Giriş yap
🏺 Anunnaki

Dumuzi'nin kenti: Bad-tibira ve "ülkenin kalıbı" tapınağı

Bir tanrının nerede oturduğunu sormak, Mezopotamya'da çoğu zaman kolay bir soru. Enlil Nippur'da, Enki Eridu'da, Nanna Ur'da. Dumuzi'ye gelince iş karışıyor. Çoban tanrı her yerde ağlanan biri; ama kendine ait bir kenti var mıydı? Bu soruya verilecek en iyi cevap, bugün Irak'ın güneyinde, Tell al-Madain denen bir höyükte yatıyor olabilir. Antik adı Bad-tibira.

Dumuzi'yi daha önce iki kez ele almıştım. Bir kez rüyası ve kaçışıyla, bir kez de meclisin kapısında bekleyen tanrı olarak. Bu kez bir haritaya bakmak istiyorum. Çünkü bir figürün kült merkezi, onun gerçekte nasıl algılandığını bize mitlerden daha dürüst anlatabilir.

Kral listesindeki çoban

Sümer Kral Listesi'nin tufan öncesi bölümünde krallık Eridu'dan Bad-tibira'ya geçer. Bad-tibira'da hüküm süren krallardan biri "Dumuzi, çoban" olarak anılır. Listenin tufan sonrası bölümünde ise Uruk hanedanı içinde bir başka Dumuzi daha var; bu kez balıkçı olarak tanıtılıyor ve Kuara kentinden geliyor.

Burada dikkatimi çeken şey, liste yazarlarının çoban Dumuzi'yi özellikle Bad-tibira'ya bağlaması. Bu kent adının kendisi de ilginç. Sümerce "bad" sur ya da kale, "tibira" ise bakır işçisi ya da metal ustası anlamına gelen bir kelimeyle ilişkilendiriliyor. Yani kabaca "metal ustalarının kalesi". Bu okuma kesin değil; kelimenin Sümerce mi yoksa daha eski bir alt katmandan mı geldiği tartışılıyor. Ama kentin adı, ileride göreceğimiz gibi, alternatif yorumcuların çok sevdiği bir malzeme oldu.

Emuškalamma: Ülkenin kalıbı

Bad-tibira'daki ana tapınağın adı E-muš-kalamma. Genellikle "ülkenin köşe taşı evi" ya da "ülkenin kalıbı evi" diye çevriliyor; "muš" kelimesinin burada tam olarak ne demek olduğu konusunda farklı öneriler var. Bu tapınak, İnanna'nın Yeraltına İnişi metninde de geçiyor. İnanna inmeden önce yedi kentteki tapınaklarını terk eder ve Bad-tibira'daki Emuškalamma da bunlardan biridir. Yani İnanna'nın da bu kentte bir evi vardı.

Bu ayrıntı bana bir şey söylüyor. Bad-tibira, Dumuzi ile İnanna'nın birlikte anıldığı yerlerden biri. Kutsal evlilik geleneğinin, yani kralın Dumuzi rolüne bürünüp İnanna ile sembolik olarak evlendiği törenlerin, belki de en eski yuvalarından biri burasıydı. Ama "belki" kelimesinin altını çizmek gerek; bu törenin nerede ve nasıl yapıldığı konusunda kaynaklar dağınık.

Kazılar ne gösterdi?

Tell al-Madain, büyük bir sistematik kazı görmedi. Yüzey araştırmaları ve küçük ölçekli çalışmalar yapıldı, ama Ur ya da Nippur ölçüsünde bir keşif hikayesi yok. Höyükten çıktığı bilinen yazıtlar arasında Lagaş kralı Enmetena'nın bir yazıtı var. Bu yazıtta Enmetena, Bad-tibira'da İnanna ve Lugal-emuš için bir tapınak inşa ettiğini, Uruk ile Lagaş arasında kardeşlik kurduğunu söylüyor.

Lugal-emuš ismi burada önemli. "Emuš'un efendisi" demek ve birçok araştırmacı bu figürün Dumuzi'nin yerel bir adı ya da onunla özdeşleştirilen bir tanrı olduğunu düşünüyor. Yani Dumuzi bu kentte "Emuš'un efendisi" olarak tapınım görüyordu. Tanrının kendisi tapınağın adından türeyen bir unvanla anılıyordu.

Bu da bize Mezopotamya'daki tanrı-mekan ilişkisinin bir özelliğini gösteriyor. Tanrı, oturduğu evle tanımlanabiliyordu. Bir tapınağın efendisi olmak, bir ismin kendisi kadar güçlü bir kimlik veriyordu.

Dumuzi'nin diğer evleri

Dumuzi sadece Bad-tibira ile sınırlı değildi. Ur III dönemine ait idari belgelerde, özellikle Umma ve Lagaş çevresinden gelen tabletlerde, Dumuzi için yapılan sunulara ve bayramlara rastlanıyor. Lagaş bölgesinde Ki-nirša denen bir yerde "Abzu'nun Dumuzi'si" adlı bir figüre kült yapıldığı biliniyor. Bu Dumuzi-abzu, aslında farklı bir tanrı olabilir; Enki'nin çevresinden gelen, su ile ilişkili bir figür. İsim benzerliği, eski çağlarda bile insanları şaşırtmış olabilir.

Ayrıca Uruk'ta, Kullaba'da ve Ur'da Dumuzi'nin kültüne dair izler var. Ama bunların çoğu ya ağıt metinleri ya da sunu listeleri. Kendi büyük tapınağı olan, Enlil'in Ekur'u gibi gösterişli bir yapıya sahip bir tanrı değildi. Daha çok, başka tanrıların evlerinde konuk olan, bayram zamanlarında hatırlanan biriydi.

Tanrılar arasındaki ilişki

Dumuzi'nin kült haritası, onun tanrılar arasındaki yerini de yansıtıyor. İnanna'nın eşi olarak yüksek bir statüsü var, ama kendi başına bir meclis üyesi gibi davranmıyor. Annesi Duttur, ablası Geştinanna. İkisi de kırsal, çoban ve bağ dünyasından gelen figürler. Dumuzi'nin ailesi, büyük kentlerin tanrı soylarından çok, ağılların ve sürülerin ailesi gibi duruyor.

Bu bana şunu düşündürüyor. Belki de Dumuzi, şehirlerin tanrısı olmaktan çok, şehirlerin çevresindeki hayvancılık ekonomisinin tanrısıydı. Bad-tibira gibi bir kentte tapınağı olması, o kentin belki de geniş otlaklara yakın bir ticaret ve metal merkezi olmasıyla ilgili olabilir. Ama bu benim yorumum; kanıtlar dağınık.

Akademik okuma

Akademisyenlerin Dumuzi konusundaki genel görüşü şöyle toparlanabilir. Dumuzi, ölüp geri dönen bir tanrı olarak doğrudan tanımlanamaz; daha çok yasla anılan, yeraltına götürülen ve yılın bir kısmında yokluğu hissedilen bir figür. Thorkild Jacobsen onu sütün ve bereketin, yani ilkbaharda sağılan sütün ve yaz sıcağıyla kesilen bolluğun tanrısı olarak yorumladı. Bendt Alster ise Dumuzi metinlerinin edebi yapısına ve ağıt geleneğine odaklandı.

Bad-tibira'nın önemi, akademik literatürde genellikle kral listesi ve tapınak isimleri üzerinden tartışılıyor. Kentin Dumuzi kültü için merkez sayılması, büyük ölçüde İnanna'nın İnişi'ndeki tapınak listesi ve kral listesindeki çoban Dumuzi kaydıyla destekleniyor.

Sitchin'in Bad-tibira'sı

Zecharia Sitchin, Bad-tibira adını "metal işleme yeri" olarak çevirdi ve buradan büyük bir sonuç çıkardı. Ona göre Bad-tibira, Anunnaki'nin Dünya'ya geldikten sonra kurduğu bir metalurji merkeziydi. Afrika'dan çıkarılan cevherler burada işleniyor, sonra uzaya gönderiliyordu. Tufan öncesi kentlerin sıralaması da ona göre bir iniş koridorunun parçasıydı; Eridu, Bad-tibira, Larak, Sippar ve Şuruppak, bir uzay limanına giden rotayı belirliyordu.

