Ubaid dönemi: kertenkele başlı figürinler ve Anunnaki iddiası
İnternette "Anunnaki" diye arama yaptığınızda, karşınıza çıkan görsellerin arasında mutlaka bir tanesi vardır: ince, uzun bedenli, omuzları geniş, başı uzamış, gözleri çekik bir kil figürin. Bazen kucağında bir bebek tutar. Bu figürinler, popüler kültürde "kertenkele insanlar" ya da "sürüngen Anunnaki" olarak tanınıyor ve Sümer tanrılarının aslında insansı sürüngenler olduğuna dair iddiaların en çok kullanılan görsel kanıtı haline gelmiş durumda.
Ama bu figürinler, Sümer'den, yani Anunnaki tanrılarının adlarının ilk geçtiği metinlerden, yaklaşık bin yıl daha eski. Ubaid adı verilen bir döneme ait. Ben bu figürinleri, bir eserin bağlamından koparıldığında nasıl bambaşka bir anlam kazandığının en iyi örneklerinden biri olarak görüyorum. Siz bu figürinleri ilk gördüğünüzde ne düşünmüştünüz?
Ubaid dönemi nedir?
Ubaid dönemi, Mezopotamya'da yaklaşık MÖ 6500'den MÖ 3800'e kadar süren uzun bir tarih öncesi evre. Adını, Ur'un yaklaşık altı kilometre kuzeybatısındaki küçük bir höyük olan Tell el-Ubaid'den alıyor. Bu höyük, 1919'da Henry Hall tarafından ve ardından 1923-1924'te Leonard Woolley tarafından kazıldı.
Ubaid döneminde, güney Mezopotamya'da ilk kalıcı köyler kuruldu. Bu topluluklar, sulama tarımı yapıyor, balık tutuyor ve hayvan besliyordu. Eridu'daki ilk tapınaklar da bu döneme ait. Ubaid kültürü, zamanla kuzeye yayıldı ve Halaf kültürünün yerini aldı; etkisi, Basra Körfezi'nin kıyılarına kadar ulaştı.
Ubaid dönemi, Uruk dönemiyle sona erdi. Sümer kentleri, yazı ve bildiğimiz Mezopotamya dini, bu dönemin ardından gelişti. Yani Ubaid insanları, Sümerlerin doğrudan ataları olabilirler, ama Sümer metinleri ve tanrı adları, onlardan çok sonra ortaya çıktı.
Figürinler nerede bulundu?
Ubaid figürinleri, özellikle güney Mezopotamya'nın birkaç alanında bulundu. Woolley, Ur'daki kazılarında, Ubaid dönemine ait mezarlarda, bu figürinlerden birkaç tane buldu. Eridu'da, 1946-1949'da Fuad Safar ve Seton Lloyd'un kazdığı Ubaid mezarlığında da benzer figürinler ortaya çıktı. Bunların yanı sıra, Tell el-Ubaid'de ve başka küçük alanlarda da örnekler var.
Bugün bu figürinler, Bağdat'taki Irak Müzesi'nde, Londra'daki British Museum'da, Paris'teki Louvre'da ve Philadelphia'daki Penn Müzesi'nde sergileniyor. Bulunan figürin sayısı, kaynaklara göre değişiyor, ama birkaç düzinelik bir topluluktan söz ediyoruz; yani binlerce değil, nadir eserler.
Figürinler neye benziyor?
Ubaid figürinleri, genellikle ayakta duran, çıplak kadın ya da erkek figürleri. Bedenleri ince ve uzun, omuzları geniş. Bazı figürinlerin omuzlarında, kil topaklar yapıştırılmış; bunlar, dövme, süs ya da yara izleri olarak yorumlanıyor. Bazılarının elleri, belinde ya da göğsünde; bazıları, kucağında bir bebek tutuyor ve onu emziriyor.
En dikkat çekici özellik, başlar. Başlar uzamış, arkaya doğru eğimli; burun yassı ve gaga benzeri; gözler, "kahve çekirdeği" biçiminde, çekik ve iri. Bazı figürinlerin başında, bitümden yapılmış bir başlık ya da saç modeli var.
Bu özellikler bir araya geldiğinde, modern bir izleyiciye, sürüngen ya da kertenkele benzeri bir yüz izlenimi veriyor. Ancak aynı döneme ait çanak çömleklerde ve diğer eserlerde, benzer üslup özellikleri görülüyor: çekik gözler, yassı yüzler, uzun boyunlar. Bu, figürinlerin, o dönemin genel sanat üslubuna uygun olarak yapıldığını düşündürüyor.
Kafa şekillendirme
Figürinlerin uzun başları için önerilen açıklamalardan biri, yapay kafatası şekillendirme. Bu uygulamada, bebeklerin başları, kemikler henüz yumuşakken, bantlarla ya da tahtalarla sarılarak, uzun ya da yassı bir biçim kazandırılıyor. Dünyanın pek çok kültüründe, Amerika'dan Afrika'ya kadar, bu uygulamanın örnekleri bulunuyor.
Mezopotamya'da da, Ubaid dönemine ait bazı mezarlarda, şekillendirilmiş kafatasları bulundu. Örneğin Kuzey Irak'taki Tepe Gawra'da ve Fırat üzerindeki bazı alanlarda, uzamış kafatası örnekleri bildirildi. Aurelie Daems ve Karina Croucher gibi araştırmacılar, Ubaid figürinlerindeki uzun başların, bu uygulamayı yansıtıyor olabileceğini öne sürdü.
Bu açıklama, figürinlerin, gerçek insanların, o dönemin güzellik ya da kimlik anlayışına göre şekillendirilmiş görünümünü temsil ettiğini düşündürüyor. Yani "kertenkele başı", aslında, bir insan grubunun kendilerini nasıl gördüğünün bir yansıması olabilir.
Mezar bağlamı
Figürinlerin büyük kısmı, mezarlarda bulundu. Bu, onların ölü gömme ritüelleriyle ilişkili olduğunu düşündürüyor. Bazı araştırmacılar, figürinlerin, ölüye eşlik eden koruyucular olduğunu; bazıları, ölünün kendisini temsil ettiğini; bazıları ise, bereket ve yeniden doğuşla ilgili inançları yansıttığını öne sürüyor.
Emziren anne figürinleri, özellikle ilginç. Bunlar, doğum, beslenme ve yaşamın devamlılığıyla ilgili inançlara işaret ediyor olabilir. Daha sonraki Mezopotamya'da, bu işlevler, ana tanrıçalara ait olacaktı.
Tanrılar arasındaki ilişki: yazıdan önceki inançlar
Ubaid figürinlerinin, Sümer tanrılarıyla doğrudan bir ilişkisi kurulamıyor. Bu dönemde yazı olmadığı için, Ubaid insanlarının hangi tanrılara inandığını ya da tanrılarını nasıl adlandırdığını bilmiyoruz.
Ancak Eridu'daki tapınakların sürekliliği ilginç bir ipucu sunuyor. Eridu'da, Ubaid döneminden başlayarak, aynı yerde, birbirinin üzerine, en az on sekiz tapınak inşa edildi. Sonraki dönemlerde, bu tapınak, Enki'nin, yani tatlı suların ve bilgeliğin tanrısının tapınağıydı. Bazı araştırmacılar, Ubaid tapınaklarında da Enki'nin ya da onun bir öncülünün tapınıldığını düşünüyor. Tapınaklarda bulunan balık kemikleri, bu yorumu destekliyor: Enki, suların ve balıkların tanrısıydı.
Sümer mitlerinde ise, Enki'nin ana tanrıça Ninhursag ve Ninmah ile ilişkisi önemli bir yer tutuyor. Enki ve Ninmah mitinde, iki tanrı, kilden insanlar yaratır ve birbirinin yarattığı kusurlu insanlara bir görev bulmaya çalışır. Ubaid figürinlerinin kilden yapılmış olması, bu mitlerle hoş bir paralellik oluşturuyor; ama bu, bir bağlantı değil, yalnızca bir yankı.
Erkek figürinler ve asalar
Ubaid figürinlerinin hepsi kadın değil. Eridu ve Ur'da, erkek figürinler de bulundu. Bunların bazıları, ellerinde bir asa ya da çubuk tutuyor. Bu asalar, bir yetki işareti olarak yorumlanıyor; belki de topluluk içinde saygın bir konuma sahip kişileri temsil ediyorlar.
Erkek figürinler de, kadınlar gibi, uzun başlı, çekik gözlü ve omuzlarında topaklarla süslü. Bu, uzun baş ve süslemelerin, cinsiyete özgü değil, topluluğun genel bir özelliği olduğunu gösteriyor. Eğer bu figürinler gerçekten bir kafa şekillendirme geleneğini yansıtıyorsa, bu gelenek, hem kadınlara hem de erkeklere uygulanıyordu.
Bu figürinlerin bulunduğu mezarların büyük kısmı, sıradan insanlara ait görünüyor. Kraliyet mezarları gibi zengin değiller; çanak çömlek, birkaç süs eşyası ve bazen bir figürin içeriyorlar. Yani bu figürinler, bir elit sınıfın değil, Ubaid toplumunun geniş bir kesiminin dünyasına ait olabilir.
Akademik okuma
Akademisyenler, Ubaid figürinlerini, tarih öncesi Mezopotamya'nın sanatsal ve ritüel geleneğinin bir parçası olarak görüyor. Figürinlerin üslubu, aynı dönemin diğer eserleriyle uyumlu. Uzun başlar, olası bir kafa şekillendirme uygulamasıyla; çekik gözler, dönemin genel üslubuyla; omuz topakları, süsleme ya da dövme geleneğiyle açıklanıyor.
Araştırmacılar, bu figürinlerin "sürüngen" olarak yorumlanmasını, modern bir yanılsama olarak değerlendiriyor. Antik sanatta, insan yüzleri, çoğu zaman, doğaya birebir sadık olmayan, stilize biçimlerde tasvir edilir.
Sitchin'in okuması
İlginç olan, Sitchin'in kendisinin bu figürinleri Anunnaki tasvirleri olarak sunmamış olması. Sitchin'in Anunnaki'si, insan biçimli, uzun boylu, sakallı varlıklardı; Asur kabartmalarındaki kanatlı figürler ya da Sümer mühürlerindeki tanrılar gibi. "Sürüngen Anunnaki" fikri, Sitchin'den sonra, özellikle 1990'larda, David Icke ve başka yazarlar tarafından yaygınlaştırıldı.
Yani Ubaid figürinleri, Sitchin'in değil, onun ardından gelen ikinci kuşak yazarların Anunnaki anlatısının bir parçası. Bu ayrım, forumlarda pek yapılmıyor.
Forumlarda
Forumlarda Ubaid figürinleri, en çok paylaşılan "Anunnaki kanıtları" arasında. Bazı kullanıcılar, emziren anne figürinlerini, "sürüngen bir annenin insan-melez bebeğini emzirmesi" olarak yorumluyor. Diğerleri ise, bu figürinlerin bağlamını, kafa şekillendirme kanıtlarını ve üslup benzerliklerini aktararak bu yorumlara karşı çıkıyor.
Tartışmalarda sık atlanan bir ayrıntı, boyutları. Figürinlerin çoğu, yalnızca on ila on beş santimetre boyunda.
Bir de kazı kayıtlarına bakmak gerekiyor: kontrollü kazılarda bulunan figürinlerin çoğu, buluntu yeri ve mezar numarasıyla kayıtlı. Yani her birinin, internette dolaşan fotoğraflarda kaybolan bir bağlamı var.
SohbeX teorisi
Spekülasyon olarak okuyun. Bence Ubaid figürinlerinin "sürüngen" olarak görülmesi, onların değil, bizim hakkımızda bir şey söylüyor. Bilinmeyen bir yüzle karşılaştığımızda, onu tanıdık bir kalıba yerleştirmeye çalışıyoruz: bilim kurgu filmlerinden, çizgi romanlardan, internet efsanelerinden.
Belki de bu figürinler, kendi dönemlerinde, son derece güzel ve anlamlı yüzlerdi. Uzun bir baş, belki de bir ailenin, bir klanın ya da bir inancın gururlu işaretiydi. Biz ise, aynı yüze bakıp, korkutucu bir yabancı görüyoruz.
Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.
Size soru
Ubaid figürinlerini ilk gördüğünüzde aklınıza ne geldi? Sizce bir eserin anlamı, onu yapanların niyetinde mi, yoksa ona bakanların yorumunda mı yaşar? Yorumlarda yazın.
Giriş yap