Giriş yap
🏺 Anunnaki

Yapay zekâ ve çivi yazısı: makineler kil tabletleri okuyabilir mi?

Dünyanın müzelerinde ve koleksiyonlarında, yüz binlerce çivi yazılı tablet ve parça var. Bunların önemli bir kısmı henüz yayımlanmadı; bir kısmı ise hiç okunmadı. Bu tabletleri okuyabilecek uzmanların sayısı ise oldukça sınırlı. Bir araştırmacının ömrü boyunca okuyabileceği tablet sayısı, depolarda bekleyenlerin yanında çok küçük kalıyor.

Son yıllarda, bu soruna yapay zekâ ile çözüm arayan projeler ortaya çıktı. Makineler, kil tabletlerdeki işaretleri tanımaya, kırık parçaları birleştirmeye ve Akadca metinleri çevirmeye başladı. Ben bu gelişmeleri, Anunnaki tartışmalarının geleceği açısından da çok önemli buluyorum. Çünkü henüz okunmamış tabletlerde, tanrılar hakkında bilmediğimiz hikâyeler olabilir.

Kırık parçaları birleştirmek

Çivi yazılı tabletlerin büyük bir kısmı, kırık halde bulunuyor. Bir tabletin parçaları, farklı müzelere dağılmış olabiliyor. Bu parçaları birleştirmek, geleneksel olarak, uzmanların binlerce parçayı tek tek karşılaştırmasını gerektiriyordu.

Münih Ludwig Maximilian Üniversitesi'nde, Enrique Jiménez'in yürüttüğü "Elektronik Babil Edebiyatı" projesi, bu sorunu çözmek için bir araç geliştirdi. "Fragmentarium" adı verilen bu araç, tablet parçalarının dijital kopyalarını karşılaştırıyor ve birbirine ait olabilecek parçaları öneriyor.

Proje, bu yöntemle, Babil edebiyatına ait çok sayıda yeni parçayı tanımladı. Bunlar arasında, Gılgamış Destanı'na ait daha önce tanınmamış parçalar ve uzun süre kayıp sanılan ilahilerin bölümleri de vardı. Örneğin proje, Babil kentine adanmış ve uzun süre bilinmeyen bir ilahinin parçalarını birleştirerek, bu metni yeniden kurdu.

Bir makinenin, binlerce yıllık bir şiirin kayıp parçalarını bulması size nasıl geliyor?

İşaretleri tanımak

Bir başka zorluk, tabletlerdeki işaretlerin tanınması. Çivi yazısı işaretleri, üç boyutlu izlerden oluşuyor; ışığın açısına göre farklı görünebiliyor. Ayrıca işaretlerin biçimleri, dönemden döneme ve katipten katibe değişiyor.

Chicago Üniversitesi'nde, "DeepScribe" adlı bir proje, Persepolis Tahkimat Tabletleri'ndeki Elamca işaretleri tanımak için yapay zekâ kullandı. Bu tabletler, on binlerce parçadan oluşuyor ve uzmanların hepsini okuması on yıllar alabiliyor. Proje, binlerce işaretin uzmanlar tarafından etiketlendiği bir veri kümesiyle eğitilen bir modelle, işaretleri otomatik olarak tanımayı amaçladı.

Başka projeler de, tabletlerin fotoğraflarından ve üç boyutlu taramalarından işaretleri tanıyan modeller geliştirdi. Bu modeller henüz uzmanların yerini alacak düzeyde değil; ama uzmanların işini hızlandırabiliyor.

Akadcadan çeviri

2023'te, İsrail'deki araştırmacılar, Akadca metinleri doğrudan İngilizceye çeviren bir yapay zekâ modeli üzerine bir çalışma yayımladı. Gai Gutherz, Shai Gordin ve arkadaşlarının "PNAS Nexus" dergisinde yayımlanan bu çalışması, sinirsel makine çevirisi yöntemlerini kullanıyordu.

Model, iki farklı biçimde çalışıyordu: çivi yazısı işaretlerinden doğrudan çeviri ve Latin harfleriyle yazılmış Akadca metinlerden çeviri. Araştırmacılar, modelin özellikle kısa ve kalıplaşmış metinlerde, örneğin kraliyet yazıtları ve idari belgelerde, makul sonuçlar verdiğini bildirdi. Ancak edebi metinlerde ve uzun cümlelerde, modelin hataları artıyordu. Ayrıca model, bazen akıcı ama yanlış çeviriler üretebiliyordu.

Araştırmacılar, modelin uzmanların yerini almak için değil, onlara ilk taslak çeviriler sunarak yardımcı olmak için tasarlandığını vurguladı.

Tanrılar arasındaki ilişki: okunmamış tabletler

Yapay zekâ projelerinin Anunnaki tartışmaları açısından en ilginç yanı, henüz okunmamış tabletlerde neler olabileceği sorusu. Bugün bildiğimiz Mezopotamya mitleri, büyük ölçüde, on dokuzuncu ve yirminci yüzyılda yayımlanan tabletlere dayanıyor. Ama depolarda bekleyen tabletlerde, bu mitlerin farklı versiyonları, bilinmeyen tanrı adları ya da yeni hikâyeler olabilir.

Örneğin Fragmentarium projesinin bulduğu yeni parçalar, Babil edebiyatının daha önce bilinmeyen bölümlerini ortaya çıkardı. Bu bölümlerde, tanrılara yönelik ilahiler, tanrılar arasındaki ilişkileri anlatan metinler ve büyü metinleri vardı.

Gılgamış Destanı'nın yeni parçaları da, destanın bazı sahnelerinin daha önce bilinmeyen ayrıntılarını gösterdi. Destanın kayıp bölümlerinin tamamlanması, Gılgamış ile tanrılar arasındaki ilişkiyi daha iyi anlamamızı sağlayabilir.

Henüz kimsenin okumadığı bir tablette, Enki'nin ya da İnanna'nın bilinmeyen bir hikâyesi olabileceğini düşünmek size heyecan verici geliyor mu?

Işığı yeniden düzenlemek

Yapay zekânın çalışabilmesi için, önce tabletlerin iyi kaydedilmesi gerekiyor. Bu alanda da yeni yöntemler gelişti. "Yansıma dönüşümlü görüntüleme" olarak bilinen yöntemde, bir tablet, farklı açılardan gelen ışıklarla onlarca kez fotoğraflanıyor. Bu fotoğraflar bir araya getirilerek, izleyicinin ışığın yönünü bilgisayar ekranında değiştirebildiği bir görüntü oluşturuluyor. Böylece, çıplak gözle görülmesi zor olan aşınmış işaretler ortaya çıkabiliyor.

Bazı projeler ise tabletlerin üç boyutlu taramalarını yapıyor. Bu taramalar, işaretlerin derinliğini ve biçimini ölçerek, yapay zekâ modellerine daha zengin veri sunuyor. Ayrıca kırık parçaların, fiziksel olarak bir araya getirilmeden, sanal ortamda birleştirilmesine olanak tanıyor.

Bu yöntemler, tabletlere dokunmadan onları incelemeyi mümkün kılıyor. Kırılgan kil için bu, büyük bir avantaj.

İstanbul'un depoları

Okunmayı bekleyen tabletlerin önemli bir kısmı, bizim çok yakınımızda. İstanbul Arkeoloji Müzeleri, dünyanın en büyük çivi yazılı tablet koleksiyonlarından birine sahip. Bu koleksiyonun büyük bir kısmı, Osmanlı döneminde Mezopotamya'da yapılan kazılardan geliyor; Nippur'dan çıkan tabletler, bu koleksiyonun en değerli parçaları arasında.

Koleksiyondaki tabletlerin önemli bir kısmının hâlâ tam olarak yayımlanmadığı belirtiliyor. Türk ve yabancı araştırmacılar, uzun yıllardır bu tabletler üzerinde çalışıyor; ama koleksiyonun büyüklüğü, işin onlarca yıl sürmesine neden oluyor. Dijitalleştirme ve yapay zekâ projeleri, bu süreci hızlandırabilir.

Belki de Anunnaki hakkındaki bir sonraki önemli metin, İstanbul'daki bir depoda bekliyor. Bu ihtimal size nasıl geliyor?

Akademik okuma

Akademik çevrelerde yapay zekâ projeleri, genellikle umutla ama dikkatle karşılanıyor. Araştırmacılar, bu araçların, özellikle büyük miktarda idari belgenin işlenmesinde ve kırık parçaların birleştirilmesinde çok yararlı olduğunu kabul ediyor.

Ancak bazı riskler de vurgulanıyor. Yapay zekâ modelleri, eğitildikleri verilerdeki hataları ve önyargıları yeniden üretebiliyor. Ayrıca bir modelin akıcı bir çeviri üretmesi, çevirinin doğru olduğu anlamına gelmiyor. Bu yüzden, makine çevirilerinin her zaman uzmanlar tarafından kontrol edilmesi gerekiyor.

Bir başka tartışma konusu da, bu projelerin veriye erişimi. Yapay zekâ modellerinin iyi çalışabilmesi için, çok sayıda tabletin dijital kopyasına ve uzmanların hazırladığı çevirilere ihtiyaç var. Bu verilerin bir kısmı açık erişimli veri tabanlarında bulunuyor; ama bir kısmı, müzelerin ve yayıncıların kısıtlamaları nedeniyle herkese açık değil. Araştırmacılar, daha fazla verinin açık erişime sunulmasının, bu alandaki ilerlemeyi hızlandıracağını vurguluyor.

Ayrıca bu projelerin, yalnızca büyük ve zengin kurumların imkânlarıyla sınırlı kalmaması gerektiği de dile getiriliyor. Tabletlerin bulunduğu ülkelerdeki araştırmacıların bu projelere katılması, hem bilimsel hem de etik açıdan önemli görülüyor.

Sitchin'in okuması

Sitchin, yapay zekâ çağından önce yaşadı. Ama onun okurları için yapay zekâ projeleri, ilginç bir test fırsatı sunuyor. Eğer Sitchin'in yorumları doğruysa, henüz okunmamış tabletlerde, onun anlatısını destekleyen yeni metinler bulunabilir. Eğer yanlışsa, yeni metinler de akademik okumayı destekleyecektir.

Bu açıdan, yapay zekâ ile okunacak yeni tabletler, Anunnaki tartışmasının taraflarından hiçbirinin kontrolünde olmayan bağımsız bir kanıt kaynağı olabilir.

Sitchin'in en çok alıntılanan tabletlerinin, yapay zekâ ile yeniden ve bağımsız biçimde çevrilmesi de, bu sınamanın ilk adımı olabilir. Böyle bir karşılaştırmayı merak eder miydiniz?

Forumlarda

Forumlarda yapay zekâ ve çivi yazısı projeleri, genellikle haber paylaşımlarıyla gündeme geliyor. Akadca çeviri modeliyle ilgili haberler, birçok başlıkta paylaşıldı. Bazı kullanıcılar, bu modellerin "gizli tutulan" tabletleri okuyabileceğini ve Anunnaki hakkında yeni bilgiler ortaya çıkarabileceğini umuyor. Diğerleri ise, tabletlerin gizli tutulmadığını, yalnızca okuyacak yeterli uzman olmadığını hatırlatıyor.

Bazı kullanıcılar da, genel amaçlı yapay zekâ sohbet araçlarına Sümerce ya da Akadca metinleri çevirtmeye çalıştıklarını yazıyor. Bu tür denemelerin, uzman modellerden farklı olarak, sıklıkla güvenilmez sonuçlar verdiği belirtiliyor.

Bazı başlıklarda ise, gönüllülerin tablet fotoğraflarını etiketleyerek bu projelere katkıda bulunup bulunamayacağı soruluyor. Benzer gönüllü katılım projeleri, başka alanlarda, örneğin antik papirüslerin okunmasında, daha önce denenmişti. Çivi yazısı için de böyle bir model mümkün olabilir; ama işaretlerin karmaşıklığı nedeniyle, gönüllülerin eğitimi daha uzun sürebilir.

SohbeX teorisi

Spekülasyon olarak okuyun. Bana öyle geliyor ki yapay zekâ, Anunnaki tartışmasının doğasını değiştirebilir. Bugüne kadar bu tartışma, sınırlı sayıda metnin farklı yorumları üzerine kuruldu. Ama depolarda bekleyen binlerce tablet okunduğunda, tartışmanın zemini genişleyecek.

Belki de Anunnaki'nin gerçek hikâyesi, henüz kimsenin okumadığı bir kil parçasında, bir makinenin onu tanımasını bekliyor. Ve belki de o hikâye, ne Sitchin'in ne de akademisyenlerin beklediği gibi çıkacak.

Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.

Size soru

Yapay zekânın çivi yazılı tabletleri okumasını nasıl karşılıyorsunuz? Bir makine çevirisine ne kadar güvenirsiniz? Sizce okunmamış tabletlerde, tanrılar hakkında yeni hikâyeler var mı? Yorumlarda yazın.

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap