Yedi tabletin yüz elli yıllık yapbozu: Enuma Eliş nasıl bulundu, kim okudu?
Bugün Enuma Eliş'i bir kitapçıdan alıp baştan sona okuyabiliyoruz. Yedi tablet, yaklaşık bin satır; Apsu ile Tiamat'tan Marduk'un elli adına kadar. Ama bu bütünlük, yüz elli yıllık bir çalışmanın ürünü. Metnin ilk parçaları okunduğunda, kimse onun yedi tablet olduğunu bilmiyordu. Hangi parçanın nereye gittiği, hangi tabletin eksik olduğu, Marduk'un neden bazı kopyalarda başka bir adla anıldığı; bunların hepsi yavaş yavaş anlaşıldı.
Bu yazıyı, Enuma Eliş'in içeriğinden çok, onun nasıl bir araya getirildiğine ayırmak istiyorum. Tiamat'ı, Lahmu'nun ordusunu, elli adı daha önce konuştuk. Şimdi o hikâyeyi bize ulaştıran insanlara bakalım.
Ninive'den Londra'ya
Hikâye, Asurbanipal'in Ninive'deki kütüphanesinden çıkan tabletlerle başlıyor. Austen Henry Layard ve Hormuzd Rassam'ın kazılarında bulunan binlerce tablet parçası, British Museum'a gönderildi. Bu parçalar, yıllarca depolarda bekledi; çoğu henüz okunmamıştı.
George Smith, British Museum'da çalışmaya başladığında, bu parçaları sınıflandırmakla görevlendirildi. Smith, gravür sanatçısı olarak eğitim almış, Asurolojiyi kendi kendine öğrenmiş biriydi. Tufan tabletini okuyup 1872'de ünlü olduktan sonra, başka edebi metinlerin de peşine düştü.
Smith, 1875'te yaratılışla ilgili parçaları tanıdı. Bunlar, gök ile yerin yaratılışını, tanrıların doğuşunu, bir ejderhayla yapılan savaşı anlatıyordu. Smith, bu parçaları 1876'da yayımlanan "The Chaldean Account of Genesis" adlı kitabında sundu. Bu, Enuma Eliş'in modern dünyaya ilk tanıtımıydı.
Ama Smith'in elindeki parçalar çok azdı. Metnin büyük kısmı eksikti. Smith, parçaların sırasını da tam olarak bilemiyordu. Ve kitabın yayımlanmasından kısa bir süre sonra, 1876'da, Halep yakınlarında bir kazı yolculuğunda hastalanıp öldü.
King'in yedi tableti
Enuma Eliş'in yedi tabletli yapısının ortaya konması, Leonard William King'e düştü. King, British Museum'da Smith'in halefi sayılabilecek bir Asurologdu. 1902'de "The Seven Tablets of Creation" adlı iki ciltlik bir eser yayımladı.
King, bu çalışmada, Ninive'den ve başka yerlerden gelen parçaları sistemli biçimde bir araya getirdi. Metnin yedi tablete bölündüğünü gösterdi; her tabletin yaklaşık içeriğini belirledi. Ama bazı tabletler hâlâ çok eksikti. Özellikle beşinci tablet, yani Marduk'un evreni düzenlediği bölüm, yalnızca birkaç satırla temsil ediliyordu.
King'in yayını, Enuma Eliş'in "Babil Tekvini" olarak tanınmasını sağladı. O dönemde, metnin Tevrat'taki Yaratılış kitabıyla ilişkisi büyük bir ilgi konusuydu. "Babel und Bibel" tartışması, yani Babil ile Kitab-ı Mukaddes arasındaki ilişki tartışması, Almanya'da Friedrich Delitzsch'in konferanslarıyla alevlenmişti. Enuma Eliş, bu tartışmanın merkezindeydi.
Asur'daki sürpriz
Yirminci yüzyılın başında, Alman arkeologlar Walter Andrae yönetiminde Asur kentinde kazı yaptı. Bu kazılarda, Enuma Eliş'in başka kopyaları bulundu. Ve bu kopyalarda bir sürpriz vardı: Marduk'un adı yerine Aşşur'un adı yazılmıştı.
Erich Ebeling, bu kopyaları 1919'dan itibaren yayımladı. Asur versiyonu, Enuma Eliş'in siyasi bir metin olduğunu açıkça gösterdi. Babil'de Marduk'u yücelten bu metin, Asur'da Asur'un ulusal tanrısını yüceltmek için uyarlanmıştı. Tanrının adı değiştirilmiş, ama hikâye aynı kalmıştı.
Bu bulgu, bana metinlerin ne kadar esnek kullanılabildiğini gösteriyor. Bir yaratılış destanı, bir kentin tanrısından bir başkasının tanrısına aktarılabiliyordu.
Sultantepe ve eksik tabletler
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra, Seton Lloyd ve Nuri Gökçe'nin Şanlıurfa yakınlarındaki Sultantepe'de yaptığı kazılarda, Neo-Asur dönemine ait bir yazıcının evinde çok sayıda tablet bulundu. Bunlar arasında Enuma Eliş'in kopyaları da vardı. Bu kopyalar, özellikle eksik bölümlerin tamamlanmasına yardım etti.
Daha sonraki on yıllarda, Kiş, Uruk, Babil ve Sippar'dan çıkan parçalar da metne eklendi. Beşinci tablet, uzun süre en eksik bölüm olarak kaldı. Yeni parçalar bulundukça, Marduk'un Tiamat'ın bedenini nasıl kullandığı, yıldızları ve ayı nasıl düzenlediği daha iyi anlaşıldı.
Lambert'in ömür boyu çalışması
Wilfred G. Lambert, Enuma Eliş üzerine neredeyse bütün akademik hayatını harcadı. Onlarca yıl boyunca parçaları topladı, birleştirdi, okudu. Ama kapsamlı edisyonunu hayattayken yayımlayamadı. Lambert 2011'de öldü; "Babylonian Creation Myths" adlı büyük eseri, 2013'te ölümünden sonra yayımlandı.
Bu kitap, Enuma Eliş'in bugünkü standart edisyonu. Lambert, metnin bütün kopyalarını karşılaştırdı, her satırın varyantlarını kaydetti. Ayrıca Enuma Eliş'i, Mezopotamya'nın başka yaratılış anlatılarıyla birlikte değerlendirdi.
Lambert'in en önemli tezlerinden biri, Enuma Eliş'in çok eski olmadığı. Ona göre metin, büyük olasılıkla MÖ on ikinci yüzyılda, Nebukadnezar I döneminde, Marduk heykelinin Elam'dan Babil'e geri getirilmesinden sonra yazıldı. Bu, metnin Babil'in siyasi yükselişiyle bağlantılı olduğunu gösteriyor.
Metin nasıl okunuyordu?
Keşif tarihinin bir başka kazancı, Enuma Eliş'in antik dünyada nasıl kullanıldığını öğrenmemiz oldu. Selevkos dönemine ait bir Babil ritüel metni, Akitu bayramının dördüncü gününde Enuma Eliş'in baştan sona okunduğunu söylüyor. Bu metin, F. Thureau-Dangin tarafından yirminci yüzyılın başında yayımlandı ve destanın bir tapınak töreninin parçası olduğunu açıkça gösterdi.
Bir başka ilginç buluntu, Enuma Eliş'e yazılmış antik yorumlar. Bazı Babil yazıcıları, elli adın anlamlarını açıklayan şerhler hazırladı. Bu şerhler, metnin kendi döneminde de zor bulunduğunu, açıklamaya ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor. Yani biz bugün Enuma Eliş'i anlamaya çalışırken, iki bin beş yüz yıl önceki okurların da benzer sorularla uğraştığını biliyoruz.
Okul tabletleri de var. Bazı geç dönem öğrenci alıştırmalarında, Enuma Eliş'in ilk satırları kopyalanmış. Destan, hem bir tapınak metni hem de bir ders kitabıydı. Ben bu iki kullanımı yan yana düşünmeyi seviyorum: Bir yanda bayram gecesi yüksek sesle okunan kutsal bir şiir, öbür yanda bir çocuğun kil üzerine titrek elle bastığı ilk dizeler.
Çeviri sorunları
Enuma Eliş'in çevirisi, hâlâ bazı zorluklar içeriyor. Metnin dili, Standart Babil lehçesi, ama birçok nadir kelime ve kasıtlı olarak eski görünen ifadeler var. Bazı satırlar, birden fazla şekilde anlaşılabiliyor.
Elli ad bölümü özellikle zor. Her ad, bir Sümerce ifade olarak veriliyor ve ardından Akkadca bir açıklama geliyor. Bu açıklamalar, bazen kelime oyunlarına, bazen işaretlerin farklı okunuşlarına dayanıyor. Bir çevirmen, bu oyunları başka bir dile aktarmakta zorlanıyor.
Alexander Heidel'in 1942'de yayımladığı "The Babylonian Genesis", uzun yıllar İngilizce okurlar için standart çeviri oldu. Daha sonra Benjamin Foster, Stephanie Dalley ve Philippe Talon gibi araştırmacılar yeni çeviriler sundu.
Tanrılar arasındaki ilişki
Keşif tarihi, tanrılar arasındaki ilişkileri anlamamızı da etkiledi. Smith'in elindeki parçalarda, tanrıların soyağacı ve Marduk'un yükselişi tam olarak anlaşılamıyordu. King'in yedi tabletli yapısı, Apsu'dan Marduk'a uzanan bir kuşaklar dizisini ortaya koydu.
Asur versiyonu ise Marduk ile Aşşur arasındaki ilişkiyi gösterdi. İki tanrı, aynı hikâyenin iki farklı kahramanı olarak birbirinin yerine konabiliyordu. Bu, tanrıların kişiliklerinden çok işlevlerinin önemli olduğunu düşündürüyor.
Ea, yani Enki, metnin her versiyonunda Marduk'un babası olarak kalıyor. Asur versiyonunda bile, Aşşur'un soyu ve Ea ile ilişkisi bazı uyarlamalarla korunmuş.
Keşif tarihi, aynı zamanda bir tanrılar hiyerarşisinin nasıl yeniden yazıldığının tarihi.
Sitchin'in okuması
Sitchin, Enuma Eliş'i bir gezegen oluşumu anlatısı olarak okudu. Ama Sitchin'in kullandığı çeviriler, büyük ölçüde King ve Heidel'in eski çevirileriydi. Lambert'in edisyonu, Sitchin'in ölümünden sonra yayımlandı.
Bu, önemli bir nokta. Sitchin'in yorumları, metnin belli bir aşamadaki bilinen haline dayanıyordu. Yeni parçalar ve yeni okumalar, bazı ifadelerin anlamını değiştirdi. Ama Sitchin'in okuması, metnin yeni edisyonlarına göre güncellenmedi.
Forumlarda Enuma Eliş'in keşfi
Forumlarda Enuma Eliş'in keşfi, genellikle George Smith'in hikâyesiyle birlikte anılıyor. Smith'in tufan tabletini okuyunca heyecanla odada koşturup giysilerini çıkarmaya başladığı anekdotu, sık sık paylaşılıyor. Bu anekdot, bir meslektaşının anlatımına dayanıyor ve doğruluğu tartışmalı.
Bir başka tartışmada, Enuma Eliş'in "orijinal" metninin ne olduğu soruldu. Bir kullanıcı, Lambert'in edisyonunun bile bir yeniden kurma olduğunu, tek bir antik tablette tamamının bulunmadığını hatırlattı.
Bir okur da Smith'in erken ölümünü sordu: Yaşasaydı Enuma Eliş'i kendisi mi tamamlardı? Bunu bilemeyiz. Ama onun başladığı iş, ölümünden sonra en az dört kuşak araştırmacıyı meşgul etti.
SohbeX teorisi: Kayıp kopyalar
Bu bölüm spekülatif.
Enuma Eliş'in yedi tabletinden hiçbiri, tek bir antik kütüphanede eksiksiz olarak bulunmadı. Bu, bana metnin bazı versiyonlarının hiç bulunamayacağını düşündürüyor. Belki de bir yerlerde, Marduk ya da Aşşur değil, başka bir tanrının adını taşıyan bir versiyon vardı. Belki de Nabu'nun, belki de Nippur'daki Enlil'in.
Eğer öyleyse, bugün okuduğumuz Enuma Eliş, birçok olası versiyondan yalnızca ikisinin kalıntısı.
Size soru
Bir yapbozu tamamlamak için yüz elli yıl beklemeye hazır mıydınız? Smith, King, Ebeling, Lambert; her biri bir parça ekledi ve hiçbiri tam resmi göremedi. Belki de bilimin güzelliği budur: Bir başkasının bitireceği bir işe başlamak.
Giriş yap