Giriş yap
🏺 Anunnaki

VA 243 iddiası neden bu kadar yayıldı? Tek bir görüntünün olağanüstü kariyeri

Anunnaki üzerine yazılmış neredeyse her popüler sitede, her videoda ve her forum başlığında aynı küçük görüntüyle karşılaşıyorum: Bir silindir mührün baskısı, sol üst köşede bir yıldız ve çevresinde dizilmiş noktalar. Bu görüntünün altında genellikle "Sümerler güneş sistemini biliyordu" yazıyor. Görüntünün kataloğu ise VA 243; Berlin'deki Ön Asya Müzesi'nin, yani Vorderasiatisches Museum'un envanter numarası.

Daha önceki yazılarda bu mührün kendisini, üzerindeki yazıyı ve yıldız sembolünü ayrıntılı biçimde ele almıştım. Burada farklı bir soruyla ilgileniyorum: Küçük bir Akad mührü, nasıl oldu da bir anlatının en tanınan görseli haline geldi? Bu sorunun yanıtı, bence arkeolojiden çok, görüntülerin internette nasıl dolaştığıyla ilgili.

Bir mührün kısa tanıtımı

VA 243, Akad dönemine, yani Milattan önce üçüncü binyılın ikinci yarısına tarihlenen bir silindir mühür. Silindir mühürler, yumuşak kile yuvarlandığında bir sahne bırakan, oyulmuş küçük taş silindirlerdi. Mezopotamya'da mülkiyet, belge onayı ve kimlik işareti olarak kullanılıyordu.

Mührün üzerindeki yazı, okunabilen üç satırdan oluşuyor. Asurologlar bu satırları "Dubsiga", "İli-illat" ve "senin hizmetkârın" olarak okuyor. Yani mühür, bir kişinin, büyük olasılıkla İli-illat adlı birinin, kendisini bir başkasının ya da bir tanrının hizmetkârı olarak tanımladığı kişisel bir mühür. Sahnede oturan bir figür ve ona yaklaşan figürler var; bu, Akad mühürlerinde sık rastlanan bir sunu ya da tanıtım sahnesi.

Sitchin, sol üst köşedeki yıldız sembolünü ve çevresindeki noktaları, güneş ve çevresinde dönen gezegenler olarak yorumladı. Ona göre bu dizilim, Nibiru dahil on iki gök cismini gösteriyordu.

Tek görüntü, sonsuz kopya

VA 243 iddiasının yayılmasında en belirleyici etken, bence görüntünün kendisinin çok kolay kopyalanabilir olması. Mührün baskısı, küçük, yüksek kontrastlı ve ilk bakışta okunabilir bir görüntü. Yıldız ve noktalar, uzman olmayan birinin gözünde bile bir "güneş sistemi" çağrışımı yapıyor.

İnternetin ilk yıllarında, bu görüntünün düşük çözünürlüklü bir kopyası, sayısız siteye yüklendi. Sonra o kopyanın kopyası alındı; sonra onun kopyası. Her kopyalamada çözünürlük biraz daha düştü, ama yıldız ve noktalar hep görünür kaldı. Mührün geri kalanı, yani yazı ve sunu sahnesi, giderek bulanıklaştı ve gözden kayboldu. Bugün dolaşan bazı versiyonlarda, görüntü yalnızca yıldızın çevresine kırpılmış durumda.

Bu kırpma süreci, bana çok öğretici geliyor. Bir görüntünün bağlamı, kopyalandıkça siliniyor; geriye yalnızca iddiayı destekleyen parça kalıyor. Mührün sahibinin adı, sunu sahnesi ve tanrının figürü, kimsenin ilgisini çekmeyen ayrıntılar olarak kenara itiliyor.

Siz VA 243'ün yalnızca yıldızlı köşesini mi gördünüz, yoksa mührün tamamını mı?

Çizim ile baskı arasındaki fark

Bir başka önemli ayrıntı da, dolaşan görüntülerin bir kısmının mührün fotoğrafı değil, bir çizim olması. Sitchin'in kitaplarında yer alan çizimde, yıldız ve noktalar oldukça belirgin ve düzenli biçimde gösteriliyor. Mührün gerçek baskısında ise noktaların boyutları ve aralıkları daha düzensiz.

Çizim, bir yorumdur. Bir sanatçı, bir nesneyi çizerken neyi vurgulayacağına, neyi ihmal edeceğine karar verir. Sitchin'in çiziminde, güneş sistemi okumasını destekleyen ayrıntılar öne çıkarılmış. Forumlarda bu çizim, çoğu zaman bir fotoğraf gibi sunuluyor ve izleyiciler, bir yorum yerine bir belge gördüklerini sanıyor.

Bu yüzden ben her zaman müzenin kendi kataloğundaki fotoğrafa ya da yayımlanmış akademik fotoğraflara bakmayı öneriyorum. Bir yorum ile bir belgeyi ayırt etmek, bu tür tartışmalarda en önemli beceri.

Bir akademisyenin web sitesi

VA 243 iddiasına karşı en çok bilinen yanıt, Kutsal Kitap ve eski Yakındoğu dilleri uzmanı Michael S. Heiser'den geldi. Heiser, "Sitchin is Wrong" adlı bir web sitesi kurdu ve bu sitede VA 243'ü ayrıntılı biçimde inceledi. Heiser'in ana argümanı, mühürdeki yıldız sembolünün Mezopotamya sanatında güneşi temsil etmediği, güneşin her zaman başka bir sembolle, dalgalı ışınları olan bir diskle gösterildiği yönündeydi. Ayrıca mührün yazısının, sahnenin bir gök haritası değil, bir kişinin kimlik mührü olduğunu açıkça gösterdiğini vurguladı.

Heiser'in sitesi, internet üzerinden yayılan bir iddiaya internet üzerinden verilen bir yanıt olarak dikkat çekiyordu. Ama ilginç olan, bu sitenin VA 243 görüntüsünün yayılmasını durduramamasıydı. Bir iddia ile ona verilen yanıt, aynı hızda yayılmıyor. Bir görüntü, bir saniyede paylaşılıyor; ayrıntılı bir çürütme ise okunmak için dakikalar gerektiriyor. Heiser 2023'te hayatını kaybetti; sitesi ise hâlâ bu tartışmalarda başvurulan bir kaynak.

Müzede bir vitrin

VA 243, Berlin'de Bergama Müzesi binasında yer alan Ön Asya Müzesi'nin koleksiyonuna ait. Bina son yıllarda kapsamlı bir yenileme sürecinde olduğu için, ziyaret etmek isteyenlerin önce müzenin güncel duyurularına bakması gerekiyor. Ama ziyaretçilerin çoğu, mührün ne kadar küçük olduğunu görünce şaşırıyor. Silindir mühürler genellikle bir parmak boyunda. Bu kadar küçük bir nesneye bu kadar büyük bir anlatı yüklenmesi, bence başlı başına bir ironi.

Müzelerde silindir mühürler, genellikle yanlarında bir kil baskı ya da bir fotoğrafla sergileniyor; çünkü mührün kendisi, sahneyi ters ve silindirik biçimde taşıyor. İzleyici, sahneyi ancak bir yüzeye yuvarlanmış haliyle anlayabiliyor. Bu da her görüntünün aslında bir aracı, bir dönüştürme gerektirdiğini hatırlatıyor.

Mezopotamya'dan binlerce silindir mühür günümüze ulaştı. Bunların pek çoğunda yıldızlar, hilaller ve diskler var. VA 243'ü bu binlerce mührün arasında görmek, onun ne kadar sıradan bir nesne olduğunu anlamayı kolaylaştırıyor. Dominique Collon'un "First Impressions" adlı kitabı, silindir mühürlere dair en erişilebilir kaynaklardan biri. Bu kitabı karıştıran biri, VA 243'teki yıldız ve noktalara benzer motiflerle defalarca karşılaşacaktır.

Siz bir müzede silindir mühür vitrininin önünde hiç durdunuz mu?

