İsimud'un iki yüzü
Akkad döneminden kalma bir silindir mühür düşünün. Mühür yumuşak kile yuvarlandığında küçük bir sahne ortaya çıkıyor: Tahtında oturan bir tanrı, omuzlarından su akıyor, suyun içinde balıklar yüzüyor. Bu Ea, yani Enki. Önünde ise tuhaf bir figür duruyor. Başının iki tarafında iki yüz var; biri öne, biri arkaya bakıyor. Bu figür, Enki'nin veziri İsimud. Akkadca adıyla Usmu.
Bugün bu iki yüzlü tanrıyı anlatmak istiyorum. Çünkü İsimud, Mezopotamya'nın en çok görülen ama en az konuşulan tanrılarından biri. Her önemli sahnede orada, ama hiçbir zaman başrolde değil.
Vezir nedir?
Önce kavramı açıklayayım. Mezopotamya'da büyük tanrıların, tıpkı krallar gibi, bir veziri vardı. Sümercede sukkal denen bu görevli, tanrının mesajlarını iletiyor, misafirleri karşılıyor, emirleri yerine getiriyordu. Enlil'in veziri Nuska, İnanna'nın veziri Ninşubur, An'ın veziri İlabrat. Enki'nin veziri ise İsimud.
Vezir, Mezopotamya sarayında gerçek bir makamdı. Kralın en yakın görevlisi, kapıyı açan ya da kapatan kişi. Tanrıların dünyası, insan sarayının bir yansıması olarak düşünülüyordu. Bu yüzden her büyük tanrının sarayı, yani tapınağı, bir vezire ihtiyaç duyuyordu.
İki yüz neden?
İsimud'un en belirgin özelliği, iki yüzü. Bu özellik hem görsel sanatta hem metinlerde var. Bir Sümer tanrı listesinde İsimud'un adı, "iki yüzlü" anlamına gelen bir ifadeyle açıklanıyor.
Peki neden iki yüz? En yaygın açıklama, vezirin görevini sembolize ettiği yönünde. Bir vezir, hem efendisine hem de dışarıdan gelenlere bakmak zorunda. Bir kapı bekçisi gibi, hem içeriyi hem dışarıyı görüyor. Bir yüzü tanrıya, öbür yüzü dünyaya dönük.
Bu imge, bana Roma tanrısı Janus'u hatırlatıyor. Janus da iki yüzlü, kapıların ve geçişlerin tanrısı. Ocak ayının adı, January, ondan geliyor. Bir yüzü geçmişe, öbürü geleceğe bakıyor. Akademide İsimud ile Janus arasında doğrudan bir bağlantı kurulmuyor; aralarında iki bin yıldan fazla zaman ve büyük bir coğrafi mesafe var. Ama aynı fikrin, kapı ve geçiş fikrinin, iki ayrı kültürde aynı imgeyle ifade edilmesi çok ilginç.
Mühürlerdeki İsimud
Akkad dönemi, yaklaşık MÖ 2350 ile 2150 arası, silindir mühür sanatının en parlak dönemlerinden biri. Bu dönemin mühürlerinde Ea sahneleri çok yaygın. Ea tahtında ya da su evinde oturuyor, omuzlarından iki su akıntısı akıyor. İki yüzlü İsimud ise genellikle bir başka tanrıyı ya da bir insanı Ea'nın huzuruna getiriyor.
British Museum'da bulunan Adda Mührü, bu sahnelerin en ünlüsü. Adda adlı bir katibe ait olan bu mühürde, birden fazla tanrı bir arada. Dağların arasından yükselen güneş tanrısı Şamaş, kanatlı İştar, avcı bir tanrı ve suların içinde Ea. Ea'nın arkasında iki yüzlü İsimud duruyor. Bu tek mühür, Akkad panteonunun bir tür fotoğrafı gibi.
Bu mühürlere bakarken kendime şunu soruyorum: Neden bir katip, kendi mühründe bu kadar kalabalık bir tanrılar sahnesi istedi? Belki koruma için, belki statüsünü göstermek için. Belki de sadece güzel olduğu için.
Enki ve İnanna'daki İsimud
İsimud'un en canlı rolü, "İnanna ve Enki" adlı Sümer metninde. Bu hikayede İnanna, Uruk'tan Eridu'ya, Enki'yi ziyarete geliyor. Enki, İsimud'a misafiri karşılamasını, ona tereyağlı kek, soğuk su ve bira sunmasını emrediyor. İsimud efendisinin emrini harfiyen yerine getiriyor.
Sonra Enki ile İnanna birlikte içmeye başlıyor. Enki sarhoş oluyor ve sarhoşken me denilen ilahi güçleri teker teker İnanna'ya hediye ediyor: krallık, rahiplik, yazı, zanaat, müzik, savaş, hatta yalan ve sevgi. İnanna bu güçleri Cennet Kayığı'na yükleyip yola çıkıyor.
Enki ayıldığında, İsimud'a soruyor: Krallık nerede? Rahiplik nerede? İsimud her seferinde aynı cevabı veriyor: Efendim onları kızınıza verdiniz. Bu tekrar, metnin en komik ve en dokunaklı kısmı. İsimud efendisine gerçeği söylüyor, kibarca ama net bir şekilde.
Enki, İsimud'u ve bir grup canavarı İnanna'nın peşinden gönderiyor. Yedi kez İsimud, kayığı durdurmaya çalışıyor. Her seferinde İnanna'nın veziri Ninşubur bir büyüyle canavarları geri püskürtüyor. Sonunda İnanna Uruk'a ulaşıyor ve me'leri halkına dağıtıyor.
Bu sahnede iki vezirin karşılaşması çok ilginç. İsimud ile Ninşubur, efendileri adına bir tür vekalet savaşı veriyor. Enki ve İnanna doğrudan karşı karşıya gelmiyor; vezirleri çatışıyor. Bu, gerçek saray siyasetinin bir yansıması olabilir.
Dilmun'daki İsimud
Ninhursağ ve Dilmun'daki sekiz bitki hikayesini Ninhursağ yazısında anlatmıştım. Bu hikayede de İsimud var ve rolü yine önemli. Enki, Ninhursağ'ın yetiştirdiği sekiz bitkiyi görüyor ve İsimud'a soruyor: Bu bitki ne? İsimud her bitkiyi kesiyor, Enki'ye veriyor, Enki de yiyor.
Burada İsimud, bir anlamda efendisinin hatasına ortak oluyor. Enki'nin her sorusuna cevap veriyor, her bitkiyi koparıyor. Ninhursağ ise bunu öğrenince Enki'yi lanetliyor ve Enki hastalanıyor. İsimud'un sadakati burada bir sorun haline geliyor. Efendisini durdurmuyor, sadece emirlerini yerine getiriyor.
Bu iki metin, İsimud'un karakterini çok iyi gösteriyor. İnanna ve Enki'de efendisine gerçeği söylüyor. Ninhursağ hikayesinde ise efendisinin isteklerini sorgulamadan yerine getiriyor. İki yüzü belki de buradan geliyor: hem dürüst bir danışman, hem itaatkar bir hizmetkar. Siz bir yöneticide hangisini tercih ederdiniz?
Ea'nın gölgesinde
Akkadca metinlerde İsimud, Usmu adıyla Ea'nın yanında görülmeye devam ediyor. Asurbanipal'in kütüphanesinden gelen tanrı listelerinde, Ea'nın sarayının görevlileri arasında sayılıyor. Ama Akkadca edebiyatta kendi hikayesi yok.
Bu bence şaşırtıcı değil. Vezirlerin işi, efendilerinin hikayesinin bir parçası olmak. İsimud, Mezopotamya mitolojisinde bir tür yardımcı oyuncu. Sahnede her zaman var, ama spotlar hiçbir zaman onun üzerinde değil.
Sitchin'in İsimud'u
Sitchin'in kitaplarında İsimud, Enki'nin güvendiği bir yardımcı olarak geçiyor. Sitchin, iki yüz motifini özel bir şekilde yorumlamıyor, ama Anunnaki teorisini izleyen bazı yazarlar bu motifi farklı biçimlerde okumuş. Bir yoruma göre iki yüz, bir tür kask ya da teknolojik başlık. Bir başka yoruma göre ise İsimud, genetik bir deneyin ürünü, iki başlı bir varlık.
Akademik yorum ise sembolik. Mezopotamya sanatında tanrıların özellikleri, görünür sembollerle ifade ediliyordu. Ea'nın omuzlarından akan su, onun tatlı su tanrısı olduğunu gösteriyordu. Şamaş'ın omuzlarındaki ışınlar, güneş tanrısı olduğunu. İsimud'un iki yüzü de onun görevini, iki yöne bakan bir aracı olmasını gösteriyordu. Bu bir anatomi tarifi değil, bir görev tanımı.
İki yüz motifi, Mezopotamya sanatında İsimud'a özgü de değil. Bazı Akkad dönemi mühürlerinde başka tanrılar ya da varlıklar da iki yüzlü görülüyor. Bu motif, sanatçıların bir fikri, iki yöne bakmayı, görselleştirmek için kullandığı bir dildi.
Forumlarda İsimud
İsimud, forumlarda nadiren konuşuluyor. Ama konuşulduğunda, neredeyse her zaman Janus karşılaştırmasıyla. Türkçe bir mitoloji forumunda biri, İsimud ile Janus arasında bir bağlantı olup olmadığını sormuştu. Bir katılımcı, iki tanrı arasında doğrudan bir bağ olmadığını ama kapı ve geçiş fikrinin evrensel olduğunu yazmıştı. Bir başkası, Hint mitolojisindeki çok yüzlü tanrıları, Brahma'yı, hatırlatmıştı.
Bir Reddit başlığında ise "İnanna ve Enki" metni paylaşılmıştı ve yorumların çoğu İsimud'un o tekrarlanan cevabına odaklanıyordu: "Efendim onları kızınıza verdiniz." Bir kullanıcı, bu satırın, sarhoş bir gecenin ertesi sabahını herkese hatırlattığını yazmıştı. "Herkesin bir İsimud'a ihtiyacı var" diye bitirmişti.
Bir başka başlıkta, Adda Mührü'nün görselleri paylaşılmıştı ve biri İsimud'un iki yüzünün bir "uzaylı" olduğunu iddia etmişti. Bir başka katılımcı, aynı mühürde kanatlı İştar'ın ve dağlardan yükselen Şamaş'ın da olduğunu, bunların hepsinin sembolik olduğunu, birini gerçek anatomi sayıp diğerlerini sembol saymanın tutarsız olacağını hatırlatmıştı. Bence çok iyi bir nokta.
SohbeX teorisi: Kapının iki yüzü
Bu tamamen spekülatif bir düşünce. Belki İsimud'un iki yüzü, Eridu tapınağının coğrafyasıyla da ilgili. Eridu, tatlı su ile tuzlu suyun, bataklık ile çölün, deniz ile karanın buluştuğu bir sınırdaydı. Enki'nin veziri, bu sınırın kapı bekçisi olarak düşünülmüş olabilir. Bir yüz suya, bir yüz karaya. Bunun hiçbir metinsel kanıtı yok; sadece Eridu'nun konumunu düşünürken aklıma gelen bir fikir.
Kapanış yerine bir soru
İsimud'u düşünürken, kendi hayatımdaki "vezirleri" hatırlıyorum. Bir iş yerinde bir yöneticinin asistanı, bir okulda müdürün sekreteri, bir hastanede danışmadaki görevli. Kapıyı açan ya da kapatan insanlar. Hikayenin merkezinde değiller, ama hikaye onlar olmadan ilerlemiyor.
Siz hayatınızda iki yöne birden bakmak zorunda kaldığınız bir rolde bulundunuz mu? Hem yukarıya hem aşağıya, hem içeriye hem dışarıya? Belki de İsimud'un iki yüzü, hepimizin bazen taşımak zorunda kaldığı bir yük.
Giriş yap