Yapay zekâ ve uydurma tabletler
Birkaç yıl öncesine kadar, bir Anunnaki iddiasını desteklemek için, en azından, gerçek bir tabletin fotoğrafını göstermek gerekiyordu. Bugün ise, yapay zekâ araçları, hiç var olmamış tabletlerin, kabartmaların ve mühürlerin görüntülerini, birkaç saniye içinde üretebiliyor. Bu görüntüler, ilk bakışta, bir müze vitrinindeki gerçek bir eserden, ayırt edilemeyecek kadar ikna edici olabiliyor.
Bu sayfada, yapay zekânın, Mezopotamya hakkındaki bilgilerimizi, nasıl hem tehdit ettiğini hem de beklenmedik bir şekilde zenginleştirdiğini anlatmak istiyorum. Uydurma bir tableti, nasıl fark edebilirsiniz? Sohbet botları, tabletleri nasıl yanlış çevirebiliyor? Ve Asurologlar, yapay zekâyı, kendi çalışmalarında nasıl kullanıyor? Siz, bir görselin, gerçek bir tablet olup olmadığını, ilk bakışta anlayabilir miydiniz?
Hiç kazılmamış tabletler
Yapay zekâyla üretilen tablet görsellerinin, ortak bazı özellikleri var. En dikkat çekeni, yazının kendisi. Bu görsellerde, tabletin yüzeyi, çivi yazısına benzeyen işaretlerle kaplı görünüyor; ama yakından bakıldığında, bu işaretlerin, gerçek çivi yazısı işaretleri olmadığı anlaşılıyor. İşaretler, düzensiz, anlamsız ve birbirinin tekrarı gibi duruyor.
Gerçek bir tablette, işaretler, satırlar halinde, belirli bir düzende yazılıyor. Her işaret, tanınabilir bir biçime sahip. Bir uzman, gerçek bir tabletin fotoğrafına bakarak, en azından bazı işaretleri okuyabiliyor. Yapay zekâ görsellerindeki işaretler ise, okunamıyor; çünkü onlar, bir dilin değil, bir görüntü modelinin ürünü.
Bir başka ipucu, tabletin üzerindeki resimler. Yapay zekâ görsellerinde, tabletlerin üzerinde, sıkça, uzay gemileri, gezegenler, astronotlara benzeyen figürler ya da modern teknolojiyi andıran nesneler yer alıyor. Gerçek Mezopotamya tabletlerinde ise, resim nadiren bulunuyor; tabletler, büyük ölçüde, yazı için kullanılıyordu. Resimli anlatımlar, genellikle, silindir mühürlerde, kabartmalarda ve steller üzerinde görülüyor.
Kaynağı olmayan görüntü
Uydurma bir tableti fark etmenin, belki de en güvenilir yolu, onun kaynağını sormak. Gerçek bir tablet, bir müzede ya da bir koleksiyonda bulunur ve bir envanter numarasına sahiptir. Hangi kazıda bulunduğu, ne zaman yayınlandığı ve kim tarafından çevrildiği, genellikle, bilinir.
Yapay zekâ ile üretilmiş bir görselin ise, böyle bir geçmişi yok. Paylaşımda, "Irak'ta yeni bulunan tablet" ya da "Vatikan'ın gizli arşivinden" gibi, belirsiz ifadeler kullanılıyor. Müze adı, envanter numarası ya da yayın bilgisi, hiç verilmiyor. Bu belirsizlik, bir görselin, şüpheyle karşılanması için, güçlü bir neden. Ayrıca, gerçek tabletlerin çoğu, kırık, çatlak ve aşınmış durumda. Kenarları eksik, yüzeyleri lekeli ve bazı işaretleri silinmiş. Yapay zekâ görsellerindeki tabletler ise, çoğu zaman, şaşırtıcı derecede kusursuz görünüyor. Dört bin yıl toprak altında kalmış bir nesnenin, bu kadar pürüzsüz olması, kendi başına, bir uyarı işareti.
Sohbet botlarının çevirileri
Yapay zekânın, Mezopotamya konusundaki bir başka riski, sohbet botlarının ürettiği metinler. Bir sohbet botuna, "Sümer tabletleri Anunnaki hakkında ne diyor?" diye sorduğunuzda, bot, size, akıcı ve kendinden emin bir cevap verebilir. Ama bu cevabın içinde, hiç var olmamış metin adları, uydurma alıntılar ya da yanlış tarihler bulunabilir.
Bu durum, dil modellerinin, bilinen bir sorunu. Modeller, bazen, gerçeğe benzeyen ama doğru olmayan bilgiler üretiyor. Mezopotamya gibi, uzmanlık gerektiren ve internette çelişkili bilgilerin dolaştığı bir konuda, bu risk, daha da artıyor. Bir bot, Sitchin'in yorumlarını, akademik çevirilerle karıştırabilir ya da bir tanrının adını, yanlış bir metne bağlayabilir.
Bu yüzden, bir sohbet botunun verdiği bir alıntıyı, her zaman, orijinal kaynağıyla karşılaştırmak gerekiyor. Eğer bot, bir metnin adını veriyorsa, o metni, ETCSL ya da başka bir akademik kaynakta arayın. Metin bulunamıyorsa ya da alıntı, metinde geçmiyorsa, bu, botun, bir şey uydurduğunun işareti olabilir.
Fragmentarium
Ama yapay zekânın, Mezopotamya çalışmalarına katkısı, sadece olumsuz değil. Münih'teki Ludwig Maximilian Üniversitesi'nde, Asurolog Enrique Jiménez'in yönettiği "Elektronik Babil Edebiyatı" projesi, binlerce tablet parçasını, dijital bir veritabanında topladı. Bu projenin bir parçası olan "Fragmentarium", bilgisayar destekli yöntemlerle, tablet parçalarını birbiriyle eşleştirmeye çalışıyor.
Bu projenin, yeni Gilgamış parçalarını ve daha önce bilinmeyen edebi metinleri tanımlamaya yardımcı olduğu bildirildi. Yüz yılı aşkın bir süredir, müze depolarında bekleyen küçük parçalar, bu yöntemlerle, ait oldukları metinlere bağlanabildi. Bu, yapay zekânın ve bilgisayar teknolojisinin, Asurolojiye yapabileceği, en değerli katkılardan biri.
Makine çevirisi
Son yıllarda, bazı araştırmacılar, Akadca metinleri, doğrudan İngilizceye çevirmek için, makine öğrenmesi modelleri geliştirmeye çalıştı. 2023'te, İsrailli bir araştırma ekibi, bu tür bir model üzerine, bir makale yayınladı. Model, özellikle, kalıplaşmış ifadeler içeren metinlerde, belirli bir başarı gösterdi; ama edebi ve karmaşık metinlerde, hâlâ ciddi hatalar yapıyordu.
Araştırmacılar, bu modellerin, uzmanların yerini alması için değil, onların işini hızlandırmak için kullanılabileceğini vurguluyor. Bir model, yüzlerce ekonomik tablete, hızlı bir ilk çeviri sunabilir; ama bu çevirinin, bir uzman tarafından kontrol edilmesi, hâlâ gerekli.
Bu gelişme, yayınlanmayı bekleyen yüz binlerce tablet düşünüldüğünde, umut verici. Eğer makineler, rutin metinlerin ilk okumasını yapabilirse, uzmanlar, zamanlarını, daha zor ve daha önemli metinlere ayırabilir.
Üç boyutlu taramalar
Yapay zekâ ile birlikte, üç boyutlu tarama teknolojileri de, tablet çalışmalarını değiştiriyor. Bir tablet, üç boyutlu olarak tarandığında, ekranda, farklı açılardan ve farklı ışık koşullarında incelenebiliyor. Bu, aşınmış ve okunması zor işaretlerin, daha net görülmesini sağlıyor.
Bazı araştırma grupları, bu taramalardan, işaretleri otomatik olarak tanıyan sistemler geliştirmeye çalışıyor. Bu sistemler, henüz mükemmel değil; ama gelecekte, bir tabletin, bilgisayar tarafından, işaret işaret okunması, mümkün hale gelebilir.
Eski bir sorun, yeni araçlar
Uydurma eserler, Mezopotamya tarihinde, yapay zekâdan çok önce de vardı. On dokuzuncu ve yirminci yüzyılda, antika piyasasında, taklit tabletler ve mühürler satılıyordu. Bazı taklitçiler, gerçek tabletlerden kopyalanmış işaretleri, yeni kil parçalarına kazıyordu. Uzmanlar, bu taklitleri, genellikle, işaretlerin düzensizliğinden, kilin dokusundan ve metnin anlamsızlığından tanıyordu.
İlginç bir şekilde, eski Mezopotamya'nın kendisinde de, sonradan yazılmış ama eski görünmeye çalışan metinler var. "Haç Biçimli Anıt" olarak bilinen bir yazıt, Akad kralı Maniştuşu'ya atfediliyor; ama akademisyenler, onun, çok daha sonra, muhtemelen Yeni Babil döneminde, bir tapınağın ayrıcalıklarını desteklemek için yazıldığını düşünüyor. Bu metin, bugün British Museum'da bulunuyor.
Yani, geçmişi yeniden üretmek ve ona yeni bir anlam yüklemek, insanlık kadar eski bir alışkanlık. Yapay zekâ, bu alışkanlığa, sadece, çok daha hızlı ve çok daha kolay bir araç sağlıyor. Değişen, yöntem; değişmeyen ise, geçmişe, istediğimiz şeyi söyletme arzumuz. Bu arzuyu, kendinizde de fark ettiğiniz oldu mu?
Tanrılar arasındaki ilişki
Mezopotamya mitolojisinde, yaratma gücü, tanrılara aitti. Enki, kilden insanları yarattı; Aruru, kilden Enkidu'yu şekillendirdi. Kil, bu anlatılarda, yaratılışın malzemesiydi. Tabletler de, aynı kilden yapılıyordu.
Bugün, yapay zekâ, bir tür yeni kil gibi görünüyor: ondan, hiç var olmamış tabletler, yüzler ve hikâyeler şekillendirilebiliyor. Ama Mezopotamyalılar için, kilden yaratılan bir varlığın, tanrısal bir nefese ihtiyacı vardı. Belki de, yapay zekâ görselleri için de, aynı şey geçerli: onlar, biçime sahip, ama bir geçmişe değil.
Akademik okuma
Akademisyenler, yapay zekânın, yalancı arkeoloji içeriklerini, nasıl güçlendirebileceği konusunda, giderek daha fazla endişe dile getiriyor. Aynı zamanda, dijital beşeri bilimler alanında çalışan Asurologlar, yapay zekâyı, kendi araştırmalarında, aktif olarak kullanıyor. Bu iki eğilim, alanın, bugünkü ikilemini yansıtıyor.
Sitchin'in okuması
Sitchin'in döneminde, yapay zekâ yoktu. Onun yorumları, gerçek tabletlere ve gerçek kabartmalara dayanıyordu; ama onları, kendi bakış açısıyla, yeniden yorumluyordu. Bugün, Sitchin'in fikirleri, yapay zekâ görselleriyle, hiç var olmamış tabletler üzerinden, yeniden anlatılıyor.
Bu, Sitchin'in tartışmalı yorumlarından bile, daha sorunlu bir durum. Çünkü en azından Sitchin'in kullandığı nesneler, gerçekten vardı.
Forumlarda
Forumlarda, yapay zekâ görselleri, bazen, gerçek buluntular olarak paylaşılıyor. Bazı kullanıcılar, bu görselleri, uyarılarla işaretliyor; bazıları ise, onları, sorgulamadan kabul ediyor.
Bence, yapay zekâ çağında, Mezopotamya ile ilgilenen herkes için, en önemli beceri, bir görselin kaynağını sormak.
SohbeX teorisi
Spekülasyon olarak okuyun. Bence yapay zekâ, Anunnaki tartışmasını, ilginç bir şekilde tersine çevirebilir. Uydurma tabletler çoğaldıkça, gerçek tabletlerin değeri de artıyor. Belki de, bu yeni çağda, insanlar, gerçek bir müze vitrinindeki, kırık ve aşınmış bir kil parçasının, ekrandaki parlak görüntülerden çok daha değerli olduğunu, yeniden keşfedecek.
Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.
Size soru
Yapay zekâyla üretilmiş bir tablet görseliyle karşılaştınız mı? Bir görselin gerçek olup olmadığını, nasıl kontrol ediyorsunuz? Yorumlarda yazın.
Giriş yap