Giriş yap
🏺 Anunnaki

X'te Anunnaki: sosyal medyada bir efsanenin dolaşımı

Anunnaki kelimesini, bugün, büyük ihtimalle, bir kitapta değil, bir sosyal medya akışında görüyorsunuz. X'te, kısa bir video, bir tablet fotoğrafı ya da bir alıntı kartı, birkaç saat içinde, binlerce kişiye ulaşabiliyor. Sitchin'in kitapları, kırk yıl önce, yavaş yavaş, okurdan okura yayılıyordu; bugün ise, aynı fikirler, saniyeler içinde paylaşılıyor.

Bu sayfada, Anunnaki'nin, X gibi platformlarda, nasıl dolaştığını gözlemlemek istiyorum. Burada rakam vermeyeceğim; çünkü bu platformlardaki etkileşim verileri, sürekli değişiyor ve bağımsız olarak doğrulanması zor. Bunun yerine, sık görülen paylaşım türlerine, kalıplarına ve onların, Mezopotamya hakkındaki algımızı nasıl şekillendirdiğine bakmak istiyorum. Siz, akışınızda, en son ne zaman bir Anunnaki paylaşımı gördünüz?

Kısa video

X'te, Anunnaki içeriğinin, en çok dolaşan biçimlerinden biri, kısa videolar. Bu videolar, genellikle, dramatik bir müzik eşliğinde, Sümer kabartmalarının, zigguratların ve tabletlerin görüntülerini gösteriyor. Ekranda, büyük harflerle, iddialı cümleler beliriyor: "Tarih kitaplarının size anlatmadığı gerçek", "Sümerler bunu nasıl biliyordu?" gibi.

Bu videoların ortak özelliği, kısalık. Bir dakikadan kısa bir sürede, binlerce yıllık bir tarih, birkaç çarpıcı iddiaya indirgeniyor. Bu biçim, karmaşık akademik tartışmalara, hiç yer bırakmıyor. İzleyici, videonun sonunda, bir soruyla baş başa kalıyor; ama cevap için, nereye bakacağını bilmiyor. Bir iddianın, nereden geldiği, hangi tablete dayandığı ve akademisyenlerin onu nasıl yorumladığı, videoda, neredeyse hiç anılmıyor.

Tablet fotoğrafları

Bir başka yaygın paylaşım türü, tablet ya da kabartma fotoğrafları. Bu fotoğrafların altına, genellikle, kısa bir açıklama ekleniyor: "Bu tablet, Anunnaki'nin gezegenimize gelişini anlatıyor" gibi. Ama fotoğraftaki tabletin, gerçekte ne olduğu, çoğu zaman belirtilmiyor.

Bu paylaşımlarda, sıkça karşılaşılan bir sorun var: fotoğraftaki nesne ile açıklama arasında, hiçbir ilişki olmayabiliyor. Bir ekonomik makbuz, bir okul alıştırması ya da bir mühür baskısı, çok farklı bir anlamla, yeniden paylaşılabiliyor. VA 243 adlı silindir mühür, bu tür paylaşımların, belki en bilinen örneği. Bu mühür, Berlin'deki Ön Asya Müzesi'nde bulunuyor ve Sitchin tarafından, güneş sistemini gösteren bir harita olarak yorumlanmıştı. Akademisyenler ise, mühürdeki yıldız işaretinin, bir güneş sistemi değil, Mezopotamya ikonografisinde yaygın bir yıldız sembolü olduğunu vurguluyor.

Alıntı kartları

X'te, Sitchin'den ya da başka Anunnaki yazarlarından yapılmış alıntılar, sıkça, görsel kartlar halinde paylaşılıyor. Bu kartlarda, bir cümle, bir yazarın fotoğrafı ve bazen, bir Sümer kabartması yer alıyor. Bu kartlar, kolay paylaşılabildiği için, hızla yayılıyor.

Ama bu kartlarda, bazen, gerçekte o yazara ait olmayan cümleler de yer alabiliyor. Bir alıntının, gerçekten Sitchin'e ait olup olmadığını, onun kitaplarına bakmadan anlamak, zor. Bu, sosyal medyanın, genel bir sorunu: bir cümle, ne kadar paylaşılırsa, o kadar güvenilir görünüyor; ama paylaşım sayısı, bir cümlenin doğruluğunu göstermiyor.

Yapay zekâ görselleri

Son yıllarda, X'te, yapay zekâyla üretilmiş Anunnaki görselleri de, giderek daha sık görülüyor. Bu görsellerde, uzun boylu, parlak giysili, bazen kanatlı figürler, zigguratların önünde ya da uzay gemilerinin yanında tasvir ediliyor. Bazı görseller, gerçek Sümer kabartmalarına benzetilerek üretiliyor.

Bu görseller, hayal gücünü besliyor; ama aynı zamanda, gerçek ile hayal arasındaki sınırı, bulanıklaştırıyor. Bir görselin, gerçek bir arkeolojik buluntu mu, yoksa bir yapay zekâ üretimi mi olduğunu, ilk bakışta anlamak, giderek zorlaşıyor. Bazı paylaşımlarda, görselin yapay zekâ ile üretildiği belirtiliyor; ama birkaç paylaşım sonra, bu not kayboluyor ve görsel, gerçek bir buluntu gibi dolaşmaya başlıyor. Bu konuyu, bir sonraki yazıda, daha ayrıntılı olarak ele alacağım.

Tartışma dizileri

X'te, Anunnaki konusu, sadece tek tek paylaşımlarla değil, uzun tartışma dizileriyle de işleniyor. Bazı kullanıcılar, bir iddiayı, birkaç gönderilik bir dizi halinde açıklıyor; bazıları ise, bu iddiaları, kaynak göstererek çürütmeye çalışıyor.

Bu tartışmalarda, bazen, akademisyenler de yer alıyor. Bazı Asurologlar ve arkeologlar, sosyal medyada, yanlış bilgileri düzeltmek için, düzenli olarak paylaşım yapıyor. Bu paylaşımlar, Anunnaki iddialarına karşı, kaynağa dayanan bir alternatif sunuyor. Ama bu akademik paylaşımlar, genellikle, sansasyonel videolar kadar hızlı yayılmıyor.

Algoritmanın rolü

Sosyal medya platformlarının algoritmaları, etkileşim alan içerikleri, daha çok kişiye gösterme eğiliminde. Anunnaki içerikleri, genellikle, merak, şaşkınlık ve tartışma uyandırdığı için, yüksek etkileşim alabiliyor. Bu da, onların, daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlıyor.

Bir kullanıcı, bir Anunnaki videosuna bir kez tıkladığında, akışında, benzer içeriklerin artması, büyük ihtimalle, algoritmanın bir sonucu. Bu, bir tür yankı odası yaratabiliyor: kullanıcı, sürekli olarak, aynı fikirleri destekleyen içeriklerle karşılaşıyor ve farklı görüşleri, giderek daha az görüyor.

Bir paylaşımı kontrol etmek

Akışınızda bir Anunnaki paylaşımı gördüğünüzde, onu kontrol etmek için, birkaç küçük adım atabilirsiniz. İlk olarak, paylaşımda, bir tabletin ya da bir nesnenin adı veya müze numarası verilmiş mi, ona bakın. Berlin'deki VA 243 ya da British Museum'daki, Babil dünya haritası olarak bilinen BM 92687 gibi numaralar, bir nesnenin, hangi müzede bulunduğunu gösteriyor. Bu numarayla, müzenin çevrimiçi kataloğunda, nesnenin gerçek açıklamasını bulabilirsiniz.

İkinci olarak, paylaşımdaki görselin kaynağını arayın. Ters görsel arama araçları, bir fotoğrafın, internette, ilk nerede yayınlandığını bulmanıza yardımcı olabilir. Bazen, bir Anunnaki paylaşımındaki görselin, aslında, bir müze sitesinden, bir film sahnesinden ya da bir dijital sanat eserinden alındığını fark edersiniz.

Üçüncü olarak, iddianın, hangi metne dayandığını sorun. "Sümer tabletleri diyor ki" ile başlayan bir cümle, hangi tableti kastediyor? Eğer bir metin adı verilmişse, o metnin akademik çevirisini, ETCSL gibi açık kaynaklarda bulup, iddiayla karşılaştırabilirsiniz.

Bu adımlar, biraz zaman alıyor; ama bir paylaşımı, sadece beğenmek ya da yeniden paylaşmak yerine, onu sorgulamak, sosyal medyada, kendi bilgi akışınızın kontrolünü, biraz da olsa, elinize almanızı sağlıyor.

Türkçe akış

Türkçe paylaşımlarda, Anunnaki konusu, çoğu zaman, Türk tarihine dair iddialarla da iç içe geçiyor. Sümerlerin Türk olduğu, Göbeklitepe'nin Anunnaki'nin eseri olduğu ya da Nemrut Dağı'nın bir yıldız haritası olduğu gibi iddialar, sıkça, aynı paylaşımlarda bir araya geliyor. Bu birleşim, Türkçe akışa, kendine özgü bir renk katıyor; ama aynı zamanda, kontrol edilmesi gereken iddiaların sayısını da artırıyor. Siz, bu iddiaların hangisiyle, en sık karşılaşıyorsunuz?

Tanrılar arasındaki ilişki

Mezopotamya'da, bilginin yayılması da, tanrılarla ilişkilendiriliyordu. Nabu, yazının ve bilginin tanrısıydı; onun simgesi, kâtip kalemiydi. Tanrıların kararları, Kader Tabletleri'ne yazılıyordu ve bu tabletlere sahip olan, evrenin düzenini kontrol ediyordu.

Anzu kuşu efsanesinde, Anzu, Kader Tabletleri'ni Enlil'den çalıyor ve tanrıların düzeni, bir anda, alt üst oluyor. Bu mit, bilgiyi kontrol edenin, gücü de kontrol ettiğini anlatıyor. Bugün, bilgi akışını yöneten algoritmalar düşünüldüğünde, bu mitin, yeni bir anlam kazandığını söylemek, belki abartı olmaz.

Akademik okuma

Akademisyenler, sosyal medyadaki yalancı arkeoloji içeriklerini, giderek daha fazla inceliyor. Bazı araştırmacılar, bu içeriklerin, genellikle, kurumlara güvensizlik, kimlik arayışı ve alternatif tarih anlatılarına duyulan ilgiyle beslendiğini öne sürüyor. Bu araştırmalar, sosyal medyanın, eski tarihle ilgili algıları, nasıl şekillendirdiğini anlamaya çalışıyor.

Sitchin'in okuması

Sitchin, 2010'da öldü; yani X'in bugünkü haline, hiç tanık olmadı. Ama onun fikirleri, sosyal medyada, her zamankinden daha geniş bir kitleye ulaşıyor. Bir bakıma, Sitchin'in kitapları, sosyal medya çağında, ikinci bir hayat yaşıyor.

Ama bu ikinci hayatta, Sitchin'in fikirleri, genellikle, kitaplarındaki ayrıntılardan kopuk, kısa ve sadeleştirilmiş iddialar halinde dolaşıyor.

Forumlarda

Eski forumlar, uzun ve ayrıntılı tartışmalara imkân veriyordu. X ise, kısalığı ve hızı ödüllendiriyor. Bu değişim, Anunnaki tartışmasının niteliğini de değiştirdi. Uzun kaynak listeleri ve ayrıntılı çeviri karşılaştırmaları yerine, kısa iddialar ve çarpıcı görseller, ön plana çıktı.

Bence bu, tartışmanın derinliğini azaltıyor; ama aynı zamanda, Mezopotamya'ya ilgi duyan insan sayısını artırıyor. Bir dakikalık bir videoyla Mezopotamya'ya ilgi duymaya başlayan biri, bir gün, bir müzeye gidip, bir tabletin önünde durabilir ya da bir Gilgamış çevirisini eline alabilir. Bu yolculuğun, nerede başladığı değil, nereye vardığı önemli. Sosyal medya, bu yolculuk için, kötü bir başlangıç noktası olmak zorunda değil.

SohbeX teorisi

Spekülasyon olarak okuyun. Bence X'teki Anunnaki içerikleri, Mezopotamya'nın, bugünkü popüler kültürdeki yerini gösteren, bir ayna. Bu ayna, bazen çarpık bir görüntü veriyor; ama yine de, insanların, binlerce yıllık bir uygarlığa, hâlâ ilgi duyduğunu gösteriyor. Belki de, bu ilgiyi, kaynaklara yönlendirmek, sosyal medyanın en iyi kullanımı olabilir.

Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.

Size soru

X'te, Anunnaki içeriklerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bir paylaşımın doğruluğunu, nasıl kontrol ediyorsunuz? Yorumlarda yazın.

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap