Cumhuriyet'in divası
Müzeyyen Senar, yetmiş yılı aşan sanat hayatıyla Türk sanat musikisinin en uzun soluklu seslerinden biridir. "Cumhuriyetin Divası" diye anıldı; çünkü sanat hayatı neredeyse Cumhuriyet'in kendisiyle yaşıttı. 1930'ların başında radyoda başlayan sesi, 2000'lerde genç pop yıldızlarıyla yaptığı kayıtlara kadar uzandı.Bu uzun hayatın en çok anlatılan sayfası, Atatürk'ün huzurunda verdiği konserlerdir. 1936-1938 arasında beş kez Atatürk'ün sofrasında şarkı söyledi. İlki 19 Aralık 1936'da Dolmabahçe Sarayı'nda, sonuncusu Haziran 1938'de Savarona yatında oldu. Bu yazıda Bursalı genç bir kızın Atatürk'ün en sevdiği sesler arasına girişini ve sonrasında süren uzun sanat yolculuğunu anlatıyoruz.

Tarih notu
Kronoloji: 16 Temmuz 1918 Bursa'da doğum; Anadolu Musiki Cemiyeti'nde ilk dersler; İstanbul Radyosu'nda Kemal Niyazi Seyhun ile perşembe programları; 1933 yazı Belvü Gazinosu; 19 Aralık 1936 Dolmabahçe'de Atatürk'ün huzurunda ilk konser; Bursa Çelik Palas konseri; 1937 Mudanya'da Ege vapurunda Cumhuriyet balosu; Haziran 1938 Savarona yatında son konser; 1938 Ankara Radyosu'nun ilk yayınları; 1983 Bebek Gazinosu'nda son gazino programı; 1998 Devlet Sanatçısı; 5 Eylül 2006 Sepetçiler Kasrı'nda veda konseri; 8 Şubat 2015 İzmir'de ölüm.
Bursa'dan İstanbul radyosuna
Müzeyyen Senar 16 Temmuz 1918'de Bursa'da doğdu. Çocukluğu ve ailesi hakkında farklı anlatılar vardır; küçük yaşta evlatlık verildiği ve doğduğunda başka bir ad taşıdığı da ileri sürülmüştür. Müzik eğitimine Bursa'da, Anadolu Musiki Cemiyeti'nde, kemençe ustası Kemal Niyazi Seyhun ve udi Hayriye Hanım'ın gözetiminde başladı.Sesinin gücü kısa sürede dikkat çekti. Sadettin Kaynak, Selahattin Pınar, Lemi Atlı ve Mustafa Nafiz Irmak gibi dönemin büyük bestecileri ona ders verdi; kendi eserlerini ona öğretip seslendirmesine yardım ettiler. Kemal Niyazi Bey ile birlikte İstanbul Radyosu'nda perşembe günleri yayınlanan bir programda şarkı söylemeye başladı ve bu program onu geniş kitlelere tanıttı.
Belvü'nün yıldız programı
Radyoda onu dinleyenler arasında İstanbul'un en önemli müzikhollerinden 10. Yıl Belvü Gazinosu'nun sahibi İbrahim Dervişzade de vardı. Dervişzade, 1933 yaz sezonunun yıldızlar programına Müzeyyen Senar'ı da aldı. Gazino adının "10. Yıl" ifadesini taşıması, Cumhuriyet'in onuncu yılının şehrin eğlence hayatına bile yansıdığını gösteriyordu. Senar sonraki yıllarda İstanbul'un başka ünlü gazinolarında da sahneye çıktı.1930'lar, Türk musikisinin plak, radyo ve gazino üçgeninde yeni bir dinleyici kitlesine ulaştığı yıllardı. Müzeyyen Senar, Safiye Ayla ve Hamiyet Yüceses ile birlikte bu dönemin en sevilen kadın seslerindendi. Bu üç sanatçı, Türk sanat musikisinin "üç büyük çınarı" olarak anıldı.

Ek bilgi
Atatürk'ün huzurundaki beş konser: 19 Aralık 1936 Dolmabahçe Sarayı; Bursa'da Çelik Palas Oteli; 1937'de Mudanya'da Ege vapurunda düzenlenen Cumhuriyet balosu; ve Haziran 1938'de Savarona yatında verilen son konser. Bu konserler resmî gösteriler değil, Atatürk'ün akşam sofralarında yapılan özel musiki meclisleriydi.
19 Aralık 1936: Dolmabahçe
Müzeyyen Senar'ın Atatürk'le ilk karşılaşması 19 Aralık 1936'da Dolmabahçe Sarayı'nda oldu. Senar, yıllar sonra anılarını aktardığı kitapta bu geceyi büyük bir heyecanla anlatır: Saraya varışını, salonun ihtişamı karşısında yaşadığı şaşkınlığı, yaverin peşinden sofranın kurulduğu salona girişini ve Atatürk'ü gördüğü anda dizlerinin bağının çözülmesini. Heyecandan Atatürk'ün yüzüne bakamadığını söyler.Aynı anılarda Atatürk'ün Rumeli türkülerinde ona eşlik ettiğini ve çok güzel zeybek oynadığını da anlatır. Atatürk'ün sofralarında Türk musikisinin, özellikle Rumeli türkülerinin ve zeybeklerin sevildiği, onu tanıyan pek çok kişinin anılarında yer alır. Müzeyyen Senar'ın anlatısı, bu sofraların sıcak havasını genç bir sanatçının gözünden aktarır.
Bursa, Mudanya ve Savarona
Dolmabahçe'den sonra Senar, Bursa'daki Çelik Palas Oteli'nde Atatürk'ün huzurunda şarkı söyledi. Çelik Palas, Atatürk'ün Bursa ziyaretlerinde kaldığı ve sevdiği bir yerdi. 1937'de Mudanya'da Ege vapurunda düzenlenen Cumhuriyet balosunda da sahneye çıktı.Son konserini Haziran 1938'de, Atatürk'ün hastalığının ilerlediği günlerde Savarona yatında verdi. Savarona, Atatürk'ün son aylarında dinlenmek için kullandığı yattı. Bu son konser, Müzeyyen Senar'ın hafızasında Atatürk'le ilgili en hüzünlü hatıra olarak kaldı. Aynı yıl Ankara Radyosu'nun ilk yayınlarına katıldı ve 1941'e kadar radyoda dinleyicileriyle buluşmayı sürdürdü.

