VA 243 mührü: İddia ne, kaynağı ne? Birkaç santimlik bir silindirin taşıdığı evren
VA 243, Berlin'deki Ön Asya Müzesi'nin, yani Vorderasiatisches Museum'un envanter numarası. Numaranın arkasında, avucunuza rahatça sığacak büyüklükte, taştan oyulmuş bir silindir mühür var. Bu mühür, ıslak kilin üzerinde yuvarlandığında, bir sahneyi ve kısa bir yazıtı kile basıyordu. Belki bir sözleşmeyi, belki bir kabın ağzını mühürlemek için. Bugün ise Anunnaki anlatısının en ünlü görsel kanıtı.
On ikinci gezegen sayısını konuştuğum yazıda bu mühre kısaca değindim. Burada mührün kendisine yakından bakmak istiyorum: üzerinde ne var, yazıtı ne diyor, ve bir mühür nasıl bir güneş sistemi haritasına dönüştü?
Mührün sahnesi
Mührün kil üzerine yuvarlanmasıyla elde edilen baskıda, birkaç figür görülüyor. Bir figür oturuyor, bir başkası ayakta. Aralarında bazı nesneler var. Sahnenin üst kısmında, figürlerin arasında, merkezde bir yıldız ve onu çevreleyen bir grup nokta yer alıyor. Bu nokta kümesi, mührün bütün şöhretinin kaynağı.
Bu tür sahneler, Mezopotamya silindir mühürlerinde çok yaygın. Bir sunu sahnesi: bir kişi, oturan bir tanrıya ya da yüksek rütbeli birine bir şey sunuyor ya da onun önünde duruyor. Gök sembolleri, yani yıldızlar, hilal ya da güneş diski, bu sahnelerin arka planında sık sık yer alıyor.
Mührün sahnesini ilk kez net bir fotoğrafta gördüğümde, nokta kümesinin ne kadar küçük olduğuna şaşırmıştım. Kitaplarda büyütülmüş çizimler görmeye alışmıştım. Gerçek mühürde, bu kümenin sahnenin küçük bir parçası olduğunu fark etmek, bakış açımı değiştirdi.
Sitchin'in haritası
Sitchin, merkezdeki yıldızı Güneş olarak, çevresindeki on bir noktayı ise gezegenler ve Ay olarak yorumladı. Ona göre noktaların büyüklükleri, gezegenlerin göreli büyüklükleriyle uyumluydu ve bu, Sümerlerin güneş sisteminin gerçek yapısını, dış gezegenler dahil, bildiğini gösteriyordu. Fazladan bir nokta ise Nibiru.
Bu yorum, Sitchin'in kitaplarının kapaklarında, belgesellerde ve sayısız internet görselinde yeniden üretildi. Çoğu zaman mührün bir çizimi kullanıldı ve bu çizimlerde nokta kümesi, sahnenin geri kalanından ayrılarak büyütüldü.
Yıldız hangi yıldız?
Mezopotamya ikonografisinde gök sembollerinin belli biçimleri var. Güneş tanrısı Şamaş'ın sembolü, genellikle bir daire içinde dört köşeli bir yıldız ve aralarından dalgalı ışınlar çıkan bir disk olarak çiziliyor. Venüs, yani İnanna ya da İştar'ın sembolü ise sekiz köşeli bir yıldız. Ay tanrısı Sin'in sembolü hilal.
VA 243'teki merkezi yıldız, Michael Heiser'ın ve diğer akademisyenlerin işaret ettiği gibi, Güneş sembolünün standart biçimine uymuyor. Altı ya da daha fazla köşeli bir yıldız biçiminde. Bu, onun Güneş'i değil, genel olarak bir yıldızı ya da bir tanrının yıldızını temsil ettiğini düşündürüyor. Bu ayrıntı, Sitchin'in haritasının merkezini sarsıyor.
Siz bir sembolün biçimine bu kadar dikkat etmenin abartı olduğunu düşünüyor musunuz? Ben başlarda öyle düşünüyordum. Sonra, Mezopotamya sanatında sembollerin bir alfabe gibi tutarlı kullanıldığını öğrendim.
Yazıt ne diyor?
Mührün üzerinde kısa bir çivi yazısı yazıt var. Silindir mühürlerdeki yazıtlar genellikle mührün sahibinin adını, babasının adını ve bazen bağlı olduğu tanrı ya da kralın adını veriyor. Heiser, bu mührün yazıtını, mühür sahibinin adı ve "senin kulun" anlamına gelen bir ifade içeren bir sahiplik ve bağlılık yazıtı olarak aktardı. Yazıtta astronomiyle ilgili bir ifade bulunmuyor.
Bu, mührün işlevi açısından da anlamlı. Silindir mühürler, kişisel kimlik belgeleri gibiydi. Bir kişinin adını ve konumunu kile basmak için kullanılıyordu. Bir mühür sahibinin, kendi kimlik mührüne güneş sisteminin haritasını oydurması, işlevsel olarak tuhaf olurdu.
Noktaların büyüklüğü
Sitchin'in yorumunun bir başka dayanağı, noktaların büyüklükleri. Ama gerçek gezegen büyüklükleri arasındaki farklar çok büyük: Jüpiter, Merkür'den kat kat büyük. Mühürdeki noktalar ise birbirine oldukça yakın büyüklükte. Bir oranlama yapılmak istense, mühürdeki noktaların bu farkları yansıtmadığı görülüyor.
Ayrıca noktaların dizilişi, gezegenlerin Güneş'ten uzaklık sırasını da açıkça göstermiyor; noktalar, yıldızın etrafında bir halka biçiminde. Bu halka, mühür sanatında yıldız kümelerini ya da gök süslerini göstermenin yaygın bir yolu.
Mühürlerin dünyası
VA 243'ü anlamak için, onu tek başına değil, binlerce benzer mühürle birlikte düşünmek gerekiyor. Mezopotamya'da silindir mühürler, yaklaşık üç bin yıl boyunca kullanıldı. Müzelerde on binlerce örnek var. Bu mühürlerde gök sembolleri, tanrı figürleri, sunu sahneleri, hayvan dövüşleri, mitolojik sahneler tekrar tekrar karşımıza çıkıyor.
Bu bağlamda VA 243, sıra dışı bir mühür değil. Sitchin'in yaptığı, bu geniş koleksiyondan tek bir mührü seçip onu kendi teorisine göre okumak oldu. Benzer nokta kümeleri taşıyan başka mühürler de var; bunlar genellikle Ülker yıldız kümesi ya da yedi kötü cin grubu olarak yorumlanıyor.
Bir müzede silindir mühür vitrininin önünde durup sahneleri tek tek incelemeyi çok severim. Her mühür, bir insanın kimliğini taşıyan küçük bir dünya. Bir yazıcı, bir tüccar, bir rahibe. Her birinin kendi tanrısı, kendi sahnesi.
Mührün sahibi kim?
Yazıtta adı geçen kişi hakkında, mührün kendisinden başka bir bilgimiz yok. Mührün tarihi, akademisyenlere göre Akad dönemi ya da ona yakın bir dönem. Bu dönemde mühürler, toplumun belli kesimlerinin kullandığı statü nesneleriydi. Mühür sahibinin bir yönetici, bir tüccar ya da bir tapınak görevlisi olması muhtemel.
Bu kişiyi düşündükçe, onun kendi mührünün bir gün bir uzay haritası olarak dünyaya yayılacağını bilse ne hissedeceğini merak ediyorum. Belki gururlanırdı, belki şaşırırdı. Belki de sadece "o benim adım" derdi.
Kil üzerindeki iz
Bir silindir mührün asıl ürünü, mührün kendisi değil, kil üzerinde bıraktığı izdir. Mühür, ıslak kilde yuvarlandığında sahne sonsuz bir şerit gibi tekrar edebilir. Bu yüzden mühür sahneleri, başı ve sonu olmayan bir döngü olarak tasarlanıyordu. Bir yıldız kümesi, bir figürün başının üzerinde ya da iki figürün arasında, bu döngünün bir parçası olarak yer alıyordu.
VA 243'ün çizimlerinde ise sahne genellikle tek bir kare gibi, başı ve sonu belli bir resim olarak gösteriliyor. Bu sunum biçimi, nokta kümesini sahnenin merkezi gibi gösteriyor. Oysa gerçek baskıda, kümenin merkezde olup olmadığı, şeridin nereden kesildiğine bağlı. Mührü başka bir noktadan açtığınızda, aynı küme kenarda kalabilir.
Bu ayrıntıyı öğrendiğimde, bir görselin nasıl çerçevelendiğinin anlamı nasıl değiştirdiğini bir kez daha düşündüm. Siz bir fotoğrafın kırpılmasının, ona bakışınızı ne kadar değiştirdiğini fark ediyor musunuz? Ben gazete fotoğraflarında bunu sık sık yaşıyorum.
Tanrılar arasındaki ilişki
Sitchin'in okumasında mühürdeki sahne, bir Anunnaki tanrısının bir insana bilgi verdiği ya da bir tanrının başka bir tanrıyla konuştuğu bir an. Oturan figür, Sitchin'e göre Enlil ya da başka bir büyük tanrı; ayakta duran figür ise bir aracı. Gök haritası, bu bilgi aktarımının konusu.
Mezopotamya mühür sanatında ise oturan figür genellikle bir tanrı, ayakta duranlar ise ona sunu getiren bir insan ya da onu tanrıya tanıtan küçük bir koruyucu tanrı. Bu "tanıtım sahnesi", mühür sanatının en yaygın konularından biri. Burada tanrılar arasındaki ilişki, bir hiyerarşi: büyük tanrı oturur, küçük tanrı insanı ona götürür.
Akademik okuma
Akademisyenler VA 243'ü sıradan bir sunu ya da tanıtım sahnesi olarak okuyor. Nokta kümesi, bir yıldız ya da yıldız kümesi süslemesi. Heiser'ın yanı sıra, birçok Asurbilimci ve sanat tarihçisi, bu mührün astronomik bir harita olmadığını belirtti. Mezopotamya astronomisinin kendi kayıtları, mühürlerde değil, gözlem tabletlerinde ve astronomi derlemelerinde.
Sitchin'in okuması
Sitchin'in okumasının cazibesi, bir görselin hemen anlaşılabilir olmasında. Bir yıldız ve çevresinde noktalar: bunu bir güneş sistemi olarak görmek, modern bir göz için çok doğal. Okul kitaplarımızdaki güneş sistemi şemaları, tam da böyle görünüyor. Sitchin, bu modern görme alışkanlığını eski bir nesneye uyguladı.
Forumlarda
Forumlarda VA 243, neredeyse her Anunnaki tartışmasında bir görsel olarak karşımıza çıkıyor. Bazı kullanıcılar, mührün yüksek çözünürlüklü fotoğraflarını paylaşıp noktaları sayıyor ve sayının on bir mi on iki mi olduğunu tartışıyor. Bazıları, yazıtın çevirisini isteyip yanıt alamıyor. Daha bilgili kullanıcılar ise Heiser'ın web sitesine ya da müzenin kayıtlarına yönlendiriyor.
SohbeX teorisi
Spekülasyon olarak okuyun. Bana öyle geliyor ki VA 243'ün ünü, modern eğitim sistemimizin bir yan ürünü. Hepimiz okulda aynı güneş sistemi şemasını gördük. Bu şema, zihnimize öyle yerleşti ki, bir yıldız ve çevresindeki noktaları gördüğümüzde başka bir şey göremiyoruz. Belki de Sitchin'in asıl keşfi, eski bir mührün değil, bizim görme alışkanlıklarımızın gücü.
Bu bir tahmin, bir gözlem.
Size soru
VA 243'ü ilk gördüğünüzde aklınıza ne geldi? Bir güneş sistemi mi, bir yıldız kümesi mi? Bir müzede silindir mühürleri incelediniz mi? Kendi kimliğinizi taşıyan bir mühür yaptırsaydınız, üzerine ne koyardınız? Yorumlarda paylaşın.
Giriş yap