Bu okuma çekici, çünkü kentin adıyla oynuyor. Ama sorunları var. Birincisi, "tibira" kelimesinin anlamı kesin değil. İkincisi, kral listesi Bad-tibira'da hüküm süren krallardan bahsediyor, bir fabrikadan değil. Üçüncüsü, bu kentte yapılan hiçbir kazı, Sitchin'in tarif ettiği türden büyük ölçekli bir metal işleme tesisine işaret etmedi. Sitchin'in okumasında Dumuzi de neredeyse hiç yer almıyor; çoban kral, kentin "gerçek" işlevinin arkasında kaybolup gidiyor.

Bence bu karşılaştırmanın en ilginç yanı şu. Akademik okuma kentte bir çoban tanrının evini ve yasını görüyor. Sitchin ise aynı kentte bir sanayi tesisi görüyor. İkisi de aynı isimden yola çıkıyor, ama tamamen farklı hayatlar hayal ediyor.

Forumlarda Bad-tibira

Forumlarda Bad-tibira genellikle Sitchin çevresinden tartışılıyor. "Tufan öncesi metal merkezi" fikri, alternatif tarih sitelerinde ve YouTube yorumlarında sık sık tekrarlanıyor. Bazı kullanıcılar, bölgede yapılacak bir kazının "gerçeği ortaya çıkaracağını" ama bunun bilerek engellendiğini öne sürüyor.

Daha dengeli tartışmalarda ise başka sorular var. Bir kullanıcı, Dumuzi'nin neden hem çoban hem de bir metal kentinin kralı olarak anıldığını soruyor. Bir başkası, belki de Bad-tibira'nın bir ticaret kenti olduğunu, çevredeki çoban toplulukların ürünleriyle metal ticareti arasında bir köprü kurduğunu öne sürüyor. Reddit'teki bir Asuroloji başlığında ise biri, Tell al-Madain'in neden hâlâ kapsamlı biçimde kazılmadığını sordu; cevap olarak güvenlik koşulları, finansman ve önceliklerin başka höyüklere verilmesi sıralandı.

Türkçe forumlarda konu daha çok "Anunnaki madenleri" başlığı altında açılıyor. Orada Bad-tibira, Afrika'daki altın madenleriyle Sümer arasındaki bir durak gibi anlatılıyor. Kaynak sorulduğunda ise neredeyse her zaman Sitchin'in kitaplarına dönülüyor.

SohbeX teorisi: Kalıbın efendisi

Şimdi spekülasyona geçiyorum; bu bölümü bir teori olarak okuyun, kanıt olarak değil.

Emuškalamma adını "ülkenin kalıbı" diye okursak ilginç bir ihtimal ortaya çıkıyor. Kalıp, bir şeyin biçimini veren şey. Metal dökümünde kalıp, erimiş bakırın şeklini belirliyor. Tuğla yapımında kalıp, kerpicin ölçüsünü belirliyor. Belki de Bad-tibira, bir zamanlar bölgedeki ölçü ve biçim standartlarının belirlendiği bir merkezdi; tuğla kalıplarının, ağırlık birimlerinin ya da metal külçelerin ölçülerinin korunduğu bir yer.

Dumuzi'nin çoban olması bununla çelişmiyor. Çobanlar da sayar, ölçer, sürüyü bölüştürür. Bir çoban tanrının bir "kalıp evi"nde oturması, onun düzen koruyucu bir rolü olduğunu düşündürebilir. Sitchin'in metal fabrikası ile akademisyenlerin ağıt kenti arasında, belki de üçüncü bir okuma var: Ölçünün ve biçimin kenti.

Bunu destekleyen doğrudan bir yazıt bilmiyorum. Ama tapınak adlarının çoğu zaman bir işlevi yansıttığını düşününce, bu ismin üzerine biraz daha düşünmek gerekiyor.

Okura soru

Bir tanrının kendi büyük tapınağı yoksa, sadece başkalarının evlerinde konuk oluyorsa, onu daha az önemli mi sayarsınız? Yoksa her yerde ağlanan bir tanrı, tek bir yerde oturan bir tanrıdan daha mı güçlüdür?

Ben ikinci ihtimale daha yakın duruyorum. Dumuzi'nin gücü bir binada değil, yılın döngüsünde saklıydı. Ama Bad-tibira'nın gerçekten kazılacağı günü de merakla bekliyorum. Belki de toprağın altında, ne Sitchin'in ne de bugünkü akademisyenlerin tahmin ettiği bir hikaye yatıyor. Siz o höyükte ne bulmayı umardınız?

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap