Giriş yap
🏺 Anunnaki

Uruk Apkallu Listesi: krallarla eşleşen bilgeler

Selevkos döneminde, yani Büyük İskender'den sonra, Uruk'ta yaşayan bir kâtip, bir tablet yazdı. Bu tablette, bir kral adı ve hemen yanında bir bilge adı, satır satır sıralanıyor. Her kralın yanında, ona danışmanlık eden bir bilge var. Listenin başında, tufandan önceki krallar ve onların yanında, yarı balık yarı insan olarak tasvir edilen apkallular duruyor. Listenin sonunda ise, tarihsel krallar ve onların yanındaki insan bilgeler.

Bu tablet, bugün W 20030,7 numarasıyla biliniyor. Alman kazı ekibinin Uruk'ta, 1959-1960 kazı döneminde bulduğu tabletler arasında. Jan van Dijk, metni 1962'de yayımladı. Tablet, Mezopotamya'da bilginin nereden geldiği sorusuna, kendine özgü bir yanıt veriyor: bilgi, tanrıların gönderdiği bilgelerden, krallara geçti. Bir kralın yanında, her zaman bir bilgenin durması fikri, size bugünkü hangi kurumları hatırlatıyor?

Tabletin yapısı

Tablet, iki kısımdan oluşuyor. Birinci kısımda, tufandan önceki yedi kral ve onların yedi apkallusu sıralanıyor. İlk satır şöyle: "Ayalu kralın döneminde, Uan apkallu idi." Uan, Yunanca kaynaklarda Oannes olarak bilinen bilge. Sonraki satırlarda, Alalgar ile Uanduga, Ammeluanna ile Enmedugga ve diğerleri geliyor. Yedinci kralın yanında, Utuabzu adlı bilge var. Metne göre, Utuabzu, göğe yükseldi.

İkinci kısımda, tufandan sonra, Gılgamış'tan başlayarak, krallar ve onların "ummanu", yani bilge danışmanları sıralanıyor. Bu bölümde, bilgeler artık yarı balık varlıklar değil; insanlar. Gılgamış'ın yanında, Sin-leqi-unninni adı geçiyor. Bu, Gılgamış Destanı'nın standart versiyonunun yazarı olarak anılan kâtip.

Listenin sonunda, Asur kralı Esarhaddon'un yanında, Aba-Enlil-dari adlı bir bilge var ve tablette, bu kişinin Aramiler arasında Ahiqar olarak bilindiği belirtiliyor. Ahiqar, Aramice, Süryanice ve başka dillerde yaygın bir bilgelik öyküsünün kahramanı. Bu not, tabletin yazıldığı dönemde, farklı kültürlerin bilgelik geleneklerinin, birbirine bağlandığını gösteriyor.

Oannes ve Berossos

Uan ya da Oannes, Yunanca kaynaklardan da biliniyor. Babilli rahip Berossos, MÖ üçüncü yüzyılın başında, Yunanca yazdığı "Babyloniaka" adlı eserinde, Oannes'i anlattı. Berossos'a göre, Oannes, Kızıldeniz'den, yani Basra Körfezi'nden çıkan, balık gövdeli, insan başlı ve ayaklı bir varlıktı. Gündüzleri insanlarla konuşuyor, onlara yazıyı, bilimleri, sanatları, kent kurmayı, tapınak yapmayı, yasaları ve tarımı öğretiyordu. Akşam olunca da, denize geri dönüyordu.

Berossos'un eseri, bugün kayıp. Yalnızca, sonraki yazarların, özellikle Alexandros Polyhistor'un ve Eusebios'un aktardığı parçalar biliniyor. Uruk listesi, Berossos'un anlattığı geleneğin, Babil'in kendi çivi yazılı metinlerinde de var olduğunu doğruluyor.

Apkallular sanatta

Apkallular, yalnızca metinlerde değil, Asur saraylarının kabartmalarında da görülüyor. Nimrud'daki II. Assurnasirpal sarayında, kanatlı, kartal başlı ya da balık pelerinli figürler, ellerinde bir kozalak ve bir kova tutarak, kutsal ağacın yanında duruyor. Bu figürlerin, apkallular olduğu düşünülüyor.

Balık pelerinli apkallular, Uan'ın ve Berossos'un anlattığı Oannes'in görsel karşılığı. Bu figürler, bir balığın derisini pelerin gibi giymiş bir insana benziyor. Balığın başı, insanın başının üstünde duruyor.

Asur evlerinin tabanlarının altına gömülen küçük kil figürinler de, apkalluları tasvir ediyor. Bu figürinler, evi kötü güçlerden korumak için gömülüyordu. Bu figürinlerle ilgili ritüel metinler, Frans Wiggermann'ın 1992'de yayımladığı "Mesopotamian Protective Spirits" kitabında incelendi.

Bilgiyi kim verdi?

Uruk listesi, Mezopotamya'da bilginin kökeni hakkında, bir düşünceyi yansıtıyor. Bu düşünceye göre, uygarlığın bilgisi, tufandan önce, Enki'nin, yani Akadca adıyla Ea'nın gönderdiği bilgeler tarafından insanlara verildi. Tufandan sonra, bu bilgi, insan bilgeler aracılığıyla, kuşaktan kuşağa aktarıldı.

Bu düşüncenin bir sonucu, Selevkos dönemi Uruk kâtiplerinin, kendilerini bu zincirin son halkası olarak görmesi. Uruk'taki kâtip aileleri, kendi soylarını, eski bilgelere bağlıyordu. Bazı tabletlerin sonunda, kâtipler, kendi adlarını, bir atanın adıyla birlikte yazıyor; örneğin, "Sin-leqi-unninni soyundan" diye.

Bu, bir tür bilgi soy ağacı. Kâtip, yalnızca bir tableti kopyalamıyor; aynı zamanda, bilgeliğin zincirine bağlanıyor.

Tanrılar arasındaki ilişki

Apkallular, Enki'nin, yani Ea'nın elçileri olarak görülüyordu. Enki, tatlı su okyanusu Abzu'nun tanrısıydı ve bilgeliğin, büyünün, zanaatın efendisiydi. Apkalluların denizden gelmesi, bu bağlantıyı yansıtıyor.

Enki'nin, Enlil ile ilişkisi, apkallu geleneğini anlamak için önemli. Atrahasis destanında, Enlil, insanları tufanla yok etmek istediğinde, Enki, insanları korumak için onları uyarıyor. Apkallu geleneği de, Enki'yi, insanlara bilgi veren, onları koruyan tanrı olarak sunuyor.

Bazı metinlerde, apkalluların, tanrıları kızdırdığı da anlatılıyor. "Erra Destanı"nda, Marduk, apkalluları Abzu'ya geri gönderdiğini söylüyor. Bu, bilgeliğin, tanrılar arasındaki dengelerle bağlantılı olduğunu gösteriyor.

Bilgelerin günahları

Apkallularla ilgili bir başka metin grubu, "Bit Meseri" adlı büyü serisi. Bu seride, yedi apkallunun adları, onların kökenleri ve bazılarının tanrıları nasıl kızdırdığı anlatılıyor. Örneğin, bir apkallu, Adad'ı kızdırdığı için, Abzu'ya geri gönderiliyor. Başka bir satırda ise, İştar'ın tapınağından çıkarılmasıyla ilişkilendirilen bir ceza anlatılıyor.

Erica Reiner, 1961'de yayımladığı bir makalede, bu metni inceledi ve apkalluların, her zaman kusursuz bilgeler olarak sunulmadığını gösterdi. Bilge, bilgisinin gücüyle, bazen sınırları aşabiliyordu.

Bu ayrıntı, apkallu geleneğini, daha karmaşık kılıyor. Bilgi, hem insanlara faydalı bir armağan, hem de tanrıların düzenini sarsabilecek bir güç olarak görülüyordu. Bu ikilik, Mezopotamya'nın sonraki dönemlerinde, farklı biçimlerde, tekrar tekrar karşımıza çıkıyor.

Akademik okuma

Akademisyenler, Uruk Apkallu Listesi'ni, Mezopotamya'nın geç döneminde, bilgi geleneğinin nasıl düşünüldüğünü gösteren bir belge olarak okuyor. Alan Lenzi, 2008'de yayımladığı bir makalede, listenin, kâtiplerin kendi otoritelerini, eski bilgelere bağlayarak güçlendirmek için kullandığını öne sürdü.

Helge Kvanvig gibi araştırmacılar, apkallu geleneği ile Henok Kitabı'ndaki "Gözcüler" anlatısı arasındaki benzerlikleri inceledi. Her iki gelenekte de, tufandan önce, insanlara bilgi veren göksel varlıklar var. Ama Henok Kitabı'nda bu varlıklar, olumsuz bir şekilde sunuluyor; Mezopotamya geleneğinde ise, olumlu.

Sitchin'in okuması

Sitchin, Oannes'i, Anunnaki'nin bir temsilcisi olarak yorumladı. Ona göre, Oannes'in "balık" görünümü, bir dalgıç kıyafetini ya da bir uzay giysisini temsil ediyordu. Apkallular da, Anunnaki'nin insanlara bilgi vermek için gönderdiği temsilcilerdi.

Akademik okumada, balık pelerini, apkallunun Abzu'dan, yani Enki'nin su dünyasından geldiğini gösteren bir simge olarak değerlendiriliyor. Bu tür simgeler, Mezopotamya sanatında yaygın; tanrılar ve yarı tanrısal varlıklar, ait oldukları alanın işaretleriyle tasvir ediliyor.

Forumlarda

Forumlarda, apkallular, Anunnaki tartışmalarının en sevilen konularından biri. Özellikle, apkalluların ellerindeki "çanta" ya da "kova", çok tartışılıyor. Kullanıcılar, bu nesnenin, dünyanın farklı yerlerindeki taş kabartmalarda, örneğin Göbekli Tepe'de ve Meksika'daki La Venta'da da görüldüğünü iddia ediyor.

Bazı kullanıcılar, bu benzerliklerin, ortak bir kaynağa işaret ettiğini düşünüyor. Başkaları ise, bir kap ya da çanta gibi gündelik bir nesnenin, birçok kültürde, birbirinden bağımsız olarak, sanatta yer bulabileceğini hatırlatıyor. Asurologlar, Asur kabartmalarındaki nesnenin, büyük olasılıkla, kutsal su ya da arındırma için kullanılan bir kova olduğunu düşünüyor.

Türkçe forumlarda, Oannes'in "balık adam" görünümü, sık sık, deniz kızı efsaneleriyle karşılaştırılıyor. Kullanıcılar, Oannes'i, insanlara bilgi veren "denizden gelen öğretmen" olarak anıyor.

Listenin eksik halkaları

Uruk listesi, uzun bir zinciri, birkaç satıra sığdırıyor. Gılgamış'tan Esarhaddon'a kadar, iki bin yıla yakın bir süre, yalnızca birkaç kral ve bilgeyle geçiliyor. Bu, listenin, bir tarih belgesi olarak değil, bir soy zincirinin önemli halkalarını göstermek için yazıldığını düşündürüyor.

Kâtip, büyük olasılıkla, kendi dönemi için anlamlı olan isimleri seçti. Gılgamış ve Sin-leqi-unninni, Uruk'un en ünlü kralı ve en ünlü kâtibi; Esarhaddon ve Ahiqar ise, Asur döneminin bilinen kral-bilge çifti. Bu seçimler, listenin, Uruk'un kendi geçmişini öne çıkaran bir bakışla yazıldığını gösteriyor.

Uruk listesinin kendisi, forumlarda pek bilinmiyor. Kullanıcılar, Oannes'i genellikle Berossos'tan tanıyor; çivi yazılı bir listenin, aynı ismi taşıdığını öğrendiklerinde, şaşırıyor. Bu da, kaynaklara doğrudan ulaşmanın, tartışmayı ne kadar değiştirebileceğini gösteriyor.

Bazı Türkçe sitelerde, Uan ile Oannes'in aynı varlık olduğu bile bilinmiyor; iki ayrı figür gibi anlatılıyor. Oysa çivi yazılı ad ile Yunanca ad arasındaki bağ, akademik çevrelerde uzun zamandır kabul görüyor.

SohbeX teorisi

Spekülasyon olarak okuyun. Bence Uruk Apkallu Listesi, bir kâtibin, kendi mesleğine, bir köken öyküsü yazma girişimi. Kâtip, kendi elindeki kalemin, tufandan önce denizden gelen bir bilgeye kadar uzandığını düşünmek istiyordu. Bu, bugün bir üniversitenin, kuruluşunu antik bir akademiye bağlamasına benziyor. Belki de her meslek, kendini, ilk öğretmenin mirasçısı saymak ister.

Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.

Size soru

Bir kralın yanında, her zaman bir bilgenin bulunması fikri sizce bugün de geçerli mi? Apkalluların ellerindeki kova, sizce ne olabilir? Yorumlarda yazın.

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap