Giriş yap
🏺 Anunnaki

Esagil'in son rahipleri: Marduk'un evinde gökyüzünü izleyenler

Bir tanrının en son ne zaman tapınıldığını bilebilir miyiz? Marduk için bu soru beni uzun süre meşgul etti. Babil'in en büyük tanrısı, imparatorlukların yükselip düştüğünü gördü. Asurlular geldi, Persler geldi, İskender geldi, Seleukoslar geldi, Partlar geldi. Ve Esagil'in rahipleri, bütün bu süre boyunca her gece gökyüzünü izleyip not almaya devam etti.

Marduk'u sürgüne giden heykeli ve meclisi Babil'e taşıyan tanrı olarak anlatmıştım. Bu kez onu son yüzyıllarında görmek istiyorum. Artık bir imparatorluğun tanrısı değil, Yunanca konuşan kralların egemenliği altında yaşayan bir kentin eski tanrısı olarak.

Astronomik günlükler

Babil'den, yaklaşık yedi yüzyıl boyunca tutulmuş bir kayıt dizisi kaldı. Araştırmacılar bunlara Astronomik Günlükler diyor. Tabletler, genellikle altı aylık dönemleri kapsıyor. Her gece ayın, gezegenlerin, yıldızların konumu kaydediliyor. Hava durumu, nehrin seviyesi, pazardaki fiyatlar ve kentte olan önemli olaylar da yazılıyor.

Bu günlüklerin bilinen en eski örnekleri MÖ yedinci yüzyılın ortalarına, en geçleri MÖ birinci yüzyıla ait. Abraham Sachs ve Hermann Hunger, bu tabletleri yıllar süren bir çalışmayla yayımladı. Bugün birkaç ciltlik bir edisyon olarak araştırmacıların elinde.

Günlükleri yazanlar, Esagil'e bağlı uzmanlardı. Akadca ṭupšar Enūma Anu Enlil, yani "Enuma Anu Enlil'in katipleri". Bu ad, büyük kehanet derlemesine atıfla verilmişti. Gökyüzünü izlemek, Marduk'a hizmet etmenin bir biçimiydi. Göksel işaretler, tanrıların iradesini taşıyordu.

Kralın ölümü

Bu günlüklerin en çok alıntılanan satırlarından biri, MÖ 323 Haziran'ına ait. Kısa bir ifade: "Kral öldü." Bu kral, Büyük İskender. Babil'de, kendi sarayında öldü. Günlüğü yazan katip, gökyüzündeki gözlemlerin arasına bu olayı not etti. Sonra yine ayın ve gezegenlerin konumlarına döndü.

Bu satır bana çok şey anlatıyor. Dünyanın en büyük fatihi ölmüştü, ama Esagil'in katipleri için bu, bir gecenin kayıtlarından biriydi. Yıldızlar hareket etmeye devam ediyordu. Ve onları izlemek gerekiyordu.

Günlüklerde başka olaylar da var. Gaugamela savaşından önce görülen bir ay tutulması. Seleukos krallarının Babil'e gelişleri. Kentteki yangınlar, salgınlar, kıtlıklar. Bir dönem fil sürülerinin geçişi. Esagil'in katipleri, gökyüzünü izlerken yeryüzünü de kaydediyordu.

Esagil'in meclisi

Seleukos döneminde Esagil, kendi iç yönetimine sahipti. Kaynaklarda Esagil'in kiništu adlı bir meclisi ve şatammu unvanlı bir yöneticisi geçiyor. Şatammu, tapınağın baş yöneticisi, kiništu ise tapınağın kıdemli üyelerinden oluşan bir kurul.

Bu kurul, tapınağın mali işlerini, tören düzenini, kralla ilişkilerini yönetiyordu. Bazı günlüklerde, şatammu ve kiništunun bir karar aldığı, bir tören düzenlediği, kralın bir mesajını okuduğu kaydediliyor. Marduk'un evi, kendi küçük meclisiyle kendini yönetiyordu.

Bu, bana tanrılar meclisinin son yansıması gibi geliyor. Enuma Eliş'te tanrılar bir araya gelip Marduk'u kral seçmişti. Bin yıllar sonra, Esagil'in rahipleri bir araya gelip Marduk'un evinin işlerini karara bağlıyordu. Meclis küçülmüştü, ama hâlâ toplanıyordu.

Antiokhos'un silindiri

MÖ 268'de, Seleukos kralı I. Antiokhos, Borsippa'daki Ezida tapınağını ve Babil'deki Esagil'i onardığını anlatan bir kil silindir yaptırdı. Bu silindir, Borsippa'da bulundu ve bugün British Museum'da. Metin Akadca, geleneksel bir Babil kral yazıtı biçiminde yazılmış.

Silindirde Antiokhos, kendisini "Esagil ve Ezida'nın bakıcısı" olarak tanıtıyor. Tuğlaları Hatti ülkesinde, yani Suriye'de, kendi elleriyle kalıba döktüğünü söylüyor. Nabu'ya ve Marduk'a dua ediyor. Bir Makedon kralı, bir Babil kralı gibi konuşuyor.

Bu silindir, Babil'de dikilen son büyük Akadca kral yazıtlarından biri. Antiokhos'un bu yazıtı neden yaptırdığı tartışılıyor. Belki Babil'deki rahiplerin desteğini kazanmak istiyordu. Belki de gerçekten Babil tanrılarına saygı duyuyordu. Belki ikisi birden.

Yunan tiyatrosu ve Marduk'un evi

Seleukos döneminde Babil'de bir Yunan tiyatrosu da inşa edildi. Kalıntıları Koldewey'in kazıları sırasında bulundu. Tiyatro, Babil'in yeni Yunanca konuşan sakinleri için yapılmıştı. Marduk'un tapınağından çok uzak olmayan bir yerde, Yunanca oyunlar sahneleniyordu.

Bu iki dünyanın bir arada yaşaması bana çok ilginç geliyor. Bir yanda Akadca dualar, ay gözlemleri, eski ritüeller. Diğer yanda Yunanca oyunlar, gymnasium, yeni tanrılar. Babil, artık tek bir kültürün kenti değildi. Ama Marduk'un evi, bu çoğulluğun ortasında hâlâ ayaktaydı.

Berossos, bu iki dünyanın arasında duran bir figürdü. Bel'in, yani Marduk'un rahibi olarak bilinen Berossos, Babil tarihini Yunanca yazdı ve eserini I. Antiokhos'a sundu. Eseri bugün sadece başka yazarların alıntılarıyla biliniyor. Ama Babil'in kendi geçmişini yeni efendilerine anlatma çabasını gösteriyor.

Son tabletler

Çivi yazısı ne zaman sona erdi? Bu sorunun kesin bir cevabı yok. Ama bilinen en geç tabletler, Babil ve Uruk'tan gelen astronomik metinler. Bunlardan bazıları MS birinci yüzyıla tarihleniyor. Yani İsa'dan sonra, Roma İmparatorluğu'nun Akdeniz'e hükmettiği bir dönemde, Babil'de hâlâ birileri çivi yazısıyla gökyüzünü kaydediyordu.

Bu son tabletleri yazanlar, büyük olasılıkla Esagil ile bağlantılı astronomlardı. Marduk'un tapınağı belki artık eskisi gibi değildi. Ama gökyüzünü izleme geleneği, onun etrafında yaşamaya devam ediyordu. Marduk'un son rahipleri, belki de son gökbilimcileriydi.

Partlar döneminde Babil yavaş yavaş boşaldı. Seleukeia gibi yeni kentler, ticaretin ve yönetimin merkezi oldu. Esagil'in ne zaman tamamen terk edildiğini bilmiyoruz. Ama MS ikinci yüzyıl civarında, Babil artık büyük ölçüde bir harabeydi.

Fiyat listesi gibi bir gökyüzü

Günlüklerin bir ayrıntısı beni her seferinde şaşırtıyor. Gezegen konumlarının hemen ardından, pazarda bir şekele kaç birim arpa, hurma, hardal, susam, yün alınabildiği yazılıyor. Gökyüzü ile çarşı, aynı tabletin üzerinde. Katipler, göksel işaretlerin yeryüzündeki fiyatlarla bir ilişkisi olup olmadığını izliyor gibiydi.

Bugün ekonomi tarihçileri bu fiyat kayıtlarını, antik dünyanın en uzun kesintisiz fiyat serilerinden biri olarak kullanıyor. Bert van der Spek ve meslektaşları, bu verilerle Helenistik Babil'in ekonomisini inceledi. Marduk'un rahiplerinin gökyüzünü okumak için tuttuğu notlar, bugün bir kentin enflasyonunu, kıtlıklarını, savaş dönemlerindeki fiyat sıçramalarını anlamamıza yarıyor.

Nehrin seviyesi de her ay kaydediliyordu. Fırat'ın yükselişi ve alçalışı, tarımın ve dolayısıyla fiyatların belirleyicisiydi. Bir katip, bir gece Jüpiter'in konumunu, ertesi gün nehrin kaç parmak yükseldiğini, ardından arpanın fiyatını yazıyordu. Bu üçü arasındaki bağı biz bugün başka türlü kuruyoruz. Ama onların da bir bağ aradığı belli.

Marduk'un yıldızı

Marduk'un göksel karşılığı Jüpiter'di. Akadca adıyla Jüpiter, genellikle "Marduk'un yıldızı" olarak anılıyordu. Babil astronomları Jüpiter'in hareketlerini özellikle dikkatle izledi. Mathieu Ossendrijver, 2016'da yayımladığı bir çalışmada, Babil'den gelen bazı tabletlerin Jüpiter'in hareketini bir yamuk alanı hesabıyla izlediğini gösterdi. Bu, ortaçağ Avrupa'sında ancak çok sonra bulunacak bir geometrik yöntemi hatırlatıyordu.

Sitchin ve Marduk'un sonu

Sitchin'in anlatısında Marduk, Anunnaki arasındaki uzun bir savaşın ardından Dünya'nın efendisi olmuş bir tanrı. Ona göre Marduk'un yükselişi, belirli bir astronomik çağın, Koç çağının başlangıcıyla ilişkili. Sitchin, Esagil'in astronomlarının bu kozmik çağları izlediğini öne sürüyor.

Akademik okuma ise Astronomik Günlükleri bir kehanet ve gözlem geleneğinin ürünü olarak görüyor. Rahipler gökyüzünü izliyordu, çünkü göksel olaylar tanrıların mesajlarıydı. Bu gözlemler zamanla son derece kesin hesaplamalara dönüştü. Babil astronomisi, Yunan astronomisini derinden etkiledi. Hipparkhos'un Babil verilerini kullandığı biliniyor.

Sitchin ile akademik okumanın bu noktada bir kesişimi var. İkisi de Esagil'in rahiplerinin gökyüzünü dikkatle izlediğini kabul ediyor. Ayrıldıkları yer, bu izlemenin amacı. Sitchin için bu, uzaylı tanrıların izlenmesi. Akademi için ise tanrıların iradesinin okunması ve bunun yanında bilimsel bir bilginin birikmesi.

Forumlarda Marduk'un sonu

Türkçe forumlarda Marduk'un sonu pek konuşulmuyor. Genellikle Babil'in düşüşü, Pers fethi ya da İskender'in ölümü üzerinden tartışılıyor. Bir başlıkta biri, "Kral öldü" satırının gerçek bir tablette olup olmadığını sormuştu. Cevap verenlerden biri British Museum'un çevrimiçi koleksiyonuna bağlantı vermişti.

İngilizce bir forumda ise son çivi yazısı tableti üzerine bir başlık vardı. Bir kullanıcı, Mezopotamya kültürünün tam olarak ne zaman sona erdiğini sormuştu. Cevaplar, bir kültürün bir günde bitmediğini, yavaş yavaş başka bir şeye dönüştüğünü belirtmişti.

SohbeX teorisi: Gözlemcinin tanrısı

Bu kısım spekülasyon. Marduk'un son yüzyıllarında, belki de onun kültü ile astronomi arasındaki sınır iyice silindi. Marduk'a hizmet etmek, gökyüzünü izlemek demekti. Ve gökyüzünü izlemek, Marduk'a hizmet etmekti. Tanrının kendisi, bir gözlem pratiğine dönüşmüş olabilir. Bu yorumu doğrudan destekleyen bir metin yok.

Okura soru

Marduk'u düşündüğümde, artık sadece Tiamat'ı yenen ve tanrıların kralı olan genç tanrıyı değil, imparatorluklar değişirken her gece aynı yıldızları izleyen yaşlı rahiplerin tanrısını görüyorum.

Siz bir şeyi yüzyıllar boyunca hiç bırakmadan kaydetmeye devam eden bir geleneği nasıl görürsünüz? Ve sizce gökyüzünü izlemek, bir ibadet olabilir mi?

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap