Weld-Blundell prizmasında Anunnaki nerede geçiyor? Adı olmayan bir meclisin gölgesi
Weld-Blundell prizması, Oxford'daki Ashmolean Müzesi'nde duran, dört yüzü çivi yazısıyla kaplı bir kil prizma. Müze kaydındaki numarası WB 444. Üzerinde Sümer Kral Listesi'nin en eksiksiz nüshalarından biri yazılı. Bu sitede prizmanın nasıl satın alındığını, kimler tarafından okunduğunu ve listedeki meyhaneci kraliçe Kubaba'yı başka yazılarda konuştuk. Bugün dizinin sorusunu bu prizmaya soruyorum ve cevabın biraz tuhaf olduğunu baştan söyleyeyim.
Kral Listesi'nde Anuna kelimesi, benim bildiğim ve kontrol edebildiğim çevirilerde, görünür bir şekilde öne çıkmıyor. Liste, kralların adlarını, kentlerini ve hüküm sürelerini sıralıyor; tanrılar topluluğunu bir karakter olarak sahneye koymuyor. Ama listenin bütün mantığı, adı anılmayan bir karar merciine dayanıyor. Şimdi o gölgeyi izlemeye çalışacağım.
Prizmanın yolculuğu
Prizma, 1922'de İngiliz iş insanı ve gezgin Herbert Weld Blundell tarafından satın alındı ve Ashmolean'a bağışlandı. Kesin buluntu yeri bilinmiyor, ama Larsa çevresinden geldiği düşünülüyor. Asurbilimci Stephen Langdon, metni 1923'te yayımladı. Daha sonra Thorkild Jacobsen, 1939'da yayımladığı "The Sumerian King List" adlı çalışmasında WB 444'ü diğer nüshalarla birlikte ayrıntılı bir şekilde inceledi.
Prizmanın son satırları, metnin Isin hanedanının kralı Sin-magir dönemine kadar geldiğini gösteriyor. Bu da yazımını Eski Babil dönemine, MÖ on dokuzuncu yüzyıla yerleştiriyor. Yani elimizdeki liste, anlattığı olayların çoğundan yüzyıllar sonra derlenmiş bir belge.
Prizmanın ortasında bir delik var; akademisyenler onun bir çubuğa geçirilip döndürülerek okunduğunu düşünüyor. Bu ayrıntıyı hep çok sevmişimdir. Bir tarih kitabını sayfa sayfa değil, döndürerek okuduğunuzu hayal edin.
Krallık gökten indiğinde
Listenin ilk cümlesi, belki de bütün Mezopotamya edebiyatının en çok alıntılanan cümlelerinden biri: krallık gökten indiğinde, krallık Eridu'daydı. Bu cümle, krallığın insanların kendi icadı olmadığını, yukarıdan verildiğini söylüyor. Kimin verdiğini ise açıkça belirtmiyor.
İşte gölge burada. Krallığın gökten inmesi, bir karar gerektiriyor. Sümer düşüncesinde bu kararı veren, An ve Enlil başta olmak üzere büyük tanrılar topluluğu. Başka metinlerde, örneğin Ur Ağıtı'nda ya da Sümer ve Ur Ağıtı'nda, krallığın bir kentten alınıp öbürüne verilmesi açıkça tanrıların meclisine bağlanıyor. Kral Listesi ise bu meclisi anmadan, sadece sonucu kaydediyor: Eridu yenildi, krallık Bad-tibira'ya götürüldü.
Bu tekrar eden kalıp, "kent yenildi, krallık başka yere götürüldü", bence listenin en güçlü ifadesi. Edilgen bir fiil, ama arkasında bir özne var. Siz bu edilgen anlatımı okuyunca, kimin götürdüğünü merak etmiyor musunuz?
Tufandan önceki krallar
WB 444, tufandan önceki kralları da sayan nüshalardan biri. Bu bölümde beş kent ve sekiz kral var: Eridu'da Alulim ve Alalngar, Bad-tibira'da Enmenluana, Enmengalana ve çoban Dumuzi, Larak'ta Ensipazianna, Sippar'da Enmenduranna, Şuruppak'ta Ubar-Tutu. Bu kralların hüküm süreleri on binlerce yılla ifade ediliyor ve prizmadaki toplam iki yüz kırk bir bin iki yüz yıl olarak veriliyor.
Bu sayılar, Sümer sayı sisteminin altmışlı tabanına göre kurulmuş. Hüküm süreleri, şar denen ve üç bin altı yüzü ifade eden birimin katları. Ardından liste şunu söylüyor: tufan her şeyi sildi. Tufandan sonra krallık yeniden gökten indi ve bu kez Kiş'e geldi.
Bazı nüshalarda tufan öncesi bölüm hiç yok. Akademisyenler, bu bölümün listeye sonradan eklendiğini düşünüyor. Bu ayrıntı bana, listenin tek bir yazarın eseri olmadığını, zamanla büyüyen bir belge olduğunu hatırlatıyor.
Listede tanrıların izleri
Kral Listesi'nde tanrılar hiç yok mu? Tamamen değil. Bazı kralların adları tanrısal bir öğe taşıyor; bazı krallar tanrıların çocukları olarak anılıyor. Uruk'un kralları arasında Gılgamış, babası bir "lil", yani bir tür ruh ya da hayalet olarak verilen kral olarak geçiyor. Lugalbanda ve Dumuzi gibi isimler ise başka metinlerde tanrısal figürler olarak tanıdığımız karakterler.
Yani liste, tanrılarla insanlar arasındaki sınırın bulanık olduğu bir geçmişi anlatıyor. Bu bulanıklık, tanrılar topluluğunun doğrudan sahneye çıkmadığı ama her satıra dokunduğu bir dünya kuruyor.
Kiş'ten sonraki satırlar
Tufandan sonraki ilk hanedan, Kiş hanedanı, listede uzun bir kral dizisiyle yer alıyor. Bu dizinin içinde, beni her okuyuşumda durduran bir isim var: Etana. Liste onu "göğe çıkan çoban" olarak tanımlıyor. Etana'nın bir kartalın sırtında göğe yükselişini anlatan Akadca efsane, bu tek satırlık açıklamanın arkasındaki büyük öykü. Liste, bu öyküyü bir dipnot gibi kaydediyor.
Bu dipnotlar, listenin tamamen kuru bir belge olmadığını gösteriyor. Yazıcı, bazı kralların yanına onları tanımlayan kısa notlar düşmüş: bir çömlekçi, bir meyhaneci, bir balıkçı, göğe çıkan bir çoban. Sanki bir arşivcinin, sıkıcı bir defterin kenarına bıraktığı küçük çizimler.
Bu notlar bize, listenin yazıldığı dönemde bu kralların öykülerinin yaygın olarak bilindiğini düşündürüyor. Okur, "göğe çıkan çoban" ifadesini görünce, bütün efsaneyi hatırlıyordu. Bugün ise bu notlar, bizim için kaybolmuş ya da parça parça bulunmuş öykülere açılan küçük kapılar. Siz listedeki bu kenar notlarından hangisinin arkasındaki öyküyü en çok merak ediyorsunuz? Ben, adı geçen ama öyküsü bize ulaşmamış kralları düşündükçe, kaybolan bir kütüphanenin büyüklüğünü hissediyorum.
Tanrılar arasındaki ilişki
Bu metinde tanrılar arasındaki ilişkiyi doğrudan göremiyoruz; yalnızca sonuçlarını görüyoruz. Krallığın kentten kente geçişi, tanrıların kendi aralarındaki tercihlerin bir yansıması. Her kentin kendi koruyucu tanrısı var: Eridu'da Enki, Uruk'ta An ve İnanna, Ur'da Nanna, Kiş'te Zababa. Krallığın bir kentten diğerine geçmesi, aynı zamanda bir tanrının önceliğinin başka bir tanrıya geçmesi demek.
Bu açıdan Kral Listesi, tanrılar arasındaki rekabetin sessiz bir puan tablosu gibi. Hangi tanrının kenti ne kadar süre krallığı elinde tuttu, liste bunu kaydediyor. Ama tanrıların kendisi, bu tabloda adlarıyla görünmüyor.
Bir de son satırları düşünelim. Liste, Isin hanedanına geldiğinde bir toplam veriyor ve bitiyor. Bu kapanış, krallığın şimdi Isin'de olduğunu, yani tanrıların tercihinin artık bu kente yöneldiğini ilan ediyor. Listeyi okuyan herkes, son satıra vardığında kendi kralının meşruiyetine ulaşıyordu. Tanrılar topluluğunun sessiz kararı, en sonunda bir siyasal mesaja dönüşüyor.
Akademik okuma
Jacobsen'den bu yana akademisyenler, Kral Listesi'nin tarihsel bir kayıt olmaktan çok ideolojik bir belge olduğunu vurguluyor. Liste, aynı anda hüküm sürmüş hanedanları art arda sıralıyor ve böylece Mezopotamya'nın her zaman tek bir merkezden yönetildiği izlenimini yaratıyor. Piotr Steinkeller gibi araştırmacılar, listenin ilk biçiminin Ur III dönemine ait olabileceğini öne sürdü.
Akademik okumada tanrılar topluluğu, krallığın meşruiyetinin kaynağı olarak arka planda duruyor. Listedeki büyük sayılar ise mitolojik bir zamanın işareti; tarihi bir kronoloji olarak değil, kozmik bir ölçek olarak okunuyor.
Sitchin'in okuması
Sitchin için WB 444, bir kanıt belgesi. Tufan öncesi kralların hüküm sürelerindeki şar birimini, Nibiru gezegeninin güneş etrafındaki yörünge süresi olarak yorumladı. Ona göre bu krallar, Anunnaki'nin kendisi ya da onların yeryüzündeki yöneticileriydi ve her şar, Nibiru'nun bir yılıydı.
Bu yorumun ciddi bir sorunu var: Sümer metinlerinde şar, sadece bir sayı birimi; herhangi bir gezegenle ilişkilendirildiği bir metin bilmiyorum. Ayrıca farklı nüshalarda hüküm süreleri farklı veriliyor, bu da sayıların kesin bir astronomik veri değil, değişken bir edebi gelenek olduğunu gösteriyor.
Forumlarda
Forumlarda Weld-Blundell prizması, büyük ölçüde tufan öncesi krallar bölümü yüzünden ünlü. "Sümer Kral Listesi binlerce yıllık hükümdarlıkları kanıtlıyor" başlıklı paylaşımlar sık sık prizmanın fotoğrafıyla birlikte dolaşıyor. Bazıları bu sayıları İncil'deki uzun ömürlü atalarla karşılaştırıyor.
Daha sakin tartışmalarda ise kullanıcılar Jacobsen'in tablolarını ve farklı nüshaları karşılaştırıyor. Ben bu tür tartışmalarda, insanların bir sayının nüshadan nüshaya değiştiğini fark ettiği an çok değerli buluyorum. O an, bir efsanenin bir belge olmadığını anlamanın başlangıcı.
SohbeX teorisi
Spekülasyon olarak okuyun lütfen. Bana öyle geliyor ki Kral Listesi'nde Anuna'nın anılmaması bir unutkanlık değil, bir tercih. Liste, bir bürokratın sesiyle yazılmış; tanrıların meclisini anmak, metnin soğuk, sayısal tonunu bozardı. Yazıcı, kozmik kararı edilgen bir fiilin içine gizleyerek, okura hem bir otorite hem bir gizem bırakmış olabilir.
Bu hipotezi kanıtlayacak bir veri yok. Sadece listenin dilindeki o tuhaf edilgenliğin, bilinçli bir üslup tercihi olabileceğine dair bir tahmin.
Size soru
Krallığın "gökten inmesi" sizce bir inanç ifadesi mi, yoksa siyasal bir slogan mı? Tufan öncesi kralların yüz binlerce yıllık hükümdarlığını nasıl okuyorsunuz? Ashmolean'da prizmayı görenler var mı? Yorumlarda konuşalım.
Ben bu prizmayı düşündüğümde, bir çubuğa geçirilip yavaşça döndürülen bir kil parçası görüyorum. Her dönüşte bir kent, bir kral, bir sayı. Ve her dönüşün arkasında, adı yazılmamış bir meclisin sessiz kararı.
Giriş yap