Ziusudra metinlerinde Anunnaki nerede geçiyor? Tufan tabletinin dışındaki izler
Ziusudra denince akla tufan geliyor: kayık, yedi gün yedi gece, Utu'nun ışığı, Dilmun'da sonsuz yaşam. Bu sitede Ziusudra'nın dört farklı dildeki adlarını ve tufan tabletini konuştuk. Ama Ziusudra'nın adı, tufan tabletinin dışında da birkaç Sümer metninde geçiyor. Bu kez o metinlere bakmak ve şu soruyu sormak istiyorum: Ziusudra'nın anıldığı yerlerde Anuna nerede?
Kısa cevap şu: bildiğim kadarıyla, bu metinlerin hiçbirinde Anuna kelimesi Ziusudra'yla birlikte belirgin bir şekilde geçmiyor. Ama tanrıların meclisi, en az bir metinde, Ziusudra'nın hikâyesini bir emsal olarak hatırlıyor. Kelimenin yokluğu ve meclisin varlığı, yine yan yana.
Şuruppak'ın Öğütleri
Ziusudra'nın adının geçtiği en eski metinlerden biri, "Şuruppak'ın Öğütleri". Bu metin, Şuruppak adlı bilge bir babanın oğlu Ziusudra'ya verdiği öğütlerden oluşuyor. Metnin bazı kopyaları, Abu Salabikh'ten geliyor ve erken hanedanlar dönemine, yani Sümerce edebi metinlerin bilinen en eski katmanına tarihleniyor.
Öğütler, gündelik hayata dair: tarlanı yolun kenarına kurma, kuyunu kendi tarlanın içine kazma, borç verme, başkasının karısıyla birlikte olma, tartışmaya girme. Bu öğütlerde tanrılar nadiren geçiyor ve Anuna, bildiğim kadarıyla, hiç geçmiyor. Ziusudra burada bir tufan kahramanı değil; bilge bir babanın dinleyen oğlu.
Bu, Ziusudra'nın imgesinin ne kadar erken bir dönemde oluştuğunu gösteriyor. Tufan anlatısının en eski kopyasından önce bile, Ziusudra bilgeliğin alıcısı olarak tanınıyordu. Tanrıların meclisiyle değil, bir babanın sözleriyle.
Erken Hükümdarlar Baladı
Bir başka metin, "Erken Hükümdarlar Baladı", Ziusudra'yı bir dizi eski kahramanla birlikte anıyor. Bu metin, Sümerce ve Akadca kopyalarla biliniyor ve "nerede?" sorusunun tekrarlandığı bir ağıt yapısına sahip. Alulu nerede, Etana nerede, Gılgamış nerede, Huvava nerede, Ziusudra nerede?
Bu metinde Ziusudra, bir tanrı gibi yaşam arayan adam olarak anılıyor. Ama baladın amacı, bu kahramanların hepsinin geçip gittiğini hatırlatmak. Ölümsüzlüğe ulaşan Ziusudra bile, insanların dünyasından çekilmiş; artık burada değil. Balad, bu yüzden hayattan zevk almayı öğütlüyor.
Baladda Anuna yok. Tanrılar, kaderleri belirleyen bir güç olarak arka planda; ama metnin odağı, ölümlülük ve geçicilik. Ziusudra, tanrıların meclisinin bir kararının sonucu olarak değil, bir ölümlülük örneği olarak anılıyor.
Bilgameş'in Ölümü
Ziusudra'nın en ilginç anıldığı yerlerden biri, Sümerce "Bilgameş'in Ölümü" şiiri. Bu şiirde Bilgameş, yani Gılgamış, ölüm döşeğinde bir rüya görüyor. Rüyasında tanrıların meclisi, onun kaderini tartışıyor. Bilgameş, bir tanrıçanın oğlu ve büyük işler yapmış bir kahraman; ona ölümsüzlük verilmeli mi?
Meclisteki tartışmada Enki, bir emsal hatırlatıyor: tufandan sonra Ziusudra'ya ölümsüzlük verildi. Ama Enki'nin hatırlatması, Bilgameş'e aynı ödülün verilmesine yol açmıyor. Meclis, Bilgameş'in ölümlü kalmasına karar veriyor; ama ona yeraltında yüksek bir konum, ölülerin arasında bir yargıçlık veriliyor.
Bu sahne, Ziusudra'nın tanrılar meclisinde bir emsal olarak hatırlandığını gösteriyor. Ziusudra'nın ölümsüzlüğü, bir kerelik bir istisna; tekrarlanmayacak bir karar. Meclis, kendi geçmiş kararını hatırlıyor, ama onu yinelemiyor.
Bu şiirdeki meclisin adı ve üyelerinin nasıl tanımlandığı, kopyalara ve okumalara göre değişiyor. Anuna kelimesinin bu meclis için kullanılıp kullanılmadığından emin değilim; bu yüzden burada yalnızca "meclis" diyorum.
Meclisin hükmünden sonra
"Bilgameş'in Ölümü"nde meclisin kararı, Bilgameş'e bir teselli ile birlikte bildiriliyor. Ona, insanlığın kaderinin ölüm olduğu, kendisinin de bu kaderden kaçamayacağı söyleniyor; ama ölümünden sonra yeraltında Ningişzida ve Dumuzi gibi tanrılarla birlikte anılacağı, ölülerin arasında hüküm vereceği de ekleniyor. Bu teselli, ölümün kendisini değiştirmiyor; ama onun anlamını değiştiriyor.
Şiir, Bilgameş'in mezarının yapımını da anlatıyor. Fırat'ın suyu bir süreliğine çevriliyor, nehir yatağına bir mezar odası inşa ediliyor ve Bilgameş, eşleri, çocukları ve hizmetkârlarıyla birlikte oraya yerleştiriliyor. Sonra nehir yeniden akmaya bırakılıyor. Bu sahne, Ziusudra'nın sonundan çok farklı. Ziusudra suyun üstünde kurtuldu; Bilgameş suyun altında gömüldü.
Bu karşıtlık, bence bilinçli olabilir. Tufan, Ziusudra'yı ölümsüzlüğe taşıyan su; Fırat ise Bilgameş'in mezarını örten su. Her ikisinde de su, tanrıların kararının aracı. Biri kurtarıyor, diğeri saklıyor.
Öğütlerdeki sessizlik
"Şuruppak'ın Öğütleri"ne geri dönersek, bu metnin tufandan hiç söz etmemesi dikkat çekici. Ziusudra'nın babası, ona bir felaketin geleceğini söylemiyor; ona tarla, borç, komşu ve dil hakkında öğüt veriyor. Eğer tufan hikâyesi bu dönemde biliniyorsa, öğütler onu bilinçli olarak dışarıda bırakıyor.
Belki de bilge bir baba için asıl önemli olan, felaketlerden kurtulmak değil, gündelik hayatı doğru yaşamaktı.
Tanrılar arasındaki ilişki
Bu metinlerde tanrılar arasındaki ilişki, en açık şekilde "Bilgameş'in Ölümü"nde görülüyor. Enki, emsal hatırlatan bir danışman; An ve Enlil, son kararı verenler. Bu yapı, Eridu Tufanı'ndaki yapıya benziyor: An ve Enlil karar veriyor, Enki ise kararın kenarlarında bir insan için aracılık yapıyor.
Ziusudra ile Bilgameş arasındaki fark, bu aracılığın sonucu. Ziusudra için Enki'nin aracılığı, onu tufandan kurtarıyor ve dolaylı olarak ölümsüzlüğe götürüyor. Bilgameş için ise Enki'nin hatırlatması yetmiyor. Meclis, bir istisnayı kural yapmıyor.
Bu, bence tanrıların meclisinin işleyişi hakkında önemli bir şey söylüyor. Meclis, geçmiş kararlarını hatırlıyor; ama onlara bağlı kalmıyor. Her durum, yeniden tartışılıyor. Siz bir meclisin kendi emsaline uymamasını adil buluyor musunuz?
Akademik okuma
Bendt Alster, "Şuruppak'ın Öğütleri" üzerine kapsamlı çalışmalar yaptı ve 2005'te yayımlanan Wisdom of Ancient Sumer adlı kitabında metnin farklı kopyalarını karşılaştırdı. Alster, metnin erken hanedanlar dönemindeki kopyalarının, Sümer bilgelik edebiyatının en eski örneklerinden olduğunu vurguladı.
"Bilgameş'in Ölümü" üzerine ise Antoine Cavigneaux ve Farouk Al-Rawi'nin, Me-Turan'dan gelen tabletleri yayımlaması büyük önem taşıdı. Bu tabletler, şiirin daha önce bilinmeyen bölümlerini, özellikle meclis sahnesini ve Ziusudra'ya yapılan atfı açığa çıkardı. Andrew George da 1999'da yayımlanan Gılgamış çevirisinde bu şiire yer verdi.
Sitchin'in okuması
Sitchin, Ziusudra'yı Anunnaki'nin seçtiği ve korudukları bir insan olarak okudu. Ona göre Ziusudra, Enki'nin melez soyundan biriydi ve bu yüzden tufandan kurtarıldı. Ölümsüzlüğü, Anunnaki'nin onu kendi gezegenlerine ya da kendi üslerine götürmesi anlamına geliyordu.
Bu okuma, Ziusudra'nın Dilmun'a yerleştirilmesini bir taşınma olarak görüyor. Ama Ziusudra metinlerinin tamamına bakınca, Ziusudra'nın imgesi bir bilgelik figürü, bir ölümlülük örneği ve bir emsal olarak çok katmanlı. Tek bir okuma, bu katmanları birleştirmekte zorlanıyor.
Me-Turan tabletlerinin önemi
Me-Turan, Diyala bölgesinde, bugünkü Tell Haddad'da bulunan bir yerleşim. 1980'lerde burada yapılan kazılarda, eski Babil dönemine ait çok sayıda edebi tablet çıktı. "Bilgameş'in Ölümü"nün daha önce bilinmeyen bölümleri bu tabletlerle tamamlandı. Meclis sahnesi ve Ziusudra'ya yapılan atıf, büyük ölçüde bu buluntulara borçlu.
Bu, bir kez daha gösteriyor ki Ziusudra hakkında bildiklerimiz, kazıların şansına bağlı. Yeni bir tablet, meclisin adı hakkında, belki de Anuna kelimesinin bu sahnede geçip geçmediği hakkında yeni bilgiler verebilir.
Forumlarda
Forumlarda Ziusudra, genellikle Nuh'un Sümer karşılığı olarak tartışılıyor. Kimi forum yazarları Ziusudra'nın ölümsüzlüğünü "Anunnaki'nin genetik yükseltmesi" olarak tanımlamıştı. Başka kullanıcılar ise "Şuruppak'ın Öğütleri"ni, Anunnaki'nin insanlara verdiği ahlak kurallarının bir kaydı olarak sundu.
"Bilgameş'in Ölümü"ndeki emsal sahnesi, forumlarda pek bilinmiyor. Türkçe tartışmalarda kimi kullanıcılar, "Gılgamış neden ölümsüz olamadı da Ziusudra oldu?" diye soruyor. Bu soruya en doğrudan cevabı veren metin, tam da bu şiir; ama tartışmada kimse onu anmamıştı.
Ziusudra'nın ölümsüzlüğü bir ödül mü yoksa bir uzaklaştırma mı, bu soru farklı nüshalarda farklı tonlarla yanıtlanıyor.
SohbeX teorisi
Şimdi bir spekülasyon; doğrudan bir metin kanıtına dayanmıyor.
Ziusudra metinlerinde Anuna kelimesinin belirgin olmaması, bence Ziusudra'nın bir tanrılar meclisi figürü değil, bir insan bilgeliği figürü olarak tasarlanmasından kaynaklanıyor olabilir. Öğütlerde dinleyen bir oğul, baladda geçip gitmiş bir kahraman, tufan tabletinde dindar bir kral, "Bilgameş'in Ölümü"nde bir emsal. Her durumda Ziusudra, tanrılarla ilişkisinden çok, insanlara bıraktığı örnekle anılıyor.
Bu, Ziusudra'nın Sümer düşüncesinde tanrılar ile insanlar arasında bir köprü olmaktan çok, insanların kendi sınırlarını hatırlatan bir figür olduğunu düşündürüyor. Ölümsüzlüğe ulaşan tek insan, insanlara ölümlülüğü hatırlatıyor. Bu bir spekülasyon; Ziusudra imgesinin farklı metinlerde ne kadar bilinçli bir bütünlük taşıdığını bilmiyoruz.
Size soru
Bir insanın, ölümsüzlüğe ulaştığı için değil, ondan sonra kimsenin ulaşamadığı için hatırlanması, size ne düşündürüyor? Sizce Ziusudra bir ödül mü, yoksa bir uyarı mı?
Ben Ziusudra'yı her düşündüğümde, baladdaki o soruyu hatırlıyorum: Ziusudra nerede? Tanrılar ona sonsuz yaşam verdi, ama o artık burada değil. Belki de bu, meclisin en ironik kararı: ölümsüzlüğü, ancak dünyadan çekilerek verebiliyor. Ve dünyada kalanlar için geriye yalnızca onun babasının öğütleri kalıyor.
Giriş yap