Giriş yap
🏺 Anunnaki

"Üç yüzü yukarıya, üç yüzü aşağıya": Enuma Eliş'in altıncı tableti bağlamında

Antik uzaylı kitaplarında sık alıntılanan bir satır var: Marduk, Anunnaki'yi ikiye bölüyor; üç yüzünü gökte nöbetçi olarak bırakıyor, üç yüzünü yeryüzüne yerleştiriyor. Bu satır, "Dünya'da altı yüz Anunnaki vardı, üç yüzü yörüngede, üç yüzü yerde çalışıyordu" gibi cümlelerin kaynağı olarak gösteriliyor.

Satır gerçekten Enuma Eliş'te var. Altıncı tablette, insanın yaratılışından hemen sonra geliyor. Ama bu satırın öncesine ve sonrasına bakınca, başka bir hikâye görünüyor. Ben bu kez satırı tek başına değil, tabletin akışı içinde okumaya çalışacağım.

Altıncı tabletin açılışı

Altıncı tablet, Marduk'un bir karar vermesiyle açılıyor. Tiamat'ı yenmiş, evreni düzenlemiş, yıldızları yerleştirmiştir. Şimdi tanrıların yükünü hafifletmek istiyor. Ea'ya danışıyor ve bir insan, Akadca "lullû", yaratmayı öneriyor. İnsan, tanrıların işini yapacak, tanrılar dinlenecek.

Ea bu fikri geliştiriyor. Tanrılar meclisi toplanıyor ve isyanı kimin başlattığı soruluyor. Tanrılar Kingu'yu gösteriyor. Kingu bağlanıyor, damarları kesiliyor ve onun kanından insan yaratılıyor. Ea, insanı yaratıyor; insana tanrıların hizmetini yükleyerek tanrıları özgür bırakıyor.

Bu sahne, Atrahasis'teki insan yaratılışının bir yankısı. Orada da bir tanrının, We-ila'nın kanı kil ile karıştırılıyordu. Enuma Eliş, bu eski motifi Marduk merkezli bir anlatıya taşıyor.

Bölüştürme sahnesi

İnsan yaratıldıktan sonra Marduk, Anunnaki'yi düzenliyor. Metin, Marduk'un Anunnaki'yi yukarıda ve aşağıda böldüğünü, Anu'ya onun buyruklarını korumaları için verdiğini anlatıyor. Üç yüzünü gökte bir nöbetçi olarak yerleştiriyor; yeryüzünün yollarını da aynı biçimde belirliyor. Gökte ve yerde altı yüz tanrıyı yerleştiriyor.

Bu satırların ne anlattığını anlamak için, Babil kozmolojisinde "Anunnaki" ve "İgigi" terimlerinin nasıl kullanıldığına bakmak gerekiyor. Eski Babil döneminden itibaren bu iki terim, tanrıların iki grubunu anlatmak için kullanılıyordu. Bazı metinlerde İgigi gök tanrıları, Anunnaki yeraltı ya da yeryüzü tanrıları olarak geçiyor. Bazı metinlerde ise bu ayrım tersine dönüyor ya da belirsizleşiyor.

Enuma Eliş'teki bölüştürme, bu ikili düzeni Marduk'a bağlıyor. Göğü ve yeri düzenleyen, tanrıların yerini belirleyen Marduk. Satırın vurgusu, sayılarda değil, düzenin kaynağında.

Sayılar ne anlama geliyor?

Üç yüz ve altı yüz, Mezopotamya'nın altmışlık sayı sisteminde yuvarlak sayılar. Altı yüz, Akadcada "nēr" adıyla bilinen bir birim; altmış çarpı on. Bu tür sayılar, edebi metinlerde büyüklük ve bütünlük anlatmak için sık kullanılıyordu.

W. G. Lambert, 2013'te yayımlanan "Babylonian Creation Myths" kitabında, Enuma Eliş'in bütün kopyalarını bir araya getirdi ve bu sayıları dikkatle tartıştı. Lambert, başka Babil metinlerinde de benzer sayıların, gök ve yeraltı tanrılarının toplam sayısını anlatmak için kullanıldığını gösterdi. Bu sayılar, bir nüfus sayımı değil, bir kozmik düzenin şematik ifadesiydi.

Yani "altı yüz Anunnaki" ifadesi, bir uzay ekibinin personel listesinden çok, Babil teolojisinin evreni yuvarlak sayılarla düzenleme alışkanlığını yansıtıyor.

Sonrası: Tuğla dökümü

Bölüştürme sahnesinden hemen sonra, altıncı tabletin en çok gözden kaçan bölümü geliyor. Anunnaki, Marduk'a minnettarlıklarını bildirmek için bir şey yapmak istiyor. Ona bir tapınak inşa etmeyi öneriyorlar. Marduk kabul ediyor ve kent Babil'in, tapınağı Esagila'nın inşası başlıyor.

Metin, Anunnaki'nin bir yıl boyunca tuğla döktüğünü anlatıyor. İkinci yıl, Esagila'nın başını yükseltiyorlar. Tapınak tamamlanınca, tanrılar orada bir şölen düzenliyor ve Marduk'un krallığını kutluyor.

Bu sahne, bölüştürme satırının bağlamını değiştiriyor. Anunnaki, burada yeryüzünde çalışan işçiler değil; Marduk'a minnettar olan ve kendi istekleriyle bir tapınak inşa eden tanrılar. İnsan yaratılmış ve tanrıların ağır işini üstlenmiştir; ama tanrılar, son bir kez, Marduk'un evini kendi elleriyle yapıyor.

Babil'in kuruluş efsanesi

Bu sahne, Enuma Eliş'in asıl amacını da açığa çıkarıyor. Metin, Babil'in ve Esagila'nın tanrılar tarafından kurulduğunu anlatıyor. Babil, insanların değil, tanrıların kurduğu bir kent. Bu, Babil'in Mezopotamya kentleri arasındaki üstünlüğünü meşrulaştıran bir kuruluş efsanesi.

Enuma Eliş'in Babil'in Akitu bayramında okunduğu biliniyor. Bayramın dördüncü gününde, rahipler metni Marduk'un heykeli önünde okuyordu. Yani Anunnaki'nin Esagila'yı inşa ettiğini anlatan satırlar, tam o tapınağın içinde, o tanrının önünde yüksek sesle okunuyordu. Bu, satırların bir tarih kaydı değil, bir ritüel metni olduğunu güçlü biçimde gösteriyor.

Şölen ve kader

Esagila tamamlandıktan sonra gelen şölen sahnesi de dikkat çekici. Tanrılar Marduk'un yeni evinde oturuyor, içiyor ve onun krallığını onaylıyor. Sonra Anu, Marduk'un yayını öven bir konuşma yapıyor ve yayı göğe bir yıldız olarak yerleştiriyor. Ardından tanrılar, Marduk'a bağlılık yemini ediyor.

Bu sahne, bir taç giyme töreni gibi kurulmuş. Önce bir zafer, sonra bir saray, sonra bir şölen, sonra bir yemin. Asur ve Babil saraylarında yeni bir kralın tahta çıkışı da benzer adımlarla kutlanıyordu. Enuma Eliş, tanrılar dünyasında bir krallık töreni anlatıyor ve bu törenin insan krallığı için bir model olmasını sağlıyor.

Altıncı tablet, bu yeminin ardından Marduk'un elli adının sayılmaya başlanmasıyla yedinci tablete bağlanıyor. Yani bölüştürme satırı, uzun bir krallık töreninin yalnızca bir adımı. Satırı alıntılayan biri, bu törenin bütününü atladığında, bir taç giyme töreninin tek bir anını, sanki bir askeri planmış gibi okumuş oluyor.

Çeviri sorunları

Bölüştürme satırlarının çevirisi, Akadca fiillerin anlamına bağlı. "Ayırmak", "bölmek", "yerleştirmek" gibi fiiller, farklı çevirilerde farklı biçimlerde aktarılıyor. Bazı çeviriler, Marduk'un Anunnaki'yi bir görev için "atadığını" söylüyor; bazıları yalnızca "yerleştirdiğini". Bu küçük fark, antik uzaylı okumalarında büyük anlamlar yüklenen bir ayrıntı.

Lambert'in çevirisi, metnin şiirsel yapısını korumaya özen gösteriyor. Daha eski çevirilerde, örneğin Alexander Heidel'in 1942'de yayımladığı "The Babylonian Genesis" kitabında, bazı satırlar o dönemin eksik metnine göre farklı okunmuştu. Yeni kopyalar bulundukça, satırların okunuşu düzeldi.

Tanrılar arasındaki ilişki

Altıncı tablette tanrılar arasındaki ilişki, bir hiyerarşi olarak kurulmuş. Marduk en üstte; Ea onun danışmanı ve insanın yaratıcısı; Anu, kendisine emanet edilen Anunnaki'nin otoritesi. Anunnaki ise Marduk'un düzenini kabul eden ve ona hizmet eden bir topluluk.

Bu hiyerarşi, Sümer metinlerindeki Enlil merkezli düzenin yerini alıyor. Enlil, Enuma Eliş'te geri planda; onun yerini Marduk almış. Anunnaki'nin Marduk için tapınak inşa etmesi, bu yer değiştirmenin en somut ifadesi. Eski Sümer düzeninde tanrılar Enlil'in Ekur'una hizmet ediyordu; şimdi Marduk'un Esagila'sına.

Sitchin'in okuması

Sitchin, altı yüz Anunnaki'yi, Dünya'ya gelen bir uzay ekibinin büyüklüğü olarak okudu. Üç yüzünün yörüngede, bir uzay istasyonunda kaldığını ve İgigi olarak anıldığını; üç yüzünün ise yeryüzünde, madenlerde ve şehirlerde çalıştığını öne sürdü.

Bu okuma, bölüştürme satırını hem kendi bağlamından hem de sonraki tuğla dökümü sahnesinden koparıyor. Metinde Anunnaki'nin yeryüzündeki işi, bir maden değil, Marduk'un tapınağı. Ayrıca metin, insan yaratıldıktan sonra tanrıların ağır işten kurtulduğunu söylüyor; yani Anunnaki'nin yeryüzündeki emeği, insanın yaratılmasıyla sona ermiş. Sitchin'in kronolojisi, bu sıralamayla uyuşmuyor.

Forumlarda altı yüz

Forumlarda "600 Anunnaki" ifadesi neredeyse bir slogan gibi dolaşıyor. Forumlarda kimi kullanıcılar bu sayıyı alıntılayıp kaynağını soruyor. Bu soruya yanıt verenler, satırın Enuma Eliş'in altıncı tabletinden geldiğini doğru biçimde söyledi; ama tuğla dökümü sahnesinden hiç söz etmedi. Başka kullanıcılar, Lambert'in çevirisini paylaşarak satırların devamını ekliyor. Tartışma, Anunnaki'nin bir tapınak inşa ettiği gerçeğiyle birden daha sakin bir yöne döndü.

Türkçe forumlarda da sayı yaygın; ama kaynağı nadiren veriliyor. Bazı paylaşımlarda sayının Sümer tabletlerinden geldiği söyleniyor; oysa Enuma Eliş Akadca ve Babil kaynaklı bir metin.

SohbeX teorisi: Tapınağın inşaat ekibi

Bu bölüm spekülatif.

Belki de Esagila'nın gerçek inşaatında, Anunnaki'nin rolünü temsil eden bir tören vardı. Mezopotamya'da tapınak inşaatları, kralın ilk tuğlayı döktüğü törenlerle başlıyordu. Bu törenlerde rahipler, belki tanrıların kılığında, inşaatın ilk adımlarını canlandırıyordu. Enuma Eliş'in tuğla dökümü sahnesi, bu törenlerin mitolojik bir yansıması olabilir.

Bunu kanıtlayan bir ritüel metni bilmiyorum ve bu fikri bir olasılık olarak bırakıyorum. Ama Gudea'nın silindirlerinde kralın tuğla kalıbını taşıdığı sahne ile Enuma Eliş'teki Anunnaki'nin tuğla dökümü arasındaki benzerlik, bu fikri aklıma getiriyor.

Bir rahibin Akitu bayramında bu satırları okurken, dinleyenlerin gözünün önünde tam o tuğlalardan örülmüş duvarlar duruyordu. Bu sahneyi düşündüğümde, metnin bir uzak geçmişi değil, dinleyenlerin içinde durduğu tapınağı anlattığını daha iyi anlıyorum.

Size soru

Bir satırı, ondan hemen sonra gelen satırları okumadan alıntılamak ne kadar adil? Altı yüz Anunnaki'nin bir yıl boyunca tuğla döktüğünü bilmek, size o sayıyı farklı düşündürüyor mu? Ben, tuğla kalıplarının başında çalışan tanrılar fikrini, bir uzay istasyonundan daha etkileyici buluyorum.

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap