Ea ve meclis: Gece kurulan mahkemede cadılar yargılanıyor
Bir gece düşünün, ayın son günlerinden biri. Gökyüzünde ay yok, sadece yıldızlar var. Bir evin damında bir adam oturuyor, yanında bir büyü rahibi. Önlerinde balmumundan, kilden, hamurdan yapılmış küçük figürler. Rahip yıldızlara dönüyor ve bir dava açıyor. Davalı, adamı büyüleyen cadı. Hakimler ise gecenin tanrıları.
Bu sahne, Mezopotamya'nın en uzun büyü dizisinden biri olan Maklu'da anlatılıyor. Ve bu gece mahkemesinin arkasındaki büyük otorite, büyünün efendisi Ea. Ea'yı sazlık duvara fısıldayan ve Marduk'a yol gösteren baba olarak anlatmıştım. Burada ise onun insanlar için kurduğu, ya da kurulmasına izin verdiği mahkemelere bakmak istiyorum.
Maklu: Yakma
Maklu, Akkadçada "yakma" demek. Bu ad, ritüelin merkezindeki eylemden geliyor: Cadıları temsil eden figürler, ateşe atılıp yakılıyor. Dizi sekiz tablet dolusu büyü sözünden ve bunların nasıl uygulanacağını anlatan bir ritüel tabletinden oluşuyor.
Ritüel, bir gecede başlayıp sabaha kadar süren uzun bir tören. Asur dönemine ait metinlerden anlaşıldığına göre, bu tören ayın sonunda, özellikle Abu ayında, yani yaz ortasında yapılıyordu. Abu ayı, ölülerin ruhlarının yeryüzüne geldiğine inanılan bir dönemdi.
Maklu'nun ilk büyüsü çok etkileyici. Büyülenen kişi, gece tanrılarına sesleniyor. Ey gecenin tanrıları, sizi çağırıyorum, diyor. Bir cadı beni büyüledi, beni bağladı, bana kötülük yaptı. Benim davama bakın, hükmünüzü verin.
Bu çağrı, bir mahkemeye açılan davanın dilini kullanıyor. Büyülenen kişi davacı, cadı davalı, tanrılar yargıç. Ve yargı, figürlerin yakılmasıyla infaz ediliyor.
Gecenin tanrıları
Gecenin tanrıları kim? Maklu'da bu tanrılar, yıldızlar ve takımyıldızlar olarak düşünülüyor. Gündüz Şamaş yargılıyordu; gece ise yıldızlar.
Bu bana Şamaş'ın gece mahkemesi düşüncesini hatırlatıyor. Ama burada farklı bir şey var. Şamaş yeraltından geçerken, gökyüzünde yıldızlar nöbet tutuyor. Onlar da bir meclis. Gecenin meclisi.
Maklu'da sık sık anılan bir başka figür, Girra ya da Gibil, ateş tanrısı. Cadıların figürleri onun ateşinde yanıyor. Girra burada infazcı. Davanın hükmünü uygulayan güç.
Ve Ea, bütün bu sürecin bilgi kaynağı. Ritüelin doğru yapılması, sözlerin doğru söylenmesi, malzemelerin doğru seçilmesi, Ea'nın bilgeliğine dayanıyor. Rahip, kendini Ea'nın temsilcisi olarak tanıtıyor. Benim büyüm benim değil, Ea'nın büyüsüdür, diyor.
Cadıya karşı aynı silah
Maklu'nun en ilginç yanlarından biri, cadının yaptığına karşı aynı yöntemlerin kullanılması. Cadı, kurbanının figürünü yapıp ona zarar veriyordu. Rahip ise cadının figürünü yapıp onu yakıyor.
Bu bir tür ayna mantığı. Cadının silahı, ona geri çevriliyor. Agušaya şiirinde İştar'ın karşısına çıkarılan Saltu'yu hatırlıyorum. Orada da bir ayna vardı. Mezopotamya düşüncesinde, kötülüğü yenmenin bir yolu onu kendisine yansıtmak.
Maklu'nun bazı büyüleri, cadının sözlerinin onun kendi ağzına geri dönmesini istiyor. Onun büyüsü onun başına, onun kötülüğü onun kendi bedenine gelsin. Bu ifadeler, hukuki bir karşılık ilkesine benziyor.
Şurpu: Başka bir yakma
Maklu'nun kardeşi gibi bir başka büyü dizisi daha var: Şurpu. Şurpu da "yakma" demek. Ama Şurpu'nun amacı farklı. Maklu bir dışarıdaki düşmanı, yani cadıyı hedef alıyor. Şurpu ise insanın kendi içindeki bir suçu, bilmeden işlenmiş bir günahı temizlemeyi amaçlıyor.
Şurpu'da hasta ya da talihsiz bir insan, neden acı çektiğini bilmiyor. Belki bir tabuyu çiğnedi, belki farkında olmadan bir yemini bozdu, belki bir tanrıyı kızdırdı. Ritüelde bu bilinmeyen suçlar, sembolik olarak yakılıyor.
Yakılan şeyler çok somut. Bir soğan, kat kat soyuluyor ve ateşe atılıyor. Bir hurma salkımı, tek tek koparılıyor ve yakılıyor. Bir yün çilesi, çözülüyor ve yakılıyor. Her nesne yanarken, suçun da yanması ve bir daha geri gelmemesi isteniyor.
Soğan imgesi bana çok güzel geliyor. Soğan bir kez soyulup yakılınca, bir daha bütün olamaz. Suç da öyle; bir kez temizlenince, bir daha eski haline dönmemeli.
Günahların listesi
Şurpu'nun ikinci tableti, Mezopotamya ahlak anlayışının en zengin belgelerinden biri. Bu tablette, insanın bilmeden işlemiş olabileceği suçların uzun bir listesi var.
Babayla oğlu birbirine düşürdü mü? Anneyle kızı birbirine düşürdü mü? Komşusunun evine girdi mi? Komşusunun eşine yaklaştı mı? Yanlış terazi kullandı mı? Sınır taşını yerinden oynattı mı? Evet derken hayır, hayır derken evet dedi mi? Bir tanrıya söz verip sunusunu yapmadı mı?
Bu liste, bir vicdan muhasebesi gibi okunuyor. Hasta, bu soruların her birini düşünüyor. Ve ritüel, hangisini işlediyse onun bağını çözüyor.
Listenin bazı maddeleri bana çok modern geliyor. Ağzıyla evet, yüreğiyle hayır demek. Yani ikiyüzlülük. Bu madde, sadece eylemleri değil, niyetleri de sorguluyor.
Bu liste, Mısır'daki Ölüler Kitabı'nın 125. bölümündeki olumsuz itiraflarla sık sık karşılaştırılıyor. Orada da ölü, yapmadığı suçları tek tek sayıyor. İki kültür, ahlakı benzer bir liste biçiminde düşünmüş. Ama Mısır'da liste ölümden sonra, Mezopotamya'da ise hastalık sırasında okunuyor.
Sabahın gelişi
Maklu ritüelinin sonu da çok anlamlı. Gece boyunca süren dava, şafakla birlikte tamamlanıyor. Güneş doğarken, yani Şamaş göğe yükselirken, büyülenen kişi suyla yıkanıyor ve arınıyor. Gecenin yargıçları hükmünü vermiş, güneşin yargıcı ise bu hükmü onaylıyor.
Bu geçiş bana çok güzel kurgulanmış geliyor. Karanlıkta başlayan bir korku, aydınlıkta sona eriyor. Cadının figürleri kül olmuş, kişi temizlenmiş, yeni bir gün başlamış.
Ritüelde bir de kapıya yapılan işlemler var. Evin girişi, cadıların ve kötü ruhların bir daha içeri girememesi için korunuyor. Kapı eşiğine bazı maddeler sürülüyor, bazı sözler söyleniyor. Mahkeme kararı, bir tür uzaklaştırma kararıyla tamamlanıyor.
Maklu'nun bu bölümleri, ritüelin sadece bir tören değil, bir hukuki süreç gibi düşünüldüğünü bir kez daha gösteriyor. Dava, hüküm, infaz ve koruma tedbiri. Hepsi tek bir gecede, bir evin damında, yıldızların altında.
Ea neden bu mahkemelerin arkasında?
Ea'nın bu büyü mahkemelerindeki rolü, onun büyük tanrılar meclisindeki rolüyle uyumlu. Atrahasis'te Ea, Enlil'in sert kararlarına karşı insanları korumak için bir yol buluyordu. Tufanı haber veriyor, gemi yapılmasını sağlıyordu.
Maklu ve Şurpu'da da Ea, insanlara bir kurtuluş yolu sunuyor. Bir cadı ya da bilinmeyen bir suç, insanı tanrıların öfkesine açık bırakıyor. Ea, bu durumdan kurtulmak için bir yöntem, bir ritüel, bir dava yolu açıyor.
Bu yüzden Ea'yı insanların avukatı ve hukuk danışmanı olarak düşünmek bana mantıklı geliyor. Büyük meclis kararlarını alıyor; Ea ise bu kararların etkilerini hafifletmenin yollarını öğretiyor.
Sitchin ve Ea'nın büyüsü
Sitchin'in anlatısında Enki ya da Ea, Anunnaki'nin baş bilimcisi. Onun büyüsü, Sitchin'e göre aslında bilim ve teknoloji. Büyü sözleri, belki de bir talimat dizisi; ritüeller, belki de tıbbi prosedürler.
Maklu ve Şurpu, bu yorum için ilginç bir test. Bu ritüellerde yapılan şeyler, bir soğanı soymak, bir figürü yakmak, yıldızlara seslenmek. Bunları tıbbi bir prosedür olarak okumak zor. Ama Mezopotamya tıbbında büyü ve ilaç birlikte kullanılıyordu; aşipu ve asu, aynı hastanın başında birlikte çalışabiliyordu.
Akademik yorum, bu ritüelleri Mezopotamya'nın kötülük, suç ve arınma anlayışının ifadeleri olarak okuyor. Bunlar, bir toplumun belirsizlikle başa çıkma yöntemleri. Neden acı çektiğini bilmeyen bir insana, bir neden ve bir çözüm sunuyorlar.
Forumlarda cadılık
Türkçe forumlarda Mezopotamya büyüsü genellikle "kara büyünün kökeni" başlıklarıyla konuşuluyor. Bir başlıkta biri, Maklu'nun Avrupa'daki cadı avlarının bir öncüsü olduğunu öne sürmüştü. Bir başkası, Mezopotamya'da cadılara karşı yapılan ritüellerin sembolik olduğunu, gerçek insanların yakılmadığını hatırlatmıştı. Bu ayrım bence çok önemli.
İngilizce forumlarda ise Tzvi Abusch'un Maklu üzerine yaptığı çalışmalar sık sık anılıyor. Bir kullanıcı, Abusch'un Maklu'nun zamanla birçok ayrı büyünün birleştirilmesiyle oluştuğunu gösterdiğini yazmıştı. Bir başkası, bu birleştirme sürecinin İncil'in oluşumu tartışmalarına benzediğini eklemişti.
SohbeX teorisi: Bilinmeyen suçun teselli edici gücü
Bu kısım spekülasyon. Şurpu'daki günah listesi, belki de hastalar için bir teselliydi. Neden acı çektiğini bilmemek, belki de acının kendisinden daha korkutucuydu. Liste, insana olası nedenleri gösteriyor ve hepsini birden temizlemenin bir yolunu sunuyordu. Belirsizlik, bir ritüelin sınırları içinde yönetilebilir hale geliyordu. Bu yorumu psikolojik bir tahmin olarak sunuyorum, metinlerin açıkça söylediği bir şey olarak değil.
Size kalan
Ea'yı düşündüğümde, artık bir yıldızlı gecede bir dam üstünde açılan bir davayı ve kat kat soyulan bir soğanı görüyorum.
Siz kendi hayatınızda, nedenini bilmediğiniz bir sıkıntı için hiç bir liste yaptınız mı? Ve sizce bir suçu sembolik olarak yakmak, onu gerçekten geride bırakmaya yardımcı olabilir mi?
Giriş yap