.
Siz ailenizin hangi kadınının hikayesini bilmiyorsunuz? Bir büyükanne, bir büyük teyze, bir anneanne. Belki de onlara sormak için hala vakit var. Kişar'ın hikayesi kayboldu; belki sizinkilerinki kaybolmamıştır.
Giriş yap