Dikkat: yanlış bilinen
Müzeyyen Senar'ın Atatürk'le ilgili anlattıkları, büyük ölçüde yıllar sonra derlenen anılarına dayanır. Bu tür anılar, yaşananların duygusunu aktarmada değerlidir; ancak tarih ve ayrıntılarda hafızanın yanılabileceği de unutulmamalıdır. Beş konserin yer ve tarihleri ise sanatçının biyografilerinde tutarlı biçimde verilmektedir.
Atatürk'ün sofrasında musiki
Atatürk'ün akşam sofraları, yalnızca devlet işlerinin konuşulduğu toplantılar değildi. Bu sofralarda tarih, dil, edebiyat tartışılır; aralarda musiki dinlenirdi. Atatürk'ün en sevdiği eserler arasında Rumeli türküleri ve zeybekler önemli bir yer tutuyordu. "Mavi Yelek" ya da "Bülbülüm Altın Kafeste" gibi türkülerin bu sofralarda sık sık okunduğu, onu yakından tanıyanların anılarında geçer.Bu sofralara davet edilen sanatçılar, çoğu zaman dönemin en sevilen seslerinden seçilirdi. Safiye Ayla, Hamiyet Yüceses ve Müzeyyen Senar, Atatürk'ün huzurunda şarkı söyleyen kadın sanatçıların en tanınmışlarıydı. Bu sanatçılar için Atatürk'ün sofrasında şarkı söylemek, hem büyük bir onur hem de unutulmaz bir sınavdı.
Müzeyyen Senar bu sofralara katıldığında henüz yirmili yaşlarının başındaydı. Onun anlatısı, genç bir sanatçının gözünden bu ortamın sıcaklığını aktarır: Kendini yabancı hissettirmeyen bir ev sahibi, birlikte söylenen türküler ve sabaha kadar süren sohbetler. Atatürk'ün musikiyi sadece dinlemekle kalmayıp ona eşlik etmesi, bu toplantıları resmî bir konserden çok bir dostluk meclisine dönüştürüyordu.
Gazinolardan veda konserine
Müzeyyen Senar, Türkiye'nin ünlü gazinolarındaki programları ve plaklarıyla Türk musikisine yeni bir soluk getirdi. Son gazino programını 1983'te İstanbul'da Bebek Gazinosu'nda yaptı; bundan sonra yalnızca özel toplantılarda şarkı söyledi. 1998'de Devlet Sanatçısı unvanını aldı. Aynı yıl yayımlanan "Müzeyyen Senar ile Bir Ömre Bedel" albümünde Sezen Aksu, Nilüfer, Nükhet Duru, Ajda Pekkan, Tarkan ve Şebnem Ferah gibi isimlerle düetler yaptı. 2001'de son albümü "En Son Okuduklarım" çıktı.2004'te Sezen Aksu'nun düzenlediği bir geceyle 72. sanat yılı Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'nda kutlandı; sahnede Emel Sayın, Ajda Pekkan, Sezen Aksu ve Sibel Can ona eşlik etti. Son konserini 5 Eylül 2006'da İstanbul Sarayburnu'ndaki Sepetçiler Kasrı'nda verdi. 8 Şubat 2015'te İzmir'de, doksan altı yaşında öldü.
Bir sesin iki asra uzanan yolu
Müzeyyen Senar'ın hayatı, Cumhuriyet'in kültür tarihinin canlı bir şahidi gibidir. Radyo yayınlarının yeni başladığı yıllarda sahneye çıkan bu ses, Atatürk'ün sofralarından gazinolara, taş plaktan CD'ye, oradan yeni kuşağın pop yıldızlarıyla yapılan kayıtlara kadar uzandı. Bu süreklilik, Türk musikisinin değişen zevklere rağmen kendini nasıl yenileyebildiğini de gösteriyor.Atatürk'ün huzurunda verilen beş konser, onun biyografisinin en çok hatırlanan bölümü olarak kaldı. Bu konserler bize Atatürk'ün özel hayatına dair de bir şey söylüyor: Devlet işlerinin ağırlığı altında, akşam sofralarında Rumeli türküleri dinleyen, eşlik eden ve zeybek oynayan bir insan. Genç bir sanatçının heyecanla anlattığı bu sahneler, resmî fotoğraflarda görmediğimiz bir Atatürk'ü tanımamıza yardımcı oluyor.
Müzeyyen Senar'ın yetmiş yılı aşan sanat hayatında ses, her dönemin dinleyicisine yeniden ulaşmayı başardı. Gençlerin onu "Cumhuriyetin Divası" diye benimsemesi, bu yolculuğun Atatürk'ün sofrasından bugüne kesintisiz bir köprü kurduğunu gösteriyor. Onun adını taşıyan Bursa'daki tarihi sokak da bu köprünün başladığı şehri hatırlatıyor.