Tufandan sonra krallık yeniden iniyor: Kral Listesi'nin ikinci yarısı
Sümer Kral Listesi denince akıllara hep aynı şey gelir: On binlerce yıl hüküm süren tufan öncesi krallar. Bu rakamlar o kadar çarpıcı ki listenin geri kalanı neredeyse unutuluyor. Oysa listenin büyük kısmı tufandan sonra geçiyor. Orada saltanat süreleri yavaş yavaş kısalıyor, isimler tanıdık gelmeye başlıyor ve bir noktada, bir meyhaneci kadın kral oluyor.
Tufan öncesi kralların uzun hükümdarlıklarını serinin başında anlatmıştım. Bu kez listenin ikinci yarısına, tufandan sonra "krallığın gökten yeniden indiği" ana ve oradan sonraki hanedanlara bakmak istiyorum. Hikâye kısaca ne anlatıyor sorusunun cevabı, bence en çok bu ikinci yarıda belli oluyor.
Krallık Kiş'e iniyor
Liste, tufanın her şeyi süpürüp götürdüğünü söyledikten sonra yeni bir başlangıç yapıyor: Krallık gökten indikten sonra, krallık Kiş'teydi. Kiş'in ilk hanedanı uzun bir isim dizisiyle başlıyor. Bu hanedandaki kralların saltanat süreleri hâlâ çok uzun, yüzlerce yıl, ama tufan öncesi rakamlarla kıyaslandığında belirgin şekilde kısalmış.
Bu hanedanın krallarından biri Etana. Liste onu "göğe yükselen, bütün ülkeleri sağlamlaştıran çoban" olarak tanıtıyor. Bu kısa not, ayrı bir efsanenin, Etana'nın bir kartalın sırtında göğe çıkışının özeti. Liste burada bir efsaneye göz kırpıyor; kendi okurlarının bu hikâyeyi bildiğini varsayıyor.
Enmebaragesi: Tarihin içine giren ad
Kiş hanedanının sonlarına doğru Enmebaragesi adında bir kral geliyor. Bu ad önemli, çünkü listedeki ilk kralların arasında, kendi döneminden kalma yazıtlarla varlığı doğrulanan kişilerden biri. Me-baragesi adını taşıyan ve "Kiş kralı" unvanını veren birkaç taş kap parçası bulundu.
Bu, listenin tamamen bir masal olmadığını gösteren bir ip ucu. Bir noktada, efsanevi krallar ile gerçek tarihsel kişiler aynı listeye yan yana yazılmış. Enmebaragesi'nin oğlu Agga da "Gılgamış ve Agga" adlı Sümer şiirinde, Uruk'u kuşatan bir kral olarak karşımıza çıkıyor.
Uruk ve kahramanlar
Kiş'ten sonra krallık Uruk'a, Eanna'ya geçiyor. Uruk'un ilk hanedanı, Mezopotamya edebiyatının kahramanlarıyla dolu: Meskiaggaşer, Enmerkar, Lugalbanda, Dumuzi, Gılgamış. Bu hanedandaki krallar, destanların ve şiirlerin baş karakterleri. Liste burada bir tarih kaydından çok, bir efsaneler galerisine dönüşüyor.
Gılgamış'ın saltanatı, listede yüz yirmi altı yıl olarak veriliyor. Bu rakam, tufan öncesi kralların yanında küçük, ama bir insan ömrü için hâlâ çok uzun. Listenin bu bölümünde krallar artık "tanrısal" uzunlukta değil, "kahramanca" uzunlukta yaşıyor.
Ku-Baba: Meyhaneci kraliçe
Listenin en dikkat çekici kayıtlarından biri, Kiş'in üçüncü hanedanı. Bu hanedanda tek bir hükümdar var: Ku-Baba. Liste onu "meyhaneci kadın, Kiş'i sağlamlaştıran" olarak tanıtıyor ve yüz yıl hüküm sürdüğünü söylüyor.
Ku-Baba, Kral Listesi'nde hükümdar olarak anılan tek kadın. Bu durum, onun tarihsel bir kişi olup olmadığı konusunda tartışmalara yol açıyor. Bazı araştırmacılar onun gerçek bir kraliçe olduğunu, başka bir geleneğin ona ait hikâyeleri sakladığını düşünüyor. Weidner Kroniği gibi geç bir metinde, Ku-Baba'nın meyhanesinde Marduk'un balıkçılarına yiyecek ve içecek verdiği, bu yüzden ödüllendirildiği anlatılıyor; ama bu kronik, açıkça Babil'in bakış açısıyla yazılmış bir propaganda metni.
Ku-Baba'nın neden meyhaneci olarak tanıtıldığı da tartışmalı. Mezopotamya'da meyhaneler, bira satılan ve insanların toplandığı yerlerdi; bazı hukuk metinlerinde meyhanecilerin belirli kurallara uyması gerektiği yazıyor. Bir meyhanecinin kral olması, belki de onun sıradan bir kökenden geldiğini vurgulamak için söylenmiş bir şeydi.
Akad ve sonrası
Liste ilerledikçe, hanedanlar arasındaki geçişler daha sık ve daha kısa hale geliyor. Ur, Avan, Hamazi, Adab, Mari gibi kentler sırayla krallığı alıyor. Sonra Uruk'un Lugalzagesi'si geliyor ve onun ardından Akad'ın Sargon'u. Liste Sargon'u, "babası bir bahçıvan, Ur-Zababa'nın saki" olarak tanıtıyor. Sargon'un yükselişi, sarayda hizmetkarlıktan krallığa giden bir yol olarak anlatılıyor.
Akad hanedanından sonra Gutiler geliyor. Liste onları "krallığı olmayan Guti ordusu" diye tanıtıyor ve hükümdarlarının çok kısa süreler hüküm sürdüğünü yazıyor. Sonra Uruk, Ur ve sonunda İsin hanedanı. Liste, bilinen kopyalarının çoğunda İsin hanedanıyla bitiyor; bu da metnin son halinin İsin krallarının döneminde verildiğini düşündürüyor.
Listenin dili
Kral Listesi'nin dili son derece tekdüze. Her kayıt aynı kalıbı izliyor: Kentte şu kral oldu, şu kadar yıl hüküm sürdü. Bazen bir kralın adının yanına kısa bir not ekleniyor: Etana göğe yükseldi, Meskiaggaşer denize girdi ve dağlara çıktı, Enmerkar Uruk'u inşa etti, Ku-Baba meyhaneciydi. Bu notlar o kadar kısa ki birer başlık gibi duruyor. Arkalarındaki hikâyeleri bilmeyen biri için anlamsız görünebilirler.
Bu da listenin bir tür içindekiler sayfası gibi işlediğini düşündürüyor. Yazıcılar, ayrıntıları başka metinlerde bulunabilecek efsanelere işaret ediyordu. Bir okul öğrencisi, listeyi ezberlerken aynı zamanda bu efsanelerin adlarını da öğrenmiş oluyordu. Liste, Sümer tarihinin bir haritası olduğu kadar, Sümer edebiyatının da bir haritasıydı.
Tanrılar arasındaki ilişki
Kral Listesi'nde tanrılar neredeyse hiç konuşmuyor. Ama her şeyin arkasında onların iradesi var. Krallığın gökten inmesi, bir tanrısal karar. Bir kentten başka bir kente geçmesi de öyle. Liste bu geçişleri her zaman aynı kalıpla anlatıyor: Bir kent silahla vuruldu, krallığı başka bir kente götürüldü.
Bu kalıp, Mezopotamya'nın siyasi teolojisini yansıtıyor. Tek bir krallık var ve o krallık, tanrıların kararıyla bir kentten başka bir kente geçiyor. Hiçbir kent onu sonsuza kadar elinde tutamıyor. Bu, belki de Enlil'in Nippur'daki meclisinin dünyevi yansımasıydı; tanrılar, krallığı kime vereceklerine karar veriyordu.
Akademik okuma
Thorkild Jacobsen'in 1939'da yayımladığı Kral Listesi çalışması, metnin bütün bilinen kopyalarını karşılaştırarak onun nasıl oluştuğunu anlamaya çalıştı. Jacobsen, listenin farklı kaynaklardan derlendiğini ve aslında aynı dönemde yan yana var olan hanedanların, liste yazarları tarafından art arda sıralandığını gösterdi.
Bu, listenin en önemli sorunlarından biri. Kiş, Uruk, Ur gibi kentler aynı dönemde farklı hanedanlara sahipti. Ama liste, bunları sanki tek bir krallık sırayla elden ele geçiyormuş gibi sıralıyor. Bu da kronolojiyi şişiriyor ve tarihçiler için listenin kullanımını zorlaştırıyor.
Piotr Steinkeller ise Ur III döneminden kalma daha erken bir kopyayı yayımlayarak, listenin İsin döneminden önce de bir biçimde var olduğunu gösterdi. Bu erken kopyada tufan öncesi bölüm yok; bu da tufan öncesi kralların listeye sonradan eklenmiş olabileceğini düşündürüyor.
Sitchin'in okuması
Sitchin, Kral Listesi'nin tufan öncesi bölümüne odaklandı ve uzun saltanat sürelerini Nibiru'nun yörünge süresiyle ilişkilendirdi. Tufan sonrası bölüme ise daha az ilgi gösterdi. Ona göre tufandan sonra Anunnaki, insanlara krallığı devretmeye başladı ve yarı tanrı krallar, yani Anunnaki ile insanların melezleri, hüküm sürdü. Gılgamış gibi figürler bu melezlerin örnekleriydi.
Sitchin'in bu okumasında saltanat sürelerinin kısalması, melez kralların Anunnaki genlerinin zamanla azalmasıyla açıklanıyor. Bu, metindeki bir örüntüyü biyolojik bir hikâyeye çeviren bir yorum. Akademik okuma ise saltanat sürelerinin kısalmasını, liste yazarlarının efsanevi geçmişten tarihsel döneme doğru yavaş yavaş inen bir zaman algısıyla açıklıyor.
Forumlarda Kral Listesi'nin ikinci yarısı
Forumlarda listenin ikinci yarısı genellikle Ku-Baba üzerinden konuşuluyor. "Tarihteki ilk kadın hükümdar" başlıkları altında, Ku-Baba'nın meyhaneci kökeni ve uzun saltanatı tartışılıyor. Bazı kullanıcılar onu Anadolu'daki Kubaba tanrıçasıyla ilişkilendiriyor; bu bağlantı ilginç ama tartışmalı, isim benzerliği dışında güçlü bir kanıt yok.
Bir tarih forumunda, Enmebaragesi'nin yazıtlarla doğrulanması üzerine uzun bir tartışma oldu. Bir kullanıcı, bunun listenin tamamen güvenilir olduğunu gösterdiğini öne sürdü. Bir başkası ise tek bir adın doğrulanmasının, listenin bütün kronolojisinin doğru olduğu anlamına gelmediğini hatırlattı. Bence bu ikinci yorum daha dengeli.
SohbeX teorisi: Kısalan ömürlerin anlamı
Bu bölüm spekülatiftir.
Listenin saltanat sürelerinin yavaş yavaş kısalması, bana bir hafıza haritası gibi geliyor. Uzak geçmiş, büyük rakamlarla anlatılıyor; yakın geçmiş ise daha ölçülü rakamlarla. Bu, insanların kendi aile tarihlerini anlatma biçimine benziyor. Büyük büyükbabalar efsanevi uzunlukta yaşamış gibi anlatılır; babalar ve dedeler ise sıradan ömürlerle hatırlanır.
Belki de Kral Listesi, bir halkın kendi geçmişini bu şekilde hatırlamasının yazıya geçmiş haliydi. Uzaklaştıkça büyüyen, yaklaştıkça küçülen bir zaman. Sitchin'in melez genleri ile akademisyenlerin kronoloji sorunları arasında, belki de üçüncü bir açıklama var: İnsan hafızasının doğal büyüteci.
Okura soru
Aile büyüklerinizden birinin hikâyesini anlatırken, yıllar içinde onun ne kadar büyüdüğünü fark ettiniz mi? Bir dedenin gücü, bir ninenin cesareti, her anlatımda biraz daha artar mı? Ku-Baba'nın yüz yıllık saltanatı belki de böyle bir büyümenin ürünü. Sizin ailenizde de böyle bir efsanevi figür var mı?
Giriş yap