Tanrılar arasındaki ilişki

VA 243'teki sunu sahnesi, Mezopotamya'da tanrılar ile insanlar arasındaki ilişkinin bir örneği. Akad mühürlerinde sık sık, bir koruyucu tanrının, bir insanı daha büyük bir tanrının huzuruna götürdüğü sahneler görüyoruz. Bu, Mezopotamya dininin önemli bir özelliğini yansıtıyor: İnsanlar, büyük tanrılara doğrudan değil, kişisel tanrıları aracılığıyla ulaşıyordu.

Kişisel tanrı, Mezopotamya'da her insanın yanında olduğuna inanılan, onu koruyan ve onun adına daha büyük tanrılara aracılık eden bir varlıktı. Bu ilişki, tanrılar arasındaki hiyerarşiyi de gösteriyor: Küçük tanrılar, büyük tanrıların sarayında birer saray mensubu gibi davranıyordu. Bir mühür sahibi, kendi mührünün üzerine bu sahneyi kazıtarak, kendisini bu düzenin içine yerleştiriyordu.

Mührün sahibi İli-illat, kendisini "hizmetkâr" olarak tanımlarken, bu düzende kendi yerini kabul ediyordu. Bu, Sitchin'in okumasında tamamen kayboluyor.

Akademik okuma

Akademisyenler, VA 243'ü, Akad dönemi mühür sanatının sıradan bir örneği olarak görüyor. Yıldız ve noktalar, Mezopotamya sanatında yaygın olan gök sembollerinden biri olarak yorumlanıyor. Bazı araştırmacılar, yıldızın etrafındaki noktaları, mühür sanatında sık görülen süsleme öğeleri olarak, bazıları ise başka gök cisimleri olarak okuyor. Ama hiçbir akademik yorum, bu noktaları güneş sistemi modeli olarak kabul etmiyor.

Sitchin'in okuması

Sitchin için VA 243, kitaplarının en güçlü görsel kanıtıydı. Mührü "The 12th Planet" kitabında tanıttı ve sonraki kitaplarında sık sık başvurdu. Bu görüntü, Nibiru iddiasının görsel kimliği haline geldi.

Forumlarda

Forumlarda VA 243, genellikle tartışmanın başında değil, ortasında ortaya çıkıyor. Biri Nibiru'dan söz ediyor, bir başkası kanıt istiyor ve VA 243 görüntüsü paylaşılıyor. Bu paylaşım, tartışmayı çoğu zaman kapatıyor gibi görünüyor; çünkü görüntü, bir kanıt olarak algılanıyor. Mührün yazısını ve sahnesini hatırlatan biri çıktığında ise tartışma yeniden alevleniyor.

SohbeX teorisi

Spekülasyon olarak okuyun. Bana öyle geliyor ki VA 243'ün olağanüstü kariyeri, bir "logo" etkisinden kaynaklanıyor. Bir anlatının yayılması için, onu temsil eden tek ve tanınabilir bir görsele ihtiyacı var. Nasıl ki bir marka logosuyla tanınıyorsa, Nibiru anlatısı da VA 243 ile tanınıyor. Bu logo, anlatıya bir kimlik, bir tutarlılık ve bir hafıza kazandırıyor. Bir logoyu sorgulamak ise, onun temsil ettiği şeyi sorgulamaktan daha zor; çünkü logo, düşünceden önce tanınıyor.

Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.

Belki de en iyi yanıt, logoyu bir kenara bırakıp mührün tamamına, yazısıyla ve sahnesiyle birlikte bakmak. İli-illat'ın kendisi için yaptırdığı bu küçük nesne, bir gezegen haritasından çok daha insani bir hikâye anlatıyor.

Size soru

VA 243 görüntüsünü ilk nerede gördünüz? O görüntünün bir çizim mi, bir fotoğraf mı olduğunu fark ettiniz mi? Mührün sahibinin adını bilmek, ona bakışınızı değiştiriyor mu? Bir görüntünün bir anlatının logosu haline gelmesi hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorumlarda paylaşın.

Bir sonraki yazıda kanatlı disk sembolünün neden bu kadar yayıldığına bakacağım.

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap