Abzu ve meclis: Derin suların evinden Nippur'a giden ziyafet
Bazı evler sadece içinde yaşayanlar için değildir. Bir köyün en eski evi, bayramlarda herkesin toplandığı yer olur. Ev sahibi değişir, ama evin kendisi topluluğun hafızasını taşır. Ve bazen o ev, kendi duvarlarının dışına taşar; bir sofrayı, bir hikayeyi, bir bilgeyi başka yerlere gönderir.
Abzu, Mezopotamya'da böyle bir evdi. Hem bir kozmik su katmanı, hem Enki'nin Eridu'daki tapınağı, hem de bilgeliğin kaynağı. Abzu'yu Eridu'nun tatlı suyu olarak daha önce anlatmıştım. Bu kez onu tanrılar meclisiyle ilişkisi içinde okumak istiyorum. Abzu'dan çıkan bir ziyafet, Abzu'dan gelen bilgeler ve Abzu'ya kimsenin kolay kolay giremeyişi.
Bir tapınağın açılış daveti
Enki'nin Nippur'a Yolculuğu adlı Sümer şiiri, Enki'nin Eridu'da kendi evini, yani Abzu'yu, inşa etmesiyle başlıyor. Ev gümüşle ve lapis lazuliyle süsleniyor. Şiir, evi uzun uzun övüyor: Denizin ortasında yükselen bir dağ gibi, ışık saçan, şarkı söyleyen bir ev.
Sonra Enki, kayığına biniyor ve Nippur'a doğru yola çıkıyor. Yanında yiyecekler, içecekler var. Nippur'a vardığında Enlil'in kentinde bir ziyafet hazırlıyor. An'ı başköşeye oturtuyor, Enlil'i An'ın yanına oturtuyor, Nintur'u onun yanına. Anunnaki de sırayla yerlerini alıyor.
Ziyafetin sonunda, bira ve şarap içildikten, sofralar toplandıktan sonra Enlil konuşuyor. Anunnaki'ye dönüyor ve Enki'nin evini övüyor. Kardeşim Enki bir ev yaptı, diyor, Abzu'yu bir dağ gibi yükseltti. Enlil'in bu övgüsü, şiirin doruk noktası.
Bu sahnede meclis ile Abzu arasındaki ilişki çok net görünüyor. Enki, kendi tapınağını bitirdiğinde onu meclise onaylatmaya gidiyor. Ama meclisi Eridu'ya çağırmıyor; ziyafeti Nippur'a götürüyor. Meclisin evi Nippur. Yeni bir tapınağın onayı orada alınıyor. Ve onay, bir ziyafet sofrasında, Enlil'in ağzından geliyor.
Oturma düzeni
Bu ziyafet sahnesindeki oturma düzeni bana çok şey anlatıyor. Enki, ev sahibi olmasına rağmen başköşeye oturmuyor. An'ı başa, Enlil'i yanına, ana tanrıçayı onun yanına oturtuyor. Kendisi, sofrayı hazırlayan ve hizmet eden konumunda.
Mezopotamya'da bir ziyafetin oturma düzeni, bir hiyerarşi belgesiydi. Kim kimin yanında oturur, kim kime ilk kadehi sunar, bunlar statüyü gösterirdi. Enki'nin An'ı ve Enlil'i öne koyması, kendi tapınağının onayını alırken saygısını göstermesi.
Ninhursağ yazısında anlattığım sıra meselesi burada da görünüyor. Bu şiirde ana tanrıça Nintur adıyla, An ve Enlil'in hemen ardından oturuyor. Yani meclisin üst sırasında. Siz hiç bir davette oturma düzeninin, söylenen bütün sözlerden daha çok şey anlattığını hissettiniz mi?
Yedi bilge: Abzu'nun elçileri
Abzu'nun meclisle ilişkisinin bir başka yanı, Abzu'dan gelen bilgeler. Mezopotamya geleneğinde apkallu adı verilen yedi bilge vardı. Bu bilgeler, tufandan önce, ilk krallar zamanında Abzu'dan çıkıp insanlara uygarlığın sanatlarını öğretmişti.
Uruk'tan Seleukos dönemine ait bir tablette, bu yedi bilge ve onların hizmet ettiği krallar sıralanıyor. İlk bilge U-Anna, Ayalu adlı kralın zamanında. Bu tablet, bilgelerin adlarını ve hangi kralla birlikte olduklarını gösteren bir liste.
Babilli rahip Berossos, MÖ 3. yüzyılda Yunanca yazdığı Babil tarihi kitabında, bu bilgelerin ilkini Oannes adıyla anlatıyor. Oannes, Kızıldeniz'den, yani Basra Körfezi'nden çıkan, balık gövdeli ama insan başlı ve insan ayaklı bir varlık. Gündüz insanlara yazıyı, matematiği, tarımı, kent kurmayı, yasa yapmayı öğretiyor; gece denize dönüyor.
Bu bilgeler, Asur saraylarının kabartmalarında da görülüyor. Kuş başlı ya da balık giysili figürler, ellerinde bir kova ve bir kozalak benzeri nesne tutarak koruma ritüelleri yapıyor. Bu figürler, apkallu olarak yorumlanıyor.
Meclis açısından bakınca, bilgeler Abzu'nun, yani Enki'nin elçileri. Meclisin kararlarını değil, Enki'nin bilgeliğini insanlara taşıyorlar. Bu, Enki'nin meclisle olan bağımsız ilişkisinin bir başka yüzü. Meclis kararları Nippur'da alınıyor, ama bilgelik Eridu'dan, Abzu'dan geliyor.
Adapa: Bilgenin göğe yolculuğu
Yedi bilgeden biri, bazı geleneklerde ilki, Adapa. Adapa mitini Dumuzi ve An yazılarında farklı açılardan anlatmıştım. Burada Abzu açısından bakmak istiyorum. Adapa, Eridu'nun rahibi ve Ea'nın hizmetkarı. Abzu'nun bilgeliğiyle donatılmış, ama ölümsüzlük verilmemiş bir insan.
Anu, Adapa'yı göğe çağırdığında, aslında Abzu'nun bilgeliği göğün meclisiyle karşılaşıyor. Ea, Adapa'yı uyarıyor: Sana ölüm yiyeceği ve ölüm suyu verecekler, yeme, içme. Ama Anu, Adapa'ya yaşam yiyeceği ve yaşam suyu sunuyor. Adapa, Ea'nın uyarısına uyarak reddediyor. Ve ölümsüzlüğü kaçırıyor.
Bu sahne, Abzu ile gök meclisi arasındaki gerilimi gösteriyor. Ea, kendi bilgesini göğün tuzaklarından korumaya çalışıyor ama aslında onu bir hediyeden mahrum bırakıyor. Ea bunu bilerek mi yaptı, yoksa Anu'nun tepkisini yanlış mı tahmin etti? Akademisyenler bu soruyu yüzyıldır tartışıyor ve kesin bir cevap yok.
Abzu'nun kapısı
Abzu'nun meclisle ilişkisinin bir de yasak yanı var. Enki ve Ninmah metninde Enki, kimsenin giremediği derin suların içinde uyuyor. İnanna ve Enki metninde İnanna, Eridu'ya girmeden önce Abzu'nun kapısında bekletiliyor; Enki'nin veziri İsimud onu karşılıyor.
Abzu, meclisin herkese açık bir mekanı değil. Enki'nin özel alanı. Bir tanrı bile oraya ancak davetle girebiliyor. Bu, Nippur'daki meclis salonundan çok farklı. Nippur herkesin evi, Abzu ise tek bir tanrının evi.
Bu ayrımın Mezopotamya tapınak mimarisinde de karşılığı vardı. Tapınakların iç kısımları, sadece rahiplerin girebildiği kutsal alanlardı. Halk dış avlularda toplanabiliyordu, ama tanrının heykelinin bulunduğu iç oda kapalıydı. Abzu, kozmik ölçekte bu iç odanın karşılığı gibi düşünülebilir.
Bilgeyi kızdıran bilgeler
Yedi bilgenin hikayesi hep parlak değil. Bazı geç dönem metinlerinde bilgelerden birinin ya da birkaçının tanrıları öfkelendirdiği ve Abzu'ya geri gönderildiği anlatılıyor. Erra Destanı'nda Marduk, bilgeleri Abzu'ya indirdiğini ve onları bir daha yukarı çıkarmadığını söylüyor. Erra yazısında bu destanın veba tarafını anlatmıştım.
Bu satırlar, Abzu ile meclis arasındaki ilişkinin her zaman uyumlu olmadığını gösteriyor. Bilgi, insanlara verilebildiği gibi geri de alınabiliyor. Meclis, bilgelerin varlığını bir lütuf olarak görüyor, ama bu lütfu kendi kontrolü altında tutmak istiyor. Bir bilge fazla ileri gittiğinde, kaynağına, yani derin sulara geri yollanıyor.
Ben bu ayrıntıyı okuyunca, Mezopotamyalıların bilgiye karşı hem hayranlık hem de temkin taşıdığını düşündüm. Uygarlığı getiren bilgi, kontrolsüz kaldığında tehlikeli de olabilir. Bu duygu bana hiç yabancı gelmiyor. Bugün de yeni bir buluş karşısında aynı ikiliği yaşıyoruz.
Sitchin'in Abzu'su ve Oannes
Sitchin'in anlatısında Abzu, Güney Afrika'daki altın madenlerinin bulunduğu bölge. Enki'nin oradaki karargahı. Sitchin, Abzu'yu bir coğrafi yer olarak okuyor ve bu yüzden Enki'nin Nippur'a yolculuğunu da Afrika'dan Mezopotamya'ya bir yolculuk olarak yorumluyor.
Oannes konusunda ise sadece Sitchin değil, birçok eski astronot yazarı bu figürü uzaylı ziyaretinin bir kanıtı olarak sunuyor. Balık giysili, sudan çıkan, uygarlık öğreten bir varlık. Bazı yazarlar Oannes'in giysisini bir dalış ya da uzay giysisi olarak yorumluyor.
Akademik yorum Oannes'i ve apkallu figürlerini, Mezopotamya'nın uygarlığın kökenine dair kendi açıklaması olarak görüyor. Uygarlık, Eridu'nun suyundan, yani Enki'nin bilgeliğinden geliyor. Balık giysisi ise Eridu'nun bataklık ve deniz kıyısı kültürüyle bağlantılı bir sembol. Asur kabartmalarındaki apkallu figürleri de koruyucu ruhlar olarak, kapı eşiklerinde ve saray duvarlarında yer alıyor.
Forumlarda yedi bilge
Türkçe forumlarda Oannes, Anunnaki konusunun en sevilen figürlerinden biri. Bir gizem forumunda biri, Oannes'in Dogon kabilesinin Nommo adlı su varlıklarıyla aynı olduğunu iddia etmişti. Bir başka katılımcı, Dogon anlatılarının 20. yüzyılda bir antropolog tarafından kaydedildiğini ve bu kaydın güvenilirliğinin sonradan tartışıldığını hatırlatmıştı.
İngilizce bir forumda ise Asur kabartmalarındaki apkallu figürlerinin ellerindeki "çanta" tartışılıyordu. Bir kullanıcı, bu çantanın dünyanın her yerinde benzer görüntülerde bulunduğunu ve ortak bir uzaylı teknolojisini gösterdiğini öne sürmüştü. Bir başkası, Mezopotamya'daki bu nesnenin büyük ihtimalle bir kova olduğunu ve arınma ritüellerinde su taşımak için kullanıldığını yazmıştı. Mühürlerdeki kozmik çanta yazısında bu tartışmayı ayrıntılı anlatmıştım.
SohbeX teorisi: İki merkez
Bu kısım spekülasyon. Belki Mezopotamya'nın dini düşüncesi iki merkez etrafında dönüyordu: Nippur'daki meclis ve Eridu'daki Abzu. Biri karar, diğeri bilgi. Biri kurallar, diğeri beceri. Enki'nin Nippur'a ziyafet götürmesi, bu iki merkezin buluşmasının ritüel bir ifadesi olabilir: Bilgi, kararın önünde saygıyla eğiliyor ve kararın onayını alıyor. Bu, metinlerden çıkardığım bir yorum; kesin bir kanıtı yok.
Kapanırken
Abzu'yu düşündüğümde, bir köyün en eski evini görüyorum. Kapısı her zaman açık değil, ama ondan çıkan sofralar bütün köyü doyuruyor.
Sizce bilgi ile karar arasındaki ilişki nasıl olmalı? Bilgi, karar verenin önünde eğilmeli mi, yoksa kendi kapısını kapalı tutup bağımsız kalmalı mı?
Giriş yap