Giriş yap
🏺 Anunnaki

Tell Leilan ve 4.2 bin yıl olayı: bir imparatorluğu kuraklık mı yıktı?

Akad İmparatorluğu, Sargon'un MÖ 2334 civarında kurduğu varsayılan ve tarihin ilk imparatorlukları arasında sayılan bir devletti. Yaklaşık bir buçuk asır boyunca, Basra Körfezi'nden Akdeniz'e kadar uzanan topraklar, Akad krallarının kontrolündeydi. Sonra, MÖ 2200 civarında, bu imparatorluk çöktü.

Neden çöktü? Mezopotamya katipleri, bu soruya bir hikâyeyle cevap verdi: "Agade'nin Laneti". Bu metne göre, Akad kralı Naram-Sin, Nippur'daki Enlil tapınağını yıktı ve bunun cezası olarak Enlil, dağlardan barbarları gönderdi, toprak kurudu, tarlalar ürün vermedi. Yirminci yüzyılın sonunda, bir arkeolog, bu efsanenin içinde gerçek bir iklim felaketinin izlerini bulduğunu öne sürdü. Bu arkeolog, Harvey Weiss'ti ve kazı alanı, Tell Leilan'dı. Bir imparatorluğun iklim yüzünden çökebileceğini düşünür müydünüz?

Tell Leilan

Tell Leilan, Suriye'nin kuzeydoğusunda, Habur ovasının en büyük höyüklerinden biri. Burayı, 1979'dan itibaren, Yale Üniversitesi'nden Harvey Weiss kazdı. Kazılar, yaklaşık otuz yıl sürdü ve höyüğün farklı dönemlerini ortaya çıkardı.

Leilan'ın tarihi uzun ve çok katmanlı. MÖ üçüncü binyılda, Şehna adlı bir kentti ve Akad İmparatorluğu döneminde, Akad'ın kuzeydeki yönetim merkezlerinden biri oldu. Daha sonra, MÖ on sekizinci yüzyılda, Asur kralı Şamşi-Adad I, burayı başkent yaptı ve kentin adını "Şubat-Enlil", yani "Enlil'in meskeni" olarak değiştirdi.

Şamşi-Adad dönemine ait sarayda ve diğer yapılarda, yüzlerce tablet bulundu. Bu tabletler, Jesper Eidem ve başkaları tarafından yayımlandı ve dönemin diplomatik ilişkilerine dair önemli bilgiler sundu: krallar arasındaki mektuplar, antlaşmalar ve idari belgeler.

Terk edilme

Weiss'in kazılarındaki en çarpıcı bulgu, Akad döneminin sonunda, yaklaşık MÖ 2200 civarında, Leilan'ın aniden terk edilmesiydi. Kentin büyük bir bölümü, yaklaşık üç yüz yıl boyunca boş kaldı. Bu dönemde, terk edilen binaların üzerinde, rüzgârla taşınmış ince toz katmanları oluştu.

Weiss, bu toz katmanlarını, solucan deliklerinin yokluğunu ve diğer jeolojik işaretleri, şiddetli bir kuraklığın kanıtı olarak yorumladı. Ona göre, MÖ 2200 civarında, bölgede, yağışlar aniden azaldı; tarımın yağmura bağlı olduğu Habur ovasında, bu, tarlaların kuruması ve insanların göç etmesi anlamına geliyordu.

1993'te, Weiss ve meslektaşları, Science dergisinde, "The Genesis and Collapse of Third Millennium North Mesopotamian Civilization" başlıklı bir makale yayımladı. Bu makale, Akad İmparatorluğu'nun çöküşünün, ani bir iklim değişikliğine bağlı olabileceğini öne sürdü. Makale, büyük ilgi gördü ve iklim ile uygarlıklar arasındaki ilişkiye dair tartışmaları başlattı.

4.2 bin yıl olayı

Weiss'in önerisi, sonraki yıllarda, dünyanın farklı yerlerinden gelen iklim verileriyle desteklendi. Göl çökelleri, mağara sarkıtları, okyanus tabanı tortuları ve buzul çekirdekleri, yaklaşık 4200 yıl önce, kuzey yarımkürenin pek çok bölgesinde kuraklık yaşandığını gösterdi.

Bu iklim olayı, "4.2 bin yıl olayı" (4.2 kiloyear event) olarak adlandırıldı. Aynı dönemde, Mısır'da Eski Krallık çöktü ve Birinci Ara Dönem başladı; İndus Vadisi'nde Harappa uygarlığı zayıflamaya başladı; Çin'de bazı Neolitik kültürler dönüşüm geçirdi. Bazı araştırmacılar, bu olayların hepsinin aynı iklim değişikliğiyle ilişkili olduğunu öne sürdü.

2018'de, Uluslararası Stratigrafi Komisyonu, Holosen dönemini üç alt evreye ayırdı. Bunların sonuncusu, "Meghalaya Çağı", yaklaşık 4250 yıl önce, yani 4.2 bin yıl olayıyla başlıyor. Bu çağın adı, Hindistan'ın Meghalaya eyaletindeki Mawmluh Mağarası'ndan geliyor; buradaki bir sarkıt, kuraklığın izlerini kaydetmişti. Yani Tell Leilan'da başlayan bir tartışma, jeolojik zaman ölçeğinin resmi bir parçası haline geldi.

Eleştiriler

Weiss'in modeli, güçlü bir etki yarattı; ama aynı zamanda eleştirildi. Bazı araştırmacılar, Habur ovasındaki tüm yerleşimlerin terk edilmediğini belirtti. Örneğin Tell Brak ve Tell Mozan (antik Urkeş), bu dönemde de yaşamaya devam etti; nüfusları azalmış olsa da, tamamen boşalmadılar.

Başka araştırmacılar, Leilan'daki toz katmanlarının, kuraklıktan değil, terk edilmiş bir kentin doğal olarak bozulmasından kaynaklanabileceğini öne sürdü. Ayrıca bazıları, Akad'ın çöküşünün, iklimden çok, siyasi ve askeri nedenlere bağlı olduğunu savundu: iç isyanlar, dış saldırılar ve yönetim krizleri.

Bugün, pek çok araştırmacı, 4.2 bin yıl olayının gerçek olduğunu kabul ediyor; ama onun etkisinin, her yerde aynı olmadığını ve toplumların farklı biçimlerde tepki verdiğini vurguluyor. Kuraklık, bir imparatorluğu doğrudan yıkmamış olabilir; ama zaten kırılgan olan bir sistemi, kritik bir noktaya itmiş olabilir.

Agade'nin Laneti

"Agade'nin Laneti", Ur III dönemine, yani Akad'ın çöküşünden yaklaşık bir asır sonrasına tarihlenen bir Sümer edebi metni. Bu metin, Akad'ın yükselişini ve çöküşünü, Enlil'in gazabıyla açıklıyor.

Metne göre, Naram-Sin, Enlil'den bir alamet beklerken sabırsızlanır ve Nippur'daki Ekur tapınağını yıkar. Enlil, öfkelenir ve dağlardan Gutileri gönderir. Metin, kuraklığı ve kıtlığı ayrıntılı bir dille anlatır: "Büyük tarlalar tahıl vermedi, sular altında kalan tarlalar balık vermedi, sulanan bahçeler bal ve şarap vermedi." Sonunda, tanrılar Akad'ı lanetler ve kent bir daha yeniden kurulmaz.

Bu metin, tarihsel bir belge değil. Naram-Sin'in Ekur'u yıktığına dair başka bir kanıt yok; aksine, onun Ekur'u onardığını gösteren yazıtlar var. Metin, büyük olasılıkla, Ur III döneminin siyasi ve dinsel bakış açısını yansıtıyor: Nippur'a ve Enlil'e saygı göstermeyen bir kral, cezalandırılır.

Ama metnin kuraklık tasvirleri, Weiss'in bulgularıyla dikkat çekici bir uyum içinde. Belki de katipler, gerçek bir iklim felaketinin hatırasını, tanrısal bir gazap hikâyesiyle anlattı.

Tanrılar arasındaki ilişki: Enlil'in gazabı

"Agade'nin Laneti", Enlil'in Mezopotamya dinindeki rolünü çok açık gösteriyor. Enlil, krallığı verir ve geri alır. Akad'a krallığı veren de odur, Akad'dan krallığı alan da.

Ancak metinde, yalnızca Enlil değil, diğer tanrılar da harekete geçer. İnanna, Akad'daki tapınağını terk eder; Enki, kentin bilgeliğini geri alır; Utu, kentin kehanetlerini, An ise kentin yüceliğini götürür. Sonunda, sekiz büyük tanrı, birlikte, Akad'a lanet okur.

Bu sahne, tanrılar meclisinin ortak bir karar alması gibi. Enlil'in gazabı, tek başına değil, diğer tanrıların katılımıyla tamamlanıyor. Tanrılar, bir kentin kaderini birlikte belirliyor.

Leilan'ın sonraki adı, Şubat-Enlil, yani "Enlil'in meskeni", bu bağlamda ilginç bir ironi taşıyor. Akad'ın çöküşünden yaklaşık dört yüz yıl sonra, Enlil'in gazabıyla terk edildiği söylenen bölgede, yeni bir kent, Enlil'in adıyla yeniden kuruldu.

Göç eden insanlar

Kuraklığın bir başka olası sonucu, göçtü. Habur ovasını terk eden insanlar nereye gitti? Bazı araştırmacılar, onların güneye, Dicle ve Fırat'ın sulama imkânı sunduğu topraklara indiğini düşünüyor. Ur III dönemi kayıtlarında, kuzeyden gelen "Amurrular", yani Amoritler, sık sık anılıyor. Ur III kralları, bu göçmenleri durdurmak için, ülkenin kuzeyine uzun bir sur bile inşa etti.

Bu göçler, Mezopotamya'nın etnik ve siyasi haritasını değiştirdi. Birkaç yüzyıl sonra, Babil'in Hammurabi'si de dahil olmak üzere, pek çok Mezopotamya kralı, Amorit kökenliydi. Yani kuzeydeki bir kuraklık, güneyin tarihini de dolaylı olarak şekillendirmiş olabilir.

Akademik okuma

Akademik çevrelerde, Tell Leilan ve 4.2 bin yıl olayı, iklim ile toplum arasındaki ilişkiyi tartışmak için klasik bir örnek haline geldi. Bu tartışma, bugünkü iklim krizini anlamaya çalışan araştırmacılar için de önem taşıyor.

Bazı akademisyenler, "iklim determinizmi" olarak adlandırılan yaklaşıma, yani toplumsal değişimleri doğrudan iklime bağlayan yoruma, şüpheyle yaklaşıyor. Onlara göre, toplumlar, iklim değişikliklerine uyum sağlama kapasitesine sahiptir ve çöküşler, genellikle birden fazla nedenin bir araya gelmesiyle olur.

Sitchin'in okuması

Sitchin, Akad'ın çöküşünü, Anunnaki arasındaki bir çatışmanın sonucu olarak yorumladı. Ona göre, MÖ 2024'te, Anunnaki, Sina Yarımadası'ndaki uzay limanını ve Sodom ile Gomorra'yı nükleer silahlarla yok etti ve oluşan radyoaktif bulut, Sümer'e ulaşarak uygarlığı çökertti. Sitchin, bu olayı, "Ur'un Yıkımı İçin Ağıt"ta anlatılan "kötü rüzgâr" ile ilişkilendirdi.

Sitchin'in bu yorumu, Akad'ın çöküşüyle değil, Ur III'ün çöküşüyle ilgili; ama bazı takipçileri, 4.2 bin yıl olayını da bu anlatıya bağlamaya çalışıyor. Akademik okumada, Ur III'ün çöküşü, Elam saldırısı ve iç sorunlarla; Akad'ın çöküşü ise, siyasi krizler ve olası iklim etkileriyle açıklanıyor.

Forumlarda

Forumlarda Tell Leilan, iklim değişikliği tartışmalarında sık sık anılıyor. Bazı kullanıcılar, Akad'ın çöküşünü, bugünkü dünya için bir uyarı olarak görüyor. Diğerleri ise, 4.2 bin yıl olayının, insan kaynaklı değil, doğal bir iklim değişikliği olduğunu ve bugünkü durumla doğrudan karşılaştırılamayacağını belirtiyor.

SohbeX teorisi

Spekülasyon olarak okuyun. Bence "Agade'nin Laneti", bir felaketin nasıl anlam kazandığının hikâyesi. Kuraklık, kıtlık ve göç, insanlar için anlaşılmaz ve korkunç olaylardı. Katipler, bu olayları, bir kralın tanrılara karşı saygısızlığıyla açıklayarak, onlara bir neden ve bir ders kazandırdı.

Belki de bugün biz de benzer bir şey yapıyoruz: iklim değişikliğini, kendi davranışlarımızın sonucu olarak anlatıyoruz. Fark şu ki, bu kez anlatı, bilimsel verilere dayanıyor.

Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.

Size soru

Sizce bir uygarlık, iklim değişikliği yüzünden çökebilir mi? "Agade'nin Laneti"ndeki kuraklık tasvirleri, size gerçek bir olayın hatırası gibi mi geliyor? Yorumlarda yazın.

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap