Giriş yap
🏺 Anunnaki

"Tufandan önceki taşları okudum": Asurbanipal ve kütüphanesinin kolofonları

Bir kralın kendini okur olarak tanıtması, antik dünyada pek sık rastlanan bir şey değil. Krallar genellikle savaşlarıyla, inşa ettikleri tapınaklarla, yendikleri düşmanlarla övünürdü. Asur kralı Asurbanipal ise başka bir şeyle de övünüyordu: Okuyabilmekle. Bir yazıtında, yazıcıların sanatını öğrendiğini, zor bölme ve çarpma işlemlerini çözebildiğini, karmaşık tabletleri okuyabildiğini ve hatta "tufandan önceki taşları" incelediğini söylüyor.

Bu cümle, Anunnaki meraklılarının çok sevdiği bir alıntı. "Tufandan önceki taşlar" ne demek? Asurbanipal gerçekten tufan öncesinden kalma yazıtları mı okudu? Şimdi cümleyi ve onu taşıyan kütüphaneyi birlikte ele almak istiyorum.

Ninive'nin tepesi

Asurbanipal'in kütüphanesi, Asur başkenti Ninive'de, bugün Kuyuncuk adıyla bilinen höyükte bulundu. On dokuzuncu yüzyılın ortasında, Austen Henry Layard ve ardından Hormuzd Rassam, burada sarayları kazdı. Layard, Güneybatı Sarayı'nda; Rassam ise Kuzey Sarayı'nda binlerce tablet ve tablet parçası buldu. Bu tabletler, British Museum'a gönderildi.

Kütüphane, tek bir odada düzenli raflarda duran bir koleksiyon olarak bulunmadı. Ninive, MÖ 612'de Babilliler ve Medler tarafından yıkıldığında, saraylar yandı ve tabletler yere döküldü. Kazıcılar, onları moloz ve kül arasında, kırık halde buldu. Yangın, birçok tableti pişirerek korudu; ama aynı zamanda onları parçaladı.

Bugün araştırmacılar, bu parçaları birleştirmeye hâlâ devam ediyor. British Museum'daki Ninive koleksiyonu, Mezopotamya edebiyatının en büyük kaynaklarından biri.

Kolofonlar

Asurbanipal kütüphanesinin tabletlerini tanımanın en kolay yolu, kolofonları. Kolofon, tabletin sonuna eklenen bir not. Asurbanipal'in tabletlerinde bu not, genellikle kralın adını, unvanlarını ve tabletin onun için yazıldığını belirtiyor.

Bazı kolofonlar kısa: "Asurbanipal'in sarayı, dünyanın kralı, Asur'un kralı." Bazıları uzun: Kralın Nabu ve Taşmetu'dan, yani yazı tanrısı ve eşinden, bilgelik aldığını; bu tabletleri kendi eliyle yazdığını ya da yazdırdığını; okumak için sarayına koyduğunu anlatıyor. Ve sonunda bir lanet: Bu tableti çalan, ya da adını silip kendi adını yazan kişiyi tanrılar cezalandırsın.

Bu lanetler bana her seferinde gülümseten bir ayrıntı. Kütüphane hırsızlığı, demek ki o dönemde de bir sorundu.

Tufandan önceki taşlar

Şimdi asıl cümleye dönelim. Asurbanipal'in yazıtlarından birinde, eğitimini anlatırken şu ifadeyi kullanıyor: Tufandan önceki taşlardaki yazıları okudum. Bazı çevirilerde "tufan öncesi yazıtlar" olarak geçiyor.

Bu cümlenin anlamı akademide tartışılıyor. Bir yorum, Asurbanipal'in çok eski yazıtları, Akad ya da erken Sümer dönemine ait taşları okuyabildiğini, bunları "tufan öncesi" olarak nitelediğini söylüyor. Asurbanipal'in döneminde, yani MÖ yedinci yüzyılda, bu yazıtlar bin beş yüz, iki bin yıllık eserlerdi. Eski yazı biçimleri, Asurbanipal'in döneminin yazısından çok farklıydı; onları okumak gerçekten özel bir beceri gerektiriyordu.

Başka bir yorum, cümlenin bir edebi kalıp olduğunu, Asurbanipal'in kendisini tufan öncesi bilgelerle, apkallu'larla ilişkilendirmek için bu ifadeyi kullandığını öne sürüyor. Mezopotamya geleneğinde, bilgelik tufan öncesinde yedi bilge tarafından insanlara verilmişti. Asurbanipal, bu bilgeliğin mirasçısı olduğunu iddia ediyor.

Her iki yorum da bir şeyi gösteriyor: Asurbanipal, geçmişe karşı derin bir ilgi duyuyordu. Ve kendini, o geçmişin bilgisini okuyabilen biri olarak sunuyordu.

Bu cümleyi her okuduğumda, onu yazdıran kralın kendini nasıl görmek istediğini düşünüyorum. Savaş arabasında bir fatih değil, eski bir taşın üzerine eğilmiş, zor işaretleri tek tek çözen bir okur. Asur kraliyet sanatında bu imge pek alışılmış değildi; Asurbanipal onu kendi eliyle yarattı.

Kütüphane nasıl oluştu?

Asurbanipal, kütüphanesini sistemli bir şekilde oluşturdu. Babil'deki tapınaklardan ve yazıcıların evlerinden tabletler toplattı. Bir mektubun geç bir kopyası, Asurbanipal'in Borsippa'daki bir yetkiliye, oradaki bilginlerin evlerindeki tabletleri toplayıp göndermesini emrettiğini gösteriyor. Mektupta, hangi türden metinlerin istendiği de sayılıyor: büyüler, dualar, kehanet metinleri, savaşta kullanılacak ritüeller.

Bazı tabletler satın alındı, bazıları kopyalatıldı, bazıları ise savaş ganimeti olarak alındı. Babil'deki kardeşi Şamaş-şum-ukin ile yaptığı iç savaştan sonra, Babil'in kütüphanelerinden çok sayıda tablet Ninive'ye taşındı.

Bu, kütüphanenin içeriğini de belirledi. Ninive kütüphanesinin büyük bir kısmı, kehanet ve büyü metinlerinden oluşuyor. Edebi metinler, Gılgamış Destanı, Enuma Eliş, Atrahasis gibi, daha küçük bir oran. Kral için en önemli olan, geleceği okumak ve kötülükten korunmaktı.

Kral okula gidiyor

Asurbanipal'in okuma yazma bilmesi, onun hayat hikâyesiyle de bağlantılı. Babası Esarhaddon'un küçük oğullarından biriydi ve başlangıçta tahta çıkması beklenmiyordu. Belki de bu yüzden, bir rahip ya da yüksek yönetici olarak yetiştirilmek üzere yazıcı eğitimi aldı. Ağabeyinin ölümünden sonra veliaht ilan edildi; ama o eğitim, onu Asur krallarının çoğundan ayırdı.

Yazıtında anlattığı eğitimin içeriği de dikkat çekici. Matematik problemleri, Sümerce ile Akkadca'nın birlikte okunması, karmaşık işaretlerin çözülmesi, kehanet sanatı. Ayrıca at binmeyi, okçuluğu, araba sürmeyi de öğrendiğini söylüyor. Yani kendini hem bir bilgin hem bir savaşçı olarak sunuyor.

Ninive tabletleri arasında, Asurbanipal'in kendi eliyle yazdığı düşünülen birkaç alıştırma tableti de var. Bunların gerçekten onun eliyle yazılıp yazılmadığını kesin olarak bilmek zor. Ama bir kralın, okul tabletlerini saklatacak kadar bu eğitimle gurur duyması bile kendi başına anlamlı.

Asurbanipal'in Ninive'deki saray kabartmalarında da bir ayrıntı var: Kral, bazı sahnelerde kemerine yazı kalemi takılı olarak gösteriliyor. Bir kılıç ve bir kalem, yan yana.

Tanrılar arasındaki ilişki

Asurbanipal'in kolofonlarında en çok anılan tanrı Nabu. Nabu, Marduk'un oğlu ve yazı tanrısı. Asurbanipal, bilgeliğini Nabu'dan aldığını söylüyor. Nabu'nun eşi Taşmetu da sık sık anılıyor; çift olarak yazının ve bilginin koruyucuları.

Bu, Mezopotamya'da yazı tanrılığının zaman içindeki değişimini gösteriyor. Sümer döneminde yazının tanrıçası Nisaba'ydı. Birinci binyılda ise Nabu öne çıktı. Nisaba tamamen unutulmadı, ama Nabu'nun gölgesinde kaldı.

Kütüphanedeki metinler ise tanrılar dünyasının bütün katmanlarını içeriyor. Enuma Eliş'te Marduk, Atrahasis'te Enlil ve Enki, Gılgamış'ta İştar ve Şamaş. Kütüphane, Mezopotamya panteonunun bir arşivi.

Kütüphanenin içinde bu kadar çok koruyucu tanrının adının geçmesi de tesadüf değil. Her kolofon, tableti bir tanrının himayesine bırakan küçük bir dua gibi işliyor.

Akademik okuma

Akademide Asurbanipal kütüphanesi, Mezopotamya'nın entelektüel tarihinin anahtarı olarak görülüyor. Bugün bildiğimiz pek çok edebi metin, ilk kez Ninive tabletlerinden tanındı. Gılgamış Destanı'nın standart versiyonu, Enuma Eliş'in en eksiksiz kopyaları, burada bulundu.

Ama araştırmacılar, kütüphanenin bir "dünya kütüphanesi" değil, bir kraliyet aracı olduğunu vurguluyor. Asurbanipal, tabletleri bilgi meraklısı olduğu için değil, kraliyet gücünü korumak için topladı. Kehanet metinleri, kralın kararlarını yönlendirmek; büyü metinleri, onu kötülükten korumak için.

Jeanette Fincke gibi araştırmacılar, kütüphanenin içeriğini sistemli olarak katalogladı ve tabletlerin hangi saraydan, hangi dönemden geldiğini belirlemeye çalıştı. Bu iş, yangın ve yağmalanma yüzünden çok zor.

Kısacası, kütüphane bilgiyi korudu, çünkü bilgi kralı koruyordu.

Sitchin'in okuması

Sitchin, Asurbanipal'in "tufandan önceki taşlar" cümlesini, tufan öncesinde Anunnaki tarafından bırakılan yazıtların varlığına kanıt olarak gösterdi. Ona göre Asurbanipal, Anunnaki'nin orijinal kayıtlarına erişebilen bir kraldı.

Bu okuma, cümleyi tam anlamıyla alıyor. Ama Asurbanipal'in döneminde, "tufan öncesi" ifadesi, çok eski zamanlar için kullanılan bir kalıp gibi işliyordu. Kral Listesi'nde de tufan, tarihin büyük bir dönüm noktası; ondan önceki her şey, çok eski zamanların sembolü.

Forumlarda Asurbanipal kütüphanesi

Forumlarda Asurbanipal kütüphanesi, sık sık İskenderiye Kütüphanesi ile karşılaştırılıyor. Bazı kullanıcılar, Ninive kütüphanesinin İskenderiye'den daha önemli olduğunu, çünkü tabletlerinin bugüne ulaştığını vurguluyor. Gerçekten de kilin yanması, papirüsün yanmasından farklı sonuçlar doğurdu.

Bir başka tartışmada, "tufan öncesi taşlar" cümlesi konuşuldu. Bir kullanıcı, bu taşların bugün nerede olduğunu sordu. Cevap belirsiz: Asurbanipal'in hangi taşları kastettiğini bilmiyoruz.

Bir başka okurun önerisi ise daha pratikti: Ninive tabletlerinin hepsi çevrimiçi kataloglarda var mı? Kısmen evet. British Museum'un koleksiyon veritabanı ve uluslararası çivi yazısı projeleri, birçok tabletin fotoğrafını ve kopyasını açık erişimle sunuyor. Merak eden, Asurbanipal'in kolofonlarını kendi gözüyle görebilir.

SohbeX teorisi: Bir kralın yalnızlığı

Bu bölüm spekülatif.

Asurbanipal'in okuma tutkusu, bana bir kralın yalnızlığını çağrıştırıyor. Asurbanipal, kardeşiyle savaştı, imparatorluğunu korumak için sürekli mücadele etti. Belki de tabletler, onun için bir sığınaktı. Kehanet metinleri, belirsiz bir geleceği okumaya çalışmak; edebi metinler, geçmişin bilgeliğine tutunmak.

Ve "tufan öncesi taşlar", bir kralın kendini zamanın ötesindeki bir bilgiye bağlama arzusu.

Size soru

Siz olsaydınız, kütüphanenize hangi kitapları toplardınız? Geleceği öğrenmenize yardım edecek olanları mı, yoksa geçmişi anlamanıza yarayanları mı? Asurbanipal, ikisini de istedi. Ve iki bin altı yüz yıl sonra, onun kütüphanesi bizim geçmişimizi anlamamıza yarıyor.

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap